|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
Gönlümce 20 Şubat 2012, Pazartesi 0 0 0 0
Ahmet Taşgetiren
a.tasgetiren@aksiyon.com.tr

KCK ve provokatörler

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, KCK-MİT tartışmaları sürerken ilginç bir çıkış yapıyor. Şunu söylüyor:

“Hükümet, BDP’ye karşı Ergenekon yöntemini izledi. Cizre’de yurdun yakılması, İstanbul’da Serap’ın öldüğü halk otobüsünün yakılması doğrudan ve dolaylı bizimle ilgili değil. Provokatif bazı eylemler yapılmış olabilir.”

“Yüzü kapalı bazı kişiler eylemler yapıyor, arkasından AKP yanlısı internet siteleri, medyalar hızlı bir şekilde görüntüler geçiyordu. Çok organize olduğu belliydi. O zamanlar da biliyorduk bunlar provokatif şeyler ama bizim çok tespit etme şansımız yoktu.”

Provokatörler...

KCK içindeki MİT ajanları...

Konu kamuoyunda, genelde “KCK içinde yer alıp da MİT’ten suça iştirak edenler” boyutu ile tartışılmıştı.

Ancak konunun bir de KCK’yı kutsayan çevre açısından ele alınacak boyutu vardı.

Ona, saygın Kürt aydını Orhan Miroğlu, Taraf’taki yazısında işaret etmişti.

Miroğlu şunları yazmıştı:

“KCK denen yapılanmada, kimin MİT’çi, kimin KCK’lı olduğunun belirsiz hale gelmesi, Kürt siyasetini ve siyasetçilerini hiç mi rahatsız etmiyor? ... KCK ve MİT arasındaki bu tuhaf ortaklık, bu iç içe geçmişlik nasıl izah edilecek?”

Orhan Miroğlu sorgulamaya şöyle devam etmişti:

“Tüzük ve programına bakılırsa, yargısı, yasaması ve icrasıyla, savaşa ve barışa karar verecek olan örgüt KCK’dır. KCK’nın meclisidir. Devletin istihbarat örgütlerinin içine bu kadar derin nüfuz ettiği bir örgüt, Kürt halkına nasıl öncülük edecek de yargı, yasama ve icra yapacak, demokratik özerklik kuracak?”

“Kendi ayağına kurşun sıkmanın böylesi az bulunur.”

Selahattin Demirtaş, “yüzü kapalı bazı kişiler”den söz ediyor.

Belediye otobüsünde Serap’ın yakılarak öldürülmesinin de, Cizre’de yurdun yakılmasının da provokasyon olabileceğini söylüyor.

Ne denir?

Uyan da balığa gidelim!

Acaba Demirtaş sokak eylemlerine bakmaz mı, orada tırnak içinde “çocuk”ların yüzleri poşulanmış bir hâlde nasıl molotof attıklarını görmez mi ve zaman zaman onların arasında “BDP milletvekili” denen zatların boy gösterdiğine bakmaz mı?

Acaba herhangi bir sokak eyleminde, kimin provokatör, kimin “gerçek militan” olduğuna dair bir turnusol sistemi devreye sokmuş mudur?

Ya da savcılık “Bazı MİT’çiler suç işledi” deyinceye kadar, sokak eylemcilerine “Şunları şunları yapmayın, aranıza provokatör katılabilir dikkat edin, yasaları çiğnemeyin” gibi bir uyarı yayınlamış mıdır?

Sokakta, elinde taş, öfkeler içinde kıvranan bir BDP milletvekilinden daha net provokatör mü bulunur?

Sokakta polis tokatlayan bir BDP milletvekilinden daha net provokatör mü bulunur?

İkide bir “Kürdistan’ın sınırları çizildi” diyen BDP milletvekilinden daha net provokatör mü bulunur?

Silvan saldırısı provokasyon muydu? Ya Çukurca, Dağlıca?

Afet Güneş, “Şehirleri bombalarla doldurdunuz” diyor Oslo’da... Şehirleri bombalarla doldurmak kimin provokasyonu idi? Doğru, şehirleri bombalarla doldurmaya göz yummak da bir provokasyon değil mi?

Sayın Demirtaş, kabul edin ki çok dramatik durumdasınız. Gerçekte ne KCK’nın ne PKK’nın ne de BDP’nin elle tutulur yanı yok. Yok.

YAZARLAR Yazarın Diğer Yazıları
20 Şubat 2012 KCK ve provokatörler
13 Şubat 2012 Başbakan gibi hissetmek
6 Şubat 2012 Sömürge aydını
30 Ocak 2012 Hangi Türk, hangi Kürt?
23 Ocak 2012 Olan ne?
16 Ocak 2012 “Ah şu Türkler!”
9 Ocak 2012 İran’ı yazmak
2 Ocak 2012 Yılın başında
19 Aralık 2011 Bahar mı, sınav mı?
12 Aralık 2011 Türkiye’ye eleştirel gözle bakılınca...
Yazarın arşivine ulaşmak için tıklayın