| BİLİM |
Büyük bir salonu doldurmuş 650 genç, pürdikkat, sahnede konuşan dünyaca ünlü isimleri dinliyor. Tek kelime kaçırmamaya odaklanmış bakışları, kalp atışlarının hızını ele veriyor. Zira her biri az sonra kendi kahramanıyla buluşma şansını yakalayacak… Sinema dünyasının prestij heykelciklerinin dağıtıldığı Oscar’dan ya da Amerikan müzik ödüllerinin verildiği Grammy törenlerinden bahsetmiyoruz. Söz konusu olan, genç araştırmacıların, adını en fazla ders kitapları veya makalelerde gördüğü bilim adamlarıyla tanışma fırsatı bulduğu program: Lindau Nobel Ödüllü Bilim İnsanları Toplantıları. Nobel ödülü sahibi insanların deneyimlerini genç araştırmacılara aktarması amacıyla düzenlenen kongre, geçen aylarda 70 farklı ülkeden 700 kişinin katılımıyla Almanya'nın şirin kasabası Lindau'da gerçekleştirildi. Bu yılki kongrenin Türkiye için anlamı bambaşkaydı. Zira ilk kez Türk üniversitelerinden 5 araştırmacı programa dâhil edildi. Önceki yıllarda yurt dışında görev yapan Türk araştırmacılar programa davet edilmesine rağmen Türkiye'deki kurumlardan temsilci alınmıyordu. Ancak yurt dışından çağrılan Türklerden biri var ki önemli özellikleriyle diğerlerinden bir adım öne çıkıyor: Doç. Dr. Bilge Demirköz. 60 yıllık tarihinde Lindau toplantılarına üçüncü kez davet edilen ilk kişi o. Hatta bu yıl Nobel ödüllü bilim adamlarının arasında konuşmacı olarak yer aldı. Demirköz'ün orada sarf ettiği şu ifadeler gençler için heyecan verici olsa gerek: “Nobellilerden öğreneceğimiz çok şey var; fakat etrafımızdaki gençlerden de bir o kadar öğreneceklerimiz var.”
Konuyu şimdi gündeme getirmemizin elbette bir sebebi var. 2011 toplantılarına katılmak için son başvuru tarihi 1 Eylül. İlgilenen araştırmacıların elini çabuk tutması gerekiyor. Çünkü Lindau'da bulunmak katılımcılara olduğu kadar Türk bilim dünyasına da doğrudan değer katacak.
Nobel Adayları Toplantıları'nın temelini 3 isim atıyor: Prof. Gustav Parade, Dr. Franz Karl Hein ve Kont Lennart Bernadotte. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın dünya ile bağlantısı kopmuştu. Parade ve Hein, kopan bağı yeniden kurmak için önemli bilim adamlarını Lindau’da buluşturmayı planlar. İsveçli Kont Bernadotte'u da yanlarına alarak tıp âleminin ödüllü simalarını davet ederler. 1950'deki ilk toplantıya Nobel ödüllü yedi tıp adamı ile civar ülkelerden 400 doktor katılır. Zamanla davetli yelpazesi genişler. 2000’den itibaren uluslararası platforma taşınır ve birçok ülkeden öğrencilerin katılımıyla büyüyerek devam eder.
Türkiye'nin Lindau Konseyi'ne üyeliği ise Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin (CERN) başarılı bilim insanları arasında gösterilen Doç. Demirköz'ün girişimleri ile gerçekleşir. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 2008'de CERN'ü ziyaretini fırsat bilen Demirköz, konuyu heyetteki Devlet Bakanı Egemen Bağış'a açar. Ardından Türkiye adına TÜBİTAK, Lindau Konseyi ile görüşmelere başlar. Kısa süre sonra iki kurum arasında ‘mutabakat zaptı' imzalanır. Bu anlaşma çerçevesinde her yıl fizik, kimya, tıp ve fizyoloji alanlarında çalışan 5 bilim insanı kongreye gönderilecektir. Anlaşma haziranda hayata geçirilir ve 5 Türk araştırmacı Lindau'ya gönderilir: Tuğba Furuncuoğlu (Boğaziçi), Gülşah Cifci (Boğaziçi), Onur Jane (Ankara), Lokman Uzun (Hacettepe), Nimet Bölgen (Mersin).
Katılımcılar bu yılki toplantının ana fikrini iki cümle ile özetliyor: “Laboratuvardaki öğrenciler gerçek mucitlerdir ve desteklenmelidir. Bilimsel başarının temel unsurları; merak, çalışma ve azimdir.”
‘TÜYLER ÜRPERTİCİ MÜTEVAZILIK'
Toplantının özel davetli ismi Doç. Demirköz'ün üzerinde durduğu önemli bir nokta var; Nobel ödüllü bilim insanlarının mütevazı duruşu. Elde ettikleri başarılara rağmen tevazuu elden bırakmamalarını ‘tüyler ürpertici' diye nitelendiren Demirköz, “Bundan çok etkilendim.” diyor. Demirköz'ün Lindau izlenimleri şöyle: “Kimya, biyoloji, fizik ve tıp biliminin doruğundaki isimler, üzerinde çalıştığı konuları herkesin anlayabileceği düzeyde aktardı. Mesela genetik sahasının olmazsa olmazı jelleri ve sonrasında gen terapisini mümkün kılan homolog rekombinasyonu bulan Prof. Oliver Smithies, konuşmasını hâlâ tutmaya devam ettiği laboratuvar defterinden sayfalar göstererek yaptı. Smithies'in 85 yaşında yeni buluşlar peşinde olması herkesi hayran bıraktı. Kongrede vurgulanan en önemli konular arasında, temel bilimlerde yapılan araştırmaların zorunlu oluşu ve desteklenmesi gerektiği ve küçük şeylerin büyük farklar oluşturabileceği hususu vardı.”
Demirköz, medya ve siyasetçilerin bilimi ‘kullanım alanı olan ve olmayan’ diye ikiye ayırdığını hatırlatıyor. Kanser araştırmalarının ‘yararlı', beynin nasıl çalıştığı yahut CERN'deki çarpışma deneyinin ‘yararsız’ bulunmasını buna örnek gösteriyor. Bu ayrımların yanlışlığına dikkat çeken Demirköz şu uyarıları yapıyor: “Bilimin çıkış noktası tek; insanoğlunun merakı. Bu olmasa şu anda kullanım alanı olan ‘yararlı' addettiğimiz bilim dalları da olmazdı. Örneğin hepimizin soyut saydığı kuantum mekaniği araştırmaları yüzyıl önce ‘kullanım alanı yok ki' diye bırakılsa, günümüzün bilgisayarları ve lazerleri olmazdı. Şu anda silikon teknolojisiyle uğraşanlar kuantum mekaniğinin önemini kavramış kişiler; ama yüzyıl önce kim bu öngörüye sahip olabilirdi? Onun için hem toplumdaki hem de Ar-Ge'ye ayrılan ödenek mekanizmalarında karar sahibi olanların ‘yararlı, yararsız' diye bilimi ikiye ayırma önyargısını yıkmamız şart.”
‘SUPERMAN'LE KARŞILAŞMAK GİBİ'
Kimya alanında araştırma yapan Dr. Lokman Uzun, Lindau Toplantısı'nın ana fikrini (araştırmacıların desteklenmesi) hatırlatarak, bunun pratik hayatta pek gerçekleşmemesinden yakınıyor. Hem resmî kurumların hem de özel sektörün yürütülmesi ve maddi olarak geri dönüşümü daha hızlı olan yazılım gibi konulara destek verdiğini belirtiyor. Uzun'a göre kimya gibi temel bilimlerde Ar-Ge yapmak pahalı olsa da tamamlanmış ve başarılı olmuş çalışmalar tüm yatırımları karşılama potansiyeline sahip. Uzun'un toplantı hakkındaki düşüncesi ise özetle şöyle: “En ince detaylara varıncaya kadar her şeyin düşünüldüğü, neredeyse kusursuz işleyen organizasyonda yer almak ‘seçkin bir kulübe üye olmak' gibiydi. Ders kitaplarında veya makalelerde isimlerini okuduğunuz belki de sizin için kahraman olan bilim insanlarıyla tanışmak muhteşemdi. Bu; Superman'in hayat bularak karşınıza çıkması gibi bir deneyimdi. Bu kadar bilimle dolu bir haftanın bir o kadar da eğlenceli geçebileceğini yaşamadan tahmin etmek mümkün değildir.”
Elektronik mühendisliği yüksek lisans öğrencisi Onur Jane, Lindau'daki kongre sayesinde araştırma dünyasının ne yöne gittiği konusunda fikir sahibi olduğunu anlatıyor. Nobelli bilim insanlarının tecrübelerinden faydalanma imkânı bulduğunu kaydeden Jane, şunları söylüyor: “Panellerde kimya ve fiziğin biyotıp üzerine etkileri, bilim adamı olmak, enerji ve sürdürülebilirlik konularında Nobel ödüllü insanları dinleme ve soru sorma fırsatı bulduk. Sosyal etkinlikler kapsamında Avrupa Komisyonu'nun yemek daveti, Toscana Park'ta verilen barbekü partisi, Bavyera Gecesi ve Verbier Festivali Oda Orkestrası'nın klasik müzik konseri vardı. Kapanış gecesi toplantıların manevi rektörü Kont Lennart Bernadotte ailesinden Kontes Bernadotte'nin Mainau adasındaki malikânesinde gerçekleştirildi. Program esnasında her araştırmacının, kendi kahramanıyla tanışmak istemesi ilginç anlara sahne oldu. Avrupa Komisyonu'nun verdiği yemekte hocaların oturma düzenini gören genç bilim insanları kendi kahramanıyla aynı masada oturabilmek için birbiriyle yarışıyordu.”
Başvuru süreci nasıl işliyor?
Geçen yıl TÜBİTAK ve Lindau Nobel Adayları Toplantıları Konseyi arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde fizik, kimya, tıp ve fizyoloji alanlarında lisans, yüksek lisans, doktora öğrencileri ve doktora derecesine sahip genç araştırmacılar programa başvurabiliyor. Katılımcılar 40 bin aday arasından seçiliyor. Başvuru süreci üç aşamalı olarak gerçekleşiyor. Programa kurum aracılığıyla ya da bireysel olarak başvurulabiliyor. Başvurular TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Dairesi Başkanlığı tarafından ön değerlendirmeye tabi tutuluyor. Başarılı görülenler mülakata alınıyor ve seçilenler TÜBİTAK'ın web sayfasından açıklanıyor. Bu isimler Lindau Konseyi'ne iletiliyor. Konsey'in değerlendirmeleri sonucunda katılım durumu taraflara e-posta ile iletiliyor. Kabul bilgisinin alınmasından sonra elektronik platformda geliş gidiş tarihlerinizi içeren sayfalar aktif hâle geliyor ve yolculuk masrafları TÜBİTAK'ca karşılanıyor. Başvurular, http://www.tubitak.gov.tr/sid/0/pid/0/cid/15188/index.htm sayfasından 1 Eylül 2010 tarihine kadar yapılabilir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||
| Ali Bayramoğlu | ![]() |
||
| Kemikler, askerler, süpürgeler… | |||
| Ahmet Turan Alkan | ![]() |
||
| Muktedir bir Türkiye, Batı’yı korkutuyor | |||
| Ahmet Taşgetiren | ![]() |
||
| Hangi Türk, hangi Kürt? | |||
| Selim Savaş Genç | ![]() |
||
| Mısır’ın demokrasi adımları | |||
| Adem Güneş | ![]() |
||
| Ne padişah olsanız anlayabilirsiniz ne vezir... | |||
| M. Nedim Hazar | ![]() |
||
| Aksan kurban olsun sana! | |||
| Melda Bekcan | ![]() |
||
| Hepimiz ‘yalancı emzik’ ile aldatıldık | |||