|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
 
SAĞLIK

Hem uyu hem gez, oldu mu şimdi!

30 Ağustos 2010 / TÛBA KABACAOĞLU,
Son yıllarda uyurgezerlerin sayısı katlanarak artıyor. Özellikle de çocuklar arasında... ‘Benim başıma gelmez’ demeyin; zira bir gün siz de kol saatinizi buzdolabında bulabilir, bir gece çocuğunuzun sokak sokak dolaştığına şahit olabilirsiniz... 

Henüz iki yaşındaydı. Geceleri beşiğinde oradan oraya gidiyor, konuşuyor, annesinden su istiyor, içiyor, oyuncaklarını yanına alıp biraz oynadıktan sonra tekrar uyuyakalıyordu. Anne Nermin Gölcük bu durumu hiçbir zaman anormal olarak görmüyor, ‘çocukluk hâli işte’ deyip geçiştiriyordu. Fakat 6 yaşından sonra Taner artık evin içinde gezip dolaşmaya başlamıştı. İlk zamanlar durumun farkına varamayan anne, pijamalarını giyip yatağına yatan oğlunu kot pantolonuyla uyuyor görünce şüphelenmeye başladı. Evdeki küçük eşyalar bir bir yer değiştirdiğinde de her şeyin farkına varmıştı; oğlu uyurgezerdi…

Yazın balkonda uyuyan baba, gece iki buçuk civarı bir adamın sesi ile uyanmıştı. 3 yaşlarındaki çocuğu elinde tutup ‘Bu kızı tanıyan var mı?’ diye bağırıyordu. Evladını uzaktan gören baba panikle apartman merdivenlerinden inip soluğu sokakta almıştı. Salonda uyuyup kalan çocuğunun nasıl evden çıkıp alt sokağa gittiğini bir türlü anlayamamıştı. Oldukça telaşlanan aile, ertesi gün minik kızı psikiyatıra götürmüşlerdi. Çocukta herhangi bir hastalık tespit edilemedi. Tek sorunu uyurgezerlikti…

Uyurgezerlik eş-dost arasında muhakkak konuşulan, herkesin anlatacak az-çok bir şeyler bulduğu konular arasındadır hep. Hele de gençlik döneminiz yatılı okul ya da yurtlarda geçmişse bu konuda deneyim edinmemiş olmanız mümkün değildir.

Gizemi büyük oranda çözülememesine karşın; uzmanlara göre son yıllarda uyurgezer sayısında belli bir artış söz konusu. Özellikle de çocuklarda… Yani bir gün siz de masa saatini dondurucuda görebilir, gece elbise dolaplarının tamamen boşaltıldığına şahit olabilir, yanınıza gelip sizinle hararetle tartışan çocuğunuzun sabah hiçbir şey hatırlamamasına şaşırabilir, çizgili pijamasıyla sokak sokak dolaşırken görülen çocuğunuz komşularca eve geri getirilebilir. İşin kötü tarafı evladınıza kızsanız kızamazsınız, üzülseniz belli edemezsiniz. Ama içinizde hep bir korku vardır; ya evden çıkıp gider ve başına bir şey gelirse, araba çarparsa, kötü birileri bu durumdan faydalanırsa vs... Vehimlere kapılmadan önce uyurgezerliği ve onu tetikleyen faktörleri tanımakta fayda var. Üstelik alacağınız minik önlemlerle çocuğunuzun güvenliğini büyük oranda sağlayabilirsiniz de…

4 ile 15 yaş arasındaki çocukların yüzde 25-30’unda görülebilen uyurgezerlik; genelde uyuduktan yaklaşık 1-2 saat sonra yani uykunun en derin döneminde gerçekleşiyor. Bazılarında uykuda gezme her gece gözlemlenirken bazılarında daha çok stresli günlerin ardından veya uykusuz kalındığında ortaya çıkıyor. Kişi bu esnada uyanıkmış gibi davranıyor. Günlük yaşamındaki gibi rahatlıkla hareket edebiliyor. Sorulan soruları cevapsız bırakıp bazen anlamsız davranışlar sergileyebiliyor, bazen de psikolojik etkilerden uzak olduğu için, uyanıkken yapamayacağı hareketleri yapabiliyor. Mesela; ince bir duvar üzerinde yürüyüp bir yerden bir yere atlayabiliyor, yüksekten korkmuyor. Atakları uzun ve her gece yaşayanların oranı yüzde 3. 15 yaşından sonra da bu oran yüzde 1’e kadar iniyor.

“UYURGEZERLİK BİR KÂBUS DEĞİLDİR!”

Uyku merkezlerindeki laboratuvar tanımlamalarına göre de bir kişiye ‘uyurgezer’ teşhisi konması için illa bir yerden bir yere gitmesi şart değil. Hastanın uyurken doğrulması, ayaklarını yere basıp biraz oturduktan sonra tekrar uykuya devam etmesi ve bunları hatırlamaması doğru teşhis için yeterli.

Uyku ve uykuyla ilgili sorunlarla pek çok alan ilgilense de uyurgezerleri öncelikle psikiyatri ve nöroloji uzmanlarının görmesi gerekiyor. Amerikan Hastanesi’nden çocuk nörolojisi uzmanı Prof. Dr. Serap Uysal aileleri uyarıyor: “Uyurgezerlik bir hastalık değildir. Rüya görülmeyen derin bir uykudan uyanma problemidir. Yani uyanma istenmekte ancak başarılamamaktadır.”

İstanbul’da yaşayan Nermin Gölcük, oğlunun uyurgezer olmasına çok da üzülmediğini söylüyor. Çünkü eşinin de üniversiteye başlayana kadar aynı dertten muzdarip olduğunu anlatıyor: “Eşimle tanışmamıza da onun uyurgezerlik hikayeleri vesile olmuştu. Yaşadığı can sıkıcı durumlar bile bizi çok güldürüyordu. ‘Uyurgezerlik bir kâbus değil’ duygusunu verdi bize hep.”

Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Leyla Alkaş, Gölcük ailesinde yaşanan bu durumun tesadüf olmadığına dikkat çekiyor: “Uyurgezerliğin kökeninde ailesel yatkınlık sıklıkla bulunur. Uyurgezer çocukların ailesindeki üyelerde yüzde 80 uyurgezerlik ve gece terörü görülüyor.” Çocuk nöroloğu Prof. Dr. Serap Uysal da aynı fikirde: “Bazı çalışmalarda, anne veya babanın çok derin uyuduklarına ilişkin bilgi alınabiliyor.”

Her biyolojik ve psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi uyurgezerliği de tetikleyen birtakım fiziksel şartlar ve tutumlar bulunuyor. Günümüzün en büyük sorunu hâline gelen sanal dünyaya çocukların kendini kaptırması burada da etkisini gösteriyor. Hatta uzmanlara göre son yıllarda uyurgezer vakalarının artış göstermesinin bir sebebi de bu olabilir. Dr. Leyla Alkaş uyurgezerliği tetikleyebilecek unsurları sıralıyor: “Aileler sıklıkla uyurgezerliği başlatan korkuları, gerilimleri ve üzüntüleri tanımlarlar önce. Fakat aynı stresi yaşayan her çocukta bu durum görülmez. Gün içinde kaçma, kovalanma, kavga, kaza, gürültülü bir olay, yaralanma, boğuşma, yarışma, yoğun bir heyecan sonrası çoğunlukla ortaya çıkar veya ataklar artar. Uyku saatlerinin bozulması, gece bilgisayar ve elektronik oyunlarda çocukların uzun süre kalıp heyecanlanmaları, şehir içinde geceleri de gürültünün, ışığın uyku kalitesini bozması.” Prof. Uysal ise çok sık tekrarlayan atakların arkasında nörolojik sebeplerin de olabileceğine dikkat çekiyor.

 

PANİK, UYURGEZERLİĞİ ARTIRIYOR

Malumunuz hurafeler Türklerin vazgeçilmezleri arasındadır. Yüksek eğitim almış anneler bile bu konuda dolduruşa gelip çocuğunu hocalara götürmeye, muska yazdırmaya kalkışabilir, ‘Çocuğumuza cinler musallat oldu’ diyerek… Dr. Leyla Alkaş genellikle ailelerin uzman yardımı almadan evvel bu tarz yöntemlerin tümünü denediklerini anlatıyor. Muskanın işe yaramadığını anlayan ebeveyn, çocuğu hakkında daha da endişelenip durumu içinden çıkılmaz bir hâle getiriyormuş. Bu aşırılığın nasıl geri döndüğüne gelince… “Ebeveyn panikleyip çok derin uyuyan çocuklarını uyandırmaya uğraşıyor, bir sürü soruya, uyarana maruz bırakıyor. Bu aşırı uyaran da ertesi gece sanki saat kurulmuş gibi olayın tekrar yaşanmasını sağlıyor. Ya da ailelerin uyurgezer çocuklarını hemen koyunlarına alıp uyutması da yanlış bir tutum. Bu tür durumlarda çocuğu yaşadıkları değil, anne babasının olaya verdiği tepki korkutup yaralıyor.”

Çocukların ne hissettiğine gelince… Psikolog Belkıs Ertürk’e göre; aileler bu durumu açıklarken temkinli davranmalı. Zira uyurgezerliği tanımayan çocuk yaşadıklarından korkabilir, özgüveninde zedelenme yaşayabilir. Genelde küçük çocuklar uyurgezerliği umursamazken, ilkokuldakiler gece kontrollerini kaybettikleri için utanıyorlar. Kimisi de evden dışarı çıkmaktan, birine veya kendine zarar vermekten korkup anne-babası ile yatmak isteyebiliyor. Yapılması gereken ise çocuğun kendini iyi ve güvende hissedene kadar ebeveynle aynı yatağı değil, aynı odayı paylaşması. Yalnız Belkıs Ertürk gerçekte uyurgezer olmamasına karşın öyleymiş gibi davranan çocukların varlığına da dikkat çekiyor. Bu durumun sebebini ise tek kelimeyle açıklıyor: kaçış… Kötü ders notlarından, küçük kardeşten, sorunlu anne-babadan, ilgisizlikten, yalnızlıktan... Yani onu memnun etmeyen her şeyden…

NASIL TEDAVİ EDİLİRLER?

Uyurgezerliğin tedavisinde kişiyi bekleyen sürece gelince… İlk aşamada çocuğun ruh durumu gözden geçiriliyor. Problemleri varsa çözümlenmeye çalışılıyor. Ayrıca ailesi ile ilişkisi masaya yatırılıyor. Aile içinde ya da sosyal hayatında (okulda) yaşadığı birtakım problemler varsa bunların sebepleri araştırılıyor. Kullanılan ilaçlar, ameliyat, başını çarpma, uykusuzluk, uyku ritimleri gibi bu durumu tetikleyecek tüm ihtimaller göz önünde bulunduruluyor; tıbbi incelemeler isteniyor. Mümkünse aileden atağı videoya alması talep ediliyor. Böylece doktorların daha iyi gözlemleme şansı oluyor. “Özellikle çocuğun yüzü önemlidir.” diyen Psikiyatr Dr. Leyla Alkaş, önemli bir noktaya değiniyor: “Yalanma, yüzde çekilme, vücudun bir kısmında kasılma, aynı hareketin tekrarlanması var mı bakılır. Bir örnek vermek gerekirse gece bıçaklama hareketi yapan bir çocuğun EEG’sinde psikomotor epilepsi görülebilir. Bu da çocuğun tüm hareketlerini açıklamaya yeter.”

Prof. Dr. Serap Uysal da teşhisten sonraki süreci anlatıyor: “Tedaviye karar verildiyse psikolojik stres faktörlerini ortadan kaldırmaya yönelik destekler verilir. Uyurgezerlik hâli çok sık tekrarlanması durumunda da mutlaka uykunun elektrofizyolojik değerlendirmeleri yapılmalıdır. Gerekirse ilaç tedavisi de önerilebilir. Uyurgezerlik, uykunun 3 ve 4’üncü evresinde görülür. Tedavide, bu dönemi baskılayacak, süresini ve yoğunluğunu azaltacak ilaçlar kullanılır.”

 

Uyurgezerleri korumak için alınması gereken önlemler:

 

 Gece uykusundan 2-3 saat önce çocuğunuzun bilgisayar oyunu oynamasına izin vermeyin.

 Çocuğunuzun gün içinde izlediği programların, oynadığı oyunların yaşına uygun olup olmadığına dikkat edin.

 Sanal dünya ile miniklerin aşırı haşır neşir olmasının önüne geçin.

 Odasındaki engelleri kaldırın.

 Yaralanmaya sebebiyet verecek hiçbir objeyi ortada bırakmayın.

 Pencere ve kapıları kilitleyin.

 Ataklar sıklaşıyor ve kontrol edemiyorsanız, kısa bir süre aynı odada yatmayı deneyin.

 Yatağının konumuna göre ayak ucuna ya da dört bir yanına ıslak havlu koyun. Yatağından kalkan çocuk ıslak havluya basıp uyanabilir.

 Uyurgezerler telkine yatkındır. Dolayısıyla yatağından kalkıp giden çocuğunuza yumuşak bir ses tonuyla geri dönüp uyumasını söyleyebilirsiniz. Büyük ihtimalle size olumlu yanıt verecektir.

 Uyurgezerleri hiçbir zaman kollarından tutup sarsmayın, sesinizi yükseltmeyin. Gözünüz üstünde olsun ama davranışlarını kısıtlamayın. Yapmak istediği şeyi sonlandırmasını sabırla bekleyin.

 Sıcak bölgelerde damlarda ya da balkonlarda yatılır. Fakat evde bir uyurgezer varsa kimse dışarıda yatmamalıdır. Yatsa bile uyurgezerin orada bulunması engellenmelidir.