Terörün bile kendi içinde tutarlı bir mantığı var. Daha doğrusu olmalı. Sempatizanlarını militanlaştırmak, terörize ettiklerini elinde tutabilmek için bu gerekli. ‘Dün neden eylemler azalmıştı, bugün niye arttı? Dökülen yeni kanlardan ne umuluyor, ölümü göze alıp çatışmaya girenler bunu niye yapıyor?’ gibi sorulara cevap vermeden son günlerde artan terörü izah etmek pek mümkün görünmüyor. Aslında izahsızlık ve şüphe eylemlerin arttığı diğer dönemler için de geçerli. Devlet adım atmaya niyetlendiğini izhar ettiğinde gerilimin düşmesi beklenir. Talep edilenlerin en azından bir kısmını elde etme imkânı heder edilmez. Gerçekten hak peşinde koşuluyorsa ne âlâ; yok maraza çıkarmak için bahane aranıyorsa yine sükûnet tercih edilir. Zira mevzi kazanımlar da örgütün elini güçlendirir.
Bu en basit akıl yürütme, söz konusu PKK olunca akamete uğruyor. Rahmetli Turgut Özal, Kürtçe üzerindeki sınırlamaları kaldırmaya niyetleniyor. Örgüt ‘sakın ha’ dercesine eylemleri artırıyor. Güneydoğu’da oyları silip süpüren SHP koalisyon ortağı oluyor. Erdal İnönü ortağı Süleyman Demirel’i de ikna ediyor: “Kürt realitesini tanıyoruz” diye meydanlara çıkıyorlar. Devletin ‘Kürt yoktur’ tezini terk edişi adına kutlanması gereken siyasiler, bürokratik oligarşi karşısında mahcup duruma düşürülmek istercesine terör gemi azıya alıyor. ‘Burada İstanbul kanunları geçmez’ diyenlere gün doğuyor. 2002 seçimleriyle birlikte tek başına iktidara gelen AK Parti, Kürt seçmenden iyi oy alıyor. 28 Şubat’ın acısı hâlâ tazedir ve Kürtlerle empati yapılabilmektedir. Hükûmetin hedefine koyduğu Avrupa Birliği’nin talepleri de daha çok hukuk ve demokrasiyi zorlamaktadır. Peş peşe uyum paketleri çıkar. Fakat gelenek bozulmaz, terör yine azar. Uzun bir aradan sonra Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün inisiyatifiyle yeniden demokrasi konuşulmaya başlar. Vesayetçi düzende hiç olmazsa çatlamaya sebep olacak anayasa değişiklikleri gündeme gelir. Terör yine tırmanır.
Bütün bu rast gelişleri tesadüfe hamletmek için saf ötesi bir şey olmak lazım. Örnekleri alt alta sıraladığımızda ‘PKK, kurşunları demokrasiye sıkıyor’ deme hakkımız doğuyor. Örgütün halk oylaması sürecini kana bulama girişimi tahmin ediliyordu. ‘Demokrasinin kendisine zemin kaybettireceğinden hareketle bunları yapıyor’ değerlendirmesi bile fazla iyi niyetli olacak. Darbecilere taşeronluk yaptığını kabul etmek için yeterince veriye sahibiz.