|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
Mavi Rüya 26 Temmuz 2010, Pazartesi 0 0 0 0
Melda Bekcan
m.bekcan@aksiyon.com.tr

Sırada hangi ‘Melek’ alkol tuzağına düşecek?

Bir şey itiraf edeyim mi Melek? Senden sonra tetikte bekler oldum. Zihnimde hep aynı soru:

Alkol tuzağına düşme sırası acaba hangi ‘Melek’te?

Daha dün gibi hatırlıyorum...

Hepimiz, ortak bir ajans çatısı altında toplanmıştık.

Hedefimiz sinema ve televizyon dünyasında belirli bir konuma gelebilmekti.

Adlarımızın ve nasıl göründüğümüzün fazla önemi yoktu.

Esas olan yeteneklerimizi geliştirebilmekti.

Vee kendimizi ispat edebilmek…

Melek Yargıcı aramızda en hareketli olanımızdı.

Beraber gittiğimiz çekimlerde serviste dahi hiç yerinde oturmaz, hep ayağa kalkar bizi eğlendirirdi.

Melek komikti, yüzü gülerdi zaten çok güzeldi.

Anlatmaya bayılırdı.

Hızlı yaşardı ve yaşadıklarını bizlerle paylaşmayı severdi.

Azimliydi, inatçıydı, enerjikti...

Yanlış hatırlamıyorsam ana okulu öğretmenliği eğitimi almıştı.

Ama tercihini mesleğinden yana kullanmamıştı.

Farklı bir ilde yaşıyor olmasına rağmen çatır çatır giderdi İstanbul’da kendisine gelen iş görüşmelerine.

Ailesine değer verirdi.

Sürekli olarak hostes ablasından ve pilot eniştesinden bahsederdi…

Sonrasında herbirimizin yolu ayrıldı.

Farklı yerlere savrulduk.

Ama dedim ya; ‘Daha dün gibi hatırlıyorum’

Melek ile birkaç iş görüşmesinde daha karşılaştığımızı ve ayaküstü lafladığımızı.

Gözlemlediğim kadarıyla keyfi yerindeydi.

Ekranlara gelen projelerdeki performansı da hiç fena değildi.

Ardından uzun bir sessizliğe gömüldü Melek.

Taa ki gazete manşetlerinde, sansasyonel ilişkisi gün ışığına çıkana dek.

Sonra epeyce zaman geçtiç

Günün birinde gazetede gördüğüm fotoğrafı, bütün dengelerimi bozduç

Uyku düzenim allak bullak oldu.

Melek, alkol tuzağına düşmüştü,

Elinde avucunda ne varsa kaybetmişti,

Tepebaşı’nda, içinde sadece yer yatağı olan tek gözlü bir eve yerleşmişti,

Üstüne üstlük ‘alkolik’ olduğunu hâlâ kabullenmemişti.

‘Daha dün gibi hatırladığım herşey’ hafızama eziyet etti,

Öyle ya ‘Bizim neşe kaynağımız Melek’ ne hâle gelmişti?

Zayıflamıştı, çökmüştü, agresifti,

Gazetedeki fotoğrafta her şey netti,

Maalesef bitme noktasına erişmişti.

Oysa onunla çıkış noktamız aynıydı,

Acaba Melek nasıl bağımlı olmuştu?

‘Alkole elveda, hayata merhaba’

İşte yakın tarihte gözüme ilişen bu başlığın altında okuduklarım, beni son derece umutlandırdı.

‘Alkol bağımlılığı nedeniyle zor günler geçiren Melek Yargıcı, Göcek’te yeni bir hayata başladı. Yargıcı, ‘Alkolü bırakınca yaşamdan daha çok zevk almaya başladım ve huzur buldum’ dedi…

Sevgili Melek, eninde sonunda başaracağını biliyordum.

Ben sadece ara vermene üzüldüm.

Ve kendine bu denli zulmetmene...

Senden bir ricam var,

Lütfen kendini toparlamadan buralara fazla uğrama, olur mu?

Merak etme, bizler de zaman zaman sendeledik.

Hatasız kul olmaz, öyle değil mi?

Birgün sen, başka gün ben ya da bir başkası...

Ama... Ama bir şey itiraf edeyim mi?

Senden sonra tetikte bekler oldum.

Zihnimde hep aynı soru:

Sırada hangi ‘Melek’ alkol tuzağına düşecek?