|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
 YAZARLAR

Melda Bekcan m.bekcan@aksiyon.com.tr
Hira Mağarası’nda büyük şaşkınlık yaşadım…
Sayı: 1024 / Tarih : 10-09-2012
Belki bu başlığı okuduğunuzda siz de şaşırdınız ama ne yalan söyleyeyim, Hira Mağarası’nı gördüğüm anda hissettiğim duyguyu tanımlayan kelime aynen bu!

Aksiyon Etkileşim Kutusu
Bookmark & Paylaş
Video Foto Ses
Yazdır Arkadaşıma Gönder
Yorum yazın
Yorumları Oku

İtiraf etmesi zor olsa da…

Yüksek dozda şaşkınlık ardından gelen eser miktarda sersemlik!

Oysa neler neler beklemiştim, beynime onlarca hayal sahnesi yerleştirmiştim.

Binlerce kilometre öteden, İstanbul’dan yola çıkarken Nur Dağı’nın en tepesindeki Hira Mağarası’na ulaşmayı kesinkes kafaya koymuştum.

Lakin…

Kutsal toprakları ziyaret etmemize vesile olan tur, programları kapsamında Hira Mağarası’na tırmanışın bulunmadığını söylediğinde burkuldum, kanım çekildi, canlı bir gül emsali kurudum.

Çaresizdim! Tek başıma taa oralara kadar gidemezdim.

Kolay değildi! Öyle herkesin alıp başını gidebileceği bir yer değildi, Nur Dağı’nın civarı.

Gelin görün ki duaların kabul edildiği kutsal topraklarda yüzüm fazla asık kalmadan çözüm bulundu, tabii ki!

Yetkili kişiden, grup hâlinde taksi tutularak da aynı bölgeye varılabileceğini öğrendiğim anda, yaşadığım hüsran büyük bir mutluluğa dönüştü.

Derhal kalabalık bir topluluk oluşturduk.

Fazla vakit kaybetmemeliydik, ertesi sabah gün ağarır ağarmaz yola çıkmak üzere karar verdik.

***

O sabah enerji içeceği kadar enerji yüklü biçimde yataktan kalktım ve Nur Dağı’na tırmanmak üzere hazırlıklar yaptım.

Zannettiğimden de kısa ve kolay gerçekleşti, ulaşım.

Dikkatimi çeken en önemli unsur, kocaman levhalara yazılı ‘Taş almayın’ uyarılarıydı.

Sonradan öğrendim ki Suudi Devleti, batıl inanışları önlemek amacıyla bölgeden taş toplanmaması hususunda son derece hassasmış. Almış oldukları önlemi, hepimiz haklı bulduk.

Vee nihayet dağın yamaçlarını tırmanmaya başladık…

Ahh!!  O da ne? Önümden bir maymun geçti! Yoksa hayal miydi?

Yoo kurgu değil, gerçekti!

Ne yalan söyleyeyim, Nur Dağı’nda görmeyi en son beklediğim canlılar maymunlardı ve dağın her yanında maymunlar vardı.

Sonradan öğrendik ki bunlar Bangladeşliler tarafından çantaları çalıp hırsızlık yapmaları için yetiştirilmişler!

‘Aman haa!! Kendinizi koruyun’ dediler.

Neyse… Moralimiz bozulsa da yılmadık, tırmanmaya devam ettik.

Off! Gerçekten zorlu bir tırmanıştı, aklıma şu soru takıldı ‘Aramızdaki delikanlılar bile zorlanıyorsa eğer, Hz. Hatice, Peygamber Efendimiz’e (sav) her gün nasıl yemek taşıdı?’

Dedim ya sıra dışı bir yolculuktu benim için…

Ama bitmedi! En büyük şaşkınlığımı ‘İşte Hira Mağarası burası’ işaretiyle yaşadım.

Hira Mağarası, topu topu iki kayadan oluşuyordu!

‘Nasıl yani? 70 bin kanatlı meleğin buraya geleceğini hiç ummazdım’ diye hayıflanırken, hayatta en büyük hatamın ne olduğunu anladım.

Maalesef hep görüntüye aldanmışım! Zihnimin bana hazırladığı tuzaklarda tereyağından kıl çeker gibi avlanmışım.

Başımı Nur Dağı’ndaki her bir kayaya vurasım geldi zira o güne değin kim bilir kaç tane Hira Mağarası kadar değer taşıyan olguyu, küçümsedim, beğenmedim.

Hira Mağarası, sade görünümüne tezat taşıdığı önemle bana çok büyük bir ders verdi...

10.09.2012