|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
Sınır Dışı 09 Ağustos 2010, Pazartesi 0 0 0 0
Selim Savaş Genç
s.genc@aksiyon.com.tr

Aynaya bak, ordumuzu düzelt!

Askerî karakollardaki aynada enteresan bir uyarı vardır. Kıyafetini düzelt… Komutanın karşısına çıkarkenderli toplu ol. İmkânım olsa, toplum huzuruna çıkacak yeni komuta kademesinin üniformalarını kontrol edecekleri aynaya şunu yazardım: Ordumuzu düzelt...

Çok tartışılan YAŞ kararları sonrasında TSK’nın yeni komuta kadrosu göreve hazırlanıyor. Aylar önce askerin terfi sürecini yakından takip eden ve askerlerin pek sevdiği bir gazeteci dostuma “YAŞ’ta sürpriz yaşanır mı?” sorusunu yönelttiğimde, kendinden gayet emin bir tavırla “Sürpriz yok. Teamüllere göre yola devam.” yanıtını vermişti. Ve ben sormadan eklemişti: “Lakin yeni komuta kademesinin nasıl bir tavır sergileyeceğini soracak olursan, onu ortaya çıkacak ses kasetleri belirleyecektir…”

Komuta kademesinde beklenenin çok ötesinde değişiklikler yapıldı. TSK’da taşlar yerinden oynadı. Sivil irade bundan sonra TSK ile sürdürdüğü ilişkinin teamüllerden ziyade daha çok hukuk ve demokrasi zemininde yol alacağını gösterdi. Türkiye ortaya çıkacak ses kayıtlarına göre sivil-asker ilişkisini belirleyemeyecek kadar büyük ve önemli bir ülkedir. Kapalı kapılar ardında darbe planları yapıp muhtıralarla sivilleri hizaya çekmeye çalışan bir ordu fotoğrafı 21. asır Türkiye’sine hiç mi hiç yakışmamaktadır. Çevresindeki ülkelere demokratik bir model olmaya çalışan Ankara, kısır çekişmelerle daha ne kadar patinaja zorlanabilir?

Başbuğ döneminde TSK’nın hiç olmadığı kadar yıprandığını ifade edenler yanılıyor. Başbuğ döneminde TSK, sahip olduğu başta korku algısı olmak üzere sistem içinde yazılı olmayan tüm imtiyazlarını kaybetti. Şimdi oturup burada Başbuğ’un yaptığı hataları sıralamayacağım. Özet geçecek olsak bile bu makalenin hacmi buna yetmez. Sadece yoldaş medyanın olduğu günlerden kalan alışkanlıklarla hareket edip attıkları her adımda övgüye boğulanlar ve bakışlarından bile manalar çıkartılıp gereksiz yere efsaneleştirilenler farklı bir zeminde ezber reflekslerle hareket edince yol ortasında kalakaldılar. Ortaya çıkan somut deliller toplumun kafasındaki ‘ordu’ imajını ciddi şekilde sarstı. PKK sorunu bile Başbuğ döneminde ağırlıklı olarak askerî bir başarısızlık zaviyesinden değerlendirilmeye başladı. Heron’lardan evlatlarımızın katliamı seyredildi haberlerine Genelkurmay’dan yanıt bile gelmedi. En nihayetinde YAŞ kararlarının tartışıldığı saatlerde şehit yakınları Genelkurmay kapısında hesap sormak için seslerini yükseltmeye başladılar… Bu süreç daha ne kadar devam edebilir?

Önümüzdeki süreçte Batılılaşma ivmesini AB ile perçinlemesi beklenen Türkiye, yavaş yavaş TSK’nın yazılı olan ve gelişmiş hiçbir modern demokratik ülkenin ordusunda bulunmayan imtiyazlarını da tartışmaya açacaktır. Denetlenebilir ve eğitim sistemi gözden geçirilmiş bir ordu ister istemez Türkiye’nin önemli bir gündem maddesi olacaktır. Bu süreç daha güçlü, iç çekişmeleri ile vakit kaybetmek istemeyen ve daha başarılı bir orduya sahip olmak arzusunda olan Türkiye’nin olmazsa olmazıdır.

Yeni Genelkurmay Başkanı bu kaçınılmaz gerçeği görüp TSK’da çok ciddi bir reform sürecini kendi elleri ile başlatırsa adı Türk tarihine altın harflerle yazılır. Bugüne kadar devir teslim törenlerinde sivillere hadlerini bildirmek için birbirleri ile yarışan kuvvet komutanları, 30 Ağustos’ta vuku bulacak törenlerde daha güçlü, itibarlı ve her şeyden önemlisi askerlikten başka hiçbir şey düşünmeyen bir ordu için ağız birliği ederek reform talebinde bulunsalar ve tüm Türkiye’yi şaşırtsalar…

TSK içindeki sorunları en iyi siz bilirsiniz. Bizler sadece, belki de hayatlarını riske ederek birtakım somut delilleri dışarıya sızdıran askerlere ve sonuç alınamayan kronik sorunların gidişatına bakarak yorumlar yapabiliyoruz. Bunlar bile artık mevcut halının altına yeni bir şeylerin süpürülemeyeceğini göstermeye yetecek mahiyette veriler. En azından ordusunu çok fazla seven bu milletin TSK algısını çok daha iyi yerlere taşıma adına jenerik senaryo yerine ciddi bir reform planlaması yapmanın zamanı gelmedi mi?

YAŞ toplantılarında ortaya konulan sivil irade Türkiye adına atılmış istisnai bir adım değildir. Birtakım terfilerin engellenmesini sadece Balyoz davasına bağlamak, gelinen noktanın hâlâ anlaşılamadığını gösteriyor. Ülkedeki değişimi AK Parti takıntısından dolayı göremeyenler, değişimin tüm hesabını gereksiz yere ve hınç ile AK Parti’ye sormaya çalışıyorlar. İş adamı, öğrencisi, sanayicisi ve diğer katmanları ile dünyaya açılan bu toplumun önünde durmaya çalışmanın, tsunamide sörf yapmaya çalışmaktan hiçbir farkı yok.

Askerî karakollarda bulunan aynaların üzerinde enteresan bir uyarı vardır. Kıyafetini düzelt... Komutanın karşısına çıkmadan kişiye yapılan son uyarı budur. Toplumun karşısına çıkmaya hazırlanan yeni komuta kademesinin üniformalarını son kez kontrol edecekleri aynanın üzerine bir yazı yazma hakkım olsaydı şu ibareyi yazardım: Ordumuzu düzelt...