|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
KAPAK

Paranın kara gücü

19 Temmuz 1997 / CEMAL A. KALYONCU
"Paralar eskisi gibi yakınlarının adına hesap açtırılarak, bankalara yatırılmıyordu. Artık ABD'den, Avrupa'dan banka satın alınıyor veya Kıbrıs gibi küçük ülkelerde 'kıyı bankacılığı' kuruluyordu.
Olmazsa döviz bürosu açılıyor ya da borsada oynuyorlardı!" 1994'te öldürülen, uyuşturucu satışı ile büyüyen Behçet Cantürk'ün yaptığı gibi bütün kirli paralar çoğu zaman böyle yıkanıyordu.

Kara para Türkiye'nin gündemine 1960'lı yıllarda girmişti ama onunla mücadele için devlet bu iki kelimeyi kendi gündemine almayı uzun yıllar ertelemişti. Kara para hukukta anlamını ancak 1996 yılı sonunda bulacaktı. 1980'li yıllara kadar 30 yılda üç darbe yaşayan Türkiye'de bunların sebebi olarak ekonomik darboğazlar görülüyordu. Kimileri, Türkiye ne zaman döviz sıkıntısı içine girse arkasından darbe geliyor düşüncesindeydi. Hatta zamanın başbakanı Turgut Özal'ın 14 Aralık 1984'te Meclis'te yaptığı şu konuşma tarihe geçecek nitelikteydi: "Türkiye ekonomisini iyi biliyorum. Osmanlı Devleti'nin en büyük sıkıntısı hep ödemeler dengesi meselesi olmuştur. Cumhuriyet döneminde de ödemeler dengesi en önemli problemimiz haline gelmiştir. Bu problem aşılmadan Türkiye gelişip kalkınamaz, her seferinde biraz gider, ondan sonra da olduğumuz yerde duraklarız. Türkiye'deki müdahalelerin arkasında da ödemeler dengesi sorunu vardır." Evet rahmetli Özal Türkiye'de darbelerin arkasında döviz darboğazının olduğunu söylüyor ve bu sorun aşılmadan Türkiye'nin çağ atlayamayacağını belirtiyordu. Bu amaçla Özal, Türk ekonomisinin önce içinde bulunduğu bu sıkıntıyı aşması için, ekonomiye para girişi sağlayacak yolları açmayı veya açık tutmayı öncelikli düşünüyordu. "Ne olursa olsun da para gelsin" düşüncesiyle Türklerin dışarıda bulunan paralarının ülkeye girişini kolaylaştıracak yöntemler ele alınıyordu.

Paralar Türkiye'ye getiriliyor

"Organize suç örgütlerinin devlete sızmalarının nedeni ekonomiktir. Kara para ve uyuşturucudan sağlanan gelirin aklanması gerekliliği devlete sızmalarda etkili olmuştur. Dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın, İsviçre'de bir otelde Berber Yaşar ve Şekerciyan gibi bu alanda bilinen kişilerle görüşmesi bu işin bir göstergesidir (Susurluk Komisyonu'nun hazırladığı belgelerden)." Hedef dışarıdaki, özellikle İsviçre'deki paraların Türk ekonomisine kazandırılmasıydı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube eski Müdürü Salih Güngör'ün ifadesiyle "Sabun köpüğü ihrac edip Türkiye'ye para girişi sağlandı bu dönemde."

Kara para resmi yollarla aklandı

Peki devlet bilerek mi izin verdi Türkiye'ye kara para girişine? Ya da olayı bir kara para aklama olarak mı görüyordu? Salih Güngör, "Değil ama" diyor, "sonuç olarak devletin orada amaçladığı, yurtdışındaki paraların Türkiye'ye getirilmesi idi." Sonuçta Türkiye'ye büyük para girişleri oldu. Çünkü dışarıya satılan herşeyin parasını Türkiye'ye getirme mecburiyeti vardı. Salih Güngör'e göre bu "Bir nevi resmi kara para aklamaydı." İzlenen politika ekonomiye bir dinamizm sağlamıştı belki. Bu durum 1994'e kadar devam etti. Geçen sürede çok geniş imkanlar tanıyan kanunlara rağmen yakalananlar yargılandı. Ceza alanlar, kurtulanlar, zaman aşamına uğrayıp milyarderler listesine girenler oldu. Hatta işini sessizce yapanlar "gizli zenginler" listelerinden zamanla 'bilinen zenginler' listesine geçiverdiler. Bu politikadan terör örgütleri, başta PKK olmak üzere kendine düşen payı da kapıyordu tabii. Getirilerinin yanında götürdükleri de vardı bu politikanın. İsmini açıklamak istemeyen üst düzey bir bürokrat, şunları söylüyor: "3–5 zengin çıkaracağız diye binlerce Mehmetçik şehit verdik. Kara para karşısında elde ettiğimiz zenginliklere karşı feda ettiklerimizi kimse düşünmedi bile." Uzmanlar, Kara Para ile Mücadele Yasası'nın 1980'den 1988'e, sonra 1996'ya kadar uzun bir serüvenden sonra TBMM'de imzalanmasının altında, 80 sonrası uygulamaya konan bu anlayışın yattığını söylüyorlar.

Kara para aklama yolları

Kara para kısaca "kaynağı ispat edilemeyen gelir" olarak ifade ediliyor. Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanı Genç Osman Yaraşlı, kara para aklama suçu işlenmeden önce, bir başka suçun işlenmiş olması gerektiğini söylüyor. Ona göre, "Bu suçtan bir maddi menfaat elde edilmiş olmalı, ki ortada kara para olsun. Sağlanan maddi menfaat kara paradır. Bunun sağlanmış olması da kara para suçunu oluşturmuyor. Bu paranın bir şekilde sisteme dahil edilme çabası olmalı. Yani bu para bir alışverişte kullanılmalı veya bankaya yatırılmış olmalı."

Kara para aklama suçu oluşmadan önce işlenen suçlar da Kara Para Yasası'nın ikinci maddesinde şu şekilde yer alıyor: "TCK'daki suçlardan bazıları, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren suçlar, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Kanunu kapsamındaki suçlar, Organ ve Doku Alınması ve Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanun kapsamındaki suçlar. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun kapsamındaki suçlar ve bir de Kaçakçıların Takibine Dair Kanundaki suçlardan elde edilen paralar kara para, bunların aklanmasına yönelik faaliyetlerin olması halinde de kara paranın aklanması suçu işlenmiş oluyor."

Daha açık örneklersek mesela uyuşturucu veya silah kaçakçılığı sonucu elde edilen paralar kara para, bunları sisteme sokma çabası ise kara para aklama suçunu oluşturuyor. Paranın aklanması için akla ilk gelen yıkama araçları ise mali kurumlar. Yani bankalar, döviz büroları ve borsalar. Ama Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanı Genç Osman Yaraşlı, ülkelerin finansal hareketleri daha sıkı kontrol etmesi, para transferlerinde kimlik kontrolü yapılmaya başlanmasından sonra kara para yıkama yollarının nasıl değişim gösterdiğini şöyle anlatıyor: "Türkiye için söylemiyorum, dünyadaki genel eğilim, para aklama öncelikle bankalarda oluyor. Fakat ülkeler kara para aklama ile ilgili tedbirler aldıkça bu, bankalardan banka dışı finansal sektörlere, hatta finansal sektör dışı işletmelere doğru kayıyor. İlk kara parayı aklamayı önlemeye yönelik mevzuat düzenlemeleri bankalar ve benzeri kuruluşları kapsama almış. Bankalar tedbir aldıkça aklama faaliyeti banka dışı finansal sektörlere, oralar tedbirler aldıkça da finansal sektör dışı işletmelere kayıyor." Türkiye'de geçen yıl çıkarılan Kara Para Kanunu özellikle finansal araçları denetim altına alıyor. Kara para aklayıcılarının bundan böyle finansal kurumlar dışındaki aklama yöntemlerine ağırlık vermeleri şaşırtıcı olmayacak.

Kara para böyle aklanıyor

Kara para aklamada çok başvurulan yöntemler farklılık gösteriyor. Bunlardan en sık başvurulanı şu: Kara para önce bu tür paraları kabul eden yurtdışında bir bankaya yatırılıyor. Sonra paranın sahibi dışarıdaki bu parayı teminat göstererek Türkiye'de bir bankaya kredi müracaatında bulunuyor. Veya herhangi birisinin üzerine yatırılmış bir parayı, kefili benim diyerek teminat olarak gösteriyor. Türkiye'de otelini vs alıyor, yatırımını yapıyor. Fakat krediyi geri döndürmüyor. Bu sefer oradaki banka, teminat olarak gösterilen parayı haciz ediyor, otel vs.'ye yapılan yatırım kara paranın aklanmış hali olarak karşımıza çıkıyor. Bu, yöntemlerden en bilineni. Bir diğeri, kumarhaneler. Turizm eski Bakanı Bahattin Yücel "Yapmış olduğum görüşmelere göre kumarhaneler çok büyük gelir elde edecek ki, bazı insanlar kara paralarını gidip orada aklasın. Kumarhaneler bu kadar parayı aklamak için fazla gelir göstermek zorunda. Onun için bu mekanizma bana çok mantıklı gelmiyor" dese de, birçok kimse Bakan Yücel'in aksine görüş beyan ediyor. Bunlardan birisi OECD'ye raporlar hazırlayan Prof. Mithat Melen. OECD'nin dar çevre diye tanımladığı ve Türkiye'nin GSMH'sinin yüzde 50'sini ellerinde bulundurduğu çevreyi sivil, asker, bürokrat ve işadamı olarak tanımlayan Melen, kumarhanelerin en fazla para aklanan yerler olduğunu savunuyor. "Bana bunu OECD'den bir Amerikalı söyledi. Tespit etmişler. Türkiye'de bir kumarhaneye 1 milyon dolar verdiğiniz zaman size 800 bin dolar kağıt verirler, bu parayı burada kazandı diye. O parayı gidip İsviçre'ye yatırabiliyorsunuz. Ama şu anda Türkiye daha beyaz yıkıyor." Salih Güngör'e göre de kara paranın önemli adresleri kumarhaneler, döviz büroları ve para piyasaları. "Kumarhaneye gidip bir gecede 5 milyar kazandım deseniz sonuç olarak kazanabilirsiniz. Hiç kimse itiraz etmez. Hisse senetlerini kimin alıp sattığını tespit etmeniz mümkün değil. Borsada yapılan bir operasyonda kara para aklanması tespit edildi. Döviz bürolarında kara para aklayan isimler tespit edilmiş. Bu isimler daha sonra İngiltere, Yugoslavya, Hollanda, Almanya, İspanya, İsviçre ve Türkiye'nin ortak hareketiyle yapılan Mozart Operasyonu'nda da karşımıza çıkmış. Avrupa'da uyuşturucuya karşı yapılan operasyonlarda Türkiye'deki döviz bürolarının kontağı da tespit edilmiş. Ve tutuklanmışlar bunlar. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı Genç Osman Yaraşlı ise olayı Türkiye'deki kumarhanelerle sınırlı tutmayarak dünyanın her yerinde kumarhanelerin para aklamaya müsait müesseseler olduğunu belirtiyor.

İsviçre de kara paranın önlenmesi için tedbirler aldı ama bankacıların itirazları üzerine hükümet kanunu yumuşatarak yeniden düzenledi. Dolayısıyla İsviçre hâlâ gözde. Kara parayı önlemeye ciddi olarak eğilen ülkeler ise para transferlerini oldukça sıkı tutuyorlar. Amerika'da artık 750 doların üzerindeki transferlerde kimlik soruluyor. İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleri kredi kartı ile alışverişi yaygınlaştırarak, parayı ortadan kaldırmanın teknolojik yönüne hız veriyorlar. Türkiye'de ise geçen yıl 1 milyar lira olan kimlik sorma sınırı Mali Suçlar Araştırma Kurulu'nun hazırladığı yönetmeliğin Bakanlar Kurulu'nda kabul edilmesiyle 2 milyar liraya yükseltildi.

Kara para yıkama metodları

Yukarıda bahsettiğimizin dışında bir çok yolla da kara para yıkanabiliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi'nin geçen yıl hazırladığı raporda bu yollardan 9 tanesi belirtilmiş. Emniyet'e göre kara para şu yollarla yıkanıyor: "Paravan şirketlerin kurulması, sahte ve şişirilmiş faturalar kullanılması, yabancı ülkede bloke edilen paranın teminat olarak gösterilmesi suretiyle bulunduğu yerdeki bir bankadan kredi alınması, kumarhane ve bahis işletmelerinin açılması, vergi muafiyeti bulunan ülkelerden alınan kredi kartlarının kullanılması, nakit alımların yapılması, paranın yurtdışına kaçırılması, kıymetli evraka dönüştürülmesi, serbest bölgelerde sunulan hizmetlerden yararlanılması, turizm şirketleri kurulması ve menkule yatırım."

Polis delilden suçluya ulaşıyor

Daha önceleri suçluları tespit ederken suçlu veya şüpheli kişiden suç delillerine ulaşan polis örgütleri kara para ile mücadelede yeni yöntemler geliştiriyorlar. Bunlardan biri Amerikan polisi tarafından uygulamaya konulmuş. Yeni metodun felsefesi, "Suçun büyük parçaları ile uğraşmak sonuca daha kolay götürüyor." Bu sistemde önce suç delillerini tespit edip bunlar kime aittir diyerek suçluya ulaşılıyor. Uyuşturucu veya silah kaçakçılığı ile kara para kazananlar bir müddet sonra villa, yalı, yat alıp lüks hayat sürmeleri ile dikkat çekmeye başlıyor. Dolayısıyla bu malvarlığını görmek daha kolay oluyor. İşte polis bu lüks hayatı takibe alıyor. Değirmenin suyuna, oradan suyun kaynağına ulaşıyor. Amerikan teşkilatları bundan sonraki mücadelelerinde suçun sonuçlarından başlamak üzere suçluya götürme modelini uygulamayı benimsiyorlar böylece. Bu sistemi uluslararası toplantılarda teklif olarak sunmuş Amerikalılar. Amerika'da elindeki malvarlığını, servetini veya kendisine ait menkul veya gayrımenkullerin kaynağını ispat edemeyen her Amerikan vatandaşı veya yabancıya "Demek ki sen gayrımeşru iş yapıyorsun" denerek mal varlığına el konuyor. Eski Polis Müdürü Salih Güngör, sadece görünen malvarlıkları değil, üçüncü kişiler üzerine geçirilmiş mal varlıklarının da müsadere edildiğini belirtiyor. Sistem uygulamaya başlayınca işadamlarının, hangi ülkelerde, kimlerle iş bağlantısı kurduğu araştırmalar sonucu tespit edildi. Yurtdışına gönderilen her kuruş para için soruşturma başlatıldı. Böylece mafya kartelleri ortaya çıkarılmaya başlandı.

Avrupa'da yine suçludan suç delillerine ulaşma yöntemi uygulanıyor. Türkiye'de ise Mali Suçlar Araştırma Kurulu'nun Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda mevzuatlarını inceleyerek bizim mevzuatımıza uyarladığı bir sistem uygulanacak. Sisteme daha sonra tekrar döneceğiz.

30 milyar dolar mı 50 mi?

Türkiye'nin kara para yıkama konusunda zan altında olduğu herkesçe biliniyor. Ama Türkiye'den geçen kara para konusunda bir ittifak sağlanamıyor. Shangen'de 1988'de yapılan toplantıda Uyuşturucu ile Mücadele İçin Kontrollü Teslimat ve İşbirliği Anlaşması ve Kara Para ile Mücadele Yasası anlaşmaya konuldu. Avrupa Birliği ülkeleri bu konu ile ilgili kanunlarını çıkarttılar. Ve Türkiye'ye de bu kanunu çıkarması ta o yıllarda söylendi. Geçen sürede Türkiye'ye ne kadar para girişi olduğunu tespit etmek mümkün olmadı hiç bir zaman. Bunun için kara paranın yekünü hakkında da bir rakam söylemek zor. Çünkü adı üzerinde yasal olmayan, kayda girmeyen yollardan akıyor bu kirli para. Türkiye'deki kara para için telaffuz edilen meblağlar da birbirlerinden oldukça farklı. Susurluk Komisyonu Raporu'na göre kara paranın Türkiye boyutu 50 milyar dolar. Amerikan DEA kuruluşuna göre de miktar aynı. Bunun daha altında 30 ve 40 milyar dolarlar da telaffuz ediliyor. Salih Güngör, sadece kara paranın transferinden Türkiye'ye yılda 5 ila 6 milyar dolar arasında bir para kaldığını söylüyor. Ama 30–50 milyar dolar arasındaki kara paranın Türkiye'den transit geçtiğini savunan da var. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı Genç Osman Yaraşlı ise Türkiye'de yılda 40 milyar dolarlık bir kara para olduğunu zannetmediğini söylüyor. Kara paranın boyutlarını hesaplamak için Mali Eylem Grubu (FATF) yöntemler geliştiriyor. 17–19 Haziran'da Roma'daki toplantıda kara paranın boyutlarını hesaplayabilmek için geliştirilen yöntemler de ele alındı.

Kara Para Yasası'nda son durak

İşte 1980'in son çeyreğinde başlayan Türkiye'ye yönelik baskılar, 19 Aralık 1988'de Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin üye ülkelerin imzasına açılmasına kadar devam etti. 1988'de, dünyada tüm kara para aklama olaylarını önlemek amacıyla G–7 ülkelerinin OECD bünyesinde kurduğu Mali Eylem Grubu– FATF (Financial Action Task Force)'ın alacağı kararlara uymaya da gönüllü oluyordu Türkiye. Aynı Türkiye, OECD'ye Kara Para Yasası'nı çıkarma sözünü ise 1988 Viyana Konvensiyonu'na imza atarak veriyordu. Ancak Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığı ve Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı 20 Kasım 94'te DYP–SHP koalisyonunca TBMM'ne sunulmuştu, ancak araya seçimler girdiği için sonuç alınamıyordu. 26 ülke, 2 de uluslararası kuruluşun üye olduğu Mali Eylem Grubu'na verdiği sözü tutamayınca bu kurul 19 Eylül 1996'da Türkiye'ye baskı yapmaya başladı ve Türkiye'den yapılan 100 bin dolarlık transferleri incelemeye aldı. Buradaki baskı Türkiye'nin diğer ülkelerle ilişkilerine "Türkiye bizim tavsiyelerimizi yerine getirmeyen bir ülkedir. Gerekli mevzuatı çıkartmamıştır. Dolayısıyla diğer üye ülkelerin Türkiye ile ilişkilerinde dikkatli olması..." şeklinde yansıyordu. FATF'ın bu kararı üye ülkelere yönelik bir tavsiye, ama etkili bir tavsiye anlamına geliyor. Çünkü dünyanın önde gelen ülkeleri olan FATF üyeleri ile Türkiye'nin mevcut mali ilişkileri sıkıntıya giriyordu. IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlar da FATF'ın bu kararını dikkate alıyor. Bu "Türkiye'nin dış kaynak–kredi bulması zorlaşıyor" anlamına geliyor. Kararın bir diğer etkisi de bankalara oluyor. Yurtdışında şubeleri bulunan Türk bankalarının bankacılık faaliyetleri sıkıntıya giriyor. Almanya, Belçika ve Hollanda'nın Türk bankalarına yönelik şube kapatma girişimleri işte bu gelişmelerin bir neticesi.

Para çarka geri dönmeyince problem başlıyor

Prof. Dr. Mithat Melen, olaya farklı bir bakış açısı getiriyor. Ona göre, uluslararası kuruluşlar, dünyadaki kara paranın önlenmesi gibi bir kaygıdan ziyade, Türkiye'de aklanan paranın uluslararası finans kapitali çarkına geri dönmemesinden rahatsız olmuşlardı. Türkiye'ye giren para yatırıma dönünce dışarıya gitmiyor ve yabancılar bundan şikayet ediyordu. Baskıların altında yatan sebep buydu.

Bunun üzerine 13 Kasım 96'da Meclis'ten Kara Para Yasası geçiyor ve FATF'tan tedbirlerin kaldırılması isteniyordu. Ayrıca 6 aylık ek bir süre daha isteniyor ki bu sürede "kimlik tespiti, bilgi verme, şüpheli işlemler, aklamaya konu menfaat ve değerler, araştırma ve inceleme" konularında gerekli yönetmeliklerin çıkartılacağı vaat ediliyordu. Sonuçta FATF, 12 Aralık 1996'dan itibaren üye ülkelerin Türkiye ile ilişkilerinde koyduğu tedbiri kaldırıyordu.

Türkiye'nin para haritası çıkarılacak

54. hükümetin Bakanlar Kurulu'ndan yakın zamanda geçirdiği yönetmelikler üç değişiklik getiriyor. Birincisi kimlik tespiti ile ilgili. Aslında bu daha önce vardı ve sadece bankalar için geçerliydi. Yönetmeliğin getirdiği yenilikle, döviz büroları, finans kurumları yani tüm mali kurumlara 2 milyar liranın üzerinde yapılan işlemlerde kimlik bildirme zorunluluğu getiriliyor. Geçen yıl 1 milyardı bu sınır. Ayrıca miktarı ne olursa olsun yapılan işleme konu olan evrak, para veya menkul kıymetin yasadışı yollardan edinildiği konusunda şüphe uyanması durumunda, mali kuruma bu işlemi Kurul'a bildirme zorunluluğu getiriliyor. Diğer bir yenilik de şüpheli veya şüphe uyandırmayan olsun, 5 milyar liranın üzerindeki bütün işlemlerin istisnasız Mali Suçlar Araştırma Kurulu'na bildirilmesi zorunluluğu. Mali Suçlar Araştırma Kurulu, bir database oluşturararak gelen bilgileri bilgi işlem ortamında izleyecek. Kurul'un uzmanları mali kurumlardan gelen bilgiler doğrultusunda Türkiye'nin parasal hareketlerinin haritasını çıkaracak. Böylece yıllar itibariyle lokal bazda para trendleri de izlenebilecek. Amaç, normal parasal trendin dışındaki gelişmeleri tespit etmek ve araştırmaya konu edinmek. Kurul Başkanı Genç Osman Yaraşlı, "Burada vatandaşın korkacağı birşey yok" dedikten sonra yapacaklarını şöyle anlatıyor: "Biz her 5 milyarlık işlemle ilgili bir araştırma yapmayacağız. Mesela bu konu ile ilgili başka birimlerin elinde şüpheli isimler var. Biz bu isimlerin para hareketlerini izleyeceğiz. İkincisi belli miktarın üzerindeki para hareketlerinin bölgesel bazda nasıl geliştiğine bakacağız. Yani Türkiye'nin para trafiğini izleyeceğiz. Diyelim ki X bölgesinin para hareketleri senelerdir üç aşağı beş yukarı belli bir hacimde gelişiyor. Bize ulaşan bu tür bilgilerden bir bakıyorsunuz ki o X bölgesinde olağanüstü bir para hareketi var. Bu olağanüstü para trafiğinin sebebi ne olabilir araştıracağız. Burası bizim araştırmaya başlangıç noktamız olacak. Bunun ipuçlarını bilgisayarımıza koyduğumuz bu bilgiler verecek. Aynı işlemi bankalar nezdinde de yapabiliriz. Diyelim ki X bölgesinde Y bankasının şubelerinde böyle bir hareket var. Diğer banka şubeleri aynı gidiyor ama Y bankasının şubesinde bir hareketlilik var." Parasal hareketlerin Kurul'a bildirilmesi 1 Ekim'den sonra başlayacak.

Kara Para Yasası'nın kirli parayı önlemeye yetmeyeceği konusunda her kesimden eleştiriler var. Kamuoyunda 60 kişilik Kurul'un Türkiye'nin kara para trafiğini izlemekte yeterli olmayacağı, gelen ihbarlara göre hareket etmesinin de Kurul'un bir eksikliği olduğu söyleniyor. Ancak Kurul gelen ihbarlara göre değerlendirme yapabildiği gibi, kendisi de parasal hareketleri izleyebiliyor. Kara para aklanması suçlarını Mali Suçlar Araştırma Kurulu, üçü Maliye'den üçü de Hazine'den 6 değişik kurulun elemanlarının desteğiyle izleyecek. Maliye'den Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu ve Gelirler Kontrolörleri ile Hazine'den Bankalar Yeminli Murakıpları, Hazine Kontrolörleri ve Sermaye Piyasası Uzmanları. Polis veya cumhuriyet savcılıkları da Kurul'dan araştırma talebinde bulunabiliyor. Kurul şu an itibariyle gelen dosyalar üzerinde çalışmalar yapıyor.

Salih Güngör (İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube eski Müdürü):

Kara para resmi olarak aklandı

zun yıllar Emniyet'te çalıştınız, kara para ile mücadelenin içinde bulundunuz. Kimler kara para aklıyor Türkiye'de?

Yayınlayabilecek misiniz? Söz veriyorsanız sizinle bir anlaşma imzalayalım. Verdiğim her belgeyi yayınlayacaksınız. Garanti verirseniz, kimler bu işin içinde diye konuşalım. Bunu daha önce Kim Daha Beyaz Yıkar diye kitap haline getirdik. Burada isim vermedik. İsim veriyorsunuz, hırsıza hırsız dediğiniz zaman suçlu duruma düşüyorsunuz. Kara para aklayana kara para aklıyorsun dediğin zaman suç oluyor. Yaptığı iş o ama. Bir insana kaçakçılık yaptığı zaman kaçakçı demek bence suç olmamalı.

1980'li yıllarda yıllarda Türkiye'de yeni bir akın başladı. Türkiye'nin yurtdışında bulunan kara paraları bir şekilde Türkiye'ye getirmeleri. İşte bir hayali ihracat keşfedildi. Bundan dolayı da Türkiye'ye büyük para girişleri oldu. Çünkü gönderilen herşeyin parasını Türkiye'ye getirme mecburiyeti vardı. Bir nevi resmi kara para aklamaydı bu. 1994 yılına kadar devam etti bu. Türkiye'de geçen yıl Kara Para İle Mücadele Yasası çıktı. Çünkü Gümrük Birliği'ne girmek için ön şartlar getirdiler. Dediler ki üç dört tane temel kanun çıkarmak zorundasınız. Fikri Mülkiyet Hakları, Sınai Mülkiyet Hakları, Kara Para Yasası ve Türkiye Ceza Kanunu ile ilgili birtakım düzenlemeler.

Bu sistem uygulanmazken 70 cent'e muhtaç durumda bir ülke idik. Şimdi paranın yeterli olması bir ülke için mümkün değil. Çünkü bankalar, birtakım finans kuruşları, özellikle kredi verme konusunda biraz nazlı davranıyorlar. O bakımdan bu tür yolla gelen para ekonomiye en ucuz kazandırılan bir değerdi, o dönemlerde. Bu dönemlerde de aynıdır. Çünkü, bugün herhangi bir bankaya yurtdışında finans konusunda gittiğinizde sizden 50 tane garanti isterler. Dolayısıyla yurtışında şöyle veya böyle biriken paraların Türkiye'ye bir şekilde aktarılması metodudur. Kara Para Yasası tamamen AB ve GB'ye girilmesi için ön şart olarak sürülmüş ve ondan dolayı çıkartılmıştır.

— Dünyada en beyaz yıkayan kim şu anda? Türkiye mi?

İki türlü yıkama var dünyada, bir açık bir de örtülü. Türkiye şu anda ne açık ne de örtülü yıkama statüsünde. Açık yıkama dediğimiz daha çok üçüncü dünya ülkelerinde oluyor. Bir çuval para ile sınırlarına gidip ben geldim deyip girebileceğiniz bir sürü ülke vardır. Bir de kesinlikle bir kuruşu araştırmasız banka hesabınıza geçiremeyeceğiniz ülkeler var. Amerika, Almanya gibi. Bunlarla birlikte bir de ikisinin ortasında ülkeler var. Yani kanun çıkmış ama tam uygulanmıyor. Banka, sistemini ona göre restore etmemiş. Veya bir tepki ile karşılaşmış ondan dolayı bir şey yapamıyor. Bir tanesi İsviçre'dir. Bankacıların tepkisinden dolayı bir düzenleme getirememiştir. Kanunu çıkartmış ancak tepki karşısında geri adım atmak zorunda kalmış.

— Yabancı yatırımların kara para ile bir ilgisi var mı?

Yurtdışından herhangi bir finans kuruluşu parasını Türkiye'ye getirip yatırmak istiyorsa bu bizi ilgilendirmiyor. Eğer herhangi Alman vatandaşı ülkesinde gayrımeşru yoldan kazandığı parayı Türkiye'ye getiriyorsa bu Türkiye'nin problemi değildir. Bu para Türkiye'ye yatırım olarak girmiş olur.

— Limanların özelleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir insan yükünü alıp da kontrole tabi olmadan dışarı çıkabiliyorsa o ülkenin güvenliği yok demektir. Limanların özelleştirilmesi ile gümrüğün, havalimanın özelleştirilmesi arasında hiçbir fark yoktur.

Genç Osman Yaraşlı (Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanı):

Elimizde dosyalar var

Roma'daki Mali Eylem Grubu'nun toplantısında Türkiye'yi temsil eden heyetin başkanlığını yapan Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanı Genç Osman Yaraşlı, kamuoyunda sanıldığı gibi ihbar üzerinde değil kendi incelemeleri doğrultusunda, elde ettikleri ipuçları doğrultusunda inceleme yaptıklarını söylüyor. Kurul ayrıca Cumhuriyet Savcılığı'nın isteği üzerine de araştırma yapabiliyor. Sanıldığı gibi 79 kişi olmadıklarını söyleyen Yaraşlı, diğer kurumların elemanlarını da gerektiğinde kullanacaklarını belirtiyor. Refahyol döneminde görüştüğümüz Genç Osman Yaraşlı'nın basınla konuşması yeni Maliye Bakanı Zekeriya Temizel tarafından yasaklandı.

— Kara para en çok hangi alanlarda aklanıyor?

Şu aşamada hangi sektörlerde olduğunu söylemeyeyim ama, genel bir şey söylemem icab ederse bu işler hizmet sektörlerinde daha rahat oluyor. Bir sanayi tesisinde o kadar kolay olamaz. Çünkü sanayi tesisinin kapasitesi, hacmi bellidir.

— Yönetmelikle belli bir miktarın üzerindeki transferlerin size bildirilmesi zorunluluğunu getiriyorsunuz. Teknik altyapınız hazır mı?

Çalışmalarımız var. Yönetmelikte bu bilgi akışının başlaması için 1 Ekim 97 tarihinde başlamasını tarih olarak koyduk. Bu tarihten sonra tüm mali kurumlar belirlenen sınırların üzerindeki ve şüpheli işlemleri bize bildirecekler.

— Geçen sürede bir veri akışı sağladınız mı? Bilgi, dosya geldi mi size?

Yönetmelikler çıkmadığı için kara para aklama suçu kovuşturulamıyor gibi bir anlayış vardı. Hayır öyle bir durum yok. 19 Kasım'dan itibaren Türk hukuk sisteminde kara para aklama suçu diye bir suç vardır ve bu tarihten sonra kara para ile yakalananlar cezalandırılır. Kara para ile ilgili soruşturmalar yapıyoruz. Yani diğer yönetmelikler ayrı bir şey, suçun hukuk dünyamıza girişi ayrı bir şey.

— Var mı böyle üzerinde çalıştığınız dosya?

Var tabii. Bize intikal etmiş dosyalar var. Emniyetin çalıştığı henüz cumhuriyet savcılığı aşamasına gelmeyen işler var. Bazen mahkeme safhasında aktarılanlar var.

— Susurluk konusunu ele alacak mısınız?

Oraya giremem.

— Değerlendirmeye alıyor musunuz peki?

Onu da söyleyemem.

— Koordinasyon Kurulu ile Araştırma Kurulu nasıl çalışacak?

Mali Suçları Araştırma Kurulu, hem bir denetim birimi hem de bir ana hizmet birimi. Maliye'de denetim birimlerinin icrai fonksiyonu yoktur. Yani bu kurul hem mevzuat düzenler, hem denetim yapar.

Koordinasyon Kurulu 16 tane farklı bakanlık genel müdürler ya da başkanlarından oluşan bir kurul. Yönetmeliği Mali Suçlar Araştırma Kurulu hazırladı, Koordinasyon Kurulu da bunu değerlendirdi.

Koordinasyon Kurulu'nun başkanlığını Maliye Müsteşarı yürütüyor. Bu tamamen gerektiğinde toplanacak ve konu ile ilgili mevzuat düzenlemelerini değerlendirecek, uygulamaya ilişkin politikalar tespit edecek ve bu konudaki koordinasyon ihtiyacını giderecek. Sürekli bir birim değil. 6 ayda bir toplanacak.

— Peki Emniyet'le ya da SPK ile bir işbirliği gerektiğinde nasıl çalışacaksınız?

Bizim kurul polisiye bir kurul değil. Emniyet çalışmalarını yaptıktan sonra cumhuriyet savcılığına iletir. Savcı çalışmaya bakar gerek görürse bize gönderir.

Burada uzmanların doğrudan bir denetim yetkisi yok. Değişik birimlerden, inceleme elemanlarından faydalanabilmek kurulun bir gücüdür. Hatta bunu genişletmeyi bile düşünüyoruz. Gümrük Müfettişleri bunun içine dahil olmalı mesela. Ancak Kurul'un kendi denetim elemanının olmasında da fayda var.

— Değişik ülkeleri inceledik dediniz. Amerika nasıl bir yöntem uyguluyor?

Bütün ülkelerde şüpheli işlemlerin bildirilmesi zorunluluğu var. Mali kuruluşlara deniliyor ki, bir paranın yasadışı yollardan edinilmiş olduğuna dair bir emare görürsen, bir şüphe görürsen, bunu bize bildireceksin diyor. İlgili birimler araştırıyor. Amerika'da olan ama Avrupa ülkelerinde olmayan bir şey var. Onu biz de yönetmeliklere koyduk. Devamlı bildirim. Bildirimler sürekli olacak.

Prof. Dr. Mithat Melen:İçi boş bankaya 70 milyon dolar niçin verilir?

Türkiye'de kara para miktarı konusunda muhtelif rakamlar var. Sizce bu kara paranın miktarı nedir?

Kara paranın iki önemli kaynağı var. Uyuşturucu ve silah. Buna ufak tefek şeyleri de ekleyebilirsiniz ama esas olan uyuşturucu. Amerikan DEA'nın bir tahminine göre 50 milyar dolar civarında bir para geçiyor. Bu 50 milyar dolar Türkiye'den geçerken Amerika'ya girişi 150 milyar dolar oluyor. Dolayısıyla dünya üzerinde yüzde 30'luk bir trafiğin buradan geçtiği söyleniyor. Nereden anlıyoruz? Mesela Türkiye'nin rezervleri artmış. Herkes bas bas bağırıyor. İthalatınız artmış. Görünmeyen işlemleriniz fazla değişmemiş, işçi dövizleriniz anormal artışlar içerisinde değil. Peki bu 5—6 milyar dolar nereden geliyor?

— Araştırmalarınız sizi devletin bu işi yaptığına mı götürdü?

Devletin bu işi yapması başka, göz yumması başka birşey. Türkiye'nin sorunu hem kara parayı aklayacak hem de bunu yabancılara "Bu kara para değil diye" anlatacak bir yol bulmasıdır. Türk ekonomisine göründüğünün aksine 180 milyar dolarlık bir gayri safi hasıla hakim değil. Gayrısafi milli hasıla 250—300 milyar dolar arası.

Bir İngiliz, geldi konferans veriyordu. Kara para için bir konuşalım dedi. Ben bir İngiliz firmasına danışmanlık yapıyorum. Türkiye'de bir firma beni ortaklığa almak istiyor ama bu 1.5 sene içerisinde 150 milyon dolar yatırmış belli işlere. 1.5 sene önce bu adamların hiçbir şeyleri olmadığını görmüş ve bunlar kara para aklıyor, kirli işler yapıyorlar dedi.

OECD'nin dar çevre diye tanımladığı sihirli eller, işte Türkiye'de GSMH'nin yüzde 50'sini büyük ölçüde bölüşen çevre. Sadece sermaye çevresi değil, asker, sivil, bürokrat, işadamı da var bu çevrede. Geçen 20 yıl içerisinde bana ekonomi yönetiminde değişen isimleri sayın. Merkez Bankası'nda, Hazine'de veya bakan, hep aynı adamlar. Dolayısıyla sistemin böyle yürütülmek istendiği kesin. Sistemi böyle yürütmenin faydaları, istikrar iyidir diye benimseniyor. Bu sistem böyle devam ederse en fazla zarar görecek olan sermayenin kendisidir.

— Kara para en çok hangi alanlarda yıkanıyor?

Bakın devlet, bankaları sattı. Etibank'ın içi dolu. Diğer ikisi boş. İsim satıyorsunuz. 70 milyon dolar yatıran adamların bu parayı nereden bulduğunu sordunuz mu? Enerji ihalelerine kimler giriyor, hiç araştırma yapıyor musunuz? Yahut Türkiye'de özelleştirme ile uğraşan kimler ne aldı? Son zamanlarda turizm de kara para yıkama alanı oldu. Müteahhitlik hizmetleri, ihaleler falan.