|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
SİYASET

Aykırı kardeşler politika yoldaşı

20 Mart 1999 / ADNAN ÖKSÜZ
Aslen Artvin'in Yusufeli İlçesi'nden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi'nde Artvin'in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum'a gelerek Ahmet Muhtar Paşa'nın ordusuna katılır.
Daha sonra Harput Redif Taburu'na mülazım rütbesiyle atanan Ömer Efendi burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi'nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye'nin muhtelif yerlerinde müstantık (sorgu hakimi) olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi'nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuş, en büyükleri olan Mustafa Sabri Livanelioğlu Yargıtay Başkanlığı'na kadar yükselmiş. Zülfü ve Ömer Asım ise M. Sabri Livanelioğlu'nun büyük ve ortanca oğulları... Livanelioğlu ailesinin kısa özgeçmişi bu şekilde.

Ailenin meşhur oğlu

Ancak aile, ismini Zülfü Livaneli'nin müzik hayatına atılmasıyla duyurur. Livaneli, 1980 İhtilali'nin ardından değişik bir yöne kanalize edilmeye çalışılan gençliğin umudu olur bir bakıma. Zülfü Livaneli, bu tarihlerden sonra kendisini gösterir. Onu 1986'da Issık Göl Forumu Kurucu Üyesi, ardından Türk Yunan Dostluk Derneği Kurucusu olarak görüyoruz. UNESCO Büyükelçisi de ilan edilen Zülfü Livaneli, Türkiye dışında İsveç, Hollanda, Belçika, Almanya, Amerika, İspanya, Yunanistan, İngiltere, Danimarka, Libya ve Fransa'da konserler verdi, şarkıları bu ülkelerin bir kısmında liste başı oldu.

Rutkay Aziz'in başrolü oynadığı "Yer Demir, Gök Bakır" ile "Sis" ve "Şahmaran" filmlerinin yönetmenliğini yaptı. Zülfü Livaneli'nin politik geçmişi de bir hayli ilginç; partisinin İstanbul'da İSKİ Skandalı dolayısıyla büyük ölçüde bozulan dengelerini yeniden düzeltmek için Nurettin Sözen sonrası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için kolları sıvamıştı. Dönemin SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, Ocak 1994'te Livaneli'ye İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı teklif etmiş, o da kabul etmişti. Kamuoyu yoklamalarında Sözen'den sonra imaj değişikliğine gidildiğinden dolayı Livaneli'ye büyük destek verildiği ileri sürülmüştü dönemin gazetelerince. Hatta 27 Mart 1994 Mahalli Seçimleri'nde ipi göğüsleyen, daha sonra şiir okuduğu için TCK'nın 312. maddesince hapsolunan R. Tayyip Erdoğan'ın çok önündeydi oy tahminleri. 1994 belediye başkanlığı seçimleri Livaneli'yi siyasi anlamda büyük oranda olgunlaştırdı.

Zaman onu olgunlaştırdı

Rakiplerinin yönelttiği eleştirilere karşı saldırılar geliştirdi hep. ANAP'ın güçlü isimlerinden Ekrem Pakdemirli "Onun değil İstanbul'a Belediye Başkanlığı, Türk vatandaşlığı bile tartışılır" derken, aynı seçimlerde Ankara'dan DYP belediye başkan adayı olan öğretim üyesi ve Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) eski Genel Başkanı Prof. Kemal Çevik, "Biz Fransa'da Geceyarısı Ekspresi filmi aleyhine çalışırken, Livaneli, Thedorakis ile şarkı söylüyordu" eleştirisini getirmişti. Tüm bu eleştiriler karşısında SHP İstanbul il örgütünden Livaneli'ye tam destek gelmişti. SHP, Livaneli'nin başkasının pasaportuyla yurtdışına çıkmasını savunmuş, bunun 'Faşist bir askeri darbeye karşı onurlu bir direniş hareketi' olduğu görüşünü ileri sürmüştü. Neticede, İlhan Kesici, Bedrettin Dalan gibi Zülfü Livaneli de yarışı kaybetmiş, ipi R. Tayyip Erdoğan göğüslemişti 27 Mart seçimlerinde.

Livaneli, seçimi kaybetti ama siyaseti 'Her akşam ölürüz, her sabah yeniden diriliriz' esprisi içinde değerlendirdiği için maratonu sürdürdü. Seçimlerden bir yıl sonra, 1995 yılında önce, Cem Boyner'den "Gel, birlikte DYP'ye katılalım" teklifini aldı ama bu teklife sıcak bakmadı. Ardından aynı yılın sekizinci ayında kongre hazırlıkları süren CHP'de liderlik yarışına katıldı ve "Baykal'a karşı aday olabilirim' mesajı verdi. Gerçekten de aday oldu, ancak teşkilatlardan yeteri kadar destek gelmediğini görünce Mümtaz Soysal'dan sonra adaylığını çektiğini ilan etti. Zülfü Livaneli, bu çıkıştan sonra kısmen kabuğuna çekildi. Artık arenayı tamamen terketmese de eskisi kadar müzikle de uğraşmıyordu. 18 Nisan 1999 seçimlerinde yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı için adı çıktı ama, o 'Başka layık isimler var, onlar olsun' yaklaşımında bulundu. Ardından da Baykal'la konuştuktan sonra İstanbul milletvekili adaylığını kabul etti. Zülfü Livaneli'yi yakından tanıyanlar, milletvekili olduktan sonra eski 'genel başkanlık' aşkının yeniden depreşeceğini ileri sürüyorlar.

Bozok diyarının yiğit...

Zülfü Livaneli'nin aksine kendisinden yalnızca üç yaş küçük kardeşi Ömer Asım Livanelioğlu ise, daha mütevazı şartlarda yaşadı bugüne kadar. Devletin çeşitli kademelerinde çalışıp emekli olduktan sonra Ankara Tunus Caddesi'nde avukatlık bürosu açan Livanelioğlu, 1996 yılında tanıştığı DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in avukatlık işlerine bakmaya başladı. Bu zamandan sonra Çiller ve ekibiyle yakın ilişkiler içinde olan Livanelioğlu, özellikle 28 Şubat Süreci'nde iki avukat arkadaşıyla birlikte Çiller ailesinin çeşitli davalarına baktı. 18 Nisan seçimlerinde ise Çiller, kendisini Yozgat'tan birinci sıraya yerleştirdi. Bu haber başlangıçta Yozgat'a bomba gibi düştü. Yozgat DYP Milletvekili Yusuf Bacanlı başta olmak üzere önseçime katılan diğer aday adayları da protesto ettiler. Livanelioğlu, bu tepkiler karşısında uzun süre suskun kaldı. Geçtiğimiz günlerde ise Yozgat'a giderek seçim çalışmalarına, Yozgatlıların doldurduğu sinema salonundan start verdi.

"Bozok diyarının yiğit evlatları. Yiğidin harman olduğu yerden milletvekili olmak benim için şereftir" diye söze başladığında Yozgatlılar yumuşamıştı. Livanelioğlu, 'Çiller'in özel görevlendirmesiyle bu yöreden milletvekili adayı olduğunu söyledi ve şu ana kadar yapılan hizmetlerin iki katı hizmet getireceği' sözünü verdi. Bozok Üniversitesi sözünü de... Ve ekledi; "Eğer bunları yapamazsam gelin Yozgat Saat Kulesi'nin dibinde hesabını benden sorun". Livanelioğlu, hakkındaki 'Alevi' kökenli olduğuna ilişkin iddiaları da cevapladı aynı toplantıda ve "Benim kim olduğumu herkes biliyor" görüşünü savundu. Yozgatlıların temennisi ise, 'kendisini bakan olarak ' görmekti. Bu toplantıdan sonra Livanelioğlu'nun morali düzeldi. Livanelioğlu şimdi yoğun bir propaganda faaliyetine girişti yörede. Yozgat'ın 640 köyünden 500'ünü gezeceğini ve kendisini halka anlatacağını ifade ediyor. Ömer Asım Livanelioğlu, bu görüşlerini yerel Bayrak ve Kanal 66 tv'lerinde de seslendirdi.

İki kardeş... Zülfü Livaneli ve Ömer Asım Livanelioğlu. 18 Nisan 1999'da seçim gerçekleşirse kuvvetli ihtimalle parlamentoya girecekler. Darısı diğer kardeşlerin başına.

E mail:adnan@aksiyon.com.tr