|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
SPOR

Sergen kulüplerı akıllandırdı

2 Ağustos 1997 / NECATI KOLA
Sergen Yalçın, 1 trilyonu aşan bir fiyat karşılığında İstanbulspor'a transfer olduktan sonra Beşiktaş Spor Kulübü Başkanı Süleyman Seba şu cümleyi sarfetmişti:
'Bir Sergen gider, bin Sergen gelir'. TSYD Kupası maçında Galatasaray'a 4—2 mağlup olan Fenerbahçe'nin yöneticisi Vefa Küçük ise 'iyi transfer yapamadınız' suçlamalarına cevap olarak şunu söyledi: 'Başka Sergen vardı da biz mi almadık?'

Bu yıl, başta büyük kulüpler olmak üzere bütün takımlar, fazla kalburüstü futbolcu olmayışının sıkıntısını yaşadılar. Transfer edecek futbolcu bulamayınca, ellerindeki kaliteli oyuncuları kaçırmamak için yüksek bonservis bedelleri biçtiler. Arz az, talep çok olunca fiyatlar tabii olarak arttı. Sergen Yalçın'ın deyimiyle, kalburun üstünde kalan futbolcular yedi sülalesine yetecek kadar para kazandılar. Peki, astronomik transfer ücretlerinin önlenebilmesi için neler yapılmalıydı? Yerli transfer etmeye cesaret edemeyen yöneticiler, ilk olarak, yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılması gibi bir öneri attılar ortaya. Bu öneri kısa vadede çözüm olabilirdi ama, artık uzun vadede birşeylerin yapılması lazımdı.

Altyapı ağızda sakız

'Altyapıya önem veriyoruz' sözü, yıllardan beri, kulüp yöneticilerinin ağızlarında sakız olmaktan öteye gitmeyince Türk futbolunun ne susuzluğunu giderdi, ne de açlığını. Kaliteli futbolcu fazla yetişmeyince fiyatlar arttı, Milli Takım'a aday futbolcu sayısı yükselmedi, kalburüstü futbolcular iç piyasada çok para kazanınca Avrupa'ya gitme gereği duymadılar, yabancı oyuncu transferi hakkı kulüplerin talebi gereği üçten dörde yükseldi.

Kulüplerin altyapıya önem vermemesinin nedenlerinin başında, kurumlaşamamak geliyor. Kurumlaşma olmadığı için her gelen başkan, kulübün paralarını altyapı ve başka icraatlar yerine sadece transfere harcıyor. Bunun nedeni de bir an evvel başarılı olarak halkın gözüne girmek ve başka mevkilere yükselmek. Bu başkanların mantaliteleri de şu: Hazır oyuncu almak varken, altyapıya yatırım yapıp on yıl niye bekleyelim ki? Talip oldukları çok az sayıdaki futbolcular, fazla para istedikleri zaman da 'Bunlar çıldırmış' denilerek suçlanıyor. Transfer ücretlerinin astronomik rakamlara fırlamasında, kabahat, biraz da yöneticilerde değil mi? Her gelen kulüp başkanı altyapıya önem verip on yıl beklemeyi göze almayınca Türk futbolu da Avrupa futbolunu on yıl geriden takip ediyor.

Fenerbahçe Türk futbolunu tüketiyor

Altyapıya en az önem veren kulüp görüntüsü çizen ve en fazla futbolcu tüketen takım Fenerbahçe. Şu andaki kadrosuna baktığımızda altyapısından yetişmiş bir futbolcu görmek mümkün değil. Uche ve Okocha Nijerya'dan; Högh Danimarka'dan; Sabin İlie Romanya'dan; Boliç Bosna'dan; Mustafa Doğan, Selahattin, Erol ve Tayfun Almanya'dan; B. Saffet Kocaelispor'dan; K. Saffet Vanspor'dan; Rüştü Antalyaspor'dan, Tarık Gençlerbirliği'nden ve İlker Aydınspor'dan transfer edilen futbolcular. A Takım'a bu sezon da altyapıdan futbolcu gelmedi maalesef.

Fenerbahçe, altyapıya önem vermeyerek bir taraftan transferlere trilyonlar harcarken, bir taraftan da Türkiye'deki yetenekli oyuncuları bünyesine toplayarak Anadolu takımlarının büyük takımlarla olan rekabet gücünü de azaltıyor. Dereağzı'na toplanan bu futbolcuların çoğu antrenman maçlarında figüranlık yapmaktan başka işe yaramayarak sözleşmelerinin bitmesini bekliyorlar. Sedat ve Benhur bunun en iyi örnekleri.

Fenerbahçe Altyapı Sorumlusu Adem Türkmen, altyapıya en az önem veren kulüp görüntüsü çizmekten rahatsız. Bu yıl A Takım'a oyuncu vermek istemişler ama bu oyuncuları Bariç yetersiz görerek kabul etmemiş. Bu durum Türkmen'i oldukça üzmüş: 'Şu anki gençlerin A Takım'da şans bulamaması halinde yeni yetişeceklerin de gelişmelerden olumsuz etkileneceğini düşünüyorum ve ümitsizliğe kapılacaklarından dolayı da rahatsızlık duyuyorum'. Adem Türkmen, transfer fiyatlarının arttığı şu dönemde yönetimin altyapıya gereken ilgiyi göstermeye başladığını söylüyor.

Sergen gitti, bir daha zor gelir

Beşiktaş Altyapı Koordinatörü Davut Şahin ile altyapı üzerine uzunca bir sohbet ettik. Transfer fiyatlarının her yıl enflasyonun kat be kat üzerinde artış göstermesinde altyapıya önem verilmeyişinin etkili olduğunu söylüyor. Uzun yıllardan beri hep altyapıdan bahsedilmesine rağmen görünürde bir icraatın olmamasına da üzülüyor. Davut Şahin, iki yıldır Beşiktaş altyapısının başında. Yaptıkları çalışmanın adı Özkaynak Düzeni. Yani kendi futbolcunu kendin yetiştir.

Bu düzen içerisinde 19 grup var. Yaklaşık 350 futbolcu demek bu. Herbiriyle tek tek ilgileniyormuş antrenörler. Her grubun bir Aile Birliği varmış. Ayda bir toplanıp çocukların sorunlarını konuşuyorlarmış. En büyük sorun da tabii ki çocukların futbol uğruna derslerini ikinci plana atmaları. Davut Şahin, 'Futbol öyle bir silah ki' diyor 'Çocuğa derslerin zayıf olursa top oynayamayacaksın dediğimizde, futbola bir an evvel kavuşabilmek için zayıflarını çok kısa zamanda temizliyor'.

Davut Şahin, eğitim ve düşünce olarak Avrupa'dan hiçbir eksikleri olmadığını, tek eksikliğin tesis olduğunu vurguluyor. 'Avrupa'da çocuklar çim sahada eğitiliyor. Çocuk yaptığı hareketlerden zevk alıyor. Biz ise toprak sahada çalışmak zorundayız. Çocuk topa vurmak üzereyken top sekiyor, vuramıyor. Bu da çocuğu olumsuz etkiliyor. Hedefimizde bir yanlışlık yok ama bu şartlarda çocuğun aldığı eğitim tartışılır'. Şahin, yerli futbolcuların önünü kapadığı gerekçesiyle yabancı oyuncuya da karşı: 'Ne zaman yabancı oyuncu transfer edelim biliyor musunuz, Avrupa'ya futbolcu ihraç etmeye başladığımız zaman'. Barbaros, Hikmet, Yasin ve Hüseyin'in bu yıl A Takım'la birlikte antrenmanlara çıkmasını zorla kabul ettiren Davut Şahin, son olarak, transfer fiyatlarının düşmesinin ve Avrupa'ya futbolcu ihraç edebilmemizin tek yolunun altyapıya ağırlık vermek olduğunu vurguluyor. Şahin, Beşiktaş'ın altyapı için çim saha yaptıracağı günleri de merakla bekliyor.

Fatih Terim'le gelen sistem

Fatih Terim'in Galatasaray'ın başına geçmesi A Takım'ı olduğu kadar altyapıyı da hareketlendirdi. Terim, 'En büyük idealim Türkiye şampiyonu olmak değil, transfere ihtiyacı olmayan bir kulüp olmak' diyordu. Bu demekti ki altyapıya çok büyük önem verilecek. Nitekim öyle oldu. Gelecek vaadeden genç oyuncular pilot takım olarak belirlenen Bakırköyspor'a gönderildi. Bu yıl Galatasaray'ın ilk onbirinde banko oynayan Fatih en büyük kazanç. Yine Genç takımdan A Takım'a yükselerek ilk onbiri zorlayan Ceyhun ve Emre de bu çalışmanın ürünleri. Fatih Terim, hedefimiz, her yıl en az iki oyuncumuzun A Takım'a yükselmesi, diyor. Genç takımda gelecek vaadeden oyuncular tesislerde kalıp, Galatasaray'ın anlaşmalı olduğu Çavuşoğlu Koleji'nde de öğrenimlerini devam ettirecekler. 'Ya spor, ya okul' anlayışı ortadan kalkacak yani.

Fatih Terim'in altyapıyla alakalı bir hedefi daha var. Gelecek yılın haziran ayında, dört tane çim sahanın bulunduğu Florya Metin Oktay Tesisleri'nde, Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin altyapı takımlarını çağırarak bir altyapı turnuvası düzenlemek ve çocuklara Avrupa heyecanını erken yaşlarda tattırmak.

Galatasaray'ın altyapısına seçilecek olanlara Croky sistemi uygulanıyor. Bu sistemde torpil sözkonusu değil. Seçmelere katılan oyuncuların adı bilinmiyor, her oyuncuya bir numara veriliyor. Her oyuncu 11 hoca tarafından ayrı ayrı değerlendiriliyor. 20x30 m.lik 5 sahada, 5'er oyuncudan oluşan takımlar ikişer hoca nezaretinde 5'er dakikalık maçlar yapıyorlar. 5 tur üzerinden yapılan maçlarda bir oyuncu her turda farklı oyunculardan oluşan takımlarda oynuyor. Maçlar sonunda oyuncular 5 çeşit puanlamaya tabi tutuluyor. Berabere kalan takımın her oyuncusuna 5'er, galip gelen takımın oyuncularına 10'ar, gol atan oyunculara da 1 puan veriliyor. Ayrıca, her oyuncunun becerisi olumlu ya da olumsuz olarak değerlendiriliyor. En fazla puan toplayanlar seçmeleri kazanmış oluyor.

Samsun, Bursa, Sanko ve Çeliktepe

Geçtiğimiz haftalarda Konya'da gerçekleştirilen Türkiye Gençler Ligi finalinde gözler dört büyüklerin Genç takımlarını aradı. Altyapıda bir sistem oturtarak başarılı futbolcular yetiştiren Bursaspor ile Samsunspor'un yanısıra Gaziantep Sankospor ve İstanbul 1. Amatör Küme'de mücadele eden Çeliktepe'nin genç takımları bütün rakiplerini geride bırakarak finale kalmışlardı. Bütçesi sınırlı olan bir amatör kulübün genç takımı finaldeyken, bütçesi trilyonlarla ölçülen dört büyüklerin genç takımları görünürde yoktu maalesef.

Tanju, Ertuğrul, Serkan, Celil, Cenk gibi yıldızlar yetiştiren Samsunspor'un Altyapı Sorumlusu Necmi Öksüz, altyapıya önem vererek hem Türk futboluna yararlı olduklarını, hem de asansör takım olma hüviyetinden sıyrıldıklarını söylüyor. Yeterli sayıda çim sahası olan Samsunspor, altyapıda sistemi oturtmuş. Samsun ve çevresinde tarama yapılıyor, yetenekli gençler değerlendiriliyormuş. Öksüz, 'Bizim tek gelir kaynağımız altyapı. Transfere para harcamıyoruz. Kendi futbolcumuzu kendimiz yetiştiriyoruz, gerekirse iyi paraya satıyoruz' diyor.

En iyisi Bursaspor

Altyapıda en başarılı olan ve sistemini en önce oturtan kulüp Bursaspor. Altyapı olarak her yıl yurtdışındaki çeşitli organizasyonlara davet ediliyorlar. Geçen hafta İngiltere'de düzenlenen bir futbol festivalinde şampiyon oldular. Ajax, Barcelona ve Milan gibi takımların altyapıları da incelenerek bir sentez oluşturulmuş ve Bursaspor sistemi ortaya çıkmış. Cruyff ve İngiltere Futbol Federasyonu Altyapı Komisyonu Başkanı Dave Richards Bursa'ya gelerek seminer vermişler ve Vakıfköy Tesisleri'ni çok beğenmişler.

Altyapı Sorumlusu Kemal Batmaz, pilot takım olarak Merinosspor'u seçtiklerini ve yetiştirdikleri oyuncuları burada pişirdiklerini söylüyor. Tesis ve imkan yönünden hiçbir sıkıntısı olmamasına rağmen Batmaz'ı rahatsız eden bir konu var: Kaliteli futbolcu yetiştirmelerine rağmen yıldız oyuncu çıkartamamak.

Evet, son yıllardaki transfer ücretlerindeki aşırı artışlar yöneticileri biraz olsun akıllandırdı. Bursaspor, Samsunspor, Trabzonspor ve Galatasaray tesisleşmeyi sağlayarak ve sistemi oturtarak seri futbolcu üretimine başladılar. Altyapıya gereken önemi vereceğiz demelerine rağmen Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin ise tesisleşmesi zaman alacağa benziyor. Bütün kulüplerin en kısa zamanda altyapıya gereken önemi vermeleri şart. Aksi takdirde Sergenler gidecek, Letchkovlar gelecek.