|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
EKONOMI

İnsanlar bitmiş konutları alsın

5 Mart 2012 / ZAFER ÖZCAN
İnsanların konut satın alırken evladiyelik yatırım yaptıklarını vurgulayan Emrullah Turanlı, maketten ev alma dönemi biterse, konutlardaki üretim kalitesinin artacağını düşünüyor.

Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin her bölgesinde yeni konut projeleri yükselirken pek çok insan ön ödeme yaparak, henüz inşaatı bile başlamamış konutları satın alıyor. Önde gelen inşaat firmalarından Taş Yapı’nın patronu Emrullah Turanlı ise tüketicilere inşaatı tamamlanmış evleri satın almalarını tavsiye ediyor. İnsanların konut almadan önce daireleri incelemelerini söyleyen Turanlı, “Kendileri anlamıyorsa anlayan biriyle baksınlar. Gözü kapalı alanlar sonra şikâyete başlıyor.” diyor.

-İnşaat sektöründe işler nasıl gidiyor?

İnşaatı diğer sektörlerden ayıramayız. Bizde hızlı gitmesinin sebebi altyapımızın henüz tamamlanmamış olmasıdır. Türkiye’de hem genç nüfus var, konut ihtiyacı çok fazla hem de deprem meselesinden dolayı mevcut konutları yenileme ihtiyacı var. Bu bakımdan sektör gelişmiş ülkelere göre daha hareketli.

-2012 beklentiniz nedir?

Sektör bundan daha kötü olmaz ama daha iyi de olmaz. Önümüzdeki 5 yıl bu seviyede devam eder. Zaten karpuz satar gibi konut satılması doğru değil.  

-Hızlı tüketimi yanlış mı buluyorsunuz?

Ben 35 yıldır bu sektördeyim ve şunu diyorum. İnsanlar topraktan konut satın almasın. Bitmiş evleri alsınlar. Alacakları konutu incelesinler, kendileri anlamıyorsa anlayan birilerine göstersinler. Gözü kapalı aldıkları zaman şikâyetler başlıyor. Kötü yapılan işler sektörün imajını bozuyor. İnsanlar konut alırken kalıcı, evladiyelik bir yatırım yapıyor, onun için bilinçli almalarında yarar var.

-Herkes bitmiş ev almak isterse bu sektörü olumsuz etkilemez mi?

Tam tersine bu durum yalan yanlış konut üretimini engeller. Şikâyetleri bitirir. Şu anda sektörde aracı kurumlar oluşuyor. Bunlar gerçek yatırımcı değil. Bu durum konut enflasyonu oluşturuyor ve ev fiyatları katlanıyor. Eğer tüketici bitmiş konut almak isterse her önüne gelen firma da inşaatçı olamaz. Sektörde işini iyi bilen ve kaliteli konut üreten kurumlar kalır. İnşaatlar yarım kalmaz. Konut maliyetleri de azalacağından fiyatlar düşer ve sektöre güven gelir. Aynı durumu Dubai yaşadı. İnşaat sektörü al-sat mantığı ile yürümez. Krizlerde ülkenin ayakta kalabilmesi için inşaat sektörünün ayakta kalması lazım. Bunun için yatırımcı şirketlere ihtiyaç var.

-Son yıllarda insanlara konuttan ziyade yaşam tarzı pazarlandığını görüyoruz. Sizin buna yaklaşımınız nedir?

Yaşam tarzı dediğiniz aslında insanların temel ihtiyaçları. Spor bir ihtiyaçtır ve zenginlere has değildir. Konut projelerinde aktivite alanı üretmek çok önemlidir. Aslında daha büyük mekânlarda, mahalle tipi projeler üretilip konutlara yakın okullar yapılmalı. Ölçekler daha da büyütülmeli.

-İstanbul gibi bir yerde ölçekleri büyütmek için yeterli arazi var mı?

Herkes bahçeli evi olsun ister ve çok haklı bir istek. Oysa 15 milyonluk İstanbul’da bu çok zor. Dikey binalarda oturmaktan başka çare yok. O zaman en azından sosyal imkânları olan ve konforu artırılmış mekânlarda oturacağız. Mevcut imar yönetmeliği İstanbul’u taşımıyor. Yüzde 10 oturum veren ve irtifakı serbest bırakan bir sistem getirilmeli. Yeni projeler şehir mimarlarının ve şehir planlamacılarının elinden çıkmalı. Yüzde 10 oturum verilir, binalar daha yüksek yapılırsa ve projelerde yüzde 90 boş alan kalırsa altyapı sorunları çözülür, sosyal imkânlar artar ve yeşil alanlar yapılabilir. Şu anda maalesef İstanbul’un akciğerleri tıkalıdır.

-Deprem açısından bu riskli olmaz mı?

Dünyanın hiçbir ülkesinde yüksek bina depreme dayanıksızdır diye bir tartışma yok. Önemli olan inşaatın kaliteli yapılmasıdır. Eskiden bu teknolojiler olmadığı için yüksek bina yapılamıyordu ama artık günümüz teknolojileriyle hem yüksek hem de depreme dayanıklı binalar yapılabiliyor.

-Kentsel dönüşüm meselesine nasıl yaklaşıyorsunuz?

Bu konuda vatandaş yanlış beklentiye sokulmasın. Devlet dayanıksız binayı yıkabilir ama yerine yenisini yapamaz. Vatandaş gidecek bir müteahhit ile anlaşacak ve binasını yaptıracak ya da mülkünü satacak. Medya bunu anlatmalı, özel sektör devreye girmeli. Yoksa kentsel dönüşümü bir yüz yıl daha bekleriz. Vatandaş da fırsatçılık yapmamalı. Felaketten zenginlik çıkarma anlayışı doğru değil. Bir dairesi olan yerine iki tane isterse o iş yürümez. Vatandaş bu işe destek olmalı. Ayrıca yıkmak ayrı, yapmak ayrı. Kentsel dönüşüm yasasına göre bina çürükse artık daire sahiplerinin rızası olmasa bile devlet yıkacak. Bu durumda daire sahipleri yeniden inşaat için ya anlaşır ya da karşı çıkanın hissesini satın alırlar. Bu iş böyle olursa ancak yürür.


Aker’den kişiye özel eşarplar

Aker kendi atölyesinde tasarladığı 1000’den fazla desen ve renkte eşarp, fular ve şal modeliyle her sezon modanın öncüsü oluyor. Giyimini seçkin aksesuarlar ile tamamlamayı seven kadının vazgeçilmezi olan Aker, baharı karşılamaya hazırlandığımız günlerde özellikle ipek ve saten eşarplarıyla göz alıyor. Hem rahatlık hem şıklık sunan eşarplarda Aker, moda akımlarını geleneksel motiflerle harmanlayarak özgün tasarımlar oluşturuyor. Zarif boyunları süsleyen, Aker çanta çeşitleri ile birbirini tamamlayan fularlar ise bahar aylarının gözdelerinden biri. Dünyanın en kaliteli ipek kumaşlarından üretilen Aker koleksiyonunda gül ve lavanta kokulu eşarplar, su geçirmeyen ve yağ lekesi tutmayan eşarplar fark oluşturuyor. Aker, mart ayından itibaren 2012 İlkbahar-Yaz sezonu koleksiyonunu da kullanıcıların beğenisine sunacak. Dileyenler www.akeresarbinirenklendir.com’u ziyaret ederek sitede yer alan Aker eşarp modellerinden birini seçebiliyor. Seçilen eşarp istenen renkte kişiye özel bir adet üretilebiliyor. Ayrıca, seçilen eşarba isim ve mesaj yazdırılabiliyor.


Modern ve dinamik: Nacar Chronos

Kaliteyi detaylarda arayan erkeklere yönelik olarak hazırlanan Nacar, yepyeni Chronos serisi ile kendini farklı ve şık hissetmek isteyenlere hitap ediyor. Mükemmel bir mühendislik harikası olan Nacar Chronos serisi, dinamik ve yenilikçi tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Yepyeni Nacar Chronos serisi, dinamik ve kimliğini ön plana çıkarmak isteyen saat tutkunları için bir aksesuar olmaktan öteye geçecek. Nacar Chronos serisi farklı kadran tasarımıyla, stilistik özel çizgileriyle ve fonksiyonel özellikleri ile dikkat çekiyor. Seri, sağlamlığı ve kalitesi ile kendini kanıtlayan kronograf Quartz makine, 10 atm su basıncına dayanıklı 45 mm kasa ve vidalı sportif arka kapağa sahip. Ayrıca bileğe tam uyumlu gövde, deri bant ve bileziğe sahip Nacar Chronos serisi seçenekleri de şık ve rahat bir kullanım sunuyor.


Bank Asya’nın net kârı 216 milyon TL

Bank Asya Aralık 2011 tarihli konsolide olmayan finansal tablolarını açıkladı. Bank Asya’nın aktif toplamı 17,2 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığıyla reel ekonomiye sağladığı finansal destek 22,8 milyar TL’ye ulaştı. Bank Asya’nın 2011 yılı sonunda net kârı ise 216 milyon TL olarak açıklandı. Bank Asya’nın son bir yıllık dönemde nakdi kredilerini yüzde 22 oranında artırarak 13,5 milyar TL’ye, cari ve katılma hesapları yoluyla topladığı fonları ise yüzde 11 oranında artırarak 12,4 milyar TL’ye ulaştırdı. 2010 yılının aynı dönemine göre yurtdışından sağladığı kredileri yüzde 134 oranında artıran Bank Asya öz kaynaklarını ise yüzde 10 oranında yükseltti.

    


Kahve Dünyası içinizi ısıtıyor

Kahve Dünyası soğuk günlerin en sevilen içecekleri sıcak çikolata ve saleple içinizi ısıtıyor. Sıcak ve tatlı bir kaçamağa ‘evet’ diyenler Kahve Dünyası’nın her yudumda gerçek çikolatanın tadını aldığı, mükemmel kıvamıyla damaklarda enfes bir lezzet bırakan sıcak çikolatasıyla gününe keyif katıyor. Soğuk havalarda içinizi ısıtacak bir diğer seçenek de Kahve Dünyası’nda gerçek bir salep içmek! Kahve Dünyası kış aylarının vazgeçilmezi salebi iki farklı lezzet seçeneğiyle sunuyor. Salebi kahve keyfiyle buluşturan lezzet durağı, kahveden vazgeçemeyen ama gerçek salepten de tatmak isteyenlere salepli kahveyi tavsiye ederken klasik tatlardan vazgeçemeyenlere ise sade ve doğal salebi sunuyor.


Kervan, helal sertifikası aldı

Kervan Gıda, en önemli ihracat pazarı olan Ortadoğu ülkelerinden gelen talep üzerine, TSE’nin de kabul ettiği uluslararası Helal Sertifikası aldı. Uluslararası TS OIC/SMIIC 1 helal standardını kabul eden TSE, ilk olarak 04.07.2011 tarihinde helal belgesi verme işlemlerine başladı ve bugüne kadar 17 firma bu belgeyi aldı. Kervan Gıda ise şekerleme sektöründe ilk Helal Sertifikası alan firma oldu. Kervan Gıda Helal Sertifikası’nı özellikle Ortadoğu, Türkiye, Avrupa ve Türki Cumhuriyetlerde büyük ilgi gören Bebeto markalı yumuşak şeker ürünleri için aldı. Sağlıklı ürün geliştirme amacıyla yumuşak şeker üretiminde gerçek meyve suyu kullanan Kervan Gıda, 2010 yılında üretiminin tamamında bitkilerden elde edilen doğal renklendirici kullanımına geçti.