DOSYALAR

Zına serbest, nıkâh yasak

Zına serbest, nıkâh yasak
Türkiye'de garip bir laiklik anlayışı var. Öyle ki laiklik adına dinle uzaktan yakından ilgisi olan herşey vicdanlara hapsedilmek isteniyor. Laikliğin beşiği olan batılı ülkelerde, herkes kendi dinine göre inandığı kitaba el basarak yemin edebiliyor. Nikâhların kilisede kıyılmasında hiç bir sakınca görülmüyor.

Dini nikâh bu çelişkinin en göze batan örneklerinden biri. Hemen her dinin nikâhla ilgili kuralları var. İnsanlar resmi nikâhtan önce ya da sonra dini nikâh kıydırmayı bir vecibe olarak kabul ediyorlar. Bir çok ülkede nikâh insanların dini inançlarına göre mabetlerde yapılıyor. Diğer ülkelerde din ve vicdan özgürlüğü kapsamında değerlendirilen hatta laikliğin gereği olarak serbest olan dini nikâh ülkemiz kanunlarına göre resmi nikâhtan önce yapılırsa suç. Türk Ceza Kanunu'nun 237'nci maddesinde nikâh hususunda bazı cezalar öngörülüyor. Söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında "Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren kâğıdı görmeden bir evlenme için dini merasim yapanlar" hakkında bir aydan üç aya kadar hapis cezası veriliyor. Dördüncü fıkrada ise "Aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptıran erkek veya kadınlar iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar" deniyor.

Bu ne yaman çelişki

Ancak ortada garip bir çelişki var. Zinanın suç olmaktan çıkarıldığı, nikâhsız birlikte yaşamaya kanunun dokunmadığı bir ortamda resmi nikâhtan önce dini nikâh yapan ve yaptıranları cezalandırmak açık bir adaletsizliğe yol açıyor. Yani medyanın da katkısıyla bir süredir meşrulaştırılmak istenen nikahsız birlikteliklere, açıkçası zinaya devlet göz yumuyor ama nişanlıyken dini nikah kıydıran çiftler ve bu nikahı yapan imam hapis cezasına çarptırılıyor. Bilindiği gibi Anayasa Mahkemesi bir süre önce zina suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 440 ve 441'inci maddelerini iptal etmişti. İlginçtir ama başta amaç zinanın suç olmaktan çıkarılması değildi. Anayasa Mahkemesi kadınlara nazaran daha farklı düzenlenen erkeğe zina cezasının da aynı şekilde uygulanmasını istiyordu. İptal edilen kanun yerine parlamento tarafından yeni bir düzenleme yapılmayınca Anayasa Mahkemesi başka bir başvuru üzerine bu sefer de kadının zinasını suç olmaktan çıkardı. Tarih boyunca, İslam öncesi Türk toplulukları tarafından bile büyük bir suç ve günah olarak kabul edilen, günümüzde de halk nazarında çok kötü bir fiil olan zina suç değil. Buna karşılık toplumun tamamına yakını tarafından kabul gören hatta yapılmadığı zaman gerçek anlamda evliliğin meydana gelmediği düşünülen dini nikâh hâlâ suç olarak duruyor.

Bu adaletsizliği farkeden bir mahkeme geçtiğimiz günlerde dini nikâha verilen cezanın kaldırılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. Orhangazi'de resmi nikâh yapmadan önce dini nikâh kıydıran çift hakkında dava açılıyor. Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya bakan hakim Nimet Demir, dini nikâha ceza öngören TCK'nın 237. maddesinin 4'üncü fıkrasını "Anayasa'ya aykırı bularak" iptal istemiyle Anayasa Mahkeme'sine götürüyor. Hakim itiraza gerekçe olarak dini nikâhı suç olarak düzenleyen kanunun Anayasa'nın "Cumhuriyet'in niteliklerini düzenleyen ikinci maddesine, 10'uncu maddedeki" kanun önünde eşitlik ilkesine, "temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12'nci maddesine ve 24'üncü maddede yer alan din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğunu ileri sürüyor. Yani dini nikâha ceza öngören maddenin Anayasa'daki laiklik ve eşitlik ilkelerine, temel hak ve hürriyetlerden olan din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğu belirtiliyor.

Laiklik bunu gerektirmez

Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi'nde görev yaptığı sırada iptal başvurusunda bulunan ve daha sonra Mersin'e atanan hakim Nimet Demir iptal başvurusu ile ilgili olarak, laik devlette herkesin bir dini inancı olabileceği gibi inanmayanların da bulunabileceğini, devletin bunlara karşı tarafsız olması gerektiğini belirtiyor. "Resmi nikâh olmadan birlikte yaşayanlara devlet karışmıyor" diyen Hakim Demir, dini inancı gereği imam nikâhı yapanları devletin cezalandırmasının Anayasa'nın hem laiklik ilkesine hem de eşitlik prensibine aykırı olduğunu ifade ediyor.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun dini nikâhı toplumsal bir gerçek olarak kabul ettiğini, toplumsal olguların hukuka da yansıması gerektiğini söyleyen Nimet Demir "Hukuk devleti sosyal olguları gözardı edemez. Eğer gözardı ederse bu durum hukuk devleti ilkesine ters düşer" diyor.

Zina suçu ile ilgili yapılan başvurularda eşitlik ilkesinden yola çıkarak zinaya ceza getiren maddeleri iptal eden Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz hafta yaptığı toplantıda, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi'nin başvurusu üzerine, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) evlenme akdi olmaksızın dini merasim yaptıranlara 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası öngören 237. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemini görüştü ve düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vererek, iptal istemini oybirliğiyle reddetti.

İnkılap kanunlarına mı giriyor?

İptal istemini reddeden kararın gerekçesi henüz hazırlanmadığı için Anayasa Mahkemesi'nin hangi sebeplerle bu talebi geri çevirdiği henüz bilinmiyor. Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, TCK'nın 237. maddesinin Anayasa'da yer alan inkılap kanunlarıyla ilgili bir düzenleme olduğunu söylüyor. Dönmezer Hoca, bu kapsama giren maddelerin Anayasaya aykırılığının iddia edilemeyeceğini, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi'nin iptal başvurusunun bu nedenle yanlış olduğunu belirtiyor.

Resmi nikâhtan önce yapılan dini nikâhın suç oluşturduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erol Cihan, "Bu, kanunda düzenlenmiş bir suç tipidir. Ve kanundaki tarife uygun suç oluştuğunda failler cezalandırılır. Böyle bir suçun kanunda düzenlenmesi gerekip gerekmediği tartışılabilir, dini nikâhın suç olmaması gerektiği savunulabilir. Ancak bu kanun parlamento tarafından kaldırılmadıkça uygulanır" diye konuşuyor.

Anayasa hukuku açısından konuyu değerlendiren Fazilet Partisi Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin bir nitelik arzettiğini, mahkemenin esasa girerek karar vermesi halinde aradan 10 yıl geçmeden aynı madde hakkında bir daha itiraz yoluna gidilmesinin mümkün olmadığını belirtiyor. Prof. Kamalak, dini nikâhı suç olarak düzenleyen bu kanunun ancak Meclis tarafından kaldırılabileceğini söylüyor ve şimdilik parlamentonun gündeminde böyle bir konunun olmadığını ifade ediyor. Bu maddenin Anayasa'nın 174'üncü maddesindeki inkılap yasaları kapsamına girdiği, bu nedenle iptal başvurusu yapılamayacağı görüşüne katılmadığını söylen Mustafa Kamalak "Toplumda gayrimeşru karşılanmasına rağmen iki yetişkin insanın zinası suç kabul edilmiyorsa halk tarafından kabul gören dini nikâhın da suç olmaması gerekir" diyor.

Türk halkının büyük bir kötülük olarak gördüğü zina bu yönde hiç bir toplumsal talep olmamasına rağmen suç olmaktan çıkarılırken, insanların tamamına yakınının başvurduğu dini nikâhın hâlâ cezalandırma sebebi olması kabul edilir bir şey değil. Kanunlar yapılırken ya da değiştirilirken evrensel kriterlerin yanında o toplumun yapısını oluşturan örf ve inançları da gözönüne alınır. Yani bir hukuk sisteminde getirilen düzenlemelerin herşeyden önce o toplumun değerleriyle paralellik göstermesi gerekir. Aksi takdirde adliye salonlarında meydana gelen kavgaların da gösterdiği gibi kanunlar adalet yerine kaos üretir.

ÖNERİLEN YAZILAR