|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
Büyülü Fener 09 Ağustos 2010, Pazartesi 0 0 0 0
M. Nedim Hazar
n.hazar@zaman.com.tr

Ciddi Bir Adam: Kadere attığın taş, kendi başını yarar!

Birçok izleyiciye cazip gelmeyebilir; ancak Coenlere aşina olanlar için kaçırılmayacak usta işi bir film duruyor karşımızda.

Joel ve Ethan Coen Kardeşler Amerikan sinemasının şüphesiz en enteresan ikilisi… Henüz ikinci filmleri olan Raising Arizona ile dikkatleri üzerlerine çeken çift, Barton Fink, Fargo, Big Lebowki, No Country For Old Man ve nihayet Burn After Reading ile hep sıra dışı ve ödül toplayan filmlere imza attılar. Gerek filmlerine seçtikleri mekânlar (coğrafi olarak), gerekse karakterler ile klasik Hollywood tiplemelerinin çok dışına çıkmayı hep başardılar. Fargo’daki başarıları sadece öyküye dayalı değildi, seçtikleri karakterlerin her biri özgün ve ilginçti.

İşte bu sıra dışı kardeşler bu kez A Serious Man - Ciddi Bir Adam ile Türk izleyicisinin karşısına çıkıyor. Açıkçası bu kez biraz daha derin, duru ve sıra dışı bir film yapmışlar. Ciddi Bir Adam, Coenlerin diğer birçok filminin geçtiği bir mekânda, Minnesota’da geçiyor. (Kardeşlerin de doğum yeridir burası.)

Sinema literatürü biraz acımasız. Filmleri hemen kategorize edip bizleri yönlendirmeyi pek seviyor. Bu nedenle Ciddi Bir Adam sinema tarihinde yerini ‘kara mizah filmi’ olarak alacak. Ancak ben yönetmenlerimizin mizah yaptığına pek emin değilim. Doğrusu, şimdiye kadar filmlerine seçtikleri sıra dışı; biraz aptal, ziyadesiyle durgun ve geveze karakterlerin bu filmde tam yerli yerine oturduğunu düşünüyorum. Biraz öyküden bahsedeyim isterseniz:

Ortadirek fizik profesörü Larry Gopnik’in hayatı altüst olmuştur: Karısı Judith, onu havalı iş arkadaşı Sy uğruna terk edecektir. İşsiz kardeşi Arthur hâlâ kanepesinde yaşamaktadır. Oğlu esrar almak, kızı da estetik ameliyat için cüzdanından para aşırmaktayken Larry Gopnik daha da dibe vurmamak amacıyla üç farklı hahama danışmaya karar verir. Olayların 1967 yılında cereyan ettiğini hatırlatalım. Filmde bir de giriş sekansı var ki, tam olarak hangi geçmiş yıllarda geçtiğini bilemiyoruz. Açıkçası film ile ilişiğini de birazcık seyirciye bırakıyor yönetmenler.

Filmi izlerken bir yandan bize ve kültürümüze epey yabancı ve geçmişte kalmış hayatlara şahit olurken, diğer yandan insanoğluna dair temel duyguların kültür ve din fark etmeksizin neredeyse aynı olduğunu -bir kez daha- anlıyoruz. Ve sorduğumuz ilk soru şu oluyor: Ciddiyet ile asık surat arasında var mıdır bir fark?

Coen Kardeşler bir diğer Yahudi tüccar sinemacı olan Woody Allen gibi zekânın alt bölgelerine vuruşlarla prim yapmaya çalışmıyor. Yahudi imge, işaret, âdet, muaşeretler, jargon ve terminoloji ile süslenmiş feci hâlde kişisel bir film olmasına rağmen, Ciddi Bir Adam bizi içine çekmeyi başarıyor ve sonunda da -merak etmeyin söylemeyeceğim- öyle kendi başımıza bırakıveriyor.

Filmin şöyle bir sıkıntısı var: Giriş sekansıyla film arasında ilişki kurmaya çabalarken filmin atmosferine kolay kolay adapte olamıyor ve minik bir Yahudi toplumuna amudi bir giriş yapıyoruz. Ancak mekan tasarımı müthiş, giriş epizodu da dâhil.

Film Nazi zulmünden kurtulmuş, yaşadığı travmayı yeni yeni atlatmaya çabalarken birbirine sıkı sıkıya sarılmış bir toplumdaki çatırtıları müthiş aktarıyor. Azınlık psikoloji ile bireyin kendi içinde yaşadığı gel-gitleri sade ve duru bir film diliyle seyirciye ulaştıran Coenler, İhtiyarlara Yer Yok ve -özellikle-Fargo’da denedikleri film dilini zirveye taşıyorlar.

Ciddi Bir Adam belki birçok sinema izleyicisi için cazip gelmeyebilir, hatta çoğu izleyici sıkıcı bulup filmi yarıda da bırakabilir. Ancak Coenlere ve anlattıkları hikâyelere aşina olanlar için kaçırılmayacak usta işi bir film duruyor karşımızda.

 

Ciddi Bir Adam

(A Serious Man)

Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen

Oyuncular: Michael Stuhlbarg,  Richard Kind, Fred Melamed,

Sari Lennick, Aaron Wolff,

Peter Breitmayer

Tür: Dram, Komedi

Süre: 106 dakika

2009, ABD, Fransa, İngiltere

 

 

 

SALT:  Hamili kart ajanımdır!

 

Evelyn Salt (Jolie), görevi, şerefi ve ülkesi üzerine yemin etmiş bir CIA ajanıdır. Ancak bir itirafçının onu Rus ajanı olmakla suçlamasıyla bağlılığı test edilecektir. Salt sahip olduğu tüm gizli görev tecrübesini kullanarak kendini temize çıkarmak amacıyla kaçar. Salt’ın masum olduğunu kanıtlamak için gösterdiği tüm çaba, hakkındaki şüpheleri artıracak ve geriye yanıtlanması gereken bir tek soru bırakacaktır: “Salt kimdir?” Esasen sinemalara ‘Sahtekâr’ adıyla gelmesi beklenen bu film için başlarda Tom Cruise düşünülmüş. Ancak yapımcılar son anda radikal bir değişikliğe giderek filmdeki başkarakteri kadın yapıp Angelina Jolie ile anlaşmışlar. Ve filmde Cruise için yazılan aksiyon sahnelerine de dokunmamışlar. Açıkçası Jolie de bu sahnelerin üstesinden geliyor ancak, filmin ana teması da aksiyona kurban ediliyor!

 

VAHŞET SAPAĞI:  Sizi filme aldık!

 

Uluslararası platformlarda kısa filmleriyle tanınan Norveçli yönetmen Severin Eskeland’ın ilk uzun metraj filmi Vahşet Sapağı, postmodern bir korku hikâyesi: Norveç’e geri dönen Lina ve Martin’in arabayla seyahat ettiği yolun önü kesilmiştir. Polis, onlara İsveç ormanındaki kestirme bir yola sapmalarını söyler. Ancak peşi sıra yaşadıkları olaylar onları karanlık koruluklarda çaresiz bırakır, üstelik olanların hiçbiri tesadüfî gözükmemektedir. Lina ve Martin, kesintisiz bir şekilde gizli kamerayla görüntülendiklerinin ve internette canlı yayınlanan bir snuff filmde başrolü oynadıklarının farkında değildir. Karanlıklar içinde geçen ve ha bire korku efektleriyle seyirciyi irkiltmeyi marifet sayan nevzuhur korku filmlerine yeni bir şey katmayan Korku Sapağı, ısrarla bu tür film kovalayan seyircilerden başka kimsenin ilgisini çekmez sanırım.