Anayasa değişikliği için referanduma hızla yaklaşıyoruz. Tarihî oylama öncesinde ayrıntılı ve anlaşılır bilgi açığı had safhada. Bilhassa, hayır cephesi muhtevanın tartışılmasından ısrarla kaçınıyor gibi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bilerek karikatürize mi ediyor, yoksa ciddi mi pek belli olmayacak şekilde, paketin çözmeyeceği sorunları sıralıyor. Malatya mitingindeki “Kayısı üreticilerinin sorunlarını çözüyor mu? Hayır; çünkü onunla ilgili madde yok!” sözleri bunun en uç örneği oldu. MHP, sandıkta evet vereceğini beyan eden eski dava arkadaşlarına cevap yetiştirmekle meşgul. ‘Ülkücü eskisi, hain’ ekseninde nitelemeler gırla gidiyor. Farklılıkları bastırmanın ideoloji temelli partilerde sık rastlanan yolunu seçtiler. Dışa karşı, yani AK Parti’ye yönelik de aynı dili kullanıyorlar. Hayır’ı anlatmakta zorlanacağı için boykotta karar kılan BDP, burada da umduğunu bulamadı. Şimdilik tabanını kemikleştirecek gerginlikleri beklemekten başka çaresi yok görünüyor. Evet cephesinin işi daha kolay gibi. Bu kolaylık ve beraberinde gelecek rehavet en büyük handikap olabilir.
Kararını bilgiye dayalı vermek isteyenlerin taleplerini karşılayabilmek üzere özel sayıya yakın bir çalışma yaptık. Maddelerin analizini haber ve mülakatlar destekliyor. Hayır’ın en keskin cephesi yüksek yargı. Üye yapısı itibarıyla yüksek yargıçlar ve birlikte çalıştıkları yargı mensuplarının örgütü intibaı uyandıran YARSAV’a söz hakkı tanıdık. Eski Başkan, Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, hak özgürlük maddelerinin gereksiz ve asıl hedefi örtme amaçlı olduğu görüşünde. Kürsü yargıçlarının derneği konumundaki Demokrat Yargı’nın Genel Sekreteri Hâkim Kemal Şahin, “İlk derece mahkemelerindeki yargıçlara siz güvenmezseniz halk neden güvensin?” diye soruyor. Sorunun muhatabı yüksek yargı mensupları. Onlar, HSYK’ya ilk defa seçme seçilme hakkı kazanacak kürsü yargıçlarıyla ilgili şüpheleri dillendiriyor. Şahin, ‘ben sol görüştenim ama değişikliği AKP de yapsa desteklerim’ derken önemli bir noktaya parmak basıyor. Hayırcılar AK Parti karşıtlığını ustaca kullanıyor. “Onlara bir ders verin” mesajını tabana yayıyorlar. AK Parti oylanan olmadığı gibi her hâlükârda kaybeden de olmayacak. Süreç yönetiminde, zamanlama ve muhtevada eleştiriyi hak eden hatalar yapıldı. Daha kapsamlı bir anayasa, daha katılımcı bir süreçle ve bu kadar gecikmeden yapılmalıydı. Eleştirilerin haklılığı mevcut iyileştirmeleri reddetmeyi makul kılmıyor. ‘Yetmez ama evet’ deyip 10 ay sonraki seçimde iktidar partisiyle hesaplaşmak akıllıca bir tercih. Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un ‘12 Eylül’de evet, 13 Eylül’de hayır’ formülü olayı özetliyor. Hükümete kızıp ayağımıza gelen fırsatı tepmenin pireye kızıp yorganı yakmaktan farkı yok.