Küçükken hiç aklıma gelmezdi, günün birinde büyüyüp de tıpkı büyüklerim gibi ahkam keseceğim.
Şu anda yaptığım üzere bir yandan elimi yumruk yapıp hafifçe çenemin ucuna dayayarak diğer yandan da başımı sallayarak ‘Devir, artık eski devir değil!’ diyeceğim.
Meğer hiç farkına varmadan seneleri devirmişim.
Meğer küçükken ‘kocaman’ olarak nitelendirdiğim insanların boyuna gelmişim.
Hatta yıllar arasında mukayese yapabilecek seviyeye erişmişim…
Garip!
Eskiden büyük hadiselere gözümü diker, önemli değişimlerin meydana gelmesini beklerdim.
Çok sonradan anladım ki hayatın sırrı, küçük ve sade olaylarda gizliymiş.
Minnacık canlılar bile yeterli olabilirmiş, biz cüsseli insanların aklını başına getirmeye.
Bir böcek, bir meyve kurdu ya da bir sinek!
Eskiden haşere gördüm mü korkar, kaçardım.
Ama artık onları arayacak gözlerim, her yerde.
Pazarda, markette, alış verişte, sofradaki sebze meyve tabağının üzerinde!
Çünkü onlar, bir nevi haberciymiş.
Sağlığın, sıhhatin delili, delaletiymiş.
Yani sebze ve meyvelerin üzerinde börtü böcek görünce, tezgâhtan kaçmamak bilâkis onların bulunduğu gıdaları tercih etmek gerekirmiş!
Neden şaşırdınız?
Bunu ben değil, uzmanlar söylüyor.
Geçtiğimiz günlerde, gazeteden okuduğum habere göre, meyve ve sebzelerin üzerinde gezen böcekler, o gıdaların sağlıklı olduklarının ilk göstergesiymiş.
Oysa böyle düşünmezdik!
Bu haberi okuduğumda, aynen yazının başında ifade ettiğim gibi bir yandan elimi yumruk yapıp hafifçe çenemin ucuna dayayarak diğer yandan da başımı sallayarak ‘Devir, artık eski devir değil!’ diye söylenmekten kendimi alıkoyamadım.
Bilmem, belki yadırgayabilirsiniz…
Belki de ‘Dur bakalım senin daha yaşın başın kaç?’ diye düşünebilirsiniz…
Ben de henüz genç olduğumun farkındayım ama aynı zamanda hayatı formüle etmenin de doğru olmadığı kanısındayım.
‘Efendim ille de şu yaşta belli bir olgunluğa erişilir, o yaşın altında cehalet vardır’ diye bir kural yok!
Bazen yaşanmışlıklar, yaşın önüne geçebiliyor…
İnsan, zihninde ‘hayatın gerçekleri, dış görünüm ve ön yargı’ üçgenini yerli yerine yerleştirdiğinde, gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor.
Nitekim geçmişte Aksiyon’da defalarca anlatmaya çalıştığım sinema ve televizyon sektöründeki sıkıntıları yine aynı gün içindeki gazetelerden okuduğumda, içimden ‘Ben dememiş miydim?’ diye geçirdim.
Son dönemlerde büyük bir ivme kazandığı düşünülen dizi sektöründe, toplam 50 bin kişinin işsiz kaldığını öğrendiğim zaman inanılmaz derecede üzüldüm amma velâkin hiç şaşırmadım.
Seyirci, dizi oyuncularının giydiği kıyafetlerle, çekimlerin yapıldığı mekânlarla, gerekli gereksiz detaylarla ilgilenirken, gerçekte neler neler oluyor bir bilseniz!
O setlerin ardından çok gözyaşı dökülüyor…
!!!
Önce meyve ve sebzelerin üzerindeki böceklerden bahsederken şimdi de bambaşka bir dala atlayarak kafanızı karıştırdığımın farkındayım.
Yalnız birbirine tezat gibi görünen bu iki konudan çıkarttığım ortak bir ders var, sizlere iletmek istediğim.
‘Böcek var, ondan sakınıyoruz oysa onun varlığında bizler için sağlık var.
Bir de sinema ve televizyon sektörü var ki herkes içine girmek istiyor, oysa sonuçta büyük bir hüsran var!’
Gelin görün ki…
Bunu bilen maalesef çok az insan var.
Her ne kadar tekrara düşmeyi sevmesem de yukarıda yazmış olduğum bir cümle ile bu hafta sizlere veda etmek istiyorum
‘Demek ki gerçekler, hiç de göründüğü gibi değilmiş.’