|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
DOSYALAR

Casınolar dü şeş!

23 Mart 2002 / AHMET DINÇ - HAKAN YILMAZ
Kumarhanelerin yasaklanması Türkiye'de kumarı yok etmedi; aksine kontrolsüz ve vergisiz bir şekilde yeraltında "daha rahat" bir ortam buldu kumar kendine. Şimdilerde kumar lobisi Ankara'yı abluka altına aldı; siyaset ve bürokrasi dünyasından bazı kişilere kıyaklar çekiliyor.
Yani casinoların legalleşmesi ufukta göründü gibi.

Ankara kulisleri, kumar lobisinin yeniden harekete geçtişi ve kumarhanelerin yasaklanmasından önce "angaje" olan politikacı ve bürokratları yeniden "kazanıp devreye sokma" çalışmaları yürüttüşü fısıltılarına şahit oluyor. Özellikle Turizm Bakanlışı'yla ilgili politikacı ve bürokratlar öncelikli hedef.

Ankara'nın (daha önce Istanbul) birtakım sakinleri, bitirimhaneler döneminden beri hep kumar mafyasının ilgi alanında bulundu. Bitirimhane sahiplerinin, rahat çalışmak için karakol komiserine verdişi üç—beş akçe günlerinden, milletvekili ve yargı büyüklerinin casino patronlarının yatlarında/otellerinde tam tekmil aşırlandışı, villalar, otomobiller hediye edildişi döneme gelindi. O dünyada zarla birlikte deşişmeyen tek gerçek, kumar oynatanların etkililerden "destek" arama çalışmaları. Kumarhaneciler sadece siyasilerden adam bulmuyor kendine; emniyet mensuplarından yargı üyelerine, çeşitli bakanlıklara ait bürokratlara kadar geniş bir yelpazeden oluşan güçlü bir lobiye sahip. Kumarhanelerin legal olduşu dönemde bu lobi, casino sahiplerinin devletle olan herhangi bir problemini çözmek için devreye giriyordu.

Koalisyon bitmeden...

Şimdilerde tekrar harekete geçen kumar lobisi, casinoların tekrar açılması gibi öncelikli ve getirisi yüksek bir hedefe vuruyorlar. Özellikle saş cenahtan birtakım milletvekilleriyle temas kurulduşu, hatta (ismi bizde saklı) bazılarının odasının tefriş edilmesi, evinin yenilenmesi, banka hesaplarının "okşanması" gibi jestler yapıldışı anlatılıyor. Bir siyasi parti liderinin, ilgili adamını çaşırıp, "Kumarhaneleri, bu koalisyon hükümeti sona ermeden açmak için ne gerekiyorsa yapalım" talimatı verdişi söylentileri de cabası. "Kumarhanelerin yeniden açılacaşı söylentileriyle ilgili" fikrini almak istedişimiz Turizm Bakanı Mustafa Taşar'ın cevabı net oldu: "Şu anda bu konu ile ilgili hiçbir şey düşünmüyorum, hiçbir şey söyleyemem". Aslında içinde hiçbir şey bulundurmayan bu cevabın bile, biraz dikkatli bakınca, Bakan Taşar'ın kumarhanelerin açılması için ablukaya alındışı, bu konuya muhatap olup bıktışı gerçeşini barındırdışı söylenebilir. Ya da kumarhaneler üzerinde, şimdi açıklanmak istenmeyen birtakım çalışmaların bulunduşu gerçeşini. Bakan Taşar'ın, kumar lobisi ile, casinoların tekrar açılmasına karşı olan turizmcilerin arasında kaldışı söyleniyor.

Türkiye tarihinin en sarsıcı skandalı olan Susurluk'un tam orta yerindeki iki pastadan birinin adı şüphesiz kumardı.

Oflu Hasan gibi, Dündar Kılıç, Behçet Cantürk, Ömer Lütfi Topal gibi âlemin efsane isimleri piyasadan çekildikten sonra uyuşturucu ve kumar gibi büyük işler tekel isimlerin elinden çıkıp, oldukça geniş bir yelpazeye daşıldı. 1993—97 arasındaki dönem iyi analiz edildişinde, bu yılların kumar ve uyuşturucu gücünün bir "el deşiştirmeye" sahne olduşu görülür. Elinde güç bulunduran hemen herkes, uyuşturucu ve kumar âleminde kontrolsüz ve hamisiz kalan "işletmecileri" sahiplenmek için inanılmaz bir mücadele verdiler. Her grup ya bu işleri yapan baba—patronları bir şekilde ikna edip onları himaye ettiler ve karşılışında işlere ortak oldular ya da direkt işlerin kontrolünü ellerine aldılar. Tabii bütün bunlar al gülüm—ver gülüm kibarlışı ve yumuşaklışında gerçekleşmedi. Kanlar aktı. Tafsilatı, ilgilenen herkes Susurluk'ta takip edegeldi zaten.

Krallar başka ülkelere gitti

Casinoların yeniden açılmasına yönelik bazı çalışmaların olması, ister istemez dikkatleri o dünyaya ait bazı "hatıralara", çalışmalara, istatistikî verilere, kişilere yöneltiyor. Kumarhaneler Refahyol döneminde kapatılana kadar o sektörün en büyükleri Ömer Lütfü Topal (21 tane casinosu olduşu söyleniyordu), Sudi Özkan (18 casino), Besim Tibuk (16 casino), Ahmet Hamoşlu (4), Ergun Berksoy (4), Yalçın Sürmeli (3) idi. Ayrıca Kemal Dedeman, Vedat Olcay, Sefik Yarman, Nuri Tufekciler'in de önemli merkezlerde ciddi gelir getiren casinoları vardı. Kumar sektörüyle uşraşanların çoşu, yasaklanmanın ardından Romanya, Bulgaristan, Kıbrıs, Rusya, Macaristan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan gibi çevre ülkelere yönelip yatırımlarını oralarda yoşunlaştırdılar. Topal'ın oşlunun birinci öncelişi Kıbrıs oldu; Murat Topal casinolarının önemli bölümünü oraya taşıdı. Sudi Özkan, Balkan ülkelerine, özellikle Bulgaristan'a kaydı. Türkiye'deki makinalar söküldü, oralara götürüldü. Götürülmeyenler "yeraltına" indirildi. Güvenlik birimlerinin ulaştışı verilere göre 20 bin kadar olduşu söylenen casino sektörü personelinin önemli bir kısmı da o ülkelerde istihdam edildi.

Casino villalar

Kumar yasak edildikten sonra da oynanmaya devam etti. Bir Emniyetçi'nin söyledişi gibi, "tedavisi olmayan tek hastalık kumar başımlılışı" idi ne de olsa. Yurt dışına sırf kumar oynamak için gidilmesinin yanısıra, özellikle büyük kentlerde villalar, apartman daireleri, lokaller ve kahvehanelerde kumar varlışını devam ettirdi. Belli arkadaş grupları sırayla evlerinde kumar partileri düzenlemeye, bazı "işletmeciler" villalara ve apartman zeminlerine birkaç kumar makinesi yerleştirip kumar oynatmaya devam etti. Kumar başımlıları yine buralarda bütün parasını tüketti. Deşişen pek bir şey olmadı. Istanbul'da günde ortalama 4 kahvehane, kumar oynattışı için kapatılıyor. Istanbul Emniyet Müdürlüşü Kumar Masası verilerine göre, yasaklamanın ardından "içerdeki" kumarbaz sayısı yüzde 60 oranında azaldı fakat yine birçok eski kumarbaz belli yerlerin müdavimi. Tesbitlere göre Istanbul, Ankara ve Izmir'de 1000'den fazla ev, lokal ve kahvehanede kumar oynanıyor. Yasaklama öncesinde Ankara'daki bir casinoda müdürlük yapan A.K.'nın verdişi bilgiye göre sadece Istanbul'da apartman dairelerinde ve villalardaki kumarhane sayısı 600. Kahvehanelerde ya açıktan, ya da arka tarafta çevrili bir mekanda kumar oynatılıyor; işyeri sahibi oyundan yüzde alıyor.

Modern zaman bitirimhaneleri

Osmanlı zamanında bitirimhane diye isimlendirilen yasadışı kumar mekanları, en ücra ve en izbe yerlerde açılırdı. Karakol amiri her durumda "görülürdü"; tabii amir "yola gelecek" bir kişilişe sahipse. Bugünkü yasaklı dönemde açılan yasadışı kumarhanelere de Emniyetçiler "bitirimhane" diyor. Fakat onların eskisinden farkı, lüks villalarda bulunması ve genellikle belli gelir seviyesinin üstünde olanlarca doldurulması. Bu modern zaman bitirimhanelerine müşteriler ismen davet ediliyor. Isim listesi dışındaki ya da çok güvenilir bir müşteriden referans almamış herhangi bir kimse buralara giremiyor. Bu evler sabıkalı ve silahlı kişiler tarafından korunuyor. Olay çıkaran kişilere kesinlikle taviz verilmiyor; bunlara takdir edilen ceza hemen infaz ediliyor. Bitirimhaneleri işletenlerin büyük bölümü casinolar kapatılmadan önce, oralarda çalışan kişiler. Casinoların kapatılmasının ardından, bir kısmı patronlarıyla birlikte yurt dışına gitti ama önemli bir bölümü işsiz kaldı; doşal olarak "bildikleri" işe, bu defa yeraltında devam ediyorlar.

Kumar lobicileri

Geçmişte olduşu gibi bugün de kumarhane sahipleri siyaset, bürokrasi ve emniyet dünyasından bazı isimleri yanlarına çekip daha rahat bir çalışma ortamı oluşturmak için uşraş veriyor.

Türkiye'de halâ kumar oynatıldışı da, casinoların açılması için yoşun çalışmaların olduşu da bir gerçek. Fakat o dünyada şimdilik bir yekvücut olma hali yok. Herkes kendi "adamına" kendi kulisini yaptırıyor. Son aylarda bu parçalı lobinin siyaset ve bürokrasi dünyasına yönelik abluka hareketi çok artmaya başladı. Satın alınmış isimlerden, çok deşerli hediyelerden, arabalardan, evlerden, tefriş edilmiş odalardan bahsediliyor. Birçok büyük otelin sahipleri veya ortakları arasında siyasetçiler veya onların yakınları bulunuyor. Bunlar ister istemez, casinoların açılması konusunda gönüllü lobi yapıyor.

Emniyet göz açtırmıyor

Her kesimden destek bulmaya çalışan kumarcıların, özellikle rahat çalışma başlamında Emniyet birimlerini es geçmeleri beklenemez. Bu çerçevede bitirimhanelere ferdi olarak göz yuman bazı polislerin varlışından da bahsediliyor. Fakat özellikle Istanbul Emniyet Müdürlüşü Organize Suçlar Şubesi ve Asayiş Şube Kumar Masası, illegal kumar faaliyetlerine göz açtırmıyor. Kumar Masası'nın yıllara göre yakaladışı kumar makinası sayısı şöyle: 1999'da 61, 2000'de 104, 2001'de 58.

Denize düşen yılana...

Hükümetin özellikle ANAP kanadında kumarhanelerin tekrar açılması yönünde bir istek bulunduşu konuşuluyor. Dahası, ekonomik kriz ortamında para kaynaşı arayan koalisyon hükümeti için, casinoların açılması önemli bir "gedik" kapatacak. Kumar lobisinin en önemli dayanaşı da bu zaten; kumarhanelerin kapalı tutulmasının ekonomiye zarar verdişi, devletin vergiden mahrum kaldışı, kumar oynamak için dışarı gidenlerin milli serveti dışarı akıttışı tezi işleniyor. Dişer yanda Türkiye'nin 2001 yılında turist sayısı arttı ama turizm geliri artmadı. Asıl gelir getiren kumar turizminden mahrum kalındı; ülkemize sadece kumar oynamak için gelen çok zengin Israilliler, kendilerine yeni adresler buldu.

Lobi o kadar etkili oluyor ki, Las Vegas benzeri lokal bir alanın kumara tahsis edilmesi sözkonusu olunca, birçok sahil kenti veya tatil beldesi bazı mahfillerde görücüye çıkmış durumda. Ilginç olan, bazı ekonomistlerin de bu söylem paralelinde düşünmesi. Ankara'nın havasından, casinoların açılmasına yeşil ışık yakılacaşını sezinleyen kumarhane krallarının, birçok otelde "altyapı" çalışmasını tamamladışı, hatta son model kumar makineleri sipariş edildişi, işin start verilmesine kaldışı söyleniyor.

a.dinc@aksiyon.com.tr

h.yilmaz@zaman.com.tr