BİLİM

Kimyanın aktif ama itaatkâr çocuğu: SİYANÜR

  • Gürhan Savgı
Kimyanın aktif ama itaatkâr çocuğu: SİYANÜR

Siyanürü en iyi bilen isimlerden Prof. Dr. Caner Zanbak, merak edilen yönleriyle bu kimyevi maddeyi anlattı: Bazı türleri çok zehirli olan siyanür, aynı zamanda kimyanın en kolay yönettiği bileşik.

 

Onu, tarih kitaplarından, filmlerden tanıdık önce. Hüsrana uğrayan krallar, ihanete uğrayan âşıklar intihar etmek için kullandı. Ya da sinsice öldürülmek istenen kişinin yemeğine karıştırıldı. Siyanür, Türkiye’de 1990’lardan sonra altın madeni ocaklarının kurulmaya başlanmasıyla çevre tartışmalarının odağına oturdu. Son olarak Kütahya’daki bir gümüş madeni işletmesinde siyanür dolu atık barajının çökmesi kamuoyunda büyük endişe uyandırdı.  Bu kimyevi maddeyi Türkiye’de en iyi tanıyan kişilerden biri Prof. Dr. Caner Zanbak. Akademisyenliğinin yanı sıra sanayi deneyimi de olan Zanbak, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Çevre Danışmanlığı görevini yürütüyor. Zanbak, siyanürle ilgili açılan çok sayıda davada bilirkişilik yaptı. Konuyla ilgili raporlara imza attı. ‘Kimyanın aktif ama itaatkâr çocuğu’ diye tanımladığı siyanürle ilgili merak edilen soruları kendisine sorduk.

-Bizim anlayacağımız manada nedir siyanür?

Siyanür, günlük hayatta karşılaştığımız karbon (C) ve azotun (N) basit bir bileşiğidir. Siyanür bileşikleri bazı bitki ve canlılarda doğal olarak bulunur. Hem de sanayide sentetik olarak üretilebilir.

-Doğal siyanür ile sentetik olanın farkı ne?

Siyanür kökünün bir farkı yok. Doğal olan veya sentetik üretilen yaptıkları bileşiklerde farklı etkiler gösterir. Mesela potasyum siyanür ve sodyum siyanür çok zehirlidir. Ama bunları tutar demirle oksitlerseniz demir siyanat oluşur. Bu bileşiğin, oksitlenen bileşiğe göre zehir etkisi 10 bin kat düşer. Yani, postasyum ve sodyum siyanüre göre 10 bin kat daha fazla demir siyanat almalısınız ki zehirlenesiniz.

-Doğal siyanür hangi gıdalarda var? İnsan bünyesine ne gibi tesiri oluyor?

Meyve suları, tuz, acı badem, nugatlarda yüksek miktarda siyanür vardır. Mesela 100 gramdan fazla acı badem yerseniz zehirlenirsiniz. Siyanür aynı zamanda vücudun ihtiyacı olan bir kimyasal. Hücrelerin yenilenmesi sürecinde kullanılıyor. Bir de siyanürün organik bileşikleri var ki yararlı. Siyanürlü şekerler bunlar. Mesela 1 litre vişne suyunda 15,84 miligram siyanür vardır. Kütahya’da içme sularında çıktığı iddia edilen siyanür miktarı ise litrede 0,7 miligram. Türkiye’de içme suyu standardı 0,5 miligram. Siyanür kanser yapıcı bir madde değildir. Vücuda yüklenmesi veya birikmesi diye bir şey de yoktur. Bugün maruz kalsanız iki gün sonra vücudunuz onu atacaktır. 

-Siyanür insanı nasıl zehirliyor?

Siyanür, metallere yapışmaya eğilimlidir. Demiri, bakırı, altını, gümüşü gördü mü hemen yapışır. Altın üretimi işte bu özellikten istifade edilerek yapılıyor. Ama vücuda gelince işler değişiyor. Solunumla kana karışan siyanür, hemoglobinin içindeki demire yapışıyor. Hemoglobinin görevi besinleri ve oksijeni kan yoluyla vücuda taşımak. Tabiri caiz ise siyanür, hemoglobinin içindeki demiri paslandırıyor. Hücrenin oksijen alıp verme özelliğini bitiriyor. Vücut oksijensiz kalıyor. Ve çok kısa bir sürede beyin ölümü gerçekleşiyor. Aynı siyanürü herhangi bir bitkinin köküne ıslatarak bile verseniz bir şey yapmıyor. Çünkü bitkinin hayat mekanizmasında metaller yok. İnsanlar için siyanürün ne kadar zamanda, ne dozda serbest kaldığı önemli.

-Maden tesislerinde metalleri ayırmak için kullanılan siyanür ne gibi riskler oluşturur?

Bu tip tesislerde risk, altının siyanürle liç edilirken ortamın asidik hâle gelerek hidrojen siyanür çıkmasıdır. Bunu önlemek ise çok basittir. Ortama kireç kaymağı atılırsa ‘PH’ yükselir. Yani ortam bazik olur. Bu durumda zehirli gazın çıkması söz konusu olmaz. Mesela Bergama Altın Madeni’nde tankların üzerinde yürürseniz bir şey olmaz. Siyanür kimya bilimi açısından baktığınızda yönetimi en kolay kimyasallardandır.

-Daha önce Uşak’taki Kışladağı Altın Madeni’nde üretim sırasında yağmur yağdığı için zehirlenmeler olduğu iddia edildi? Bu duruma ne diyorsunuz?

Bir tankta altın siyanürle liç ediliyorken ortama fazla su girerse (yağmur gibi) ortam asidik olmaya doğru gidecektir. Hidrojen siyanür çıkabilir. Ama şunu da gözden kaçırmamak lazım. Hidrojen siyanürün çıkması için çok fazla suya ihtiyaç olacaktır. Bu durumda da çıkacak olan hidrojen siyanür konsantrasyonu çok düşük olacaktır. İnsan sağlığına bir etkisi kalmayacaktır.

-Siyanür nerede ve nasıl üretiliyor?

Tabiatta siyanürlü maden yoktur. Genellikle petrokimya tesislerinde karbonu ve azotu bağlayan proseste üretilir. PETKİM’de bir kanaldan hidrojen siyanür çıkar. Onu alırlar Klor-Alkali Tesisleri’nden gelen sodyumla bir reaktörün içinde sodyum siyanür imal ederler. Ancak Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak miktarda bir üretim yoktur.

-Hangi ülkelerden ithal edilir? Hangi sektörlerde kullanılır?

Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Kore’den ithal ediliyor. Yılda bileşikleriyle birlikte 300 bin ton civarında. Bunun, yeni devreye giren madenlerle birlikte en fazla 5-10 bin tonu madencilikte kullanılır. PETKİM’de imal edilen akrilo nitrille, Yalova’daki AKSA fabrikasında elyaf dönüştürülür. Bu tesis 200-250 bin ton akrilo nitril kullanır

-Denetimi ve izlenmesi hususunda nasıl bir süreç işliyor?

Her şeyden önce Çevre Bakanlığı çok sıkı takip eder. Kaçakçılığı olur mu diye soracak olursanız, olur. Ama kaçak tıpkı uyuşturucular gibi. Siyanür üreticilerinin çok özel bir denetimi vardır. Yolladıkları her bir koli siyanür tuzunun üretilmesinden, nakliyesinden, ara nakliyelerinden varış yerine kadar tüm işlemleri çok sıkı bir süreç içinde yürür. Örneğin herhangi bir kamyoncu bunu nakledemez. Sürücünün sertifikası olmalı ve birine zimmetlenmesi gerekir. Gideceği yollar daha önce belirlenir. Özel kasalı kamyonlarla sıkı bir denetim içinde kullanım yerine varır. Uluslararası Siyanür Yönetimi Kodu adındaki bir kuruluş var. Bütün bu şirketleri denetleyip, sertifikalandırıyor. Tüm maden şirketleri de bu tür bir denetimi kabul etmiş durumda. 

-Peki, siyanürü kullanan şirketlerde arıtma yapılır mı? Ne gibi tedbirler alınır?

Bunu işleyen tesislerde güvenli kullanıma çok önem verilir. Zaten buharlaşırsa ölümler yaşanabilir. Siyanürle çalışan firmalarda ön arıtma sistemi vardır. Çeşitli yöntemlerle zararsız hâle getirildikten sonra arıtma sistemine verilir.

-Yıllarca İstanbul Kapalıçarşı başta, kuyumcuların yoğun bulunduğu yerlerden kanalizasyona siyanür atıldığı söylendi. Bunun bir zararı var mıdır?

Bu tip yerlerde siyanür kullanıldıktan sonra kanalizasyona veriliyor. Bugüne kadar can kaybı yaşanmadı. Kanalizasyonda akan su da seyreldiği için bir etkisi olmuyor. Denizde ise siyanür seyrelip bozunuyor.

-Çevreciler, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) siyanürle madenciliği yasakladığını söylüyor, doğru mu? 

AP’de komisyon yani bakanlık diyebileceğimiz yapı kanun çıkarıyor. Ya da parlamento uygun gördüğü kararı alıyor. Parlamento, ‘siyanür altın madenciliğinde kullanılmasın’ diye bir karar aldı. Bu karar komisyona gitti. Komisyon bunu reddetti. Gerekçe olarak siyanürün yönetilebilir bir kimyasal olduğunu ve yeterli mevzuat bulunduğunu belirtti. Siyanürü yasaklamanın toplumun ihtiyacı olan maddelerin teminini zora sokacağını öne sürdü. Parlamento hâlâ ısrar ediyor. Yasak kararında ısrar edenler, Yunanistan, Romanya, Macaristan’dan aynı bizim meslek odaları kafasında düşünen parlamenterler. ‘Haydi yasaklansın’ diyenler de altın madeni olmayan ülkeler. Neticede şu anda AB’de bir yasak yok.

-Siyanür bu kadar tartışılıyor. Yerine geçecek başka bir kimyasal yok mu?

Altına yapışan kimyasallar var. Ancak hiçbiri deneme tesisi ölçeğine dahi geçemedi. Siyanür tüm metal madenlerini ayırmada etkili iken diğer kimyasalların dezavantajları vardır. Mesela altını ayırmak üzere tiyoüre denilen kimyasal da kullanılır. Ama bakırla karışık altını ayırmada etkili olmaz. Ayrıca kanserojendir. Eğer başka bir madde olsaydı madenciler bu kadar dezenformasyondan sonra eminim ki onu tercih ederdi.

ÖNERİLEN YAZILAR