|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Kelepir silah pazarı

3 Mayıs 2004 / HAŞIM SÖYLEMEZ
Dağılan Irak ordusuna ait silahlar kaçak yollardan Türkiye"ye sokuluyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi"nde başta kalaşnikoflar olmak üzere değişik çaptaki tabancalar ve AK-47 tüfekler kolaylıkla alıcı buluyor. Irak"tan kelepir fiyatına alınan 7.65 çapındaki tabanca Mardin ya da Van"da 10 bin dolara satılıyor.
Amerikan askerlerinin Bağdat"ı işgal etmesinden sonra, Celal Talabani ve Mesut Barzani"ye bağlı Peşmergelerin, dağıtılan Irak ordusuna ait silahların önemli bir kısmına el koyup bunları Kuzey Irak"a taşıdığı biliniyor. Kuzey Irak"ta konuşlanmış olan PKK"nın bu silahlardan nemalandığı da bilinen bir başka konu. Ancak, Amerikalıların bir türlü toplayamadığı ağır ve hafif silahlar fırsat kollayan tüccarların dikkatinden kaçmadı. Silah tacirleri kelepir fiyatına aldıkları hafif silah ve patlayıcıları İran, Suriye ve Türkiye"ye pazarlıyor.

Bir tırın zulasında sınır kapısından veya "dağ" diye tabir edilen kaçak yoldan Türkiye"ye sokulan silahlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi"nde yüksek fiyatlarda alıcı buluyor. Bölgeye kaçak olarak getirtilen bu silahları almak o kadar kolay değil. Örneğin 7.65 çapındaki bir tabancayı almak için 10 bin dolar verip aylarca beklemek gerekiyor. Silah tacirleri hafif silahların yanında Türkiye"de faaliyet gösteren terör örgütleri için de siparişle patlayıcı madde temin ediyor. Silahlar, Zaho üzerinden Silopi"ye uzanan güzergahta "dağ" yolundan ya da mazot taşıyan bir tırın özenle hazırlanmış zulasında Türkiye"ye sokuluyor. Bunun yanı sıra Çukurca ve Nusaybin üzerinden de geçiş sağlanabiliyor.

Mazot kamyonlarında getiriliyor

Amerika-Irak Savaşı"nın başladığı ilk günden bu yana kaçak yollardan Türkiye"ye silah sokan Şeyhmus K. güzergahı şöyle tarif ediyor; "Türkiye"ye taşınabilir her tür silahın girmesi çok kolay. Kaçakçılık yoluyla mayınlardan geçilerek silah taşınıyor. Daha çok Silopi, Çukurca ve Nusaybin üzerinden geçiş yapılıyor. Bu yolda yakalanma riski yok. Sadece mayınlar tehlike oluşturuyor. Türkiye"ye sokulduktan sonraki pazarlama işlemi de zor değil. Silahlar genellikle parçalanarak getiriliyor. Bazen de mazot taşıyan tankerlerin önceden hazırlanmış bölümlerine yerleştiriliyor. Ayrıca depoya sadece silah koyup getirenler de var. Parçalanan silahlar değişik yerlere yerleştirildikleri için gümrüklerdeki kontrollerde yakalanmaları çok zor. Sınır geçildikten sonra parçalar kısa bir sürede monte edilerek müşteriye teslim ediliyor."

Teröristlere patlayıcı

Silahı Türkiye"ye getiren kaçakçılar pazarlama işiyle ilgilenmiyor. Mal iç piyasaya sürecek silah pazarlamacısına satılıyor. Alış-verişler bazen şehrin merkezinde, bazen de tenha bir köyde gerçekleştiriliyor. Silahın fiyatı her el değiştirdiğinde otomatik olarak artıyor. 100 dolara Irak"tan alınan 7.65 çapındaki tabanca son alıcıya ulaşana kadar üç elden geçiyor ve fiyatı 10 bin dolara kadar çıkıyor. Kalaşnikoflar ise 12 ila 15 bin dolara satılıyor. Aradaki fiyat farkının şaşırtıcı derecede az olması tabancanın ebadı bakımından taşınabilirliğinin ve kullanırlığının kolay olmasından kaynaklanıyor. Her türlü çaptaki tabancanın yanı sıra kalaşnikoflar ve AK-47 adıyla ün yapan tüfekler de Irak"tan Türkiye"ye sokuluyor.

Tacirler terör örgütleri için de el bombası, Rus malı roketler ve el bombası fırlatıcısı RPG"leri ülkeye sokuyor. Özellikle PKK ve DHKP-C bu silahların yanı sıra bomba yapımında kullanılan sülfürik asit ve demir tozu siparişi veriyor. PKK, Irak"tan gelen silahların en büyük alıcısı. Kuzey Irak"ta sıkışan örgüt mensupları Irak"ın içlerine kadar gitme ve silahlara ulaşma imkanına sahip değil. Bunların yerine tacirler sipariş alarak istenilen silahı sınırdan geçiriyor. Silahların en büyük alıcısının terör örgütü olduğu konusu kendi yazışmalarında da ortaya çıkıyor. PKK/KADEK"in komutanlarından Cemil Bayık, Irak"tan gelen silahların kendilerine fayda sağladığını ve satın alınması gerektiğini 2004 yılının başında yayınladığı bir bildiride açıkça belirtmişti.

Bölgenin etkisi

Silahların özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi"nde tüketilmesi ise aslında pek yadırganacak bir durum değil. Dağlık bölgelerde yaşayan ve yapısı bozulmayan aşiretlerin silahlanmak istemesi, kan davaları veya muhtemel bir olaya hazırlık refleksi silahlara olan ilgiyi artırıyor. Sözü edilen bölgelerde silah sahibi olmanın güç olması da Irak"tan gelen kaçak silahlara rağbeti artıyor.

Bir silah eşittir bir ev

Türk Emniyeti silah kaçakçılığı konusunda pek birşey yapamıyor. Sınır geçişlerindeki yoğunluğun fazla olması ve tır zulalarının iyi hazırlaması kaçakçılıkla mücadeleyi güçleştiriyor. Mayınlı tarlalardan geçişlerin yapılması ise coğrafi yapıdan dolayı kaçakçıların yakalanma ihtimalini ortadan kaldırıyor. Kaçakçının ihbar edilmediği sürece yakalanması da mümkün değil. Nusaybin"den Adem Günir silahların bölgeye siparişle geldiğini belirtiyor; "İnsanlar silah sahibi olmak için sıra bekliyor. İki ay üç ay sonra silahlarını alıyorlar. Benim olaylarla ilgim yok. Sadece izlenimlerimi aktarıyorum. Kaçakçılık yıllardır yapılıyor. Bir ara durmuştu. Yapılanlar da daha çok sigara, çay, bazen de eroin üzerineydi. Ama Irak"ın düşmesinden itibaren ölmüş olan sınır kaçakçılığı tekrar canlandı. Bu sefer kimse çay ile vakit kaybetmiyor, silah getiriyor. Bir silah getiren kişi bir yıl bolluk içinde yaşıyor; ev yaptırıyor, araba alıyor. Bir yönüyle iyi bir gelir kaynağı oldu."