DOSYALAR

İran'ın fıstığı Bağdat Caddesi'nde

İran'ın fıstığı Bağdat Caddesi'nde
Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, sınır ticareti adı altında ülkemize sokulan ama 'sınır tanımayan' 55 çeşit İran menşeli sebze ve meyveyi yasakladı. Bundan böyle bu ürünler ülkemize giremeyecek hatta satmak bile suç sayılacaktı. Fakat, pazardan silinmek üzere olan yerli üreticiler bu önemli karara pek sevinemedi. Bakanın açıklamasından sonra görüştüğümüz Gaziantepli çiftçiye bunun nedenini sorduğumuzda, "Bir hafta sonra gidin bakın; İran fıstığını Bağdat Caddesi'nde bile bulursunuz" dedi.

Antepli çiftçinin dediklerini aynen yaptık. Havanın da güneşli olmasını fırsat bilerek taksiye atladığımız gibi doğru ünlü Bağdat Caddesi'ne gittik. Gördüğümüz ilk kuruyemişçiden içeri daldık. Ben önde, fotomuhabiri arkada. "Abi ordan 250 gram İran..." demeye kalmadan hazırlandı bizim fıstıklar. Cadde üzerindeki bütün kuruyemişçileri tek tek gezdik. Bu da yetmedi sahildeki seyyarlara da bir göz attık. Bununla da yetinmedik Üsküdar'a, Taksim'e, Beşiktaş'a baktık. İstisnasız hepsinde vardı. Arada bir "Gel vatandaş geeel İran fıstığına geeel!" diye bağırmayı da ihmal etmiyorlardı. Numaradan "Abi sakın bayat olmasın" diye takıldığımız bir seyyar, sattığı fıstığı daha üç gün önce İran'dan nasıl getirdiklerini bile anlattı bize. Hele Antepfıstığının anavatanı Gaziantep'te bile İran fıstığının satılmasına ne demeli? Resmen ağır tahrik!

Görünen o ki, yasaklı ürünler listesinin ilk sırasında yer alan İran fıstığı, yasağı delmişti bile. Antepli çiftçinin dedikleri aynen çıktı. Yerli üreticilerin bakanın kararına yeterince sevinememelerinin nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Fıstık turizmi!

Aslında Antepfıstığı için sonun başlangıcı ilk etapta sınır illerinde satışa sunulan İran fıstığının, Türkiye'deki işbirlikçi firmaların da yardımıyla büyükşehirlerin piyasalarına yayılmasıyla oldu. Ardından İran fıstığının önlenemeyen yükselişi başladı. İşbirlikçi firmalar yasağa rağmen bol sıfırlı cirolardan vazgeçmek niyetinde değiller. Sınır ticareti adı altında ülkeye girişini sağladıkları İran fıstığını yasak olduğu halde sınır illeri dışına da aynı firmalar çıkarıyordu. Yetkililer ise ihracatçıların ve üreticilerin ısrarına rağmen bu firmaların peşine düşmedi. Yasağa rağmen yurda giren fıstıkların da muhtemelen aynı firmalar kanalıyla getirtildiği ediliyor. Üreticiler, "Adamını bulan yine sokacak bu fıstıkları" diyor.

İran'dan fıstık getirmenin diğer yolu turizm. Buna fıstık turizmi demek daha yerinde olur. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanı Abdulkadir Çıkmaz'ın verdiği bilgiye göre, sırf fıstık getirmek için İran'a sefer düzenleniyor. Her yolcu yanına 10'ar kilo fıstık alıyor. Çünkü bu miktarı geçmezse gümrükte problem çıkartılmıyor. Günde 10 sefer düzenlendiği bile oluyormuş. Bu da 3—4 ton demek.

Kaçakçılık yoluyla da hayli miktarda fıstık giriyor. Sınırdan kaçak olarak katırlarla kırsal kesimlere getirilen fıstıklar daha sonra şehir merkezlerine indiriliyor. Buralardan da büyükşehirlere sevkiyatı yapılıyor. GAİB Başkanı Abdulkadir Çıkmaz, maliye, mali polis hatta trafik polislerinin bile içinde yeralacağı denetim ağı ile kaçak fıstıkların ele geçirilebileceğini söylüyor.

Antepfıstığı üreticilerini İran fıstığının kalitesinden çok fiyatı korkutuyor. İran'da fıstık devlet tarafından sübvanse edildiği için Antepfıstığının neredeyse yarı fiyatına satılıyor. Kaçak olarak yurda girdiği için hiçbir mali yükümlülüğünün olmaması fiyatların daha da düşük tutulmasında etkili oluyor. Antepfıstığı İstanbul'da kilosu 9 milyondan satılırken İran fıstığının fiyatı semtine göre 5 milyona kadar iniyor.

Aslında Antepfıstığı insan sağlığı açısından önemli olan besin maddelerinin yanı sıra içermiş olduğu mineral maddeler bakımından da İran fıstığına göre daha zengin. Tarım Bakanlığı Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü'nün araştırmasına göre, Antepfıstığı tüm sert kabuklu mevvelerin ve sığır etinin içermiş olduğu miktarlardan 10 kat daha fazla C vitamini içeriyor. B vitamini bakımından da diğer sert kabuklu meyvelerden zengin. Antepfıstığı sert kabuklu meyve türlerinin tamamından daha az yağlıdır. Örneğin ceviz yüzde 69—73, fındık yüzde 59—64, badem yüzde 62 oranında yağ içerir. Mevcut yağın önemli bir kısmını doymamış yağ asitleri oluşturuyor. Antepfıstığının bileşimindeki oleik ve linoleik asit oranları toplamı da yüzde 80 dolayında. Doymamış yağ asitlerinin değeri, insan sağlığını tehdit eden kollestrin birikimini ve damar sertliğini önleyici şifalı etkileri ile orantılı.

Fakat yine de aynı tezgahta diğerinin yarı fiyatına iki ürünle karşılaşan tüketicinin tercihi İran fıstığından yana oluyor.

Tüm bu olumsuzluklar milli yemişimiz Antepfıstığının Avrupa Birliği ve ABD'ye yapılan ihracatını da etkilemiş. 1988 yılında 4 milyon 385 bin 522 kilogram olan ihracat, 1999'da 531 bin kilograma düştü. Elde edilen döviz girdisi de 18.6 milyon dolardan 2.6 milyon dolara geriledi. Kısa sürede birşeyler yapılmazsa Türkiye'nin bir ihracat kalemi daha eksilecek.

Üreticiler kötü tabloya rağmen, yine de bekledikleri yasağın gelmesinden memnunlar. İhracatçılar ise, "Biz karpuz ithalatına izin vermedik ama her yerde İran karpuzu satılıyor" diyerek 'karpuz ajanı' görevlendiren Tarım Bakanı Gökalp'ten 'fıstık ajanı' istiyor.

e—mail: mydurukan@hotmail.com

ÖNERİLEN YAZILAR