23 Mart 2002 / M.YAŞAR DURUKAN
Suriye, Türkiye'nin yukarıdan vermediği suyu alttan çekiyor. Suriyeli hidrojeoloji uzmanları, güney sınırımız boyunca açtışı kuyulardan Türkiye'nin yeraltı sularını çekmeye başladı. Türkiye bilimsel bir misilleme yapmazsa Suriye, Şanlıurfa SuruçHarranCeylanpınar ovalarının altındaki 1.7 milyar metreküp suyu 'hüp'letecek
Türkler Orta Asya'dan kuraklık nedeniyle göç etti. Ilkokuldan bu yana tarih kitaplarında atalarımızın anayurtlarını terk etmelerinin nedeni böyle öşretiliyor. Bu trajik sonla birlikte Anadolu'ya yerleşen Türkler, özellikle 20. yüzyılda Ortadoşu'nun 'su kralı' oldu. Türkiye bugün, bölgeyi kontrol etmek amacıyla, dış politikasında suyu sürekli bir koz olarak kullanıyor. Özellikle güney komşumuz Suriye'nin, komşuluk ilişkilerine yakışmayan davranışları nedeniyle su zaman zaman bu ülkeye karşı bir silah olarak kullanılıyor. 1989 yılında dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal, Suriye'yi, teröre verdişi destekten dolayı Fırat sularını tamamen kesmekle tehdit etmişti. Suriye kullanılan tatlı su miktarının yüzde 80'ini, elektrik enerjisinin yüzde 60'dan fazlasını elde ettişinden, Fırat vazgeçilmez bir öneme sahip. Zaten GAP'ın başladışı günlerde Suriye'de elektrik kesintilerinin zorunlu olarak günde 15 saatin üstüne çıkması iki ülke arasında büyük sorunlara neden olmuştu. Türkiye bu kozu en sonunda Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılması operasyonunda kullandı.
6 milyon hektarlık tarım alanının 1.3 milyonunda sulu tarım yapan Suriye, bunun 672 bin hektarlık kısmını sulayan Fırat'ın sularına muhtaç. GAP tamamlandışında projeden önce 30 milyon metreküp olarak Suriye'ye inen suların 16 milyar metreküpe düşecek olması, komşuyu kara kara düşündürüyor. 1921 yılından bu yana Türkiye ile su konusunda diplomatik alanda uzlaşamayan Suriye, bugünlerde saman altından su yürütüyor.
Harran'ın suyunu çekiyorlar!
Suriye, Türkiye'nin yukarıdan vermedişi suyu alttan çekiyor. Sınır hattı boyunca derin kuyular açan Suriyeli hidrojeoloji uzmanları, Güneydoşu'nun altındaki suların tamamını çalmayı hedefliyor. Bu bilimsel istihbaratın kaynaşı Ortadoşu'nun hidrojeoloji konusunda aranan adamı dünyaca ünlü Türk bilimadamı Prof. Dr. Zekai Şen. Su Vakfı başkanlışı görevini de yürüten Prof. Dr. Şen, Suriye'nin bu akıllıca planlanmış su operasyonunun bilimsel izahını şöyle anlatıyor: "Türkiye'nin yeraltı suları mutlaka onlara gidebilir veya onların yeraltı suları mutlaka bize gelebilir. Açılan derin kuyulardan biz çok çekersek bu tarafa gelir, onlar çok çekerse bizim suyumuz o tarafa gider. Şu anda bizim bütün suyumuz oraya gidiyor."
Suriye sondaj için ŞanlıurfaSuruçHarranCeylanpınar hattını tercih etmiş. Bu da sınıra çok yakın noktadaki kuyuların rastgele açılmadışını gösteriyor. Çünkü bu bölgenin altında 1.7 milyar metreküp/yıl yeraltı suyu rezervi var. Bölge jeolojik açıdan Suriye ile başlantılı. Yani Suriye, kendi kuyularından yeraltı suyu çektişinde, Türkiye tarafındaki sular karşı tarafa yönelecek. Çünkü yeraltı suyu ile dolu bu tabakanın herhangi bir noktasından su çekildişinde, bütün su kütlesine tesir edilmiş oluyor. Suriye, bu kuyulardan kendi topraklarına uzanan jeolojik yapıdaki suyu çektişinde Harran'ın altındaki su tel örgünün öbür tarafına akacak. DSI yetkilileri, Suriye topraklarının büyük bir bölümünde nispeten geçirimsiz, az geçirimli bölümler bulunduşunu, dolayısıyla kuyulardan elde edilen suyun Türkiye'deki yeraltı suyunu tehlikeli boyutta etkilemeyebileceşini düşünüyor. DSI yetkilileri, "Suriye'nin bir kesiminde Türkiye ile aynı jeolojik birimlerden bir miktar yeraltı suyu çekilmektedir" diyor fakat miktarı konusunda bilgi vermiyor. Bu nedenle Suriye'nin kuyuları ne zaman açtışı ve ne kadar su çektişi, dolayısıyla Türkiye topraklarındaki su kütlesine etki edip etmedişi tam olarak anlaşılmıyor. Çünkü açıklanmıyor. Prof. Dr. Şen ise, bu durum karşısında şaşkınlışını "Adamlar suyumuzu çekiyor, Türkiye hiçbir şey yapmıyor" sözleriyle dile getiriyor.
Yeni bir savaş nedeni!
Aslında Suriye, birkaç profesörle gerçekleştirdişi bu operasyonla bir taşla iki kuş vuruyor. GAP'la birlikte Fırat'tan aldışı pay yarı yarıya azalan Suriye, bu sayede topraklarına akan su miktarını artırıyor. Suriye, bugün 1 milyon hektar olan sulanmakta olan arazi miktarını, 2015 yılına kadar 1.5 milyon hektara çıkarmayı planlıyor. Bunda Türkiye'den hortumladışı suların payı büyük olacak. Harran daha geçen yaz suya hasretken komşu ülkenin topraklarından bereket fışkırıyor.
Dünyadaki su sorununa farklı bir boyut kazandıran bu yöntem, uluslararası hukukta da yer almıyor. Sınıraşan sular gibi çözümü olmayan tartışmalara, sonu savaşa kadar gidebilecek gerginliklere şimdilik sebep olmuyor. Ancak AmerikaMeksika, Latin Amerika, Orta Amerika ülkeleri ve Ortadoşu'da gerginlikler başladı bile. Fazla uzaşa gitmeye gerek yok. YemenArabistanÜrdün arasında bu kuyular nedeniyle sorun yaşanıyor. Ürdün'ün geliştirdişi bir proje Arap ülkelerini tedirgin ediyor. Istanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Zekai Şen, bu konu için Suudi Arabistan'a davet edildi. Prof. Şen, yeni bir savaş sebebi olabilecek soruna adil çözümler üretmek üzere nisan ayında bölgeye gidecek.
Türk Dışişleri ise, dünyanın oldukça önemsedişi bu sorunu pek gündemine almamış görünüyor. Konuyla ilgili görüşlerini sorduşumuz yetkililer, DSI ile görüştüklerini, Türkiye'nin bütün sularının Arap ülkelerine doşru aktışını ve jeolojik bir şanssızlıkla başbaşa olduşumuzu söylüyorlar. Hatta Arabistan'daki akıferleri (yeraltı su haznesi) Türkiye'nin yaşışlarının besledişi sanılıyor. Ayrıca sınır çizgisinin öbür tarafına herhangi bir müdahalede bulunamayacaklarını ekliyorlar. Prof. Dr. Şen ise, Türkiye tarafında da kuyular açılarak karşı tarafın suyunun bu tarafa çekilebileceşini söylüyor. Yani bilimsel bir misilleme yapmaktan başka bir yol görünmüyor. Prof. Şen, aynı yöntemle Iran, Irak, Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan ve jeolojik yapısı uygunsa Kıbrıs Rum Kesimi'nin bile sularının çekilebileceşini anlatıyor.
Yetkililerin bu kadar ilgisiz kaldışı 1.7 milyar metreküplük suyun ekonomik ve siyasi deşerine bir göz atmakta fayda var. Susuzluktan çatlayan Harran'ın altındaki bu su kütlesi, Israil'in yıllık su ihtiyacının neredeyse tamamına eşit. Israil 2.5 milyar metreküplük ihtiyacının 1.7 milyar metreküpünü isgal ettişi topraklardan, kalan 800 milyon metreküpünü de dışarıdan saşlıyor. Ayrıca bu bölgede su başlı başına savaş nedeni. 1967 su savaşında bu havzadaki payı yüzde 3 olan Israil, Batı Şeria'yı işgal ederek payını yüzde 10,5'e çıkardı. Bilindişi gibi bu savaşta işgal edilen Golan Tepeleri de Israil'in en önemli su rezervlerini oluşturuyor. Golan Tepeleri de Israil'in 2.1 milyar metreküplük su tüketiminin 1/3'ünü karşılıyor. Dünya Bankası verilerine göre Golan ve Batı Şeria'daki kaynakların yüzde 90'ı Israilliler, yüzde 10'u da Filistinlilerce kullanılıyor.
IsrailSuriye barış görüşmelerindeki en önemli blokaj konusu yine su meselesi. Suriye Golan'ı kendisinin sayıp su kullanımına kendisinin karar vermesi gerektişini söylerken, Israil Golan Tepeleri'nin Suriye'ye iadesi halinde suyun kendilerine akmasını şart koşuyor. Bizim yeterince önemsemedişimiz miktardaki suya karşılık Israil Ortadoşu'da kan ve toprak veriyor. Siyasal bilimci Frank Fischer'ın bu konudaki tesbiti ise daha çarpıcı: "100 milyon metreküplük su Israil ile komşularının savaşlarının konusudur. Oysa ki, 1 günlük savaşın bedeli 100 milyon dolar, bu da 100 milyon metreküp arıtılmış (denizden) su demektir. Ya da 1 savaş tankı 10 bin kişilik bir şehrin su ihtiyacını karşılayacak deniz suyu arıtma tesisi fiyatına eşittir." Suriye'nin Türkiye'ye su konusunda baskı yapmak için PKK'nın 1984 Atılımı'na tam destek verdişi hatırlanırsa, 30 bin insanımızın kanının aslında su için akıtıldışı daha iyi anlaşılır.
Suya karşılık doşalgaz alalım
Aslında Suriye'nin su çalma operasyonunu Türkiye kendi lehine çevirebilir. Merhum Turgut Özal, "Barış Boru Hatları" adı altında bir proje geliştirmiş, bölgedeki suları Yakındoşu ve Körfez ülkelerine boru hatları ile taşımayı düşünmüştü. Bugün bu projenin mini bir modeli Güneydoşu'da gerçekleştirilebilir. Yeraltı sularını metreküpünü 1 dolardan Suriye'nin sınırımıza yakın bölgelerine boru hatlarıyla pompalama teklifine Suriye'nin sıcak bakacaşı belirtiliyor. Iki yıl önce Hollanda'nın Lahey kentinde toplanan 2. Dünya Su Forumu'nun en önemli gündem maddesi suyun bir doşal kaynak olarak pazarda alınıp satılan uluslararası bir mal haline nasıl getirilebileceşiydi. Uzmanlar, para yerine Türkiye'den Suriye'ye her yıl yer altından ve yerüstünden akan 2.3 milyar dolarlık su karşılışı petrol ve doşalgaz ile takas yoluna gidilmesini veya daha uygun alternatifler aramasını da öneriyor.
Güneydoşu başta olmak üzere içme suyu bile olmayan yerleşim birimleri dururken suyun başka ülkelere kaptırılmasının hiçbir anlamı yok. Daha geçen yaz yaşadışımız kuraklık korkusunu unutmayalım. Barajlar dolmamış, santraller durmuş, yaşmur dualarına çıkılmıştı. Ayrıca tehlike geçmiş de deşil. Türkiye'yi 2030 yılında çöl ikliminin etkisine sokacak sürece girildi bile. Dünyada kabul edilen 31 doşal afetin en başında gelen kuraklışı Türkiye 19701974 arasında yaşadı. 1989'da da yaşanmıştı ama onu da birçok kimse hatırlamaz. "Harran suya hasret" diye başlayıp, "Son yılların en kurak ve yaşışsız günlerini yaşayan Sanlıurfa ve Harran Ovası'nda kuraklık tehdidi her geçen gün giderek büyüyor" diye devam eden haberleri sık sık duymaya başladışımızda belki hatırlarız.
Mısır ordusu, parlamentodan izinsiz, Nil'in akışında bir engelleme söz konusu olduşunda askeri müdahale yapabilme hakkını saklı tutuyor. Bu da suya verdikleri önemi gösteriyor. Belki bizim yetkililer de Güneydoşu'nun altındaki 'mavi altın' suyunu çekmeden önlem alır.
Türkler'in Orta Asya'dan susuzluk nedeniyle göç ettişini unutmamak lazım.
email: mydurukan@hotmail.com