EKONOMİ

Macnur'un borsa itirafları

Macnur'un borsa itirafları
Başrolünde Fenerbahçeli eski futbolcu ve ünlü borsa spekülatörü Mecnur Çolak"ın bulunduğu çarpıcı bir borsa hesaplaşması yaşanıyor. Gece trafikte arabadan indirilip kaçırılmak istenen Çolak"ın hikayesi, borsanın içyüzünü de gözler önüne seriyor. Fenerbahçeli eski futbolcu ve borsacı Mecnur Çolak, on yedi gün önce, 5 Mart 2004 Cuma gecesi İstanbul Maslak"taki Büyükdere Caddesi"nde trafikte seyir halindeydi. Yolunu kesen bir otomobilden inen dört kişi, onu arabasından indirerek etkisiz hale getirdi. Çolak"ın iki cep telefonunu ve parasını alan şahıslar, "Bizi neden şikayet ettin?" diyerek onu sürüklemeye başladı. Mecnur Çolak, o hengamede sıkışık trafikten de yararlanarak bu dört kişinin elinden kurtulup kaçmaya başladı. Levent Polis Merkezine sığınan Çolak, "Beni kaçırmaya teşebbüs eden kişiler, Kürşat Yılmaz"ın yeğeni Erdal Çetin ve adamlarıydı" dedi.

Ertesi gün Vatan Caddesi"ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü"ne gelen Çolak, bu kişilerin daha önce kendisinden para talep ettiklerini, bu yüzden savcılığa şikayette bulunduğunu belirtti. Aradan yedi gün geçmişti ki, borsadaki işlemlerin kanunlara uygun cereyan edip etmediğini denetlemekle görevli olan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), savcılığa bir suç duyurusu gönderdi. Bu suç duyurusuna göre, Mecnur Çolak, Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdar Bilgili ve MHP eski milletvekili Cemal Enginyurt"un da aralarında bulunduğu 48 kişi, Serdar Bilgili"ye ait Arsan Tekstil hisselerinde manipülasyon yapmıştı.

O geceki olayın perde arkası

Daha önce hakkında ondan fazla suç duyurusu yapılan ve borsada işlem yapması yasaklanan Mecnur Çolak"ın, İstanbul"daki bir mahkeme dosyasında yer alan itirafları, onun 5 Mart gecesi İstanbul"da neden kaçırılmak istendiğini ortaya koyuyor. Fenerbahçe"nin eski kalecisi Engin, "Mecnur, benim 500 bin dolarımı batırdı" deyip bu parasını tahsil etmeye kalkınca devreye Gencay Çakıcı ve Kürşat Yılmaz girmişti. Üstelik Mecnur Çolak"a, "Paramı batırdı" suçlamasında bulunan yalnızca o değildi. Ömür Okudan isimli şahıs da, "1 milyon 750 bin markımı borsada batırdı" demekteydi. "Piyasaya borcum 2 milyon dolar" diyen Mecnur Çolak"ın beş sayfadan oluşan bu çarpıcı itirafları, yıllardır İstanbul borsasında dönen dolapları ve oynanan oyunları gözler önüne sermesi bakımından büyük önem taşıyor. Çolak"ın anlatımları, Gencay Çakıcı"dan Kürşat Yılmaz"a, Beşiktaşlı yönetici Sinan Engin"den Musevi asıllı borsacı Davut Eskinazi"ye, ünlü sanatçılar Mehmet Ali Erbil"den Orhan Gencebay"a, Musevi işadamı Sami Karayel"den halterci Naim Süleymanoğlu"na kadar uzanıyor.

Yıllardır, adeta kumar zihniyetiyle borsada hisse senetlerine trilyonluk rakamlarla nasıl operasyon yapıldığı, küçük yatırımcıların, "keriz silkeleme" denilen bu yöntemlerle nasıl soyuldukları biliniyordu. Batık banka operasyonları sırasında, Ali Balkaner"in Milliyet Gazetesi hisselerine, Hakan Ferhatoğlu"nun ise Sabah Gazetesi hisselerine yaptığı operasyonlar kayıtlara da geçti. Ancak, Mecnur Çolak"ın itirafları, bizzat başroldeki bir oyuncunun kendi ağzından borsadaki bu para oyununu bütün detaylarıyla ortaya çıkarıyor. Mecnur Çolak, hangi hisselere nasıl operasyon yaptıklarını, bazı hisseleri 11 bin liradan toplayıp nasıl 80 binlere kadar çıkardıklarını bütün açıklığıyla anlatıyor. Bu anlatımlarda bulunurken, borsada çok büyük rakamlarla oynayan dört kişinin (Ziya Sesel, İlhami Suaydın, Fahrettin Gönüllü, Mehmet Akdere) ismini vererek, "Bizden çok daha hacimli işlemleri onlar yapıyor. Hatta bunların bir kısmının yurtdışında bulunan paraları ile Türkiye"de hisse senedi alım satımı yaptıkları piyasada söyleniyor" demeyi de ihmal etmiyor.

Borsanın dört büyüğünden

Ziya Sesel"e ilk darbe

Mecnur Çolak"ın tarihi değerdeki bu itiraflarına geçmeden bir noktayı vurgulamamız gerekiyor. Tam da, Çolak"ın İstanbul"da kaçırılma tehlikesi yaşadığı gecenin ertesi günü Amerika"dan bir haber geldi.

Amerika"da kadınlar için bir numaralı "yaşam tarzı uzmanı" olarak kabul edilen medya patroniçesi ve televizyoncu Martha Stewart, borsada yaptığı 50 bin dolarlık usulsüzlük sebebiyle sonunu getirdi. Elinde bir kimya şirketinin 280 bin dolarlık hisse senetleri bulunan Stewart"ın borsa danışmanına, bu şirketin ürettiği bir kanser ilacına izin verilmeyeceği bilgisi ulaşınca, Stewart hisselerini erken satarak 50 bin dolar kazandı. Bu bilgiyi borsa danışmanına sızdırmakla suçlanan şirket yetkilisi tutuklanınca, Stewart için de yolun sonu göründü. Aldığı bilgiyle senetleri elinden çıkardığını inkar etti, ancak tatile çıkarken sekreteriyle yaptığı konuşmalar gerçeği ortaya çıkardı. Stewart jüri tarafından dört ayrı suçtan suçlu bulundu. Buna göre, hem bir milyon dolar ceza ödeyecek, hem en az 18 ay hapis yatacak, hem de şirketlerinden çekilmek zorunda kalacaktı.

Buna karşılık, İstanbul borsasında bir çırpıda onlarca "spekülatör"ün ismi sayılırken, Türkiye"de henüz bir "Stewart vakası" yaşanmadı. SPK, bugüne kadar mahkemelere belki de sayısız suç duyurusunda bulundu. Son örneği Arsan olayında olmak üzere onlarca kişiye borsada işlem yasağı getirdi. Ancak bu aktörler her seferinde geri dönmeyi başardı. Örneğin Mecnur Çolak"ın da ismini andığı ünlü borsacı Ali Ziya Sesel hakkında mahkemeler bugüne kadar hep takipsizlik kararı verdi. Adalet Bakanlığı bu kararlara itiraz edince ilk defa geçtiğimiz hafta içinde Ziya Sesel"e, beş yıla kadar hapis cezası verilmesinin yolu açıldı. Yargıtay, Beşiktaş Kulübü"nün başkan adaylarından Hasan Arat"a ait Arat Tekstil hisselerinde manipülasyon yapmakla suçlanan Sesel hakkında İstanbul"daki mahkemenin verdiği takipsizlik kararını kaldırdı ve Sesel"in 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmasına karar verdi.

Son zamanlarda borsadaki aktörler arasında isminden sık sık söz ettiren, bir sefer tutuklanmasına rağmen kefaletle cezaevinden çıkmayı başaran Mecnur Çolak, kendi deyimiyle belki de borsadaki "küçük" oyunculardan biri, ama anlatımları çok "büyük" değer taşıyor. 1967"de Bulgaristan"da doğan Mecnur Çolak"ın borsa hikayesi, 1989"da Türkiye"ye futbolcu olarak göç etmesiyle başlıyor. 1998"e kadar Sarıyer, Denizli, Fenerbahçe ve Adanaspor"da futbol oynayan Çolak, "28 yaşında sakatlanınca ve borsada büyük paralar kaybederek çevreme borçlanınca futbolu bırakmak zorunda kaldım" diyor. Borsaya ilk kez Fenerbahçe"de oynarken aldığı 150 milyon lira ile girdiğini belirten Çolak, daha sonra diğer takımlara transfer olurken aldığı paraları da borsaya yatırdığını, ancak bu ilk denemelerinde hep zarar ettiğini vurguluyor.

Köşe yazarları ile ortak operasyonlar

Çolak, arkadaşları ile birlikte ortalama 1,5 trilyon lirayla bir hisse senedine nasıl operasyon yaptıklarını şöyle anlatıyor: "Çevremdeki zengin kişilere, yükseltmeye karar verdiğimiz hisse senetlerini almaları telkinini yapıyordum. Bu kişilere örnek vermem gerekirse, bir gün Mehmet Ali Erbil bizim yazıhanemize geldi, kağıtlar ile ilgilendiğini söyledi. Biz de o günlerde yükseltmeye çalıştığımız İ. Matbaacılık isimli firmayı tavsiye ettik, ancak uygun bir zamanda almadığı için zarar etti. Yine Orhan Gencebay bizi telefonla arayarak kağıtlarla ilgilendiğini söyledi. Ona da aynı hisseyi tavsiye ettik, ancak Gencebay da zarar etti. Bizim bu insanları yönlendirmemizin sebebi, düşük fiyattan alıp belli bir seviyeye çıkardığımız hisse senedinin dolaşımını sağlayarak bizim bir müddet sonra yapacağımız satış işlemlerini kolaylaştıracak suni piyasayı oluşturmaktı. Bu kişiler yüklü alım yaptığında, borsayı takip eden diğer yatırımcılar da bu hisseye yönelmekteydi. Biz bu operasyonları yaparken, finans dünyasındaki köşe yazarları ile de irtibat kurardık. Bir kağıda girdiğimizde, köşe yazarları ile konuşur, onlara da aldırarak kâr ettirmek suretiyle kağıdı onların köşe yazılarına taşırdık. Bu sayede köşe yazarları kâr ederler, biz de belli bir oranda yükselttiğimiz kağıdın daha da yukarılara çıkması için yayın yaptırır, hisse senedinde elde edeceğimiz kazancı artırırdık."

Bu şekilde birlikte çalıştıkları köşe yazarlarına örnek olarak, iki dergide yazan iki ayrı yazarın adını veren Çolak, anlatımlarını şöyle sürdürüyor: "Bilindiği gibi bir hisse senedinin yüksek fiyatlara çıkartılması için işlem yapılan firmanın sahibi ile anlaşmak gerekmektedir. Burada firma sahibi ile anlaşma yapılmasının sebebi, eğer bir hisse senedinin yüzde yirmisi halka açık ise ve bu hisse senedinde suni bir fiyat hareketi yapılacaksa, firmanın sahibi halka yüzde on daha hisse arz ederek bu oyunu bozabilir. Firma sahibi ile anlaştıktan sonra ilk önce arkadaşlarımıza ait üç hesapta hisse senedine alım yaptırdıktan sonra bu hisse alışlarını genele yayarız. Neticede hisse senedinin alımı bir kartopu gibi büyür ve hisse bizim kontrolümüzde belli bir seviyeye gelir. Sonra, piyasada bu hisse senedinin çok daha iyi fiyatlara geleceği şeklinde söylentiler çıkartarak insanların bu hisse senetlerine yönlenmesini sağlayıp bu hisse senetlerinden çıkmaktayız. Burada firma sahibinin kârı, suni de olsa hisse senedinin fiyatının yükselmesiydi. Çünkü hisse senedine operasyon yapıldıktan sonra, kağıt belli bir noktada duracaktı. Bu nokta da, kağıda operasyona başladığımız fiyatın mutlaka üzerinde olurdu."

Gruptaki Musevi borsacı

Arkadaşları fındık tüccarı Suat Olgun, Ömer Hacı İbrahimoğlu, Doktor İlhan isimli kişi ve İnfo Menkul Değerler ile birlikte kâr getiren ilk borsa operasyonunu 1998"de Derimond hisseleri üzerinde yapmışlar. "Bu senetler 10 bin liradan toplandı, 45 bin liraya kadar çıktı" diyor. İkinci operasyon Ünal Tarım hisselerine yapılıyor. 36 bin liradan toplanan senetler, 60 bin liraya kadar yükseltiliyor. "Bu işten de şu anda hatırlamadığım miktarda para kazandım" diyen Çolak, bu sefer Ege TV"nin sahibi Sertaç Bakioğlu, Musevi asıllı borsacı Davut Eskinazi, Beşiktaşlı yönetici Sinan Engin, Fenerbahçe eski kalecisi Engin İpekoğlu ve alüminyum fabrikası sahibi Yusuf Gazioğlu ile birlikte yaptıkları Cemtaş hisseleri operasyonunu anlatıyor, "Ancak bu operasyonda zarar ettik" diyor.

Çolak, Ditaş Doğan ve Ege Finans şirketlerine yaptıkları operasyonları ise şöyle anlatıyor: "Ditaş Doğan şirketinin yüzde 51"i bir yabancı firmaya satılacaktı. Arkadaşlarım olan tekstilci Bekir Sami Karayel, Yusuf Gazioğlu, Suat Olgun, Ömer Hacıibrahimoğlu, borsacı Gökmen İlhan ile birlikte Ditaş hisse senetlerini 16 bin liradan toplayıp 50 bin liraya kadar çıkarttık. Bu işlemlerde oldukça başarılı olduk. Ancak Türkiye"de bu sırada deprem meydana geldi, topladığımız bu hisse senedi 20 bin liraya kadar düştü... Davut Eskinazi, Galleria Bowling"in sahibi Mehmet Körpeoğlu, Sertaç Bakioğlu, borsacı Mahmut Kiraz ile birlikte, bin 800 lira olan Ege Finans hisselerinden 600-700 milyar liralık alım yaptık. Mahmut Kiraz bu paraları borsacı olan Haşim Zerdali, Haşim Kar ve Hacı Celal isimli şahıslardan almıştı. Ancak banka (Egebank) batıyor söylentileri üzerine kağıt düşmeye başladı. Kağıtları bin 200, bin 300 liradan satarak zarar ettik. Işıklar Menkul Değerler"de hesabım olduğu için yapılan bu işlemlerden dolayı 350 bin dolar borçlandım. Bu parayı taksitler halinde sekiz ayda ödedim."

11 bin liradan 80 bin liraya çıkardıkları

hisse senedi

Ersu firmasının sahibi Ali Akman ile anlaşarak Ersu hisseleri üzerinde yaptıkları operasyondan söz eden Mecnur Çolak, bu operasyona diğer arkadaşları ile birlikte Sinan Engin ve eski milli halterci Naim Süleymanoğlu"nun da katıldığını, 11 bin liradan topladıkları hisseleri 80 bin liraya kadar yükselttiklerini belirtiyor. Çolak, "Ancak bu sırada piyasada bilmediğimiz bir nedenle kağıt hızla aşağıya doğru düşmeye başladı. Ortalama 35 bin liradan topladığımız bu hisseleri elimizden çıkarıp bu işten kâr ettik" diyor. Çolak, aynı kişilerle birlikte bu sefer İpmat firmasının hisselerini 16 bin liradan toplayıp 60 bin liraya kadar çıkardıklarını, bu işten elde ettikleri kârı almış oldukları kredilere ödediklerini belirtiyor. Çolak"ın, itiraflarındaki şu satırlar ise 5 Mart gecesine ışık tutuyor:

"Kendisinden para alarak borsada oynayıp 500 bin dolar parasını birlikte batırdığım Engin İpekoğlu (Fenerbahçeli kaleci Engin) benden bu parayı talep etti. Param olmadığı için kendisine veremedim. İşyerimde bulunduğum sırada kapı çaldı. Açtığımda Gencay Çakıcı, Engin İpekoğlu ve yanlarında tanımadığım bir şahıs içeri girdiler. Bu parayı taksitler halinde ödememi istediler. Ben Engin"e, bu işten birlikte zarar ettiğimizi, benim de borcumun olduğunu ve ödeyemeyeceğimi söyledim. Engin beni yumrukla darp etti, ben de kendisine vurdum. İki hafta kadar sonra Engin arkadaşlarımı arayarak benden özür dileyeceğini söyledi. Benimle buluşmak istediğini belirtmesi üzerine, Kürşat Yılmaz"ın adamları Mustafa Öner ile Erdal isimli şahıslar beni bürolarına çağırdılar. Mustafa Öner, Erdal, Ömer Hacı İbrahimoğlu içeride idi. Hemen sonra Engin İpekoğlu geldi. Tekrar borç konusu açıldı. Kürşat Yılmaz"ın adamları bana, Engin İpekoğlu"na olan 500 bin dolar borcumu ödememi istediler. Ben yine Engin"e borcumun olmadığını, kendisi gibi benim de borçlandığımı söyledim. Piyasaya ne kadar borcum olduğunu sordular. 2 milyon dolar borcum olduğunu, kimlere borçlu olduğumu miktarları ile belirttim. Bana bu konuda yardımcı olacaklarını, alacaklı olan şahıslarla görüşüp bu borçlarımı 6-7 aya kadar uzatabileceklerini, beni himaye edeceklerini belirttiler. Ben bu şahıslardan açıkça korktuğum için kendilerinden uzak durmaya, hatta kaçmaya başladım."

İlhami Suaydın ve Mehmet Kutman"ın davaları

Mecnur Çolak"ın kendi ağzından anlatımıyla borsa macerası, son olarak Arsan Tekstil olayıyla sürüyor. İlginç olan SPK"nın usulsüzlükle suçladığı 48 kişiden üçünün Mecnur Çolak"ın itiraflarında adları geçen şahıslar olması. Bunlar, Suat Olgun, Bekir Sami Karayel ve Mahmut Kiraz. Arsan Tekstil olayından önce meydana gelen ve işin içinde ünlü isimlerin bulunduğu en çarpıcı borsa manipülasyonu olayı, öldürülen kumarhaneci Ömer Lütfi Topal"ın geride bıraktığı Emper Menkul Değerler"de yaşanmıştı.

Emper Menkul Değerler"de ortak çalışarak müşterileri 1 trilyon 600 milyar lira zarara uğratmakla suçlanan 29 kişi arasında, Erciyes Menkul Değerler"in sahibi İlhami Suaydın, As Menkul Değerler"in sahibi Mustafa Oduncu, Mahmut İbrahimiye, ünlü dövizci Hüseyin Dere ile oğlu Okan Dere, işadamı Gündüz Kaptanoğlu, borsacı Hakan Ferhatoğlu ve Nasrullah Ayan"a yakınlığı ile bilinen Cem Mardin Horuloğlu da vardı. Bu davaya Fenerbahçeli eski futbolcu ve teknik direktör Rıdvan Dilmen"in de adı karıştı. Öte yandan ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz"ın kuzeni Mehmet Kutman"ın sahibi olduğu Global Menkul"ün beş yöneticisi, Menderes Tekstil"de manipülasyon iddiasıyla İstanbul"da halen yargılanıyor.