DOSYALAR

İçimizdeki sır: İncirlik

İçimizdeki sır: İncirlik
Geçen gün bir gazetenin entellektüel konulara meraklı bir köşe yazarı İncirlik'teki Amerikan üslerinin 1954 Türkiye—ABD Askeri Kolaylıklar Anlaşması'na dayandığını belirttikten sonra 'Bir yazar bu konuda bu kadar az bilgi sahibiyse sade vatandaş ne kadar bilecek?' detirtecek türden sorularla yetkililerden bilgi istiyordu. Sorularına cevap bulup bulamadığını bilmiyoruz lakin Türkiye'deki ABD üs ve tesislerinin sürekli gündemde olduğu bir gerçek. Özellikle ufukta içinde ABD'nin de bulunduğu bir Ortadoğu krizi varsa. Üsse girmeleri neredeyse imkansız olan gazetecilere de halkı bilgilendirmek adına kameralarını, fotoğraf makinalarını birkaç bin metre mesafeden menzile yerleştirip sortilerin sayısını tesbit etmek kalıyor. Durum böyle olunca akşamları ekranlarının karşısına kurulan insanlar 'Bugün sorti sayısında artış vardı. Uçaklar bomba yüklü uçtu' türü geçiştirme haberlerle yetiniyorlar.

Üzülerek belirtmek gerekirse üs şimdiye kadar genelde kötü haberlerle yansıdı Türk kamuoyuna. Hatırda kalan ciddi bilgi ve belgelere dayanan haberlerin bazıları şunlar: İncirlik'te konuşlanan Çekiç Güç PKK'ya da yardım ediyor. Amerika PBC denen zehirli kimyasal maddeyi üste çevreyi kirletecek şekilde tutuyor. Erzak taşıyan bir kargo uçağındaki sandıkların birinin içinden nereye gideceği belli olmayan 10 milyon dolar para çıktı. Anlaşmalara göre yer işlerinde Türkler'in istihdam edilmesi gerekirken, Türk işçileri işten çıkarılarak yerlerine 400 kaçak Amerikalı işçi çalıştırılıyor.

Oldukça stratejik bir tesis olduğu için hakkında tam bilgi sahibi olmak kolay değil, ama üssün kime ait olduğu, ne kadar insanın görevli olduğu, tesisin hangi anlaşmaya dayanılarak Amerikalılarca kullanıldığı gibi konulardaki kafa karışıklığının da haklı bir gerekçesi yok.

Üsler konusu, Stalin'in tehditleri karşısında çareyi diğer süper güç olan ABD ve onun başını çektiği NATO'da bulduğumuz II. Dünya Savaşı sonrası yıllara kadar geri gidiyor. NATO'ya üye olduktan sonra NATO Kuvvetler Anlaşması'nın da tasvip ettiği şekilde ABD ve Türkiye'nin ikili ilişkileri 1954 Askeri Kolaylıklar Anlaşması'yla somut bir nitelik kazandı.

Bu dönemde üsler konusu dört kategoride ele alınıyordu: Hava üsleri; stratejik füze üsleri; muharebe elektronik tesisleri ve Amerikalı personel için kurulan hastane, kantin, okul gibi tesisler. Üsler için Türkiye'nin verdiği arazi 34 milyon metrekare idi. Üstelik bu arazinin istimlak bedelini, üs ve mevzilerin bakımını, silahların depolanması ve bakımı ile çevre güvenliğini Türkiye üstlenmişti. İzmir Çiğli'de bir Türk—ABD ortak hava üssü kurulmuş, İncirlik buhran zamanında ABD'ye bırakılmak üzere NATO Stratejik Hava Kuvvetleri'ne bağlanmış, ABD Hava Kuvvetleri'nin Diyarbakır Pirinçlik, Ankara Esenboğa hava alanlarından yararlanması kararlaştırılmıştı. Ayrıca Karamürsel, Samsun, Trabzon, Ankara ve Diyarbakır'da elektronik istihbarat tesisleri kurulmuştu. Bunların yanısıra burada görev yapacak askeri birliklere gümrüklerden istedikleri malı vergisiz getirip götürme hakkı, özel posta servisi, gümrüksüz malların satıldığı özel kantin açma gibi haklar verildi.

Tüm bu ödünler, dönemin özelliklerinden kaynaklanan sebeplerle Sovyetler karşısında ABD'yi yanımıza çekmenin bir bedeli olarak görülmüş ve makul karşılanmıştı. Ancak önce Ankara'nın haberi olmadan İncirlik'ten havalanarak Pakistan'a giden, oradan da Sovyet semalarında casusluk amaçlı fotoğraflar çekerken yakalanan ve düşürülen U—2 skandalının etkisi, ardından da ABD'nin ünlü Johnson mektubuyla Rumlar'ın Kıbrıs'taki zulmüne karşı mazlumun yardımına koşmak yerine Türkiye'nin almak istediği tedbirlere zehir zemberek karşı çıkması üzerine, verilen tavizler göze batmaya başladı. Kamuoyundaki hava ABD'ye verilen bu ayrıcalıkların NATO Kuvvetler Anlaşması çerçevesini çoktan aştığı ve kapitüler bir nitelik kazandığı şeklindeydi. Anlaşmaların bir kısmının mektup teatisiyle, bir kısmının telefon görüşmesi yoluyla yapıldığı, hatta yeni anlaşma çalışmaları yapılırken ihtiyaç duyulan bazı eski anlaşma metinlerinin bulunamadığı ortaya çıkmıştı. 1947'den sonra ABD ile 100'e yakın anlaşma yapıldığı ve çoğundan Meclis'in bile haberi olmadığı iddiaları dönemin hükümetini zor durumda bıraktı.

Bunun üzerine tüm bu karmaşayı giderecek ve U—2 benzeri skandalları önlemesi beklenen yeni anlaşma 3 Temmuz 1969'da imzalandı. Bu defa anlaşmaya, "Her müşterek savunma tesisinin mahiyet, maksat ve süresinin TC hükümetince tasvip olunması lazımdır" ibaresi konuldu. Türkiye'deki 27 bin olan Amerikalı personel sayısı 6 bin 400'e indirildi. Yetkililerce Türkiye'de ABD üssü bulunmadığı açıklaması yapıldı ve Anadolu Kavağı, Ankara Manzaralar, Samsun radar tesisleri ve İzmir Çiğli üssü tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri'ne devredildi. 1970 Şubat'ında Başbakan Demirel "5 yerde müşterek savunma tesisi kalmıştır. Kocaeli Karamürsel, Pirinçlik, Sinop radar tesisleri, İncirlik, Ankara Balgat karargah ve lojistik tesisleri" açıklamasını yaptı.

Kıbrıs'ta yaşanan buhran ve Türkiye'nin 1974 müdahalesi bu anlaşmanın uygulanmasını imkansızlaştırdı. Çünkü ABD Türkiye'ye karşı silah ambargosu koymuş, buna karşılık Türkiye de ABD'nin NATO kapsamı dışındaki tüm operasyonlarını yasaklamıştı. İncirlik'te ve Türkiye'deki tüm tesislerdeki faaliyetler silah ambargosunun kalkacağı 1978'e kadar askıda kaldı. Ve yeni Savunma Ekonomik İşbirliği Anlaşması 29 Mart 1980'de imzalandı. Bu defa anlaşmaya 5 yıllık sınır getirilmişti. Değiştirmek ve iptal etmek isteyen taraf 3 ay önce bunu karşı tarafa bildirecekti. Onay belgeleri 18 Aralık'ta teati edildiği için anlaşmanın süresi 18 Aralık 1985'te sona erdi. Türkiye 5 yıllık uygulamadan memnun değildi ve 3 ay önce müzakere isteğini belirtmişti. Şikayet edilen konuların başında ABD Kongresi'nin Türk ordusunun modernizasyonuyla ilgili yardımları Kıbrıs şartına bağlaması ve sürekli kısması geliyordu. Bir başka rahatsızlık, Türkiye'ye yapılan yardımın 7/10 nisbetinde Yunanistan'a yapılan yardıma bağlanmasıydı. Türkiye sabit bir yardım miktarının anlaşmaya konmasını istiyor, Amerikan hükümeti bunu Kongre'ye kabul ettiremeyeceğini ileri sürerek ayrı bir mektupta 'bu yönde çaba gösterileceği' vaadinde bulunarak konuyu geçiştirmek istiyordu. Sonunda ABD'nin istediği oldu ve mektup teatisi yoluna gidildi, bunların onaylanmasında ise Temsilciler Meclisi'nin Ermeni Soykırım'ıyla ilgili bir tasarıyı kabul etmesi engel teşkil etti. Ve nihayet anlaşmanın tekrar 5 yıl daha geçerlilik kazandığı Şubat 1988'de mümkün oldu.

1990'da yeniden süresi dolan ve bir yıllık uzatmalarla geçerliliğini sürdüren anlaşmanın yenilenmesi için müzakereler 1993'te olgunlaştı ve Türkiye kendi teklifi olan anlaşma taslağını Washington'a iletti. Taslakta Türkiye'nin istekleri özetle şöyle sıralanıyordu: Askeri yardım konusunun muğlaklıktan çıkarılarak bir takvime bağlı olarak kesinlik kazanması, tesislerde kullanılan malzemenin Türkiye'den temini, çevre kirliliğinin önlenmesi, ABD'ye tahsis edilen taşınmazların kira bedellerinin de hesaplara dahil edilmesi, Konya Atış Sahası içinde 600 saatten sonra ödenmesinde anlaşılan kullanım ücretinin tahsis edilen birinci saatten itibaren ödenmesi, vb. Yeni bir anlaşma konusunda müzakereler hâlâ sona ermiş değil. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve yeni teknolojik gelişmeler nedeniyle ortak tesislerin çoğu şu anda kapanmış durumda. Örneğin Diyarbakır, Sinop, Malatya, Samsun tesisleri artık faal değil.

Genel çerçeveyi burada bırakıp biraz da İncirlik özeline bakalım. Temeli 1954'te, Libya'da bulunan 7216'ncı Takım'ın İncirlik'e taşınmasıyla atılan üssün ABD askeri şemasındaki konumu, ABD 16. Hava Kuvvetleri (İtalya, Aviano) 39'uncu Kanat Komutanlığı. NATO çerçevesinde ise merkezi İzmirde bulunan 6. Müttefik Taktik Hava Kuvvetleri(ATAF)'ne bağlı. Dolayısıyla üssün hedefi bölgede NATO ve ABD çıkarlarına hizmet etmek. Bu yüzden üsteki imkanlar bir yandan sürekli eğitim faaliyetleri için kullanılırken, bir yandan da kanunlar çerçevesinde bizzat askeri operasyonlar için seferber ediliyor. Tarihinde U—2 casusluk operasyonuna üslük yapma dışında 1958 Lübnan krizinde ABD kuvvetlerine sağladığı destek önemli yer tutuyor. Ama İncirlik'in adı asıl Çöl Fırtınası'nda aldığı rolle duyuldu. Operasyonda ABD'nin yanında yer alan diğer ülkelerin filolarıyla birlikte uçaklar İncirlik'i kullandı. O dönemde Türkiye de ABD'nin yanında yer aldığı için üssün kullanımı mesele olmamıştı.

Ardından Irak'ın kuzeyinde 36'ncı paralelin üstünün denetlenmesi ve Kürtler'in Saddam'dan himayesini amaçlayan Çekiç Güç'ün ana karargahı oldu. Ocak 1997'de Türkiye'nin de isteğiyle Çekiç Güç yerini Keşif Güc'e bıraktı. Bu defa İncirlik'te bu operasyon için İngiliz, Amerikan ve Türk kuvvetleri üstlendi. Amerika'nın Avrupa'daki 7 üssünden en iyisi seçilen üste operasyon, lojistik, destek ve tıbbi müdahale birlikleri bulunuyor. Günlük ortalama eğitim amaçlı sorti sayısı 180'i buluyor. Pilotların buradaki eğitiminden amaç, bölgenin arazi ve iklim şartlarına alışmalarını temin etmek. Konya Hava Atış Üssü'ndeki bombalı eğitim faaliyetleri (buradaki uçuşlar Türk Genelkurmay'ının izni ile ve belli ücret karşılığı yapılabiliyor) de İncirlik'ten kontrol ediliyor. 57 hangar bulunan üs Türkiye'deki tüm diğer tesisler ve bölgedeki (savaş gemileri dahil) ABD varlığının merkezi ve bölgesel silah deposu konumunda. Verilen son bilgilere göre üste şu anda F 15, F 16 ve Tornado'lardan oluşan 45 adet savaş uçağı mevcut.

Biri 10 bin diğeri 9 bin metrelik iki uçuş pisti bulunan üsteki nüfus portresi ise şöyle: 2000 ABD Hava Kuvveleri'ne bağlı asker, 2300 asker aileleri, 670 ABD Hava Kuvvetleri için çalışan Türk ve Amerikalı sivil personel, 882 bakım, onarım, temizlik vb. işleri yürüten işçi ve 1400 Keşif Güç görevlisi.

Giriş çıkış kontrollerinin tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin elinde olduğu İncirlik'in kime ait olduğu tartışmasına açıklık getirmekte fayda var. İncirlik bir Türk Hava Üssü. Anlaşmalar çerçevesinde kalmak suretiyle Amerikalıların kullanımına tahsis edilmiş. Bu durum üsse yeni gelen personele verilen tavsiyeler arasında da görülüyor. Burada her ne kadar Türkiye, Amerika'ya kendi güvenlik tedbirlerini alma yetkisi vermişse de Türk güvenlik güçlerinin İncirlik kapıların arkasında da yetkili oldukları vurgulanıyor. Bu yüzden Türk kanunlarına azami uyum isteniyor. Misafirlere hatırlatılan diğer hususlar ise şöyle: Trafik ve benzer suçlarda Türk mahkemelerinde yargılanacağınız için dikkatli olun. Uyuşturucu müptelası iseniz Türkiye kötü bir yer. Sırf uyuşturucu bulundurmanın cezası 3—5 yıl ve milyarlarca para cezası. Atatürk'e, ülkeye, Türkler'e, bayrağa sövmek kanunen suç. Türk bayrağını masa örtüsü ya da perde yapmaya kalkmayın. Kadınlar size takdim edilmedikçe onlarla konuşmayın. Her dine hoşgörü var, ama başkalarının dinini değiştirmeye çalışmak yasak.

ABD'nin İncirlik'i bu operasyon için kullanma niyeti var mı yok mu pek belli değil, ama daha onlar böyle bir isteği dile getirmeden Ankara'da özellikle son krizde insiyatifi ele geçiren Ecevit böyle bir ihtimale sıcak bakmadığı açıklamaları yapıldı. Türkiye böyle bir konuya Meclis'in karar vereceğini açıkladı, iyi de etti. Çünkü İncirlik'i bu yönde kullandırmak bir anlamda savaş ilanı anlamına geliyor ki, Türkiye'de böyle bir savaşın neredeyse tek taraftarı bile yok.

ÖNERİLEN YAZILAR