DOSYALAR

Artık "balı" değil "mafyası" kesir!

  • Haşim Söylemez
Artık
Son 3 yıldır sabah akşam mafya haberleri okuyoruz ve ister istemez hepimiz mafya terminolojisini öğrendik. Öğrendiğimiz mafya kavramları arasında bir özellik bilmem dikkatinizi çekti mi? Tehditleri ta başbakana kadar uzanan mafya mensuplarının hemen hepsinin ortak özelliği, Balıkesir'de yaşamaları veya bu şehirle bir bağlantılarının olması.

3 Kasım 1996 tarihinde Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasından sonra ismi sık sık zikredilmeye başlanan Balıkesir, konumu bakımından daima önemliydi. İstanbul'u Bursa üzerinden İzmir'e bağlayan güzergahta bulunması şehrin yabancıların uğrak yeri olmasında etkili oldu. Coğrafi konumuna rağmen Balıkesir'in gelişimi beklenen seviyede değil. İl için elzem olan çevre yolu bile ancak 1997 sonunda hizmete açılabildi.

Masum ve kendi halinde olan bir il görüntüsü veren Balıkesir aslında fokur fokur fokurduyor, özellikle de mafya alanında. Dönemin başbakanı Tansu Çiller'i dolandırarak örtülü ödenekten hesabına para geçiren Selçuk Parsadan'ın Altınoluk beldesinde yakalanması; uyuşturucu ve silah kaçakçısı Sarı Avni lakaplı Avni Musullu'nun Havran ilçesinde yakalanması ve bölgeyi 10 yıl süre ile kullanması; Malki cinayetinin azmettiricisi Erol Evcil'e ait Eze Zeytinlerinin Havran'da bulunması; Abdullah Çatlı'nın ölmeden önce Erdek'te tatil yapması ve sürekli olarak bölge ile bağlantı içinde olması; Abdullah Çatlı ve Hüseyin Kocadağ'ın Susurluk kazasından önce Ayvalık'ta mekan araması basında günlerce tartışıldı. Balıkesir'de bulunan yerli mafyaların aralarındaki ilişkileri düzeltmek için Drej Ali de (Ali Yasak) sık sık şehre gidip gelenlerden.

Balıkesir'deki mafyalar bu isimlerle sınırlı değil elbette. Öyle ki kenar mahallelerde işsiz genç bulmak çok zor. Çünkü; Balıkesir'in sivil toplum örgütü haline gelen mafya grupları 18 yaşın altındaki gençleri bünyelerine alıyorlar. Çünkü, suç işledikleri zaman bu insanlar yaşlarının küçük olması dolayısıyla daha az ceza alıyorlar.

Kolay yer

Balıkesir'in mafya tarafından böylesine rağbet görmesinin iki sebebi var: coğrafi konumu ve özgür ortamı. Metropoller arasında kavşak noktasını oluşturmasının yanısıra dağınık ve dağlık bir bölge olması da kanun kaçaklarının iştahını kabartıyor. İlçelerinin durumu ise mafya güçleri için bulunmaz nimet. Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran, Erdek, Gönen ve Bandırma gibi ilçeler kara ve deniz bağlantıları sebebiyle en çok tercih edilen yerler. Sındırgı, Bigadiç, Savaştepe, İvrindi, Kepsut, Dursunbey gibi dağlık ilçeler sadece geçiş noktaları olarak kullanılıyor. Dağlık ilçelerde takibin zor olması kaçaklara kolaylık sağlıyor. Emniyet güçleri de bu alanlarda zorluklar çektiklerini sık sık dile getiriyorlar. Susurluk ve Manyas dağınık olarak konuşlandığından ve Bursa Ovası ile iç içe bir durum arz etmesinden dolayı uyuşturucu mafyası tarafından tercih ediliyor. Bandırma'dan denizyoluyla İstanbul'a yakın olması da Balıkesir için önemli durumlardan birisi. Adalarla olan bağlantısından Yunanistan'a adam ve uyuşturucu kaçakçılığında yararlanılıyor. Ayrıca Balıkesir'in bir çok turizm beldesine sahip olması da mafyanın mekan edinmesinde etkili sebep.

Balıkesir coğrafi konumu kadar halkının yabancılara karşı tutumuyla da ilginç bir yer. Yabancıya alışkın olan ve bire bir ilişkilerde soğuk davranan Balıkesir halkının bu özelliği sayesinde bir çok yabancı bu yerleşim yerini rahatça kullanabiliyor. Özellikle turistik bir belde olan Körfez bölgesindeki yazlıklar yabancıların burayı tercih etmesinde etkili oluyor. Mesela hemen hergün televizyon kanallarında arandığı belirtilen Selçuk Parsadan Altınoluk'ta rahatça geziyordu. Çünkü bölge halkı yabancılara alışıktı.

Cadı kazanı: Körfez

Balıkesir'de kanun kaçakları genel olarak şehir merkezinden çok daha dağınık bölge olan Edremit, Ayvalık, Havran ve Burhaniye'den oluşan Körfez bölgesini kullanıyorlar. Erol Evcil'in faaliyetlerini bu bölgede sürdürmesi, kaçakçı Sarı Avni lakaplı Avi Musullu'nun, dolandırıcı Selçuk Parsadan'ın, bir çok kanun kaçakçısının ve katil'in bu bölgede yakalanması dikkatlerin bu bölgeye çekilmesine neden oldu. Susurluk kazasından önce Kocadağ ve Çatlı da yazlık almak için bölgedeki birçok elmakçı ile görüşmüşlerdi. Bu olayın basında yer almasından sonra buranın üs olarak kullanılmak istendiği bir kere daha gözler önüne serildi. Son olarak da uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve kadın ticareti yapmak suçlarından Aydın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Alaaddin Karaca'nın adamları olduğu belirtilen 7 kişi Edremit'te yakalandı.

Geniş zeytin bahçelerine de sahip olan Körfez bölgesi sadece kanun kaçaklarının ve mafyanın mekanı değil. Aynı zamanda çok iyi bir uyuşturucu mekanı da. PKK'nın buradan Yunanistan'a adam ve uyuşturucu kaçırdığı bilinen bir gerçek. PKK'nın bu bölgede konuşlanmasına rağmen uyuşturucu ve adam kaçırma olayları dışında silahlı eyleme girişmediği kaydediliyor. Zaman zaman Emniyet güçleri tarafından bazı PKK mensuplarının yakalanması da olayı doğruluyor. Konu ile ilgili olarak 30.9.1997 tarihinde Cihan Haber Ajansı mahreçli Zaman Gazetesin'de yayınlanan bir haberde, Körfez bölgesinde uyuşturucu kaçakçılığının Karacabey, Yunanistan bağlantılı olarak yapıldığı, PKK'nın hem adam hem de uyuşturucu kaçırdığına dikkat çekiliyordu. Haberde özetle şöyle deniliyor; "Balıkesir'in sahil beldelerinde bulunan otellerde yerli ve yabancı turistlere uyuşturucu pazarlandığı, kimi otellerin bu amaçla faaliyet gösterdiği kaydediliyor. Konuyu Emniyet yetkilileri doğruluyor, ancak imkanlarının kısıtlı olduğunu dile getiriyorlar. PKK'nın Körfez bölgesini Yunanistan'a uyuşturucu ve adam kaçırma amacıyla kullandığı ve bu bölgeyi kaçakçılık için mesken tuttuğu kaydediliyor."

Yerli Mafya

Balıkesir'de bulunan büyük çaplı gruplara karşılık, en az o gruplar kadar etkisi olan yerli mafyalar da çok. Bunların en büyüğünü ise iki grup oluşturuyor: Ergun Gür ve Fuat Mutlu grupları. İki grup arasında çıkan çatışmalarda çok sayıda insan canından olurken, halkın huzuru da bozuldu. Bu durum üzerine Balıkesir Valisi Alaattin Yüksel sert açıklamalar yapıyordu. 18.6.1997 tarihinde Yüksel'in yapmış olduğu açıklamada aynen şöyle deniliyordu: "Bu güzelliği ve halkın huzurunu kimse bozamaz. Bozanların karşısındayım. Mafyaya Balıkesir'i dar ederim. Düzene uymayanlar sonuca katlansın."

Ergun Gür yıllarca Balıkesirspor Kulüp Başkanlığını yaptı, Balıkesir'in yerlisi. Fuat Mutlu ise, Diyarbakır asıllı ancak göç edip Balıkesir'e yerleştikten kısa bir süre sonra Balıkesir'in zenginleri arasına girdi. Mutlu ailesi kurdukları bir çok işyerinden sonra Balıkesir DYP eski Milletvekili Ömer Lütfü Coşkun'dan Körfez bölgesine sefer yapan "Balıkesir Seyahat" firmasını satın aldılar. Bu firmaya karşılık Ergun Gür grubu da Misyatur firmasını kurdu ve büyük bir rekabet başladı. Başlayan rekabetle birlikte iki grup arasında kanlı olaylar yaşandı. Kürt lakaplı Fuat Mutlu ve 80 sonrasında işsiz kalan ülkücülerden oluşan Ergun Gür grubu Balıkesir'de terör estirmeye başladı. Silahlı düellolarda bir sene içerisinde 7 kişi hayatını kaybetti. Olaylar şimdi durulmuş halde, ancak her an patlak verme ihtimali yüksek. Yerli mafya örgütlerinin evleri incelendiğinde yüzlerce silahın ve bombanın saklandığı ve şehir halkının büyük tehlikeyle karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.

Balıkesir'de mafyanın estirdiği terör olaylarını büyük cesaretle duyuran gazeteci Osman Yurdusev; "Balıkesir'de kuzu satıcılarında bile Mercedes var. Hiç ummadığınız kişilerde tırlar var ve bu tırların ne iş yaptığı bilinmiyor. Hayatımız namlunun ucunda. Biz sadece habercilik yapıyoruz. Ben ve bir çok gazeteci arkadaşım tehditlere maruz kaldı. Yeni Balıkesir Gazetesinden Emin Buldan, Yeni Haber Gazetesinden Ramazan Demir çok sıkıntı çektiler. Mafya halkın huzurunu bozuyor. Emniyet güçleri ise mücadele ediyor, ancak şu ana kadar istenilen sonuca varılmadı. Balıkesir konumu ve yapısı itibariyle mafya için son derece müsait bir yer. Son bir kaç yıldır Balıkesir'in ismi mafya ile anılır oldu" diyor.

ÖNERİLEN YAZILAR