|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Aylık gelirim 500 milyar""

9 Şubat 2004 / FUAT AKYOL
Daha önce servetinin kaynağını 60 milyon dolarlık kaçakçılık ve tefecilik parası olarak açıklayan Urfi Çetinkaya, bu sefer "Çocuklarıma ait şirketlerden aylık 500 milyar lira gelirim var" diyor.
"1949 yılında Malatya"nın Pötürge ilçesinde doğdum. İlkokulu Bayır köyünde bitirdikten sonra okula devam etmedim. 1962 yılında İstanbul"a amcam Battal Büyükfırat"ın yanına çalışmaya geldim. Burada bir lastik fabrikasında işçi olarak işe başladım. Daha sonra usta başı oldum. Burada üç yıl çalıştıktan sonra işten ayrılmak isteyince patronum bana fabrikanın yüzde 15 hissesini verince işe devam ettim. Üç yıl daha devam ettikten sonra patron öldü. Patronun çocukları ile anlaşamayınca kendime ait hissemi devredip amcama ait Çemberlitaş"taki handa odabaşı olarak çalışmaya başladım. Burada hanın gelir gider işlerini takip ediyordum. Ayrıca inşaat işine de girdim. 1988 yılında kız arkadaşımdan ayrılınca evine gidip rahatsızlık vermem üzerine gelen polisler beni yakalamak istediler. Ben de üzerimde silah olduğu için kaçmaya çalıştım. Polislerin açtığı ateş sonucunda yaralandım ve sakat kaldım. Bugüne kadar biri Adana"da biri de İstanbul"da olmak üzere iki kez düzmece suçlama ile uyuşturucu suçundan yakalanıp 34 ay cezaevinde yattıktan sonra 2003 yılı Haziran ayında tahliye oldum. Halen çocuklarıma ait şirketlerden gelen gelir ile yaşamımı sürdürmekteyim."

Bu sözler, 580 kilo eroin ve 150 kilo bazmorfinin (eroin hammaddesi) sahibi olarak 5 Kasım 2003 günü yakalanıp tutuklanan 55 yaşındaki Urfi Çetinkaya"ya ait. 7 Kasım 2003 tarihinde İstanbul narkotik polisindeki sorgusunda hayat hikayesini bu şekilde birkaç cümleye sıkıştıran Çetinkaya"nın bugüne kadar yaşadıkları elbette bu kadar sade değildi. Sadece Türk polisi değil, başta ABD, İspanya ve Hollanda olmak üzere tüm Batılı narkotik polislerinin dünya uyuşturucu piyasasındaki en büyük isimlerden biri olarak gördüğü Urfi Çetinkaya, ifadesinde birbirinden ilginç anlatımlarda bulunuyor.

Polisin, "Geliriniz hakkında bilgi veriniz. Aylık, yıllık geliriniz nedir, bu gelir hangi kalemlerden oluşmaktadır ve nereden elde edilmektedir?" sorusuna Çetinkaya, "Aylık ortalama gelirim 500 milyar lira. Para çocuklarıma ait şirketlerden" cevabını veriyor. Çetinkaya"nın yıllardır kendi üzerinde hiçbir malvarlığı tutmadığı biliniyor. Böylece, uyuşturucu davalarından sonra bu malvarlığına, "uyuşturucu parası" olarak el konulmasını önlemeyi amaçlıyor.

İspanya ve Portekiz"e 1990-2000 döneminde 10 yıl içinde 2 milyar dolar değerinde 12 ton uyuşturucu ihraç ettiği suçlamasıyla yakalandığında verdiği 21 Ağustos 2000 tarihli ifadede de serveti hakkında şu açıklamaları yapmıştı: "1980 öncesinde kaçakçılık faaliyetlerinden 25 milyon dolar kazandım. 12 Eylül darbesinden sonra cezaevine girince bu parayı İstanbul"da bir tefeciye faizle verdim. 59 ay sonra serbest kaldığımda param 60 milyon dolar oldu."

Kardeşlerimin hepsi düşmanım

Servetinin kaynağını bu şekilde uyuşturucudan arındırıp, "kaçakçılık ve tefecilik geliri" olarak yansıtan Çetinkaya, 1992-96 yılları arasında İspanya"da cezaevinde kalıp Türkiye"ye döndükten sonra, bu parayı çocuklarına kurdurduğu TEM Şirketler Grubuna akıttı. Ancak bütün çabası, servetini devletin gözünde temiz kılmadı. Hakkında yapılan kara para soruşturmasında TEM şirketlerindeki 6,5 trilyon lira ile 100 ayrı arsa ve binanın kaynağının "uyuşturucu" olduğu sonucuna varıldı. Çetinkaya, servetini temizlemek için başka stratejiler de uygulamıştı. Örneğin çok sayıda devlet kuruluşuna ve Mehmetçik Vakfı"na yüklü bağışlar yapmıştı. Üstelik devlete dokuz ayrı okul yapmış ve devretmişti. Ancak bu çabalarının hiçbiri servetini temizleyemedi.

Son yakalanan uyuşturucular sebebiyle İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı İsa Dalgıç"ın yazdığı iddianameyle hakkında 60 yıl hapis cezası istenen Urfi Çetinkaya, narkotik polise verdiği ifadede aile ilişkileri hakkında da şu çarpıcı açıklamaları yapıyor:

"1990 yılından bu yana bütün kardeşlerim Ahmet, Erdoğan, Aydın ve kız kardeşlerim Nazife, Hatice, Taliye ve Hadile ile ailevi olaylardan dolayı düşmanız. Hatta kardeşim Erdoğan bana 1995 yılında evimde silah ile ateş etti ve bu yüzden halen Bakırköy Adliyesi"nde mahkemeliğiz. Aydın da benim çiftliğimi basarak adamlarımı dövdüğü için bununla mahkemeliğiz. Yine dayılarım ile düşmanız. Amcamın oğlu Hayati Çetinkaya ile de aramız bozuk, bu şahıs ile görüşmüyoruz. Kardeşim Taliye"nin kocası Yılmaz Kiraz ile de 1992 yılından bu yana aramız bozuk. Talip Doğan benim bacanağım olur. Remziye Sekman ile evlidir. Bu şahıs ile de ben 2000 yılında cezaevine girmeden 7-8 ay önce, yani 1999 yılında menfaatçi olduğundan dolayı bozuştum. Ogün bugündür görüşmüyoruz. Evime hiç gelip gitmemiştir, fakat benim ile görüşmek amacıyla benim oralarda dolaşmış olabilir. Belki hasmım olarak dolaşmış olabilir. Bu şahısların ileride suç işleyip bu suçu benim üzerime atmaları her zaman mümkündür."

Tantan sorgusuyla hayatım değişti

Urfi Çetinkaya"nın son yıllarda en çok rahatsız olduğu isimlerin başında kuşkusuz İçişleri eski Bakanı ve halen Yurt Partisi Genel Başkanı olan Sadettin Tantan geliyor. Çetinkaya, kendisine "uyuşturucu kaçakçısı" dediği gerekçesiyle Tantan aleyhine tazminat davası bile açtı.

Tantan"ın, Çetinkaya"nın kafasında öylesine bir yeri var ki, narkotik polis "İfadenize eklemek istediğiniz bir husus var mı?" der demez, Çetinkaya sözü Tantan"a getiriyor. 1976 yılında Tantan İstanbul"da Asayiş Şube Ekipler Amiri iken kendisinin sigara kaçakçılığı sebebiyle gözaltına alındığını, sorgu sırasında Tantan ile aralarında bir münakaşa geçtiğini belirten Çetinkaya, "O andan itibaren hayatımın yönü değişti. O tarihten bu yana iflah olmadım" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Sadettin Tantan bu olaydan sonra ne zaman eline bir fırsat geçse bir bahane bularak beni gözaltına aldırıyordu. Nitekim 12 Eylül 1980 yılında yine Mali Şube Müdürü olan Sadettin Tantan uydurma sigara ve gümrük kaçakçılığı nedeniyle bana işkence yaptı ve olmayan suçları bana kabul ettirdi. Onun yüzünden 60 ay hapis yattım, yine beraat ettim. Daha sonra Sadettin Tantan, İçişleri Bakanı oldu ve 1999 depreminden sonra 108 aileye televizyonlara çıkacak ve gazetelere manşet olacak şekilde yardımda bulundum. İsmim bu yüzden öne çıkınca Sadettin Tantan valilere talimat vererek, bu yardım paralarının eroin parası olduğunu söyleyerek aleyhime kampanya başlattı. Nitekim bir müddet sonra, Mersin"de İranlı Ali Muhtari isimli şahsa ait olduğunu daha sonra öğrendiğim yüklü miktarda esrar yakalanmış, Sadettin Tantan sırf bana husumeti nedeniyle polislere talimat vererek asıl mal sahibini devre dışı bıraktırıp suçu benim üzerime yıkmaya çalıştı. Ve onun talimatıyla işkence gördüm. Mersin Mahkemesi beni delil yetersizliğinden serbest bıraktığı halde Tantan"ın baskısı sonucunda 11 gün sonra yeniden hakkımda gıyabi tutuklama kararı çıktı. Bu arada Sadettin Tantan benim bu olay sebebiyle hiçbir ceza almayacağımı anlayınca yeni bir senaryo hazırladı. Ve tanıdığım Cemal Nayır"ı kullanarak, aleyhime ifade verdirerek Matador operasyonu adı altında dünya çapındaki uyuşturucu suçlarını sanki benim ile bağlantısı varmış gibi operasyon yapıp tutuklanmamı sağladı."

Mersin"deki uyuşturucu sebebiyle Adana DGM"deki davadan 100 milyar lira kefaletle serbest kalmasından sonra, Matador operasyonundan sonra bir daha tutuklandığını, ancak İstanbul DGM tarafından da serbest bırakıldığını anlatıp şöyle devam ediyor: "Bazı karanlık güçler, medyayı kullanarak, bu sefer mahkeme başkanına menfaat sağlattırarak serbest kaldığım dedikodusunu yaydılar. Bu yüzden mahkeme başkanına soruşturma açtılar. Ben de tanık olarak ifade verdim. Bu arada Adana Mahkemesi karara gitti. Ya beni cezalandırıp ya da serbest bırakması gerekirken, çıkan dedikodular sebebiyle dosyamı yeniden tefrik etti."

Urfi Çetinkaya, bugüne kadarki bütün uyuşturucu davalarında hep delil yetersizliğinden serbest kaldı. Bu sefer ele geçen uyuşturucu ile Çetinkaya"nın somut bağlantısını gösteren güçlü deliller olduğu vurgulanıyor. Ancak yine de sonucu İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi"nde önümüzdeki günlerde başlayacak olan dava gösterecek. Çetinkaya"nın 500 trilyon lira olarak gösterilen servetinin akıbetini de bu dava belirleyecek.