İdeolojik terör örgütlerinin beslendiği bataklık, devletin antidemokratik yapısıdır. Devletin bürokratik kanadı da antidemokratik uygulamalarını gerekçelendirmek için korku kültürünü besleyen düşmanlara ihtiyaç duyar. Birbirini doğuran bir kısır döngü hâlinde varlıklarını sürdürürler. Bu düşman kardeşler bazı ortak paydalarda, müşterek faydalarda buluşabiliyor. Devlet cihazının demokratikleşmesi iki cephenin de argümanlarının zayıflaması anlamına geleceğinden, böyle bir ihtimalden acayip tedirgin olurlar. Ortak düşmana karşı mukavele imzalamasalar da bağımsız görünen adımları aynı hedefte buluşmalarına yol açar. 12 Eylül anayasasında önemli gedikler açacak değişiklikler de benzer etkiler oluşturmuş durumda.
Öyle ya, PKK var olmak için Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkenceler ve benzeri uygulamalara muhtaç. Bir gün Diyarbakır işkenceleriyle hesaplaşmanın meşru ve daha ucuz yolu ortaya çıkarsa, dağa giden yol kapanabilir. Canını ve gençliğini ipotek etmeden, hukuk çerçevesinde hak aramanın kapısı açılırsa, aynı maksatla büyük bedeller ödemeye gerek kalmaz. Madalyonun öbür yüzü de doğru. Terör belasından kurtulmanın hukuk ve demokrasi içerisinde çözümü varsa, gariban çocuklarının dağlarda terörist kovalamasına ihtiyaç duyulmaz. Ömrünün baharında fidanlar kara toprağın bağrına düşmezler. Toplum, terör gösterilerek daha az hukuka ve demokrasiye razı edilemez.
Demokrasi, iki tarafı keskin bıçak gibi terör simsarlarına da güvenlik baronlarına da zarar veriyor. Her iki tarafın da hukukun üstünlüğünün ikame edilme ihtimalinden rahatsız olmaları normal. Ve rahatsızlıklarının boyutu, onlar adına tehlikenin, millet adına ise kazancın büyüklüğünü gösteriyor. Anayasa değişikliklerine bu açıdan da bakmak lazım. Teknik ayrıntılardan bihaber olunabilir. Maddelerin ne getirdiği bilinemeyebilir. PKK’nın ve vesayetçi bürokratik oligarşinin paniğine bakarak karar verebiliriz. Onların rahatsızlığı bizim rahatlayacağımızın nişanesi diye değerlendirilebilir.
PKK, anayasa değişikliğine hep karşı çıktı. Sempatizanlarını silahla korkutarak hayır çizgisine çekmeye çalışırken, karşıtlarının ise öfkelerini tahrik ederek aynı sonuca gitmeye uğraştı. Terör uygun bir manivela olarak hem gündemi hem de kitlelerin kararlarını belirleyebiliyor. Ancak bu defa umduklarını bulamadılar. Döktüğü kanı kendi kitlesine izah etmekte zorlandığı gibi, saldırılardaki soru işaretleri de planı akamete uğrattı. Referandum sandığına karşı silahla yapamadığı sabotajı eylemsizlik kararıyla gerçekleştirmek istiyor. Murat Karayılan’ın ‘biz devletle anlaştık’ diye davul çalmasının amacı evet cephesini bölmek. ‘Anayasa paketi terörü azdırdı’ tezi yerini, ‘PKK da evetçi’ yalanına bıraktı. Güneydoğu’da hayır için tehditler savuran örgüt, terörden canı yanmış kitleleri ise bu defa evetçiymiş gibi görünerek öfkelendirmeye çabalıyor. Artık her şeyi sorgulayan ve önüne konulan fotoğrafın arkasını görmeye çalışan halkımız bu oyuna da düşmeyecektir.