|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
 YAZARLAR

Selim Savaş Genç [email protected]
Suriyelileri hafife alan İran, PKK’yı niçin kutsuyor?
Sayı: 1037 / Tarih : 27-08-2012
Suriye’de hata üstüne hata yapan ve girdiği girdaptan çıkma şansı olmayan İran, her hafta farklı bir gerekçe ve sertleşen üslubu ile Türkiye’yi tehdit etmeye devam ediyor. İran, Suriye sendromu ile başta Ankara olmak üzere tüm Ortadoğu’ya gerçek yüzünü gösterdi. İran’ın tehditleri, Tahran rejiminin içine düştüğü açmazların izdüşümü kadar büyük.

Aksiyon Etkileşim Kutusu
Bookmark & Paylaş
Video Foto Ses
Yazdır Arkadaşıma Gönder
Yorum yazın
Yorumları Oku

Türkiye, amansızca İran’ın nükleer enerji programına destek verirken‚ “İran’ın nükleer silah edinmesinden endişe duymuyor musunuz?” sorusuna muhatap oluyor ve kısmen umursamaz tavır takınıyordu. Aynı soru bugün Ankara’ya sorulsa, acaba hangi cevabı verir?

Türkiye’yi can havliyle iç savaş sopası göstererek tehdit eden İran’ın göremediği gerçek; bizim Kürtlerle sözde değil, özde kardeş olduğumuz gerçeğidir. Tüm çabalarına rağmen bugün PKK, Kürtleri Türkiye’ye karşı kitlesel olarak halk savaşına sevk edemiyor ve genel seçimler sonrasında Tahran sokaklarına dökülen muhalifler gibi isyan ettiremiyorsa İran’ın oturup yaptığı yanlış hesabı bir kere daha gözden geçirmesi gerekiyor. İran dâhil herhangi bir ülke PKK ile işbirliğine girip rahatlıkla kan döküp Türkiye’nin canını yakabilir. Askerî ve sivil hedeflere yönelik saldırılarla zayiat verdirebilir; ama PKK kartı ile bu ülkede ‘Kürt baharı’ oluşturulamaz.

PKK’nın gerçekleştirdiği eylemleri Suriye’den bağımsız olarak okumaya çalışmak hata olsa da eylemleri sadece Suriye üzerinde koşullanmış İran, Rusya ve Esed yönetiminin hesaplarına bağlamak da bizleri yanıltabilir. Suriye’de Kürtler adına oluşan yeni durumu değerlendirmek isteyen terör örgütü, Türkiye’de eylemlerini artırarak Afrin, Kobani ve diğer şehirlerde Esed sonrası kurulması muhtemel Kürt bölgesinde hareket alanını garanti altına almaya çalışıyor.

Türkiye sınırları içinde Arap Baharı’ndan mülhem bir Kürt baharı ve halk ayaklanması planlayan lakin netice alamayan PKK aslında gerçekleştirdiği her kanlı eyleminde bir kere daha yeniliyor. Türkiye’de yaşayan Kürtler, PKK’nın tüm çağrılarına rağmen silaha sarılıp halk isyanına kalkışmıyorsa, sokaklara dökülüp ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmiyorsa birlikte yaşama adına elimizden geleni ardımıza koymamamız gerekiyor. Ters bir mantıkla düşünecek olursak, Kürtler aslında kanlı çağrılara kulak tıkayarak PKK’ya isyan ediyor. Lakin bizler bardağın dolu kısmını ortalığa atılan sis bombaları yüzünden göremiyoruz.

Suriye ateşinin yayıldığı bir diğer komşu ülke ise Lübnan. Lübnan’da muhalifleri destekleyen Sünniler ile Esed yönetimine destek veren Aleviler arasında çatışmalar başladı. Suriye’de mevcut durum devam ettiği sürece bölge ülkelerinde tansiyon düşmeyecek. 1975-90 yılları arasında bitip tükenmek bilmeyen bir iç savaşa sahne olan ülkenin tekrar aynı eksende karışması büyük talihsizlik olur. Şii Hizbulah’ı kullanarak Lübnan’ı da karıştırma opsiyonunu elinde bulunduran Tahran, pimi çekilmiş bir Ortadoğu bombası görünümü sergiliyor. Bilgesam’ın yaptığı bir kamuoyu araştırmasının neticesi benzer polarizasyonun Türkiye’de de mevcut olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de yaşayan Alevilerin de geniş kesimi Ankara’nın Suriyeli muhaliflere yardım etmesine karşı.

Ortadoğu Suriye sorunu ile kaynarken, Batılı ülkeler hiç risk almadan bekle-gör politikası izlemeye devam ediyor. Suriye’ye müdahale edip özgürlük mücadelesi veren insanlara destek vermelerini beklemediğim ABD ve AB ülkelerinin Afrin ve Kobani’de tek bir Suriyeli sığınmacıyı misafir etmemelerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor? Türkiye, 75 bin mülteciye kapılarını açarken, toplamda 75 Suriyeliyi kabul etmeyen AB ülkeleri kime hangi insan haklarından bahsedecek? Çatışma bölgesine uzak olduğu için Suriyelileri almayan Batılı ülkelerin, büyük kitlelere sınırlarını açan Lübnan ve Türkiye’ye mültecilere iletilmek üzere yardım bile yapmaması affedilir gibi değil.

Gelinen noktada Suriye sorununun özeti şudur. Rusya ve İran ama özellikle de İran, Esed yönetimine destek vermek için en büyük riskleri göze alıp dünyaya meydan okuyor. Uluslararası arena da farklı gerekçelerden dolayı bu ikiliye bugüne kadar karşı koymadı. Uluslararası kamuoyunun pasifliğini iyi hesap eden Esed ve koalisyonu, özgürlük için ölümü göze alan ve direnen Suriye halkını fazlasıyla hafife aldı. Her şeye rağmen direnen özgür Suriyeliler, Rusya’yı da, İran’ı da, Esed kolonisini de yenecek. Özgür Suriyelileri hafife alan aklın, PKK’dan bu kadar büyük beklenti içine girmesi çok normal.

27.08.2012