|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

İzmir’in Kur’an koleji

18 Haziran 2012 / TÛBA KABACAOGLU
İzmir Hatay Kız Kur’an Kursu Türkiye’nin üçüncü Kur’an koleji. Yaz tatili ve sonrasında  çocuğunun Kur’an eğitimi almasını isteyen aileler için de çok iyi bir alternatif...

Yirmili yaşlardaki gençler hatırlamaz onu. Hâlbuki bugün Kur’an ve din hizmeti adına önemli takviyeler yapan imam hatip liseleri, İzmir Kestane Pazarı Kur’an Kursu ve hatta İlim Yayma Cemiyeti’nin de kurulmasına maddi-manevi katkılar sağlamış, gençlerin dinini kurtarmak adına “Beklenen Sabah”, “Bir Annenin Feryadı”, “Haram Lokma”, “Oğlum Osman” gibi 17 romanı kaleme almış, kız çocuklarının Kur’an eğitimi alabilmesi için her zaman ön saflarda koşturmuş biri Raif Cilasun. İzmir’in ilk yatılı kız Kur’an kursu da (Büyük Hatay Kız Kur’an Kursu) onun samimi gayretleriyle 1980’de açılmış. Günümüze kadar 3 binden fazla öğrencinin eğitim gördüğü kurs, sınırlı fiziksel şartları ve kapasitesiyle Cilasun’un hayallerini tam olarak yakalayamamış. Bu vesileyle İzmir’in Karabağlar ilçesinde ferah, etrafı ağaçlarla çevrili büyük bir arsayı ‘modern bir Kur’an kursu’ yaptırmak için hayır severlere satın aldırmış. Yalnız 92 yıllık ömrü Ağustos 1998’de son bulunca Raif amcanın hayali yarım kalmış. Fakat onun vizyonuna, emeğine, emanetine sahip çıkan ‘eğitim gönüllüleri’, önce Raif Cilasun Eğitim ve Kültür Vakfı’nı kurmuş. Sonra da yıllardır boş kalan arsaya tam da onun istediği gibi 7 katlı modern bir Kur’an kursu inşa etmiş, adına da İzmir Hatay Kız Kur’an Kursu demiş…

Kur’an koleji’ tabirini Türkiye’de ilk kez Aksiyon’un 15 Kasım 2010 tarihli ‘Türkiye’de Hafız Olmak’ başlıklı kapak dosyasında kullanmıştık. Çünkü bu başlığın altında eğitim kalitesi, fiziksel şartları ve sosyal imkânları itibariyle kolejleri aratmayan iki Kur’an kursundan bahsediyorduk. Üçüncü Kur’an koleji de Raif amcanın dünyayı da ahreti de kucaklayan vizyonuyla hizmet veriyor kız talebelere. İlk eğitim-öğretim yılının sonunda 38 hafızı mezun eden İzmir Hatay Kız Kur’an Kursu’nu biz de bu vesileyle ziyaret ettik. Hem eğitim kalitesini ve fiziksel şartlarını yerinde gördük hem de 3 aylık yaz kursları hakkında ayrıntılı bilgi aldık…

Raif amcanın hayali gerçek oldu

Ağaçlar arasında büyükçe bir Türk bayrağı dalgalanıyor uzaklarda. ‘Acaba orası mı?’ diye mırıldanırken bir vatandaş ‘Evet, evet orası’ diyor. Gül kokulu, ağaçlar arasındaki bahçeye girdiğimizde sağda-solda banklarda Kur’an okuyan, birbiriyle sohbet eden kız öğrencileri görüyoruz. Eğitim Koordinatörü Emine Çelik bizi güler yüzle kapıda karşılıyor. Kısa bir tanışma faslından sonra da heyecanla anlatmaya başlıyor...

Kapısından girer girmez her şeyiyle bir okulu andırıyor Kur’an koleji. Duvarda Atatürk büstü, panolar içinde yazılar, şiirler, güzel sözler, ayetler, hadisler… Sınıflar ferah, orman manzaralı, tertemiz. Neredeyse 24 saat hiç susmayan Kur’an sesinden mi yoksa özenle seçilmiş renk ve eşyalar sebebiyle mi bilinmez ama ortamda insanın içine akan, sarıp sarmalayan bir huzur var. Yüzündenler yirmişerli, hafızlar da 13-15 kişilik sınıflarda eğitim görüyor. Toplamda 160 öğrenci bu mekânda yaşıyor. Sabah ezanıyla başlıyor hayat. Namazdan sonra 45 dakikalık bir etüt yapılıyor. Ardından kahvaltı… Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlendirdiği hocalar 8.30’da dersbaşı yapıyor. Hafızlar sıraya girip ezberlerini tek tek verirken, yüzünden sınıfları da günlük müfredatları gereği Kur’an okuma, ezber, temel dinî bilgiler, fıkıh, siyer gibi dersleri slayt gösterileri ve dinî filmler eşliğinde görüyor. Ezberini veren hafızlar yeni gün için hazırlıklara hemen başlıyor. Herkes ezberleyeceği sayfayı bilgisayardan açarak kulaklıkla defalarca dinliyor. Böylece bazı kelimeleri yanlış ezberleme ihtimalini ortadan kaldırıyorlar. 5 dersin sonunda resmî hocalar kurstan ayrılıyor. Öğle yemeğinin akabinde bir saatlik istirahat var. Öğrencilerin bazıları uyumayı tercih ederken bazıları da kitap okuyor, ders çalışıyor, voleybol oynuyor. Öğle namazını hep birlikte kılıyor, tekrar ders çalışma maratonuna başlıyorlar. 3 etüt, minik molalar verilerek yapılıyor. Akşam yemeğinden önce de öğrencilerin serbest zamanları mevcut. Akşam yemeği, çay saati derken günün büyük bir kısmı bitiyor. Yatsı namazından önce bir etüt daha yapılarak hafızların son tekrarlarını yapması sağlanıyor.

Tüm bu süreç her gün yaşandığı için öğrencilerin oldukça sıkıldığını düşünebilirsiniz. Ama işin özüne inip kursu gezdikten sonra mekânda öğrencilerin mutluluğu, huzuru için her şeyin düşünüldüğünü, talebelerin burada yaşamaktan ne kadar da memnun olduğunu gözlemleyerek anlayabiliyorsunuz. Şunu da söylemekte fayda var: Kur’an kolejinin en önemli amaçlarından biri, maddi-manevi ilimlerle donatılmış, iyi hafızlar yetiştirmek. Dolayısıyla fiziksel ortamlar onların yükünü hafifletmek üzere tasarlanmış. Mesela her gün saatlerce ders çalışmak zorunda kalan hafızlık öğrencileri gün içindeki tüm zamanını tahta sıralarda oturarak geçirmiyor. Tıpkı bir ev ortamını anımsatan özel odalar düzenlenmiş.

Klasik bir evin salonu gibi düşünün. Ayakkabılarınızı çıkararak giriyorsunuz. Duvarda hat yazıları, karşılıklı konulmuş kanepeler, masa, salonun ortasında halı... Ayrıca her odada lavabo da var. Etüt esnasında talebelerin başında hafız belletmen ablaları bulunuyor; ezber yapanları bir köşede dinliyor, öğrencileri bir sonraki güne hazırlıyorlar. Ayrıca ailelerinden ayrı kalan Kur’an talebelerinin bazen annesi bazen ablası bazen de arkadaşı, sırdaşı oluyorlar.

Bu hafızlar unutmayacak!

Hafızlık çalışan öğrenciler 2 yıl süresince sadece 666 sayfayı ezberlemeye kilitleniyor. Hâlbuki eğitimlerini bitirdikten sonra onları daha büyük bir sorumluluk bekliyor. Çünkü hafız kalabilmek öyle sanıldığı kadar kolay değil. Kur’an kolejindeki resmî hocalar ile yurt personeli bu konuda çok hassas. Sürekli yeni projeler, yöntemler geliştiriyor, öğrencileri bu manevi yükün altında bırakmak istemiyorlar. Kur’an-ı Kerim’i severek ezberleyen, dinini iyi bilen, sahabeleri tanıyan, kalbine okuduklarını sindiren, ayetleri sadece zihninde değil ruhunda da yaşatan, gönlü peygamber sevgisiyle dolu gençlerin hafızlığını asla unutmayacağını düşünüyorlar. Bunun için de ‘çay saati’ adı altında özel bir rehberlik hizmeti veriyorlar. Hocalar bir araya gelerek aylık müfredatlar oluşturup dokümanlar hazırlıyor. Haftada üç gün dinî içerikli başka bir konu belletmenler aracılığıyla öğrencilere çay, pasta ve kurabiye eşliğinde aktarılıyor. Mesela hafızlar ezberlediği sayfalar arasından bir ayeti seçip ona ‘yıldız ayet’ diyor ve mealini hem ezberliyor hem de arkadaşlarıyla, hocasıyla paylaşıyor. Kutlu Doğum vesilesiyle tüm öğrenciler kitap okuma saatlerinde M. Fethullah Gülen’in ‘Sonsuz Nur’ eserini okumuş. Yine aynı dönemde üretkenliklerini geliştirmek, farklı bir alanla ilgilenerek rehabilite olmak maksadıyla Peygamber Efendimiz’in mucizelerini anlatan maketler hazırlamışlar. Öyle harika çalışmalar çıkmış ki ortaya, hocalar hem çok duygulanmış hem de birincilik ödülünü kime vereceklerini şaşırmış. Fil Vakası, Mekke’den Medine’ye hicret, Ravza-i Mutahhara gibi birçok güzelliği hayal dünyalarındaki hâlleriyle minyatürleştirmiş öğrenciler. Hurma ağacının üzerine çıkıp Peygamberimiz’in yolunu gözleyen Medineli Müslüman bile unutulmamış bu çalışmalarda…

Kurs öğrencilerinin tamamı Kur’an ve dinî ilimlerin dışında lise tahsillerine de ‘dışarıdan bitirme sınavlarına’ girerek devam ediyor. Bunun için de sınavdan bir ay önce okul derslerini hızlandırılmış şekilde görüyorlar. Her branş ve sınıf için Halk Eğitim Merkezi’nden öğretmen geliyor. İmam hatip lisesinde okuyanlar her cumartesi-pazar fark derslerini görmek için kursun yakınındaki Hatay Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne gidiyor. Kur’an kolejinin Eğitim Koordinatörü Emine Hanım, yeni eğitim-öğretim yılında üniversite hazırlık dershaneleri ile Millî Eğitim’in kadrosunda çalışan öğretmenlerin gönüllü olarak Kur’an talebelerine ders vereceklerini anlatıyor. Bu vesileyle öğrencilerin başarı çıtalarını daha da yükseltmeyi amaçladıklarını söylüyor. Tabii İzmir Hatay Kur’an Kursu’nun eğitim-öğretim konusundaki gayretleri bunlarla da sınırlı değil. Çünkü bünyelerinde çok zeki, hafızlığı bir yıl gibi kısa bir sürede bitiren öğrencilerin örgün eğitime devam etmesi için de samimi uğraşlar var. Mesela bu sene hafızlığını kısa sürede bitirmiş 3 öğrenci Yelki Yamanlar Kız Koleji’ne burslu olarak yerleştirilecek. Hafızlığıyla liseyi aynı zamanda bitirmiş öğrenciler de üniversite hazırlık kurslarına ücretsiz gönderilecek. Emine Hanım, “Kur’anî bir gözle hayata bakabilmeleri için elimizden ne gelirse yapıyoruz. Hafız biri doktor, avukat, öğretmen, psikolog da olabilir, ilahiyat eğitimi alarak din görevlisi de... Bize gelen hiçbir isteği geri çevirmiyoruz. Yeter ki öğrencilerimiz okusun, hayallerini gerçekleştirsin.”  diyor.

Talepleri değerlendirme konusunda kursun o kadar geniş bir yelpazesi var ki mezun öğrenciler eğer isterse burslu olarak Tayvan, Sudan, Malezya, Mısır, Fas, Suriye gibi ülkelere gidip istedikleri bir bölümde yüzde 100 bursla okuyabilecek…

Tüm bu güzellikleri sıralamışken Kur’an kolejinin sağladığı maddi-manevi imkânları finanse eden eğitim gönüllülerini, Kur’an fedailerini de unutmamak gerekiyor. Çünkü okuldaki öğrencilerin yüzde 80’i bursla okuyor. Geri kalan yüzde 20’lik kesim de çok cüzi ücretler vererek 5 yıldızlı otel rahatlığını burada yaşıyor. Aylık masraflarının 60-70 bin TL arasında değiştiğini söyleyen Emine Hanım, tüm ihtiyaçlarını burs veren hayırseverler sayesinde karşıladıklarını anlatıyor.    

Ortaokulu bitirip Kur’an kolejine gelen talebeler, 8 yıllık eğitim sürecinde belli beceriler, yetenekler kazanarak geliyor. Kimi çok güzel şiir okuyor, kimi de çok iyi tiyatro yazıp canlandırıyor. Hocalar çocukların yeteneklerini köreltmemek için büyük gayret gösteriyor. Bunun için de 250 kişilik bir konferans salonları var. Burada öğrenciler kendi yetenekleri doğrultusunda sahabelerin hayatlarını canlandırıyor, çeşitli tiyatro oyunları sergiliyor, önemli gün ve gecelerde özel aktiviteler gerçekleştirerek yurt hayatını hayli renklendiriyor. Cuma vakitlerinde de yine burada toplanıp maneviyat içerikli sohbetler yapılıyor, toplu dua edip salavatlar getiriliyor.

Yurt ortamında az çok yaşamış kişiler iyi bilir, yatakhanelerin yüzü soğuktur. Demir ranza ve dolaplar, bir örnek yatak örtüleri, perdeler, uzun koridorlar ve belletmenlerin hiç bitmeyen ‘konuşmayın, sessiz olun, yatın artık’ uyarıları. Gün içinde ezber yapmaktan yorulmuş, ders yetiştirme kaygısıyla stres yüklenmiş bir öğrenci, bahsi geçen bir ortamda nasıl dinlenebilir, günün yükünü atabilir? İşte her ayrıntının öğrenciyi rahatlatmak amacıyla düzenlendiği Kur’an kolejinde yatakhane mefhumu tamamen ortadan kalkmış. Yan yana 5-7 kişilik klimalı odalar var. Öğrenciler sevdiği arkadaşlarıyla bir arada kalıyor. Yine mekânlarda ‘ev havası’ hâkim. Öğrencilerin rengârenk yatakları, dolapları var. İstedikleri gibi odalarını dizayn etme hakkına sahipler. Temizliğinden tutun, genel düzenine kadar her şeye 5 arkadaş karar veriyor. Ayakkabılarını çıkarıp odasına giren öğrenciler kendilerini evlerindeki gibi hissettiklerini, bir anne sıcaklığını da belletmen ablarıyla yaşadıklarını anlatıyor. Tabii yaptıkları poğaça, kurabiye ve pasta takviyeleriyle yemekhane çalışanlarının da katkısını not düşmek gerekiyor…         

Yaz okuluna öğrenciler alınacak

Modern dünyanın baş döndürücü çekiciliği karşısında neredeyse 24 saatini Kur’an ilmine vakfetmek ya da 14-15 yaşında ergenlik problemleriyle boğuşurken aileden uzakta kalmak herkesin harcı değil. Üstelik bir dolu ailevi problemle eğitim hayatına devam etmeye çalışanlar da hatırı sayılır seviyede. Dolayısıyla zaman zaman ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayan talebeler de oluyor Kur’an kursunda. Hocalar ve belletmenler öğrencilere can-ı gönülden yardımcı olmaya çalışsa da süreç zaman zaman tıkanabiliyor. Emine Hanım, “Neyse ki kursun anlaşmalı olduğu bir çocuk ve ergen psikiyatrı var. Eğer ilaç kullanımı söz konusu olmayacaksa terapi desteği aldığımız psikologlar da mevcut. Kendini çoğu zaman mutsuz hisseden, ailesiyle ciddi iletişim problemi yaşayan çocuklar tüm bu çabaların sonunda hayata dönüyor, bambaşka biri hâline gelebiliyor. Onların geleceği adına çok umutluyum.” diyor.

Önceki yıllarda Kur’an eğitimi alan öğrencilerin, bilhassa da hafızların din dışı hiçbir kaynağı okumasına izin verilmiyordu. Lakin günümüze geldiğimizde birçok şey gibi bu tutucu yaklaşımdan da vazgeçilmiş. İzmir Hatay Kur’an Kursu’nun kocaman kütüphanesi, kitap okuma saatleri bu değişimin önemli bir göstergesi. Kütüphane arşivinde dinî içerikli yayınların dışında hayata dair hemen her konuda yazılmış eserler de mevcut. Öğrencilerin kimi kütüphane ortamında kimi de eseri geçici süreyle zimmetine alarak istediği zaman ve mekânda okuyor. Her ay en çok kitabı okuyan öğrenciler sürpriz hediyelerle ödüllendiriliyor. Ayrıca İzmir’de gerçekleşen kültür sanat faaliyetlerine de zaman, mekan ve içerik açısından sorun yoksa iştirak ediliyor. Mesela en son Erhan Güleryüz’ün konserine gitmiş öğrenciler...  

Şimdilik 160 öğrenciyle hizmet veren Kur’an koleji, yaz döneminde bu sayıyı artırarak bünyesine yeni öğrenciler katmayı amaçlıyor. Bunun için de 1,5 aylık iki yaz okulu gerçekleşecek. Mülakatlar çoktan başladı bile. Yalnız 70 kadar öğrencinin yatılı ve 14-18 yaş aralığında olmasını istiyorlar. 20 yaşın üzerindekilerin uyum problemi yaşadığını anlatıyor Emine Hanım. Yaz döneminde Kur’an eğitimine daha çok yoğunlaşmayı amaçlıyormuş hocalar. Çünkü öğrencilerin yüzde 80’ine ‘potansiyel hafız’ gözüyle bakıyorlar. Dolayısıyla elemeleri de bu açıdan yapacaklarmış. Öğlene kadar Kur’an okuma ve tecvit bilgileri, öğleden sonra da tefsir, fıkıh, temel dinî bilgiler, rehberlik hizmetleri verilecekmiş. Tabii musiki dersleri de programa dâhil. Hatta Gönül Hurmalı yaz talebeleri için gitar eşliğinde söyleyebilecekleri özel bir repertuar da hazırlamış. Ayrıca ‘yazlık misafirleri’ satranç ve voleybol turnuvaları, piknikler, geziler ve okul içinde gerçekleşecek özel aktiviteler de bekliyor. Amaçlanan ise çok basit, anlamlı: Kur’an’ı ve Peygamberimiz’i sevdirmek, din ile gündelik hayatın nasıl da güzel harmanlanabileceğini göstermek…      

 

Musiki dersi Kur’an ile iletişimimizi artırıyor

 ‘Kur’an koleji’ tabirini her hâliyle hak eden kursun en önemli farklarından biri de öğrencilere musiki derslerinin büyük bir titizlilikle verilmesi. Dersleri 9 Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuarı Şan (opera ve konser şarkıcılığı) Bölümü’nde eğitim almış opera sanatçısı Gönül Hurmalı veriyor. Gönül Hanım, Kur’an-ı Kerim’le tasavvuf musikisi arasındaki bağı kurabilmiş ve bu alanda kendini oldukça yetiştirmiş önemli bir isim. Ona ilk ilhamı da 25 yıl önce tanıştığı Raif Cilasun vermiş. Hurmalı, “Hacı amcanın hayaliydi. Bana bu konuda ilk dokunan, yön veren odur. Batı müziği eğitimi almıştım. Bu konuda kulak dolgunluğu, repertuar eksikliğim vardı. Yıllar içinde kendimi geliştirdim. Ud çalıp ney üflemeyi öğrendim. Hâlâ kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Makam ömür istiyor. Fakat Kur’an-ı Kerim okurken uygulanan mahreçler, harflerin çıkış yerleri, diyafram kullanımı ve rezonans tekniği (burun kısmındaki sesi sinüs boşluklarına taşımak) için son derece elverişli. Bunu keşfettikten sonra da kendi deneyimlerimle bilgilerimi harmanlayarak öğrencilere aktarmaya başladım.”

    Gönül Hanım öğrencilere tasavvuf musikisi repertuarı oluşturmakla başlamış işe. İlk zamanlar neredeyse kelime kelime parçaları çalışmışlar. Öğrenciler bu durumdan önce çok hoşnut değilmiş. Sıkılanlar, dalga geçenler, yapamayacağına inananlar çoğunluktaymış. Fakat musikiyle Kur’an okuyabilmek için tasavvuf musikisi repertuarına, boğazda yumuşaklık, tınıları hissetme, sesi-boğazı en iyi şekilde kullanma ve müzik kulağı gerektiğini zamanla anlamışlar. Hatta 6-7 ay sonra “Hocam, nefes egzersizleri yaptırdığınızda tiz sesleri daha rahat çıkarıyoruz.” gibi profesyonel yorumlar bile yapar duruma gelmişler.

    Kur’an talebelerinin meşakkatli zamanları oldukça geride bıraktığını biz de musiki dersine misafir olunca anladık. Ses egzersizlerinden sonra segâh makamından bir parça seslendirdiler. Hicaz makamıyla Bakara Sûresi’nin 285-286 ayetlerini (amenerrasulu) okudular. Bağırmadan, kulak tırmalamadan, insanın içine ilmek ilmek işleyen, naif bir tınıyla hem de... Hiç bitmesin istedik, herkesin muhakkak dinlemesi gerektiğini söyledik. Gönül Hanım zaten bunu amaçladıklarını anlattı: “Hedefler koyduk bu sene. Yıl sonunda konser vermeye odaklandık. Eğitimi bitip aramızdan ayrılacaklar var. Ama yeni öğrenciler yerlerini dolduracak. Kadim bir okul koromuz olsun istiyoruz. Hatta şehir şehir dolaşıp bu güzellikleri paylaşmayı da arzu ediyoruz. 30 öğrencim var. 2’si hafız, diğerleri yüzünden. Onların büyük bir çoğunluğu hafızlığa geçecek. Altyapıları şu anda çok sağlam. Aslında bir nesil çalışması bu. Öğrencilerimiz kendi talebelerini de bu doğrultuda yetiştirecek.”

    Musiki derslerine ilk günden itibaren düzenli şekilde devam eden Esma Betül Akar, kısa sürede hafızlığı bitirecek başarılı talebelerden. Aldığı eğitimden sonra hayli rahatladığını söylüyor: “Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde okumayı çok istiyorum. Sesimizi ders çalışırken çok kullanıyoruz, zamanla kısılıyor, boğazımız şişiyor sık sık. Burada öğrendiğim ses egzersizleriyle boğazımı değil, burnumu kullanmayı öğrendim. Büyük yükü genzime veriyorum”

    Hafızlığa başlamaya hazırlanan Edanur ise kısa sürede eğitimini tamamlayacağa benziyor: “Bugün ezber yaptım makamlı. O kadar zevkle, keyifle ezberledim ki anlatamam. Okudukça okumak istiyor, mest oluyorsunuz. Hafızlığı da bu şekilde zevk alarak, şevkle yapacağımı düşünüyorum.” “Kur’an-ı Kerim’le iletişimim arttı.” diyen Şükran Ayaz da musiki derslerine çok şey borçlu olduğunu söylüyor: “Hissede hissede okumanın ayrıcalığını yaşıyorum. Babam hafızlık yapmama izin vermiyordu. Bir gün eve gittiğimde ona birkaç sayfa Kur’an okudum. Bir baktım ki babam ağlıyor. Çok etkilenmiş. ‘Kızım gidip hafızlığını yap’ dedi. Dünyalar benim oldu.”