|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
 YAZARLAR

Ahmet Turan Alkan a.alkan@aksiyon.com.tr
Umreye niçin gidilir?
Sayı: 1024 / Tarih : 16-07-2012
Durup dururken namaza kalkmak bir eylemdir. Vakti gelmiştir, Rabbin çağrısına uymalı ve Huzura durmalısınız. “İşte geldim Rabbim” deme eylemidir namaz. Namaza kalkınca, ahdi yeniler, niyetlerinizi tazeler,  içinizdeki kıbleyi toparlamış olursunuz.

Aksiyon Etkileşim Kutusu
Bookmark & Paylaş
Video Foto Ses
Yazdır Arkadaşıma Gönder
Yorum yazın
Yorumları Oku

Namaz için camiye gitmek artı bir eylemdir. Hem Rabbin huzuruna durmak vardır camiye gidişte, hem sizin büyük bir camianın parçası olduğunuzu bilmek vardır, hem de o büyük camia ile bütünleşme iradesi vardır. Camiye gidiş artı bir irade diriliğidir. Müslüman oluşun artı bir pekişmesidir. Onun için Allah Rasulü, sürüne sürüne de olsa camiye gitmeyi tavsiye eder.

Ve Hac. Ve umre.

Orada Kâbe vardır, kıblenin bizatihi kendisi vardır.

Orada tavaf vardır.

Orada Hazreti Peygamber’in kutlu hatıraları vardır.

Orada ihram vardır. Dünyadan sıyrılış provası ve mahşer iklimini hayata taşıma iradesi vardır.

Orada Arafat vardır. Vakfede bütün bir ömrün hesabını verircesine Mahkeme-i Kübra”nın,  büyük muhakemenin provası vardır.

Orada Kur’an’ın nüzulüne tanıklık eden hatıralar vardır. Dolu dolu Kur’an vardır.

Tabii ki orada bütün haşmetiyle namaz da vardır.

Orada ümmet vardır. Yalnız değilsin, dünyanın her yerinde sen varsın, vardır. Sen insansın, rengin, dilin, ırkın, yaşın, statün ne olursa olsun insansın sen, orada insanlaşma vardır.

İşte bütün bunları bulma iradesi vardır hac ya da umrede...

Bütün bunlar, Müslümanın yürek dokusunu tahkim eden birimlerdir.

O iradeyi kuşanıp yola düşenler, Medine’de Rasulullah’ın yanına sokulur, O’nunla 14 asrın ardından bir kalbi irtibat - bileşim sağlar. Rasulullah sevgisinde bir “sağlama” yapar yani. Ravza’da, “Yeşil halılar” üzerinde cennete gider gelir, içinde bir cennet tutkusu oluşturur. Medine’de hasretleri yeniler. Rasulullah’a yönelik hasret hep yenilenmelidir çünkü. Uhud’u yaşamak, Mus’ab bin Umeyr’i, Hazreti Hamza’yı yaşamak, Bedir’i, Hendek’i, Huneyni, Tebük’ü yaşamak... Hicret’i yaşamak... Yani İslam’ın doğuş yıllarında gezinen bir Müslüman olmak... Yani “Sen nevzuhur birisi değilsin” idrakine ulaşmak.... Elhasıl, Rasulullah’ın elini tutmaya çalışmaktır Medine.

Mekke... Kabe’dir. Allah’ın evidir. Bütün dünyadaki Müslümanların yürek odağıdır. Beş vakit irtibatını tazelediği odaktır.

Mekke, İslam’ın ilk tebliğ mekanıdır. Çiledir onun için. Müslümanlığını ilan etmenin her türlü zulmü, aşağılanmayı, ezilmeyi, süründürülmeyi, boykotu göze almak demek olduğunu bilmenin yeridir Mekke.

Mekke, Allah Elçisi’nin panayırlarda dolaşıp “Lailahe illallah deyin kurtulun” diye seslendiği bir yerdir. Arkasından amcası geldiği ve “Bu benim yeğenimdir, aklını kaçırdı, siz ona inanmayın” diye seslendiği hâlde... Bugün sadece “La ilahe illallah - Allah’tan  başka ilah yoktur” demenin nasıl bir iradeyi göze almak anlamına geldiğinin öğrenildiği yerdir Mekke. Ama gerçekten “Lailahe illallah” demenin...

Mekke’de Kur’an okumanın Abdullhah bin Mes’ud gibi Kâbe’de öldüresiye dövülmek pahasına olduğunu bilirseniz, bugün Kur’an okumanın anlamı başka düşer kalbe...

Namaz bir farkındalık hâlidir.

Camiye gitmek bir artı farkındalık hâlidir.

Ve hac... umre. Daha derin bir farkındalık hâlini kuşanma eylemidir.

İtiraf  edelim ki, neredeyse bütün dünyada İslam’ın inşa ettiği bir iklimi teneffüs etmekten mahrumuz. Namazı söke söke alıyoruz hayatın içinden, cami tutkusunu çok daha zorlukla söke söke alıyoruz.

Oysa Müslümanız. Yüreklerdeki İslam  insicamı yara alıyor.

İtiraf edelim zaman zaman unutuyoruz dünyada neden var olduğumuzu.

Rabbimizle alakamızı unutuyoruz.

İslam’la ilişkimiz rutine biniyor, dolayısıyla başka aciliyetler o ilişkiyi hep geriye, hep geriye düşürüyor.

Evlerde Rasulullah’la buluşmayalı, konuşmayalı kaç zaman oldu.

Çocuklarınızla birlikte Kur’an sohbeti yapmayalı kaç zaman oldu?

Arkadaş sen Kabe’ye gitmelisin.

Onun karşısına oturmalısın. Etrafında dönmelisin.

Arkadaş sen Kur’an’a gömülmelisin.

Arkadaş sen Rasulullah’la buluşmanın yollarını aramalısın.

Arkadaş sen namazı yeniden bulmalısın.

Arkadaş sen, yüreğine yeniden bakmalısın.

Kalb bakım ister, her namaz bir bakımdır, her tavaf bir bakımdır, Rasulululah’la, Kur’an’la irtibat devamlı bir bakımdır.

Umre Müslümanlığımız adına bir dirilik eylemidir.

16.07.2012