|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
PORTRELER

Son tanık

21 Ekim 2000 / CEMAL A. KALYONCU
Uzun zaman sonra yine birlikteyiz. Herkesin tatil için bir yerlere kaçıştığı 'zorlu' yaz aylarını geride bıraktık.
Zorlu diyorum, çünkü bizi zaten kolayca hayat hikayelerine konuk etmeyenler yaz boyunca tatilde idiler. Sizler adına hayatlarının hikayelerini bize açmalarını istediğimiz birçok kişi de nedendir bilinmez, teklifimizi geri çevirdi. Yaşanmış hayat hikayelerinin 'giz'lenecek' nesi var bilmiyorum. Onlar üzerinde benim merakımı bir kat daha artıranın ise ne olduğunun artık farkındayım.

Ama bizim konuşmak istediklerimiz bunlarla sınırlı değil tabii ki. Şimdi hayat hikayesine ortak olacağımız kişinin bir özelliği de yaşayan 'tek tanık' olması. Neyin mi?

Turgut Menemencioğlu ismi 1978 kuşağına yetişenlerin hatırlayabilecekleri bir isim. Turgut Bey, ünlü Menemencioğlu ailesine mensup birisidir. Menemencioğlu ailesinde neredeyse herkes önemli görevler ifa etmiştir. Osmanlı'nın son Meclis—i Ayan Reisi'nden tutun da modern dışişleri bakanlığının oluşturulmasında büyük emeği geçen eski bakanlardan Numan Menemencioğlu ile Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurucularından Muvaffak Menemencioğlu ve daha birçok tanınmış kişi bu ailenin birer ferdidir.

Namık Kemal'in torunu

Geçmişteki izleri Malazgirt Zaferi'ne kadar uzanan Menemencioğulları, Orta Asya'dan Anadolu'ya gelip yerleşmiş bir ailedir. Onun için ailenin soyadının Menemen ilçesi ile bir alâkası bulunmamaktadır. Turgut Bey ise, Türkiye adına Birleşmiş Milletler'de görevler yaptıktan sonra hariciyemiz için en önemli merkezlerde büyükelçilik yapan birisi olarak bilinmektedir. Orta Asya'dan gelen ailenin bir kısmı Adana bölgesini mesken tutar. Ailenin bu kanadından Nabi, Adil ve 1941—42 yılları arasında adalet bakanlığı da yapan Hasan Menemencioğlu ile 2 ve 3. dönem Saruhan ve Manisa milletvekilliği görevinde bulunan Kemal Menemencioğlu çıkar. Turgut Bey ise Osmanlı İmparatorluğu'nda zamanın İzmir ve İstanbul gibi en önemli ticaret merkezlerinden Selanik'in Defterdarlığı'nı da yaptıktan sonra Maliye Bakanlığı icra eden, daha da önemlisi Osmanlı'nın son Meclisi Ayan Reisi olan ailenin diğer kanadına mensup Rifat Menemencioğlu'nun torunudur. Kurtuluş Savaşı sırasında oluşturulan cemiyetlerden Kilikyalılar (Adana) Cemiyeti Başkanlığı da yapan Rifat Menemencioğlu, 1840—1888 yılları arasında yaşamış, şair, yazar, gazeteci ve fikir adamı Namık Kemal'in kızı ile evlenir. Bilindiği gibi Namık Kemal'in babası Esham müdürü Mustafa Asım, bir ara 2. Abdülhamid'in müneccimbaşılığını da yapmış birisidir. Mustafa Asım'ın, Abdüllatif Paşa'nın kızı Fatma Zehra Hanım'la evliliğinden dünyaya gelen Namık Kemal de Niş Kadısı Ragıb Efendi'nin kızı Nesime Hanım'la birleştirir hayatını. İşte bu evlilikten doğan Feride Namık Kemal Hanım'la evlenen Rifat Menemencioğlu dört çocuk sahibi olur: Numan, Nahide, Beraat ve Muvaffak. Rifat Bey'in oğullarından Numan Menemencioğlu, modern dışişlerini kuran kişi olarak tanınır. Numan Menemencioğlu, CHP adına Gaziantep'ten 5, 6, 7., sonraki yıllarda da DP'den 11. Dönem İstanbul milletvekili olur. 1942—44 yılları arasında da Dışişleri Bakanlığı yapar. Rifat Bey'in kızlarından Nahide Hanım'ın torunu, Nevin Hanım'ın da kızı olan ve yine bir hariciyeci Zeki Sirmen'le evlenen Ayşegül Sirmen de ailedendir. Şair Muazzez (Beğendim) Menemencioğlu ise yaptığı evliliği ile aileye sonradan katılmıştır. Rifat Menemencioğlu'nun diğer oğlu ise, Turgut Bey'in de babası olan, son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Saruhan Mebusluğu yapan 1884 İstanbul doğumlu Muvaffak Menemencioğlu'dur: "İstiklal Harbi zamanında hükümet İzmir civarındaki çeteleri orduya katmak için babamı görevlendiriyor. Babam onları anlatırdı." Muvaffak Menemencioğlu, daha sonra Reji Müfettişliği görevlerinde de bulunur. İzmir'deki bu görevi sırasında tenise olan merakı yüzünden gittiği tenis kulübünde İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceği duyumunu alır: "Öğrendiğini gidip valiye söylüyor. Vali de 'Maliye Müfettişi Muvaffak Bey'in öğrendiğine göre burayı Yunanlılar işgal edecekmiş' diye İstanbul'a bildiriyor. İstanbul'dan gayet ters bir cevap geliyor: 'Bunlar İttifak Kuvvetleri ile aramızı bozmak için söyleniyor. Bunu söyleyeni tevkif edin.' Bunu duyan babam da bir İtalyan vapuru ile Antalya'ya kaçıyor. İtalyanlar o zaman bize yardımcı oluyor. Antalya'dan Ankara'ya gitmek daha kolay çünkü. İtalyanlar güçlük çıkarmıyor çünkü Yunanlılar'ı istemiyorlar. Babam Ankara Hükümeti'ne gidiyor." Menemencioğlu, uzun yıllar Anadolu Ajansı Umum Müdürlüğü'nde de bulunur. Fenerbahçe Spor Kulübü kurucularından biri olan Muvaffak Menemencioğlu kulübün de 1927—32 yılları arasındaki başkanıdır. Muvaffak Menemencioğlu, yine Osmanlı tebasından Katerin (Laya) Hanım'la evlenecektir. Muvaffak—Katerin çiftinin ilki 1910'da doğan Nermin (Turgut Bey'in ifadesiyle Türk hayatına düşkün olması sebebiyle "Tatlısu İngiliz'i" dediği bir İngilizle evlenir) Hanım'ın ardından 1913 yılında Suzan (O da son görevi Libya Büyükelçiliği olan Mustafa Borovalı ile birleştirir hayatını) adında bir kızları daha olur. Çiftin son çocuğu ise 1914'te doğacak olan Turgut Menemencioğlu'dur.

Küçük Turgut'un çocukluğu Osmanlı'nın hazin son yıllarının İstanbul'unda geçer. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulacağı yıllarda o da okullu olur: "İlkokula evvela Galatasaray'a gittim." Menemencioğlu, Galatasaray'daki ilk eğitim yılının yarısında hastalanıp okula devam edemeyeceği için aynı yılı tekrar okuması gerekince buradan ayrılır. Bunun üzerine ailenin oturduğu Bebek'teki evlerine yakın olan Robert Kolej'e yaparlar kaydını: "Çok şükür oraya gittim. İyi bir mektepti. İlk orada şapka giydim, 1923 filan olacak." Üst ve alt sınıflardan büyükelçi Orhan Eralp, BM'de ikinci başkanlık yapan Sinan Korle, okulun mühendislik kısmından da Nejat Eczacıbaşı gibi isimler dönem arkadaşları arasında yer alır. Ardından İsviçre'ye, Cenevre'ye hukuk okumaya gider: "Babam gönderdi. O Fransızca meraklısı idi. Kolej'de İngilizce öğrenmiştik ama Fransızcamız yoktu. Babam da dışarıda hukuk oku, her istediğini yaparsın derdi." Türkiye'nin İsviçre medeni kanunlarını birebir örnek alması da, hükümetin bu ülkeye öğrenci göndermesinde önemli etken olur. Menemencioğlu, Cenevre'deki eğitimini tamamlayıp geri döndüğünde yıl 1939'dur: "Huduttan Türkiye'ye geçiş yaparken pasaportumuza bakan memurlar, harp başladı, Almanlar Polonya'ya hucüm etti dediler." Menemencioğlu, Türkiye'ye döndükten kısa bir süre sonra açılan hariciye imtihanına başvurur: "Orhan Eralp'le beraber girdik. Ben imtihanı ilk sıralarda kazandım." Hariciyedeki ilk yılları herkesin olduğu gibi onun da rutin geçer: "Evvela daire daire dolaştırırlar. Herşeyden biraz öğrensin diye. İki—üç yılın ardından üçüncü katip olarak ilk dış göreve gönderirler. Ondan sonra Ankara'ya bir gelirsin, bir gidersin. Öyle kendine göre bir rutini vardır. O da gayet iyiydi."

Romanya'dan sınır dışı ediliyor

Menemencioğlu, merkezdeki üç yılın ardından ilk görev yeri Romanya'ya gider. Fakat Romanya'ya gitmeden önce 1943 yılında Mısır'da yapılan Kahire Konferansı'na katılan Menemencioğlu Türk heyetiyle yabancı diplomatlar arasındaki konuşmalarda tercümanlık yapar. Roosevelt—Churchill gibi dünya liderlerinin de katıldığı tarihî Kahire Konferansı'nın bugün yaşayan tek tanığı olan Turgut Menemencioğlu, önce amcası Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu'nun İngiliz Dışişleri Bakanı Mr. Eden'la olan görüşmesinde bulunur. Sonra İsmet Paşa'nın görüşmelerine tercüman olarak tanık olur. Unutanlar için hatırlatmakta fayda var. Kahire Konferansı'nın en önemli özelliklerinden biri konferansın Türkiye'yi İkinci Dünya Savaşı'na dahil etmeyi amaçlamasıdır: "Çok enteresan bir konferans oldu bizim için. Biz o zaman harbe gireceğiz zannediyorduk. Bizim hükümet, amcam da başta olmak üzere İngilizler'in kazanacağına emindi. Almanlar'ın kazanacağını zannetmiyordu. Onun için onları da darıltmadan harbe girmemek istediğimizi söylemekti tüm hedefimiz."

Menemencioğlu Romanya'ya giderken evlidir artık: "O zaman Kadıköy Moda, Fenerbahçe, Kalamış civarları küçük muhitti. Birkaç Türk ailesi birbirimizi hep tanırdık. Nermin de halamın kızları ile arkadaştı." Moran ailesinden Türkçe—İngilizce, İngilizce—Türkçe lugat yazarı ünlü Ahmet Vahit Moran'ın, Memduh Paşa'nın kızı Mualla Hanım'la evliliğinden olan Nermin Vahit Hanım'la tanıştıktan kısa zaman sonra evlenir Turgut Bey (1944). Çiftin iki çocuğu da Romanya'da doğar. 1945 yılında doğan büyük oğlu Ekber, bugün Gürcistan'da BM Temsilcisi olarak görev yaparken, 1948 doğumlu Namık Kemal de tercüme bürosu sahibidir.

Menemencioğlu'nun Romanya'daki görevi, Romen hükümetinin aralarında Turgut Menemencioğlu'nun da bulunduğu üç Türk diplomatını sınır dışı etmesi ile son bulur: "Romenler kaçıp kaçıp Türkiye'ye geliyor ve komünist hükümet aleyhine propaganda yapıyordu. Onlar da bize 'siz gönderiyorsunuz onları' diye suçlamada bulundular. Değil halbuki. Neyse, Romen hükümeti bu memurları çıkarın dedi. Biz Ankara'ya döndük. Bizim hükümet de aynı miktarda Romen memurunu sınır dışı etti."

En önemli büyükelçiliklerde görevli

Menemencioğlu için, 'hariciyenin rutini' dediği Ankara'ya gidip gelmeler başlamıştır artık. Her dış görevin ardından kısa veya uzun süre de olsa Ankara'ya dönüş yapar. 1948'de Ankara'ya gelen Menemencioğlu, iki yılın ardından Türkiye'nin de çok partili döneme geçtiği yıllarda Birleşmiş Milletler'in Cenevre'deki Avrupa Kalkınma ve İşbirliği Komitesi'nde Türkiye'yi Temsilen görev yapar. Buradaki birbuçuk yılın ardından BM'nin New York'taki merkezine aynı görevi ifa etmek için tayin olur. Ardından Ankara'ya dönüş. Yine yurtdışına gidiş, bu sefer Washington'da müsteşarlıktır vazifesi. 1955'te BM Türkiye Temsilciliği ikinci yardımcılığının ardından merkeze dönüş ve ilk büyükelçilik görevi için yine yurtdışına çıkış. Turgut Menemencioğlu, ilk Büyükelçilik görevini Ottava'da yapacaktır. Yıl 1959'dur. Kanada'dan sonra 1963'e kadar Birleşmiş Milletler Türkiye Daimi Delegesi olarak New York'ta bulunur. 1963'te de Türkiye için en önemli sefirlik olan Washington büyükelçisi görevine getirilir. Türkiye o yıllarda üç devlet adamını asmıştır: "İdamlar olunca herkes sırtını döndü bize. Eskiden çok dost olduğum diplomatları görüyordum. Merhaba deyince soğuk davranıyorlardı." Amerika'daki Rum—Ermeni—Yahudi lobisinin oyunları o zamanlardan itibaren hiç eksilmemiştir. Menemencioğlu'nun Truman'ın kızından dinlediği bir de anısı vardır: "İngilizler bize harp malzemesi ve para verecekti. Yunanistan'da komünistler tehlikeli bir kazanç elde edince İngilizler sıkıştı ve Amerikalılardan yardım istedi. Ve Amerikalılar aşağı yukarı İngilizler'in yapacağı işleri üzerlerine aldılar. Truman Doktrini de öyle geldi. Ama ben Truman'ın kızından biliyorum ki, bana 'Babam bana hep söylerdi. Bu işte asıl mühim olan Türkiye'dir ama Yunanistan'a bizim kamuoyumuz alışkındır. Onun için ikisini beraber söylüyoruz' demişti." Menemencioğlu, Washington Büyükelçiliği'nden sonra 1968'de de Türkiye, Pakistan, İran ve İngiltere'nin içinde olduğu CENTO Genel Sekreteri olur: "Alay konusu olmuştu, askerlerle alay edilirdi, 'Nato'ya, CENTO 'ya ve Spor—Toto'ya bağlıyız filan' diye." 1972 yılında ise Türkiye için bir diğer önemli dış merkez olan Londra Büyükelçisi olacaktır Turgut Bey. Türkiye sınırları içerisinde cereyan eden, dışarıyı ilgilendirmeyen olaylar açıkçası pek fazla etkilemez yüksek mevkilerdeki memurları. Onun için 1971 Muhtırası'nın etkisini hissetmez. Fakat 1974 Kıbrıs çıkarması olunca İngilizler onu hariciyeye çağıracaktır: "Bizim ordu Kıbrıs'a girince İngilizler beni hariciyeye çağırdı. Ben de kabahat sizde, bizi orada ürkütmeye kalktınız, biz de yayılmak zorunda kaldık dedim. Yapacak birşeyleri olmadığı için o zaman kolay oluyor işin. Yani İngilizler oraya daha kuvvetli bir ordu gönderecek durumda değillerdi." İşte böyle dolu dolu harici görevler üstlenen Menemencioğlu'nun, 1978'de Ankara'ya müşavir olarak dönmesi istenir. Fakat o buraya gitmez ve Londra Büyükelçiliği son görev yeri olur. Görev yaptığı yerlerde Osmanlı tarihine yönelik yabancı dillerde yazılmış eserleri toplayan Turgut Menemencioğlu, en önemli zamanlarda çok önemli yerlerde bulunarak yine fevkalade olayların tanığı olup Türk diplomasi hayatındaki yerini alır. Altan Öymen'le birlikte TRT için hazırlanan İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye Belgeseli'ne yaptığı katkıların dışında Menemencioğlu, bildiklerini kendine saklamayı yeğlemektedir.

email: ckalyoncu@hotmail.com

kalyoncucemal@yahoo.com