DOSYALAR

Gemilerle eroin taşıyan adam: Nejat Daş

Gemilerle eroin taşıyan adam: Nejat Daş
Hüseyin Baybaşin, Dursun Karataş, Fehriye Erdal, Nejat Daş... Türkiye'de isimleri büyük uyuşturucu ve terör olaylarıyla anılan, ancak herbiri bir Avrupa ülkesinde yaşayan kişilerOnlar, Interpol'ün Kırmızı Bülteni'yle aranıyorlar. Yerleri tespit ediliyor, hatta yakalanıyorlar, lakin bir türlü Türkiye'ye iade edilmiyorlar. Baybaşin'i Hollanda, Karakaş'ı Fransa, Fehriye Erdal'ı Almanya ve bu dosyamızın konusu olan Nejat Daş'ı İspanya güvenlik makamları, Türk Interpol ve istihbarat yetkililerinin ısrarlı taleplerine rağmen bir türlü Türkiye'ye iade etmiyor. Bu kişiler de Türkiye'ye döndükleri takdirde idam cezasına çarptırılabileceklerini iddia ediyorlar. Nejat Daş da öyle.

Daş'ın ismi, kaçmasından sonra, ikinci kez, Susurluk Raportörü Akman Akyürek'in ölümünden sonra gündeme geldi. Akyürek, Türkiye'deki uyuşturucu trafiğinin boyutlarını ve köşebaşlarını tutanları iyi biliyordu. Daş'ın ilişkilerini, kimlerle ne yaptığını da biliyordu Raportör.

Kısmetim 1 ve Lucky S uyuşturucu operasyonlarında "kilit isim" Nejat Daş, 7 Temmuz 1997'de Madrit'te tutuklandı, 15 Temmuz 1997'de (Madrit'te NATO zirvesinin başladığı gün) salıverildi. Geçtiğimiz günlerde İspanya polisi tarafından bir kez daha yakalandı, Madrit Cezaevi'nde tutuldu. Türk Interpol'ü Daş'ın "uyuşturucu suçundan mahkumiyeti" ve iadesi ile ilgili belgeleri İspanya İçişleri Bakanlığı'na iletti. Ancak henüz bir cevap alamadı. Daş'ın yine "Türkiye'ye iade edilmeyeceği" yönündeki duyumlar, Türk Emniyetini ve Dışişlerini rahatsız ediyor. Bu konuda MİT'in de devreye girmesini istiyorlar.

Nejat Daş kimdir?

Nejat Daş, Mardin—Savur doğumlu. Kısmetim—1 ve Lucky—S uyuşturucu gemilerinden sorumlu tutuluyor. Kısmetim—1, Derya Ayanoğlu'na ait Onur Turizm Denizcilik Şirketi'nin. Lucky—S de Şevket Çubuk'a ait. Behçet Cantürk—Osman Ayanoğlu çatışması yaşanır. Ayanoğlu, 31.12.1991'de Çakıl Gazinosu'nda öldürülür. Cantürk'e göre, devlet; "trilyonluk uyuşturucu ticaretini Kürtlerin elinden alarak yeni serpilen Gaziantep—Kilis mafyasına bırakmak" istemektedir. Yine Cantürk'e göre, Derya Ayanoğlu'nun babası Osman Ayanoğlu aslında MİT muhbiridir. Nejat Daş'ın babası Şeyhmus Daş da öyle. Derya'nın avukatı Belma Özkan, Daş'ınki ise Ekrem Marakoğlu. Babalarının intikamını almak için Yakup Süt'e Behçet Cantürk'ü ve Savaş Buldan'ı öldürttüğü iddia edilir. Daş'ın babası Şeyhmus Daş 25.12.1992'de öldürülür. Nejat Daş Kısmetim—1 ve Lucky—S operasyonları sonrası Düzce, Bolu ve Antalya'da saklanır. Bu arada bir taraftan Abbas Sincar—Nejat Daş, diğer taraftan Aziz Dervişi—Hüseyin Baybaşin arasındaki ilişkilere ve iki tarafın hesaplaşmalarına dikkat çekilir. Daş'ın yanında Havar ve Çapan aileleri de vardır... Şimdi işin ayrıntılarına geçelim.

Türk—Amerikan operasyonu

Nejat Daş ismi nasıl ortaya çıktı?

Tarihler, 10 Aralık 1992'yi gösterirken Türk ve ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın Akdeniz sularında ortaklaşa düzenledikleri büyük eroin operasyonu başlıyordu. Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı üç gemi; TCG—Yıldırım, TCG—Savaştepe ve TCG—Akın ile Sicilya'dan kalkan P—3 Oreion tipi uçaklar, knox tipi USS—Brisco fırkateyni, uyuşturucu yüklü olduğu ihbar edilen Kısmetim—1 gemisini kuşattılar. Tam dört gün süren operasyon sonunda gemi, Güney Kıbrıs açıklarında batırıldı.

Operasyonun görünen yüzünde Türkiye koordinasyonunu İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ile Narkotik Şube Müdürü Mestan Şener yürütmüştü. Tabii İsmet Sezgin, Mehmet Ağar gibi isimler de bu operasyonlar esnasında ilgili birimlerin başında bulunuyordu. Batırılan sözkonusu gemide, 3 ton 100 kilogram baz morfin olduğu iddia edildi.

Bundan bir müddet sonra da 7 Ocak 1993'te bir başka operasyon(Lucky—S gemisi operasyonu) gerçekleştirildi. Bu defa, içinde 13 ya da 14 ton uyuşturucu olduğu iddia edilen gemi batırılmadan ele geçirildi. Gerek Kısmetim 1 operasyonu ve gerekse Lucky—S operasyonu sonrası, Nejat Daş 'kilit adam' olarak ortaya sürüldü. Gözler onun üzerine çekildi. Operasyonlardan bir süre önce babası öldürülen Nejat Daş, sevgilisi Derya Ayanoğlu ve Halil Havar'la birlikte 20'nin üzerinde kişi olayın sorumlusu tutuldu.

İstanbul 2 No'lu DMG'de yargılanan Nejat Daş, Kısmetim—1'den 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılırken, kendisinin de içinde bulunduğu ikinci uyuşturucu gemisi sanıkları, İstanbul'da 1 No'lu DGM'de yargılandı. Önce Metris'e (bu arada Derya Ayanoğlu ile evlendi), sonra Sinop Cezaevi'ne nakledilen Nejat Daş, duruşma için geldiği İstanbul'da görevli askerlerin elinden kaçtı. Derya Ayanoğlu gibi Halil Havar da Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu. Nejat Daş ve Halil Havar; 30 yıl hapis, bir trilyon 94 milyar 968 milyon lira para cezasına çarptırılmışlardı. Nejat Daş'ın kardeşi Vahdet Daş ise beraat etti.

Daş, Jandarma istihbarat emanet

Nejat Daş, İstanbul'daki duruşması sonrası, 8 Kasım 1994'te, Bayazıt'taki kardeşi Murat'a ait dükkandan kaçtı. Nejat Daş, firarından sonra Üsküdar, Düzce ve Antalya'da İl Jandarma Alay Komutanlıkları'nca oluşturulan istihbarat ve operasyon timlerinin elinden, nasıl olduysa, kılpayı kurtulmuştu.

Burada, Nejat Daş'ın kaçmasından bir hafta sonra Behçet Cantürk'ün avukatı Medet Serhat'ın öldürülmesi ve birkaç gün sonra da yapılan bir toplantıya dikkat çekmek gerekiyor. İstanbul—Emniyet'te ABD—DEA(Uyuşturucuyla Mücâdele Teşkilâtı) yetkilisi Michael L. ile Kısmetim—1 operasyonunun önemli ismi polis yetkilileri bir gizli toplantı yaparlar ve bu toplantının mâhiyeti hiçbir zaman açıklanmaz...

Aslında 1990'dan sonra DEA ve Interpol, Türkiye'nin içine fazlaca burnunu sokmuştur. Çok sayıda karşılıklı anlaşma imzalanmış, CIA ve DEA yetkilileriyle üst seviyede muhtelif görüşme ve toplantılar olmuştur. CIA, DEA, FBI ve Interpol ajanları hemen her yerde cirit atmıştır. Çok sayıda emniyet görevlisi de, ABD'ye DEA ve FBI merkezlerine uyuşturucu—istihbarat kurslarına gitmiş, bu konuda özel eğitim görmüşlerdir. Sorabilirsiniz elbette: Kısmetim—1 ve Lucky—S operasyonları bir CIA—DEA operasyonu mudur yoksa? Bunda Türk Deniz İstihbarat ile Jandarma İstihbarat'ın bir rolü olmuş mudur?

Şu an, Türkiye başta olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinde 3000 civarında Amerikan Uyuşturucuyla Mücadele Teşkilatı (DEA) ajanı görev yapıyor. Özellikle Türkiye ve çevresindeki ülkelerde (Akdeniz, Ortadoğu, Basra Körfezi, Ön Asya ve Güney Asya) DEA'nın bilgisi dışında büyük çaplı uyuşturucu operasyonu yapılamıyor. Küçük çaplı operasyonlarda ise, genellikle kuryeler yakalanıyor. Bunlar da bir müddet sonra serbest bırakılıyor. DEA; kontrol dışı ticaretleri ise, bazen bizzat kendisi ihbar ediyor, ettiriyor.

Gemilerde eroin yok muydu?

Kısmetim—1 gemisi nereden geliyordu? Ne zaman yola çıkmıştı? İçinde 3100 kilo eroin yok muydu? Ya da gemide bu kadar eroin olduğunu kim, nereden biliyordu?

Uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanan ve yargılanan Hüseyin Baybaşin'e göre olay şu: "Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) limanında 11 ay tutulan bir gemi, daha sonra buradan yola çıkarken, içinde eroin olduğu tespit edilerek takip edilmeye başlanmış. Bu gemi daha limandayken yine içinde eroin olduğu gerekçesiyle aranmış, ama bir şey bulunamamış. Gemi 11 ay sonra limandan demir alıp denize açılırken, bu sefer yeniden eroin ihbarı alınıp gemi kontrol altına alınıyor. Bu arada geminin yakalanması için bir plan hazırlandığı belirtiliyor. Ancak bu plan uygulanamadan içinde eroin olduğu iddia edilen gemi batmış ya da batırılmış."

Baybaşin, Lucky—S gemisindeki uyuşturucuyu, Şeyhmus Daş'ın Pakistan'dan temin ettiğini; onu, konuşup olayı anlatmasını engellemek için öldürdüklerini, Kısmetim—1'i de Lucky—S'i kurtarmak için Amerikalılar'ın baskısıyla bilerek batırdıklarını öne sürüyor. "Şeyhmus Daş'ı, ihbar etmesin diye öldürdüler" diyor...

'NATO gemileriyle uyuşturucu taşınıyor'

Baybaşin, kendisiyle yapılan bir röportajda, dikkatleri NATO'ya çekiyor ve asıl uyuşturucu ticaretinin NATO gemileriyle yapıldığını iddia ediyor. Kendisinin de 1982—83 yıllarında uyuşturucu sevkiyatı üzerine NATO yetkilileriyle görüştüğünü belirten Baybaşin, askeri gemilerin de bu işteki rolüne dikkat çekiyor.

Baybaşin, 1982—83 yıllarında, Kısmetim—1'in beklediği başarıyı elde edememiş bir siyasi parti liderinin eşinin de içinde bulunduğu bir hayâli ihracat işinde kullanıldığını, bu sebeple bu geminin Türkiye'ye gelmesinin zaten mümkün olamayacağını iddia ediyor.

Şok iddia: Kısmetim—1'de eroin yoktu

Baybaşin, Kısmetim—1'in batırılma olayını şöyle izah ediyor: "Amerikan ve Avrupalı uyuşturucuyla mücadele örgütleri Türkiye'yi sıkıştırmaya başlıyor. Bunlara bir hesap verilmesi gerekiyor... Türkiye'de birilerinin bu işi yaptığını söylemesi ve bir şeylerin yakalanması gerekiyor."

Baybaşin, batırılan birinci gemide eroin olmadığı kanaatinde. "Bunu kendileri de biliyor. Senaryo yerine otursun diye gemiyi batırdılar" diyor ve bir başka röportajda bu işlerin perde arkasına dikkat çekiyor:

"Bir çete var. Devlet yönetimi içinde kümelenmişler. Türkiye'deki tüm yolsuzlukların, kanunsuzlukların organizasyonunu ve uygulamasını yaparlar. Her alanda varlar, her görevde bulunurlar. Bu çete devlet kontrolünde değildir. Ama devletin tüm olanaklarını kullanabilecek kadar her kurumda etkindirler. Bütün bu cinayetler, olup bitenler, ne MİT, ne polis, ne bilmem ne hesaplaşmasıdır. Çete, Türkiye'deki sorunların bitmesini istemiyor."

Daş'ı yakalama komedileri

Başından beri Nejat Daş'ı yakalama çabaları bir komedi. Yakalanan dayısı Makuloğulları'nın sorgulaması sonucu Jandarma İstihbarat ve Operasyon timleri, Daş'ı beş dakika farkla ellerinden kaçırır. Daş, beş dakika önce evden ayrılmıştır. Daş serüveninin seyir defteri şöyle özetleniyor: Düzce'den sonra, Kenan Sargın ve Hasan Tayyar vasıtasıyla Antalya'ya geçen Daş, orada Mehmet Özer'in de himayesiyle bir yatla Kemer'den Yunanistan'a kaçacaktı. İstanbul'a döndü.

İkinci kaçma girişimini, İpsala sınır kapısından bir İngiliz pasaportuyla yapmaya çalıştı. Olmadı. Uzunköprü köylerinde yarım saat farkla izini kaybettirebildi. Yine İstanbul'a döndü. Samsun'a gitti, oradan da Romanya'ya... Romanya'da bir operasyon düzenlenecekti. Türk basınında çıkan ya da sızan erken haberler yüzünden operasyon suya düştü... Atina'da Türk gazetecilerle görüşen Daş, meydan okumaya devam etti: "Benim hakkımı versinler, başka bir şey istemiyorum. Bu işin iki büyük patronu Meclis'te. Bir gün bunu açıklayacağım..."

Daş, Romanya'dan İspanya'ya geçti...

Kaçtıktan sonra ünlü kabadayılardan ve kumarcılardan yüklü miktarda para aldığı ve bir mafyanın korumasında olduğu öne sürülen Daş, basına yansıdığı kadarıyla; İbrahim Kartal veya Mehmet Kartal sahte pasaportunu kullanıyordu. Söylendiğine göre, üzerinden polis hüviyeti de çıkmıştı, asıl İsrail'e kaçmak için sahte pasaport bekliyordu.

Öldürülen armatör Şeyhmus Daş'ın oğlu(Nejat) ile yine öldürülen armatör Osman Ayanoğlu'nun kızı(Derya), bir süre daha kaderlerindeki ya da kendilerine verilen rolü oynamaya devam edecekler tabii. Ve bizler yine olup—bitenden pek bir şey anlayamayacağız. Baybaşin, Daş ailesinin MİT'le ilişkilerine dikkat çekse bile. Çünkü, Baybaşin de bir muamma gibi ortada duruyor.

ÖNERİLEN YAZILAR