DOSYALAR

Dünyanın en pahalı arazisi

Dünyanın en pahalı arazisi
Ademoğlunun varoluşu ile başlayan yer edinme kavgasında değer kazanan toprak bu kıymetini her geçen gün artırdı. Toplulukların bir devlete sahip olma isteği, bir toprağa sahip olma isteğinden kaynaklanıyordu. Ortaçağ Avrupa'sının feodal beyinin zenginliği uçsuz bucaksız arazileriyle ölçüldü. Büyük topraklara sahip olmak büyüklüğün, güçlülüğün işaretiydi 18'inci yüzyılın sonlarına kadar. 18'inci yüzyıldan sonra gücü ifade eden kavram değişti. Geniş arazilere sahip olmak yavaş yavaş "güçlülük" belirtisi olmaktan çıktı. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde güçlülüğün ve zenginliğin simgesi para oldu. 21. yüzyıla iki kala ise, bir devletin güçlü ve zengin sayılması için savunma sanayiinde, ekonomik ve politik alanlarda güçlü olması şartı aranmaya başlandı. Bunlara sahip olan devletler uluslararası arenada söz söyler hale geliyordu.

Günümüzde bir arazinin değer kazanabilmesi için, bir metropolde veya bir sahil beldesinde bulunması lazım geliyor. Ancak öyle bir arazi var ki ne deniz görüyor, ne de metropol ve sanayi şehrinin bulunduğu bir yerde. Sözkonusu arazi Balıkesir'e bağlı merkez köylerden Aslıhan ve Aslıhantepecik arasındaki bir mekanda. Aslında arazinin maddi kıymeti pek fazla değil; dikenlerin, otların bittiği, koyunların otladığı bir ovanın ortasında küçücük bir mera burası. Bütün bunlara rağmen meraya biçilen değer, ona dünyanın en pahalı arazisi olma unvanını kazandırdı. 71 dönümlük meranın değeri, tahayyül bile edemeyeceğiniz bir miktarda: 999 katrilyon.

Hem dile, hem de ele zor...

999 katrilyon... Bunu tek tek saymak insanın yalnız çenesini değil, ellerini de yorar. Şu anda tedavülde olan 5 milyonluklarla saymaya kalkışsanız bile yine de yorulacağınızdan emin olabilirsiniz. Kolay mı 999 katrilyonu saymak?

Türkiye'nin 98 bütçesini 60 milyar dolar olarak düşünürsek, bu Türk parasıyla yaşlaşık 16.2 katrilyon yapıyor. Bu çorak araziye biçilen değer ise Türkiye bütçesinin yaklaşık 59 katına tekabül ediyor. Eğer bu para elde olsaydı, iç ve dış borçlarını ödeyerek devletimiz büyük ölçüde rahatlardı. Ama ne yazık ki bu kadar parayı Türkiye piyasasında bulmak çok güç olacağından sadece hayalini kurabiliriz.

Dünyanın en zengin adamının bile bizim Balıkesir'deki 71 dönümlük çorak arazimizi almaya parası yetmiyor. 30 milyar dolar servete sahip olan Bill Gates'in bu araziyi alabilmek için servetini 118 kat daha artırması gerekiyor. Kim bilir belki Bill Gates dünyanın en pahalı arazisine sahip olmak için Balıkesirli köylülerden borç talebinde bile bulunur. Peki bu para bizim köylülerde var mı ? Neden olmasın? Bu rakamı söyleyebildiklerine göre...

İşin şakası bir yana bu çorak araziyi alabilmek için belirtilen rakamı verebilecek kimsenin çıkamayacağı aşikar. Yine eskisi gibi arazi ancak eski sahipleri olan koyun ve koçlara kalacak.

Bir komik hikâye

Arazinin başına gelen, pişmiş tavuğun başına gelmedi. Üzerinde günlerce hileli oyunlar oynandı. Aylar öncesinde başlayan tartışmalar ve oyunlar üzerine köylüler işi hukuki yönden halletmek istediler. Aslıhan köyünden 4 kişi ihale yapılabilmesi için resmi kurumlara başvurdu. Ancak arazinin kendilerine ait olduğunu ileri süren Aslıhantepecik köylüleri ise olayı kabul etmeyerek ayrı bir taraftan ihale için başvurdular. İki köy arasında, aslen Hazine'ye ait olan araziyi ihale yolu ile elde etme mücadelesi başladı böylece. Yapılan ihale başvuruları sonucunda duruma el koyan valilik, ihale teminatı olarak iki köyden de 1 milyar 700 milyon lira istedi. Her iki köyün sakinleri kendi aralarında topladıkları 1 milyar 700'er milyon lira verdiler ihale teminatı olarak. Hazine arazisi olmasına rağmen açılan ihalede, başından beri arazinin kendilerine ait olduğunu iddia eden Aslıhan köyü muhtarı İsmet Dinçer, dudakları uçuklatan ve ihale heyetini hayrete düşüren rakamı söyledi: 999 katrilyon. Bu rakam, belirtilen süre içerisinde ödenemedi tabii ki. Bu durumda ihale feshedildi. Olan, köylüllerin kendi aralarında toplayıp ihale için verdikleri 1 milyar 700 milyona oldu. Araziyi alamamanın üzüntüsüyle köylüler evlerine boynu bükük döndü. Ancak bu traji—komik durum çorak arazinin işine yaradı. Üzerinde dikenlerin bittiği, koyunların zar zor otladığı arazi bir anda dünyanın en pahalı arazisi unvanına sahip oldu. Şimdi ise Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeyi bekliyor.

İkiyüz yıllık kavga

Doğu Anadolu Bölgesi'nde sıkça kullanılan "İş inada bindi mi kedi bile taş kesilir" atasözü sanki bu olay için söylenmiş. İki köy sakinleri iş inada binince taş kesilmişler adeta. Bu öyle birkaç yılın hikayesi ve inadı değil. Birbirinin mahallesi durumunda olan iki köy arasındaki inat ve ihtilaf ikiyüz yıl öncesine dayanıyor. Yani şimdiki köylülerin dedeleri de aynı arazi üzerinde inatlaşıp mücadele vermişler. İki köy arasında başlayan kavga, babadan oğula geçen bir miras gibi ta günümüze kadar gelmiş. İşin garip tarafı, köylülerin ilgili mercilere onca başvurusuna rağmen, bu zamana kadar devlet hiçbir adım atmamış bu konuda.

Arazi için iki köyün sakinleri yıllarca zaman zaman silahlı düellolara, küfürlü münakaşalara, zaman zaman da hapishane ve nezarethanelere kadar uzananan bir kaosun içine girmişler. Tabii sorun hep aynı kalmış. Son olarak da, artık hınçlarını birbirlerinin hayvanlarından almaya başlamışlar. 9 ay önce Aslıhan köylüleri tarafından sözkonusu araziye bırakılan zehirden dolayı Aslıhantepecikliler'e ait çok sayıda koyun ve kuzu telef olmuş. Son olarak Aslıhan'dan dört köylünün arazinin bir kısmını sürmesi üzerine tekrar patlak veren olaylarla başlayan gerginlik iyice tırmanmış durumda. Yapılan kavgaların galibi ise Aslıhantepecikliler olmuş hep, çünkü 350 hane olan Aslıhantepecik köyü, 160 hane olan Aslıhan köyünden nüfus olarak çok fazla. Bu zamana kadar çıkan kavgalarda ölen olmamış ama yaralanan çok olmuş.

Aslıhantepecikli köylüler artık sorunun çözülmesini isterken, Aslıhan köyünün muhtarı ise arazinin kendilerine ait olduğunu iddia ediyor. Aslında sadece Aslıhan köyü muhtarı bu iddiada bulunmuyor. Aslıhantepcikliler kendilerince tapu belgelerini göstererek aynı iddiayı ileri sürüyorlar. Yaklaşık bir kilometre uzaklıkta bulunan iki köyün sakinleri şu anda birbirlerinin sınırından geçmek bir yana aynı yolu bile kullanmıyorlar.

Görüştüğümüz Aslıhantepecikli köylüler arazinin kime ait olduğunun artık önemli olmadığını, önemli olanın yıllardır süren ihtilafın kalkması olduğunu belirterek şöyle konuşuyorlar: "Aslında resmi olarak arazi bizim. Ama yıllarca ortak mera olarak kullanıldı. Artık kavgaların son bulmasını istiyoruz. Çocuklarımıza bize babalarımızdan miras kalan ihtilafların kalmasını istemiyoruz. Devlet otoritesini koymalı. Ya mera ikiye bölünsün ya da devlet bir çaresini bulsun. Komşu köyle yıllardır kanlı bıçaklıyız. Devlet yetkilileri olaya seyirci kalmasın."

Konuşma talebimizi sert bir şekilde geri çeviren Aslıhan köyü muhtarı İsmet Dinçer ise arazinin kendilerine ait olduğunu, arazinin kendi istekleri doğrultusunda tasarruf edileceğini belirterek köyü terk etmemizi istedi. Fotoğraf çekmemize de izin vermeyen muhtar Dinçer, Aslıhanlılarla görüşmemize engel oldu.

Balıkesir Valiliği konuya hakim oldukları, sözkonusu arazi üzerinde oluşan ihtilafı arazinin ağaçlandırılmasıyla sona erdirecekleri açıklamasında bulunurken, Balıkesir Milli Emlak Müdürü İzzet Süzmen ise: "Arazi zaten Hazine'ye ait. Ancak köylüler ihaleye girdi. Belirtilen rakamı ise hiçbir kimse ödeyemeyince biz de ihaleyi feshettik. Olan köylülerin ihale için verdikleri paraya oldu. Şimdi ise arazinin ağaçlandırılması için başvurularımız var. Olay büyük ölçüde çözüldü" diyor.

İşte, dünyanın en pahalı toprağının hikayesi böyle.

ÖNERİLEN YAZILAR