|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Altın tapınaklar ülkesi

5 Temmuz 2004 / SAIM ORHAN
Bu ülkede arabaların değerini modeli değil plakalarının ne kadar yeni olduğu belirliyor. Burma'da hayat biraz da tapınaklarda geçiyor. Her gün ekmek peşine düşen küçük rahiplerin sokaklara yayılan intizamlı görüntüsü, Burma'nın en bilinen manzarası.
Burma... Uzakdoğu'nun bilinmeyen bir ülkesi. Türkiye'den binlerce kilometre uzaklıkta, Hint Okyanusuna sahili olan, Budist tapınakları diyarı.

Başkent Yangon'da Sule ve Shwedagon tapınakları ile ün salan, tarihi şehir Bagan'da geçmişe yolculuk yapılan, turistik sahil Napali'de okyanusla buluşulan, gelenekleri ve görenekleri ile hayli ilginç bir ülke Burma. Eski Hintli ve Moğolların deyimiyle Altınlar Ülkesi. 135 farklı etnik unsurun yaşadığı ve farklı dillerin konuşulduğu Uzakdoğu Asya yarımadasının en büyük ülkesi burası. İngiltere ve Fransa topraklarının birleşimi ancak Burma topraklarının büyüklüğüne eşit geliyor.

Bu ülkede kadın erkek herkes etek giyiyor. Eteğe longy diyorlar. Ülke kültüründe belki de İngiliz sömürüsünün değiştiremediği en belirgin geleneklerden birisi de bu. Günümüz Burma'sında pantolon giyen erkekler olsa da nüfusun çoğunluğu "longy" giyiyor. Devlet adamları bile resmi törenlerde longy ile çıkıyor halkın karşısına.

50 milyonluk nüfusa sahip ülkede toplam araç sayısı 500 bin. Üstelik garip bir alışkanlık var. Arabanın fiyatını aracın yeni olup olmaması değil, plakanın yeni olup olmaması belirliyor. Yeni plaka, aracın Burma'ya yeni geldiğinin işareti oluyor ve Burma yollarında daha az aşındığını gösteriyor. Dolayısıyla aracın satımında plaka, kaç model olduğundan daha fazla rol oynuyor. Ayrıca, taksilerde taksimetre yok, pazarlık usulü geçerli.

Dolmuşlarda arkada asılı olarak gitme çok sıradan bir olay bu ülkede. 36-37 derece sıcaklıkta klimasız arabalarda yol almak herhalde işkence olsa gerek. Muavinler ise insanların düşmemesi için elinden geleni yapıyor. Çünkü bir kaza olursa sorumlusu onlar.

Benzin hâlâ karne ile

Burma dünyanın en yoksul ülkelerinden. Araba sahibi Burmalılar günde ancak 2 galon benzin alabiliyor. Bir galon yaklaşık 4 litre olduğuna göre, günde toplam 8 litre benzin hakları var. 3 gün içerisinde 2 galon hakkınızı kullanmazsanız iptal ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihte yaşamış olduğu karneli günleri hatırlatıyor bu uygulama. Hayli şaşırtıcı geldi bize. Tüketilen petrolün ancak üçte biri Burma topraklarından çıkıyor. Kendi benzin hakkını tüketenler karaborsacıların ağına düşüyor. Ancak, karaborsadan alınan benzin fiyatı bile Türkiye'deki benzin fiyatından dörtte bir daha ucuz.

Burma'da bütün Budist tapınaklarına ve 'pagoda'lara girişte ayakkabı ve çorapları çıkarmak zorunlu. Biz de yalınayak ziyaret ettik tapınağı. 2500 yıllık tarihi tapınak Swedegon Pagoda, Başkent Yangon'un simgesi. 100 metre yükseklikteki pagodanın yapımında 11 ton altın kullanılmış. Bu tapınak çok meşhur. Geniş bir alana kurulu. Tapınakta Burmalılara göre Buda'nın 8 saç teli bulunuyor. Pagoda'nın zirvesindeki yumurta şeklinde 76 kratlık elmas ise Güney Afrika'dan getirilmiş.

Nüfusun yüzde 80'i Theravada Budizmine inanıyor. Shwedagon, Budist Burma'nın kalbi. Her 4 yılda bir tapınağın tüm altınları değişiyor ve bu 3 milyon dolara mal oluyor. Altınların değişmesi dini inançlarına göre zorunlu. Yüksek bir tepe üzerine inşa edilmiş Shwedagon Pagodası, Başkent Yangon'un neredeyse her tarafından görülebiliyor. Din, Burmalıların hayatına öylesine girmiş ki, 500 bin Budist rahip ve rahibe var 50 milyonluk ülkede.

Burma Budizminin 5 temel esası var: Buda, Buda'nın öğretilerini içeren metinler, rahiplerin giydiği elbisenin rengi, öğretmen, anne ve baba. Buda, anne, baba ve öğretmen diğer iki esasa göre daha çok önemseniyor.

Yine dikkat çeken bir başka dev eser, Başkent içerisinde Swedegon'a yakın Cavtacı tapınağı… Bu tapınakta tam 58 metre uzunluğunda, dinlenen bir Buda heykeli var. Yapımına 1953'te başlanmış ve maddi imkansızlıklardan dolayı 21 yılda tamamlanmış. Bağışlar için yardım kasaları var tapınağın farklı köşelerinde. Tıpkı Swedegon'da olduğu gibi bu tapınakta da her dört yılda bir Buda'nın altın kaplamaları değiştiriliyor. Bunun için 50 bin dolar gerekiyor. Kaplamalar en son geçen yıl törenlerle değiştirilmiş.

Bagan, her tarafı tapınaklar ve pagodalarla dolu bir şehir. Burma'nın ilk başkenti, ülkenin en turistik şehri. Asya'nın en zengin arkeolojik bölgelerinden biri. Budizmin bir dönem buraya ne denli hakim olduğunu şehri çepeçevre saran tapınaklardan ve pagodalardan anlıyoruz. Kral Anoyata kurmuş bu şehri. Animizm, Hinduizm ve Mahayana Budizmi varmış o dönemlerde. Kral Budizmle tanışınca tüm bölgede bu din hüküm sürmeye başlamış. Burma'nın tek bir kralın egemenliği altında olduğu 11. ve 13. yüzyıllar arasında 10 bin tapınak varmış bu şehirde. O yıllar tarihi başkentin altın yılları imiş. Ancak 13. yüzyılda Moğol saldırıları ile tapınakların çoğu yerle bir edilmiş. Geri kalanları ise şiddetli depremlerden nasibini almış. Bugün 42 kilometrekarelik alanda 3 bin tapınak ayakta kalabilmiş.

Küçük rahipler ekmek peşinde

Budist rahip yetiştiren bir okulun önündeyiz sabahın erken saatlerinde. Okulun kapısı açılıyor ve 70'e yakın öğrenci güneşin ilk ışıklarıyla beraber karayolunda yalınayak büyükten küçüğe tek sıra halinde yürüyüşe başlıyor. Ellerinde kaplar, yiyecek aramaya çıkıyorlar. Karınlarını doyuracak yemek için arayıştalar. Eğer para verirlerse o paralarla da ihtiyaçlarını karşılayacaklar.

Böylesi bir manzara ile ilk defa karşılaşan bizler şaşkın bakışlarla onları izlemeye başlıyoruz. Öğrencilerde çıt yok. Ne yüzlerinde bir gülümseme ne de aralarında bir konuşma var. Sessiz bir yürüyüşte duyulan tek ses, yalınayakların asfaltla temasından çıkan ses. Adeta, varlığımızdan habersizce yürüyorlar. Çevrelerinde ne olup bittiğinin bile farkında değillermiş gibi. Sabah olduğu için bu iklime göre hava soğuk. Hepsinin başı sıfıra vurulmuş. Üzerlerinde ise Budist rahiplerin giydiği ince gömlekler var. En büyüğü yaklaşık 18 yaşlarında, sıranın sonuna doğru yaş 12'ye hatta 11'e kadar iniyor. Arkadakiler, önde gidenlerin adımlarına yetişemiyor. Arada bir duruluyor, 'küçük adımlılar'ın yetişmesi bekleniyor. İçlerinden sadece birisi farklı. O da bugünkü dersine herhalde tam çalışamamış olmalı ki hocasının yanında zor durumda kalmamak için hem yürümeyi hem de ders çalışmayı tercih ediyor.

Yol boyunca biz de onları takip ediyoruz. Bazen fotoğraflarını çekerken durakladığımızdan geride kalıyor, yakalamak için koşuyoruz.

Yöre halkı onlara çok saygılı. Genç rahipler şehre yaklaşınca trafik duruyor. Araçlar bir adım bile ilerlemiyor.

Sabahleyin erken saatte yollara dökülme ve yiyecek toplama Budist öğrencilerin her gün yaşadıkları bir olay. O yüzden halk da onlara yiyecek ve para vermeye oldukça alışmış. İyilik yapmak isteyenler yollara çıkıyor ve tencerelerindeki yemekleri kepçe kepçe, uzatılan kaplara dolduruyor. Dağıtılan yemek Uzakdoğu'ya özgü tuzsuz, yağsız pilav.

Yemek toplamak, küçük rahiplerin her gün 2 saatini alıyor. Sabah 09.30'da okullarına aynı düzende geri dönüyorlar. Bir saatlik dinlenmeden sonra da 10.30'da yemeklerini yiyorlar; sofrada o gün topladıkları yer alıyor. Saat 12.00'den sonra ise Budizm kuralları gereğince yemek yemek yasak, ertesi gün saat 10.30'a kadar. İşte bir Budist okulunun farklı dünyası.

Burma çoğunluğunu Budistlerin oluşturduğu bir ülke olmasına rağmen özellikle başkent Yangon'da camiler görüyoruz. Halkın yüzde 10'u Müslüman. Burma, büyük seyahat acenteleri tarafından henüz keşfedilememiş güzel bir ülke. Özellikle daha el değmemiş köşelerinin olması, sakinliği, farklı ve değişik bir ortam yaşamak isteyenlerin insanların iştahını kabartıyor. Burma'da askeri rejim olduğundan bakanlar hep askerlerden oluşuyor. Bizi güler yüzle karşılayan turizm bakan yardımcısı bile apoletliydi.