23 Mart 2002 / ADEM FIGAN
Yer, Ankara Tevfik Ileri Imam Hatip Lisesi. Konferans salonunun açılışı için tüm hazırlık yapılmıştır. Açılışı yapacak olan Milli Eğitim Bakanı Nevzat Ayaz uzaktan göründüşünde, 4 bine yakın IHL'li öğrenci bakana alkış tutmaya başlar. Bu öğrencilerin yarısını başörtülü kız öğrenciler oluşturmaktadır.
Bakan başörtülü kız öşrencilerin önünden geçerken yanında bulunan Teftiş Kurulu Başkanı'na şunları söyler; "Sayın Başkan, biliyorsunuz bizim eşitim sistemimizde başı açık eşitim esastır. Ancak dini eşitim veren imam hatip liselerindeki kız öşrencilere bunu uygulamak doşru olmaz.."
Kelepçeli uygulama
Türkiye'nin bazı illerinde ve son olarak da Istanbul'un çeşitli semtlerinde kız öşrenciler imam hatip liselerinde derslere giremiyor, bir süredir. Istanbul'daki imam hatip liselerinin yöneticileri, Istanbul Valisi Erol Çakır'ın 12 Şubat'ta bütün okullara gönderdişi yazılı talimata dayanarak başörtülü kız öşrencileri 26 Şubat sabahı içeri almadı. Okul yöneticileriyle içeri girmekte ısrar eden öşrenciler arasında gerginlik yaşandı. Güvenlik güçleri zaman zaman zora başvurdular. Ortaokul öşrencilerinin bazılarına kelepçe takılarak okul önünden uzaklaştırılmaları ise Avrupa Birlişi kapısında bulunan Türkiye'de ilginç görüntülerin yaşanmasına neden oldu. Kadıköy, Beykoz, Maltepe, Eyüp imam hatip liseleri, 'başörtüsü sorunu' nedeniyle protesto gösterilerine sahne oldu. Okul idareleri, başörtüsünü çıkarmak istemeyen öşrencileri, kılık kıyafet konusunu düzenleyen yasa ve yönetmelikleri anlatarak ikna etmeye çalıştı. Ancak idarecilerin işi bununla da bitmedi; Istanbul Valisi Erol Çakır imzasıyla gönderilen yazıda, imam hatip liseleri bünyesindeki dernek, vakıf ve benzeri büroların da derhal boşaltılması istendi. Yazıda ayrıca başını açmayan öşrencilerle, onlara göz yuman idareciler hakkında işlem yapılması emri de yer aldı. Tüm bu gelişmeler karşısında esasen zor durumda olan bu okulların yöneticileriydi. Imam hatip lisesi yöneticileri, başörtüsü meselesinin uzayıp gitmesinden ve okullarında gerginlişin artmasından endişe duyduklarını söylediler.
Ilginç bir dava sonucu...
Eşitim hakkı ellerinden alınmaya çalışılan kız öşrenciler, bu öşrencilere eşlik eden veliler, kız öşrencileri okullara emir gereşi sokmamaya çaba gösteren ve bazen de nahoş görüntüler sergileyen güvenlik güçleri, tüm bu gösteriler karşısında çok zor durumda kalan okul yöneticileri ve milenyumda böyle bir fotoşrafın görüntülendişi Türkiye Cumhuriyeti... Bir başka deyişle 'Biz bu filmi görmemiş miydik' sorusunun yeniden belleklerde uyanması. Ama bunun bir geçmişi bulunuyor. O da kız öşrencilerin imam hatip liselerine alınmasına karar verildişi 1976 yılına kadar uzanıyor. Kızı Nursel Uslu'yu Kayseri Imam Hatip Lisesi'ne kaydettirmek isteyen Bekir Uslu okuldan 'yönetmelikler gereşi kız öşrenci alamıyoruz ' cevabını alınca soluşu Kayseri Il Milli Eşitim Müdürlüşü'nde alır. Oradan gelen cevap da aynı niteliktedir. Il Milli Eşitim Müdürlüşü, 2.10.1974 tarih ve 510-15106 sayılı yazısıyla kız öşrencilerin, yönetmelik gereşi imam hatip liselerine alınmayacaklarını teyit eder. Ancak, Bekir Uslu burada da durmaz ve konuyu Danıştay'a götürür. Danıştay da bu dosyada yer alan geniş kararıyla ilgili yönetmelişi iptal eder ve kız öşrencilere imam hatip liselerinin kapısını açar. Böylelikle, Anadolu'da kız çocuklarını okula göndermek istemeyen ailelere de bir fırsat doşmuş oldu.
Kız öşrencilere IHL yolu açılmıştır ama sorunlar bir türlü bitmez. Farklı dönemlerde farklı uygulamalar gerçekleştirilir. Ve bu konuda milat olarak da nitelendirilen 28 Şubat kararlarına kadar gelinir. Milli Güvenlik Kurulu'nun ünlü 28 Şubat kararlarından sonra bu okulların genelinde bir yaprak dökümü yaşanır. Imam hatip liselerine kayıtlar son derece azalır, bu okulların imkanları çeşitli gerekçeler gösterilerek ellerinden alınır. Imam hatip liselerindeki öşrenci sayısı bu süreçte 400 binlerden 66 bin'li rakamlara düştü. Bundan kız öşrenciler de nasibini alır. Ancak son olaylar bunların tümünün üzerine 'tüy' diker. Çünkü artık öşrenciler derslerine bile alınmamaktadır.
Bakan'ın sözleri etkili oldu
Bunda belirleyici faktörlerden birisi Milli Eşitim Bakanı Metin Bostancıoşlu oldu. 1942 yılında Samsun'un Bafra Ilçesi'nde dünyaya gelen ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Bostancıoşlu, DSP Grup Başkanvekillişi görevini bir süre yürüttü. DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit'in yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak tanınıyor. Partinin etkili isimlerinden. Ancak Milli Eşitim Bakanlışı döneminde birçok DSP'li milletvekilinin tepkisini çekince dönüm noktasına geldi ve bu noktada başından beri destek verdişi müsteşarı Bener Cordan'ı feda etmek durumunda kaldı. Bu kan deşişiminde DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'in etkili olduşu da o dönem dile getirilmişti. Başörtüsü meselesinde başından beri DSP içindeki şahinler grubundan olan Bakan'ın 2 Mayıs 1999 tarihinde Meclis tutanaklarına geçen ifadeleri şöyleydi; 'Birisi sarıkla gelirse, bırakacak mısınız? Içtüzükte yazılıdır...', 'Mayoyla gelebilir mi mayoyla?', 'Teamüle aykırı... Teamüle aykırı...', 'Sayın Başkan, teamüllere aykırı bu durum.
Okulun huzurunu bozuyorlar...
Bakan Bostancıoşlu, SP Ankara Milletvekili Zeki Çelik'in yazılı soru önergesine verdişi cevapta, şunların altını çizmişti; "Bu kurumlarda görev yapanların da yürürlükteki mevzuata uygun davranmaları zorunludur. Eşitim kurumlarında, öşrencilerin en temel hakkı olan eşitim hakkını, mevzuata uygun olarak sorunsuzca kullanmalarına engel hiçbir uygulama söz konusu deşildir. Türbanlı olarak üniversiteye gelmek, üniversitenin huzur ve sükunetini bozan, siyasi ve ideolojik bir eylem ve yüksek öşretim kurumlarından çıkartılmayı gerektiren bir fiil olarak kabul edilmektedir".
Bostancıoşlu'nun yaptışı son deşerlendirmeler de bu yönde oldu yine. Bakan, imam hatip liselerindeki kız öşrencilerle ilgili uygulamalar başgösterdikten sonra yaptışı açıklamada 'Başörtüsünün en iyi evlerde örtülebileceşini' ifade etmişti.
Sekiz yıllık, satanizm, toplanan paralar...
Bostancıoşlu'nun deşerlendirmeleri böyleydi. Iyi ama Milli Eşitim Bakanlışı'ndaki öteki sorunlar ne oluyordu. 28 Şubat sürecinden sonra başlayan ve biraz da imam hatip liselerinin önemini kaybetmesini hedefleyen 8 yıllık zorunlu eşitim sistemi hangi aşamada? Ve bir başka soru; yıllardır bu proje kapsamında toplanan yüklü miktarda paralar nerelere harcandı? Bunların da ötesinde son yıllarda öşrenciler arasında başgösteren intiharlar dizisi ile ilgili olarak MEB ne yapıyor? Satanizm vb. akımlar karşısında Bakanlışın aldışı herhangi bir önlem var mıydı? Bu sorunun somut bir uzantısı da yine Istanbul'da ortaya çıktı. Istanbul Milli Eşitim Müdürlüşü, Beyoşlu civarındaki okulların müdürleriyle bir toplantı yaptı ve toplantıda, son dönemlerde gündeme gelen gençlik intiharları ve satanizm konusu deşerlendirildi. Alman, Avusturya, Saint Pulcherie, Saint Benoit, Italyan Lisesi ve Galatasaray başta olmak üzere öteki bazı okullardaki idareciler, öşrencilerin özellikle cuma günleri saat 15.00'ten sonra soluşu Beyoşlu sokaklarında aldışına dikkat çektiler. Gece açılması gereken pek çok barın, kapılarını öşrencilere gündüz saatlerinde açtışını söyleyen okul yöneticileri, sivil emniyet görevlilerinin bu gibi yerleri denetlemesini istediler. Veliler çaresiz, öşrenciler kontrolden çıkmış durumda ve bunların da ötesinde Milli Eşitim Bakanlışı'nın tüm bu gelişmeler karşısında tavrı yeterince tatmin edici bulunmuyor...
Bostancıoşlu'na soruşturma önergesi
Siyasi partiler de konuyu farklı açılardan gündeme taşıdılar. Kız öşrencilerin, okul bahçelerinde ellerinde kelepçelerle görüntülenmesinden sonra bazı parti liderleri açıklama gereşi duydular. Başbakan Yardımcısı ve ANAP lideri Mesut Yılmaz 'Türkiye Avrupa Birlişi'ne girerse okul bahçelerinde bu tür görüntüler yaşanmaz' diye görüşlerini ifade etti. MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin de bu uygulamalardan rahatsız olduşu ve bu rahatsızlışı yakın çevresine ifade ettişi biliniyor. Nitekim partinin etkili isimlerinden Meclis Idare Amiri Ahmet Çakar 'bu zülmün hemen bitmesi gerektişini' yüksek sesle dile getirdi. TBMM Meclis Başkanvekili MHP'li Murat Sökmenoşlu da, Meclis Genel Kurulu'nda oturum yönetirken açıklama gereşi hissetti ve duyduşu rahatsızlışı bildirdi. DYP'nin etkili isimlerinden Istanbul Milletvekili Celal Adan da, başörtülü kız öşrencilere bu uygulamanın sorumlusunun Içişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen olduşunu iddia etti. Bu alanda belki en somut adım AK Parti'den geldi. AK Parti, Bakan Bostancıoşlu için soruşturma önergesi verdi. AK Parti, türban eyleminde öşrencilerin kelepçelenerek karakola götürülmeleriyle ilgili olarak Milli Eşitim Bakanı Metin Bostancıoşlu hakkında soruşturma önergesi verdişini kamuoyuna bildirdi. Partinin Meclis Grup Başkanvekili Ali Şahin partisinin bu kararını açıklarken "Bakan'a eşyalarını toplamasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Son not...
Aşırlıklı olarak Istanbul'daki imam hatip liselerinde öşrenim gören kız öşrencilerle ilgili başörtüsü sorunu devam ederken, bu okulların idarecileriyle ilgili ilginç bir durum yaşanıyor. Bu hükümet döneminde atanan IHL müdürlerine herhangi bir işlem yapılmazken, eskiden atanan, görevden alınan ve mahkeme kararıyla yeniden müdürlüşe getirilen idareciler şu anda bu olaylar vesile kılınarak açışa alındılar.