|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
DOSYALAR

Ceyhan S.O.S. veriyor

30 Mart 2002 / ADEM YAVUZ ARSLAN
Türkiye'nin en büyük linyit rezervi ve dördüncüsü büyük ovası olan Elbistan' da tarihinin en büyük çevre felaketlerinden birisi yaşanıyor. Termik santralin filtresiz olarak çalışması yüzünden hastalıklar 6 kat artarken yeni yapılan B ünitesine alınacak olan soğutma suyu ile Ceyhan Nehri doğduğu yerde kuruyacak
Türkiye'nin en büyük dördüncü ovası olan Elbistan Ovası'nda 3.2 milyar ton düşük kalorili linyit rezervi mevcut. Açık işletmede çıkarılan linyitin her yıl 14 milyon tonu 1986 yılında faaliyete geçen Afşin—Elbistan Termik Santrali'nin A ünitesinde yakılarak elektrik enerjisine çevriliyor. Bugünlerde yapımı hızla devam eden ve 1.6 milyar dolara mal olacak B ünitesinden sonra C, D ve E ünitelerinin de yapımı planlanıyor.

Alman Ottogold firması tarafından 50 yıllık ortalamalar baz alınarak yapılan ölçümlere göre Ceyhan Nehri'nin debisi 5 m3/sn. Elbistan'ı 5 km boyunca ikiye bölen nehirden, A Santrali'ne, içme suyu şebekesine ve şeker fabrikasına su alındıktan sonra nehir yatağında 2 m3/ sn su kalıyor. B santraline 1.5 m3/sn su alınması 20 metre genişliğindeki nehirde su kalmaması anlamına geliyor.

Yapımına 1999 yılında başlanan B Termik Santrali ile Ceyhan Nehri Pınarbaşı mevkii arası 35 km. Her santral için çift yönlü borular döşenecek. Soğutma suyu borularının döşenme masrafı 66 milyon dolar. Yıllık bu boru hattından suyun santrale aktarılması için 2 milyon dolar enerji harcaması yapılacak. Santralin ömrünün 30 yıl olduğu düşünüldüğünde bu maliyetin 60 milyon doları bulması bekleniyor. Böylece sadece B ünitesinin soğutma suyu maliyeti 126 milyon doları bulacak. Yapımı planlanan C, D ve E üniteleri için de aynı harcamanın yapılması gerekiyor. Oysa yapımı 72 milyon dolara mal olması planlanan Karakuz Barajı'nın hayata geçirilmesi halinde, bu ünitelere doğal akışla su verilecek. Ayrıca yılda 85 milyon kw elektrik üretilerek, 150 bin dönüm arazi sulanacak. Bayındırlık Bakanlığı tarafından istenen ve Kahramanmaraş Iskan Müdürlüğü tarafından 8 Kasım 2001'de hazırlanan rapora göre bu bölgeden su alınması tam anlamı ile çevre felaketine neden olacak. Yine aynı rapora göre B ünitesine 5 km mesafedeki Hurman Çayı'ndan su alınması durumunda bunların hiç birine gerek yok. Oysa Ceyhan Nehri'nin kaynağından kurumasının önüne geçecek ve milyonlarca dolar getirisi olacak Karukuz Barajı finasman eksikliği gerekçesi ile başlatılamadı bile.

Bilirkişi raporu: "Bölge çöle döner"

Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesi için bilirkişi raporu hazırlayan Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Ahmet Yüceer ve Yrd. Doç. Dr. Fuat Budak, B ünitesinin soğutma suyunun nehirden alınması halinde nehrin "kurbağa deresine" dönüşeceğini ve bu durumun da halkın sağlık risklerini artıracağını vurguluyorlar. Prof. Ahmet Yüceer yeni oluşturulacak bentin yeraltı kaynak sularının dengesini bozacağını, bu sebeple de suların tamamen kurumasının sözkonusu olabileceğini söylüyor. Enerji ihtiyacının reel bir gerçek olduğunu söyleyen Yüceer "Kimse termik santral yapılmasın, su alınmasın demiyor ama yapılan her yönüyle yanlış bir yatırım. Bu plansızlığın cezasını tüm Türkiye ve gelecek nesiller öder " diyor.

Elbistan'a kar siyah yağıyor

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Elbistan'da sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı Türkiye ortalamasından tam 6 kat fazla. 100 bin nüfusa sağlık hizmeti verilen ilçede sağlık kuruluşlarına ortalama 50 bin kişinin başvurması gerekirken bu sayı 300 bini geçiyor. Şu anda termik santralin, baca gazı desülfirizasyon sistemi bulunmuyor. 24 elektrofiltreden sadece 1 tanesi bakımdan geçirilerek verimi artırıldı. A ünitesinin baca gazı kükürt arıtma tesisinin 3,5 yıl sonra bitirilmesi planlanıyor. Normali metreküpte 150 mikrogram olan kükürt oranının zaman zaman bin 500 mikrogram'a çıktığı ifade edilirken, Hıfzıssıhha Kurulu raporları ve resmi kurumların isteklerine rağmen Elbistan ilçesinde hava gazı ölçüm cihazı da bulunmuyor. Elbistan'da termik santral kurulduktan sonra kanser vakaları da 5 kat artmış durumda. Ankara Onkoloji Hastanesi verilerine göre 1980–1988 yılları arasındaki hasta sayısı 136 iken santralın tam kapasite üretime geçtiği 1989 ile 1998 yılları arasında bu sayı 715'e yükseldi. Buna karşılık aynı dönemde Elbistan'ın nüfusu iki katın biraz altında artarak, 54 binden 98 bine yükseldi. Kademeli olarak üretime başladığı 1987'den bu yana 15 senedir çalışan santrale, filtre takılması için bu tarihten tam 13 sene sonra 2000 yılı içinde ihale açılması kararlaştırıldı. Filtre takma işi en erken 3,5 yılda tamamlanarak 2004—2005 yıllarında hizmete girebilecek. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına göre havadaki kükürdioksit oranının azami 150 mikrogram olması gerekiyor. Ancak bu oran Elbistan'da 1996'da bin 500 mikrogram olarak ölçüldü. 1996'dan bu yana da santralin cihazının bozuk olduğu belirtildiği için ölçüm yapılamıyor. Filtrenin olmaması sebebiyle çevre köylerde kanser vakalarındaki artış hemen göze çarpıyor. Iğdemlik Köyü'nden Mehmet Çelik (70) bu kanserli hastalardan birisi. Cilt kanseri teşhisiyle ameliyat olmuş. 10 yıldır tarlalarına kül yağdığını söylüyor.

Elbistan tek yürek

Elbistan halkı can damarlarının kesilmesine tepkili. Belediye başkanı başta olmak üzere tüm yetkililer Ankara'ya gidiyorlar, dertlerini anlatıyorlar, çeşitli üniversitelerden profesörlere ve öğretim üyelerine rapor hazırlatıyorlar ancak boru hattının döşenmesinin önüne geçemediler. Iki kez Bayındırlık Bakanlığı tarafından gündeme getirilmesine rağmen Belediye Meclisi oy birliği ile inşaat izni vermedi. Alevisinden Sünni' sine, CHP'lisinden MHP'lisine kadar tüm kesimler tek bir çatı altında toplanıp Ceyhan Nehri'ni kurtarmak için seferber olmuşlar. Tüm girişimler el birliği ile yapılıyor. Şehrin her yeri " Can'ımıza sahip çıkalım. Ceyhan bizim herşeyimiz" pankartları ile süslenmiş. Binlerce insanın katıldığı bir miting organize eden Elbistanlılar gerekirse Ankara'ya kadar çıplak ayakla yürüyeceklerini söylüyorlar.

Başkan Paksoy ihalede ısrar edilmesinin bazılarının çıkarları gereği olduğunu söylüyor. Ovada yapılan boru hattının taşlık arazide yapılıyormuş gibi gösterip üç kat daha fazla fiyat verildiğini söyleyen Paksoy "Birilerinin aç gözlülüğü geleceğimizi mahvediyor. Bu can bu bedenden çıkmayınca bu nehrin kurutulmasına müsaade etmeyeceğiz. Çocuklarımızın, torunlarımızın yüzüne nasıl bakarız sonra" diyor. Elbistanlıların gündeminde sadece Ceyhan var. Tarlada, kahvede, okulda her yerde Ceyhan konuşuluyor. Bölge milletvekilleri Ankara'da ellerinden geleni yaptıklarını söylüyorlar ancak kendilerine yönelik ciddi bir tepki var Elbistan'da. Hatta düzenlenen mitingde bazı milletvekillerinin konuşmasına bile izin verdirmedi yöre halkı. AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan bu projenin bölgeye yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu söylüyor. Inşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Poyraz Poyrazoğlu ise projenin en basit tabirle 'vatana ihanet' olduğunu söylüyor.

Ankara projede ısrarlı, hatta açıklama yapma zahmetinde bile bulunmuyorlar. Elbistan ise karşı çıkmada kararlı. Tüm Elbistanlıların dilinde 1854'te Washington'daki 'Beyaz Adam'a hitaben Kızılderili Şef'i Seatle'ın yazdığı mektubun son satırları var; "Son nehir kuruduğu, son ağaç yok olduğu zaman paranın herşey olmadığını anlayacaksınız".

a.yavuz@aksiyon.com.tr