EKONOMİ

Patron göçmenler

Patron göçmenler
Tüm mallarını Bulgaristan'da bırakmak zorunda kalan ve yanlarına sadece 50 dolar alabilen 350 bin çaresiz insan için 1989'daki göç adeta bir gemileri yakma operasyonuydu. Hasreti duyulan ancak pek bilinmeyen bir diyara sadece 50 dolarla giriş yapıp, tüm birikimlerini arkalarında bırakan insanlar, Türkiye ekonomisindeki tüm düşüşlere rağmen, var güçleriyle çalışarak bugün hatırı sayılır gelirlere ulaştılar.

Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden 350 bin Türk için iş bulma, yerleşim gibi problemler ortadan kalktı; onlar 11 yılda biriktirdikleri sermaye ile büyük yatırımların peşinde koşuyorlar artık. Bulgaristan göçmeni Türkler, kimseye yük olmadan sadece çalışarak emekleriyle kazanıyorlar ve son yıllardaki Türkiye'nin en büyük insan yatırımı olduklarını ispatlıyorlar.

Tek hayalleri bir eve sahip olmaktı

Cumhuriyet tarihinde Bulgaristan'dan ve diğer Balkan ülkelerinden önemli sayılarda göç dalgası yayıldı ve Türkiye'de bugün 2 milyonun üzerinde Balkan kökenli Türk yaşıyor. 1989'daki göçün, diğer göçlerden farkı ise 500 bin kişinin zorunlu asimilasyon sonucunda apar topar gönderilmeleri ve zorunlu göçün sadece siyasi değil ekonomik sebeplerinin de olmasıydı.

1989'da yaklaşık 500 bin kişi Kapıkule Sınır Kapısı'nı geçerek "anavatana" dahil oldular. İlk etapta akrabalarının yanına yerleşen göçmenler, ilk buldukları işte çalışmaya başladılar. 1989'da "Özallı Yıllar'ın" yaşanması göçmenler için bir avantajdı; çünkü 8 aylık kira yardımı, bazı işyerlerine konulan göçmen işçi kontenjanı ve göçmen konutları Turgut Özal'ın eseriydi. Göçten sonraki ilk aylarda kalacak yer bulamayan ve Körfez Savaşı'yla başlayan ekonomik krizde iş bulamayan yaklaşık 150 bin göçmen Bulgaristan'a geri dönmek zorunda kaldı. Türkiye'de kendilerine ekmek arayan 350 bin kişi çok düşük ücretlerle hemen her işi yaptılar. Kiralık bir eve çıkıp; daha sonra da bir ev sahibi olmayı hayal ediyorlardı.

Laleli piyasasını iyi değerlendirdiler

1981'den sonra Bulgaristan'da lise eğitiminin zorunlu hale gelmesi ve Türklerin daha çok meslek liselerinde okuması, Türkiye için bir avantaj oldu. Başlangıçta ucuz ve emeğe dayalı işlerde çalışan göçmenler zamanla kalifiye eleman olarak iş bulmaya başladılar.

Daha çok İstanbul, Bursa ve İzmir'e yerleşen 350 bin göçmen başlangıçta tarım, tekstil ve bedeni güç isteyen işlerde çalışsalar da Laleli piyasasını keşfetmeleri geç olmadı. Dil avantajını en iyi biçimde kullanan göçmenlerden ilk dolar milyonerleri de Laleli piyasasından çıktı.

Durmaksızın çalışıyorlar

Göçmenler Türkiye'ye geldikten sonra akrabalarının yanında kaldılar ve dayanışma örneği göstererek birbirlerine iş bulmaya başladılar. En büyük hayallerine kavuşunca yani ev sahibi olmaya başladıklarında aralarındaki dayanışma da alt seviyelere indi. Deli Orman Bulgaristan Göçmenleri Derneği Başkanı Nihat Kuşku, göçmenler arasındaki iş dayanışmasını "Bulgaristan'dayken bir bütündük; çünkü baskı görüyorduk. Türkiye'ye ilk geldiğimizde bir bütündük; çünkü kendimizi yabancı hissediyorduk. Bugünse çok fazla dayanışma halinde değiliz. Ekonomik anlamda çok ortaklı bir şirketimiz yok." diyerek açıklıyor.

Bulgaristan'daki sosyalist sistemde, düzenli çalışmayı öğrenen ve az maaşa katlanabilen göçmenler için Türkiye'deki çalışma şartları oldukça avantajlıydı. Kayıt dışı ekonominin yaygın olduğu Türkiye'de tüm aile bireyleriyle birlikte çalışan ve çalıştığı kadar para alabilen göçmenler kısa sürede birkaç tane ev sahibi oldular.

Göçten sonra Bulgaristan'da kalan gayrimenkullerini de satma imkanına kavuşan göçmenler, elde edecekleri gelirle Türkiye'de iş kurmayı hedefliyorlar.

Patron olmayı beceremiyorlar

1989'da Türkiye'ye göçenler ilk yıllarda sosyalist sistemin iş terbiyesini olumlu kullansalar da; bugün sosyalist sistemin iş düzeninin acısını çekiyorlar. Belirli bir sermayeyi edinen göçmenler, bu sermayeyi değerlendirmeyi bilmiyorlar; yani "kapitalist" olmayı beceremiyorlar. Bankadan kredi almak, uzun vadeli çeklerle uğraşmak, çalıştırdıkları işçileri yönetebilmek ve belirsiz bir ekonomik sistemde sürekli büyümeyi hedeflemek göçmen bir yatırımcı için çok zor işler... Emeğe ve küçük işletmelere dayalı yatırımlarını büyütmeyi başaramayan göçmenler içinden zenginler de çıkmadı değil. Sayıları az da olsa armatörler ve tekstil firmaları arasında göçmen patronlar var.

Bulgaristan Türkleri gece gündüz, tüm aile fertleriyle çalışarak biriktirdikleri sermayeyi değerlendirememenin üzüntüsünü çekseler de, Cavit Çağlar, Cem Uzan tipi göçmen patron da olmak istemiyorlar. Ellerindeki sermayeyi kullanarak "yönetilen" pozisyonundan kurtulmaya pek cesaret edemeseler bile Türkiye'de yetişen iyi eğitimli çocuklarının "yöneten" olacağını söylüyorlar.

Emekli maaşlarını alamıyorlar

Bulgaristan Türklerinin en büyük sıkıntısı devletin kendileriyle yeteri kadar ilgilenmemesi. Son 3 yıldır, Bulgaristan'da iken emekli olmuş 50 bin göçmenden bugün sadece 7 bini maaş alabiliyor. Bulgaristan'da biriken para 100 milyon markı geçti. Bu paraların alınması için Çalışma Bakanlığı'ndan yardım bekleyen göçmenler, eğer birkaç aya kadar bir işlem yapılmaz ise emekli maaşlarının Bulgar hazinesine kalacağını söylüyorlar. Deli Orman Bulgar Türkleri Derneği Başkanı Nihat Kuşku, hükümetin Bulgaristan'dan alacağı 100 milyon marklık parayla 43 bin kişiyi sevindireceği gibi ülkeye döviz girişini sağlayabileceğini söylüyor.

Türkiye'deki yaşama uyum sağlayan Bulgaristan Türkleri, zaman zaman dışlandıklarını söylüyorlar. İş yaşamında başarılı atılımlar yapmış göçmen işadamlarının bile, "göçmen" kimliğini saklamak zorunda kaldığını söylüyorlar.

"Parayı görünce şımarmadık"

Türkiye'ye geleli henüz 11 yıl olmasına rağmen hatırı sayılır sermaye elde eden göçmenlerin başarısını Balkan Türkleri Derneği Başkanı Seyhan Türkkan "Çok çalıştığımız ve azimli olduğumuz doğru, ancak unutulan bir husus var. Biz evimizi arabamızı aldıktan sonra da şımarıp çalışmayı bırakmadık. Çünkü biz açgözlü değildik; Bulgaristan'da da durumumuz fena değildi. İnanıyorum ki, biz olsaydık Bulgaristan'daki ekonomik kriz çıkmazdı" diyerek açıklıyor.

Sosyalist sistemin çalışma düzenini aşıp, kapitalist sistemin "patronluğuyla" tanışmak için kabuklarını kırmak isteyen Bulgaristan Türkleri için ilk hedef Laleli piyasasını Bulgaristan'a çevirmek. Bulgaristan'da yaşayan Türklere, Türkiye'nin vize vermemesiyle işleri biraz zorlaşıyor; oradaki yakınlarına buradan mal temin etmek istiyorlar.

E—mail: [email protected]