SİYASET

Mapusta sevinç çığlıkları...

Mapusta sevinç çığlıkları...
Bugünlerde bir hapishanenin önünden geçtiniz mi? Ya da, 'içerde' neler oluyor diye hiç düşündünüz mü? Hele hele haber kuşağı sayılan akşam saatlerinde bir hapishanenin önünde durup, 'içerdeki' sesleri ve sessizliği anlatacak sözcükler aradığınız oldu mu?

Daha bir hafta öncesine kadar sıradan günler geçiren loş odalardan, ıssız koridorlardan artık özgürlük fısıltıları yükseliyor. En umutsuzunun bile bir umudu var artık. Özgürlük meşalesini bir oldu bittiyle ateşleyen DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşah Ecevit, şükranla yadediliyor içerde. İçerde heyecan, içerde umut, içerde çaresizlik, şimdi ne ararsan içerde.

Rahşan Ecevit'ten 14 Mayıs'ta Oran'daki evinde yaptığımız sohbette öğrenmiştik afla ilgili düşüncelerini. "Hükümetimiz her türlü çıkarcı yaklaşımlara kulak tıkayıp, evine ekmek götürmek için hapise düşmüş insanlarımız için bir af çıkarsa ne iyi olur" demişti. Çok geçmeden bu düşüncesini Parti Meclisi'ndeki arkadaşlarına da açtı Rahşan Hanım. Ummadığı bir destek buldu ve DSP Parti Meclis'i 18 Temmuz'da Türkiye, hapishanelere bir bomba gibi düşen affı konuşmaya başladı. Sevinenler, karşı çıkanlar, temkinli yaklaşanlar birbirine girdi. Aslında DSP'nin iktidara gelmesiyle birlikte maphushanelere az da olsa bir umut ışığı görünmüştü. Cumhuriyetin 50. yılı sebebiyle 1974 iktidarında benzer bir af çıkaran Bülent Ecevit'ten benzer bir adım atmasını bekleyenlerin sayısı az değildi.

DSP, Parti Meclisi'nde aldığı kararı Grup Yönetim Kurulu'nda olgunlaştırarak İnsan Hakları'ndan Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk başkanlığında affın kapsamını bilerlemek üzere bir komisyon oluşturdu. Affa karşı olanlar; 1974'teki aftan sonra, Türkiye'yi 12 Eylül'e götüren sürecin hızlandığını iddia ederken, görünürde affı gönülden savunan tek parti DSP. 1974'teki afla, bugün yapılması düşünülen af arasında önemli farklılıklar da var. En azından ülkenin bölünmez bütünlüğüne kast eden 10 binlerce PKK'lı terörist yoktu o zamanlar. Bu anlamda affa karşı çıkanların ilk kullandığı koz da elbette ki terör suçluları oldu. İkinci karşı çıkış gerekçesi, yolsuzluklara karışmış insanların affedilmesi. Bu anlamda ilk akla gelen isimler Edes'ler, Bezmen'ler, Aslıtürk'ler Civan'lar vb.

DSP Grup Yönetim Kurulu'nun önerisiyle oluşturulan Af Komisyonu, yaptığı ilk çalışmada terör suçluları ve yolsuzluğa bulaşmış insanları af kapsamına almayı düşünmüyor. Genel Başkan Bülent Ecevit, düşünce suçlularının da af kapsamına alınmasını isterken, yapılan baskılar sonucu dini siyasete alet edenlerin bu kapsam dışında tutulması eleştirilerin başlıca kaynağını oluşturuyor. Düşünce suçlularının af kapsamına alınmasına çalışacaklarını ve affı, hükümet tasarısı olarak Meclis'e getirmeyi düşündüklerini söyleyen Ecevit, Adalet Bakanı Oltan Sungurlu başta olmak üzere ANAP'lıların bu konudaki endişelerinin de dikkate alınacağını söylüyor. Affın Meclis'ten çıkması durumunda eş zamanlı olarak sosyal düzenlemelerin de yapılacağını müjdeleyen Ecevit, Milli Eğitim Bakanlığı'nın aftan yararlanıp dışarı çıkanlara meslek edindirme kursları düzenleyebileceğini, kendi işini kurmaya çalışanlara ise Halkbankası tarafından krediler verilebileceğini de şimdiden hesaplamış durumda.

CHP'nin af çelişkisi...

DSP'den gelen af önerisini seçim yatırımı olarak değerlendiren CHP'liler, bu anlamda affa karşı çıkıyor. Mayıs ayında Demokratikleşme ve İnsan Hakları Somut Politikalar Çalışma Grubu'na hazırlatıp kurultaya sunduğu raporda; "Terör suçuna doğrudan bulaşmamış olanlara genel af çıkarılmalıdır. Teröre bulaşmamış tüm tutuklu ve hükümlüler için genel af çıkarılarak ülkede hoşgörü ve barış ortamına geçişin zemini oluşturulmalıdır" önerisinde bulunan CHP, bugün gelinen noktada affa karşı tavır almış durumda. CHP, olası bir af durumunda düşünce suçlularının af kapsamına alınması, dini siyasete alet edenlerin ise bu kapsamdan çıkarılması konusunda ısrar edeceğe benziyor.

ANAP, temkinli...

Adalet Bakanı Oltan Sungurlu'nun affa karşı olduğu biliniyor. Ancak ANAP, parti olarak af konusuna yaklaşımını netleştirmiş değil. Başbakan Mesut Yılmaz'ın önümüzdeki günlerde Başbakan Yardımcısı ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'le af konusunu görüşmek üzere biraraya gelecek. Ecevit'in bu görüşmede Yılmaz'ı ikna etmesi ve DSP Af Komisyonu'nca hazırlanan tasarının hükümet tasarısı halinde Meclis'e getirilmesi bekleniyor. Ancak ANAP'ın önemli isimleri karşı çıkınca, Başbakan Yılmaz af konusunda net bir tavır ortaya koyamıyor. Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır, Rahşan Ecevit'in teklifi gündeme gelmeden önce genel afla ilgili değişik partiden 15 arkadaşıyla birlikte çalışmalar yapan biri. Yalçınbayır, " Bu yıl, İnsan Hakları'nın 50. yılı, Osmanlı İmparatorluğu'nun 700. kuruluş yıldönümü, Cumhuriyetimizin 75. yılı ve miladın 2000. yılı. Böylesine önemli tarihlerin yıldönümünde insanlara bir şans daha tanımak lazım" diye konuşuyor.

DYP VE MHP karşı çıkıyor

Terör suçuna bulaşmış insanların affedilmesinin toplumda büyük tepkiye neden olacağını savunan DYP, ilke olarak affa karşı. DYP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci, 1974 yılında yapılan aftan sonra, ülkedeki kargaşanın arttığını belirterek, sadece kader mahkumlarına yapılacak affa taraftar olabileceklerini, ancak bunun yapılması durumunda da anayasanın eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nin bu yasayı iptal edebileceğine dikkat çekiyor.

1974 yılında yapılan affın Türkiye'ye pahalıya mal olduğunu savunan MHP, genel afla ilgili bir komisyon oluşturdu. Ancak MHP, yapılacak ikinci bir afla Türkiye'de af geleneğinin oluşturulacağını, bunun da bazı suçlarda patlamaya yol açacağını düşünüyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadi Somuncuoğlu, affın, kapsamının iyi ayarlanmaması durumunda, halkın vicdanında büyük bir rahatsızlık oluşturacağını söylüyor.

FP kapsamına bakacak

Fazilet Partisi, affa ilke olarak karşı değil. Ancak, af kapsamının düşünce suçlarını kapsamasında ısrar ediyor. DSP'nin dini siyasete alet edenleri af kapsamına almama girişimlerine karşı olduklarını belirten FP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, TCK'nın 141. ve 142. maddelerinin kaldırılmış olmasına rağmen bu suçlardan bir çok FP'li Belediye başkanının yargılandığını hatırlatarak, tüm düşünce suçlularının af kapsamına alınması gerektiğini söylüyor: "Hırsızlık yapan, düşüncesini açıklayandan daha imtiyazlı olacaksa affa karşı çıkarız." FP'liler bu anlamda eski liderleri Necmettin Erbakan'ın da yasaklı durumdan kurtulabilmesi için affı bir fırsat olarak değerlendiriyorlar.

Af çıkar mı, çıkmaz mı?

Afla ilgili genel kapsam tam olarak netleşmese de anayasanın 14. maddesi kapsamındaki suçların af kapsamına alınması mümkün görünmüyor. Partilerin afla ilgili düşüncelerindeki farklılıklar böyle bir yasanın Meclis'ten çıkmasının çok zor olduğunu gösteriyor. Partiler af konusundaki tavırlarını netleştirmedikçe de DSP'nin Meclis'ten çıkma ihtimalı yüksek bir tasarı oluşturması mümkün değil.

Adalet Bakanlığı verilerine göre 565 cezaevi ve tutukevinde toplam 56 bin 897 tutuklu bulunuyor. Aftan yararlandırılması düşünülmeyen terör suçlularının toplamı ise 9 bin 306. Şu anda cezaevi ve tutukevlerimizde 1449 kadın ve 52 bin 586 erkek mahkum yatıyor. Geçtiğimiz yıl Adalet Bakanlığı'nın cezaevi ve tutukevlerinde yatan mahkumlara 23 trilyon 445 milyar 227 milyon harcadı. Bu rakam Adalet Bakanlığı bütçesinin yüzde 38'ine karşılık geliyor.

Hapisteki insanların yüreğini hoplatan affın bugünkü yapısı ile Meclis'ten çıkması çok zor. Ama affın konuşulmaya başlanmış olması bile umutların sürmesine yetiyor. DSP'li Necati Albay, "Af, konuşulmaya başlandığı an gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir olaydır" diyor. Görünen o ki önümüzdeki yasama yılının en fazla konuşulan konusu af olacak.

Bu günlerde 'yaşamdan kopuyorsanız', bir hapishanenin önünden geçin. Orada, özgürlük umudunun nasıl yaşama sevincine dönüştüğünü göreceksiniz.