| REFERANDUM |
Anayasa paketine 'hayır' diyen bazı sendikalar, paketin memur ve işçiye hangi yeni hakları sağladığına hiç bakmıyor. Bu sendikalar, üyelerinin haklarını savunan bir sivil toplum örgütü olarak değil, siyasi parti gibi hareket ediyor. Pakete ideolojik nedenlerle karşı çıkıyor. Hâlbuki pakette memur ve işçileri doğrudan ilgilendiren 4 madde bulunuyor. Paket 12 Eylül'deki referandumda kabul edilirse memurlar ve işçiler için yeni bir dönem başlayacak. Türk memuru ve işçisi, yasal zeminde Avrupa standartlarına kavuşacak.
Peki, işçiler ve memurlar hangi hakları elde edecek? Memurlara cumhuriyet tarihinde ilk defa Anayasa'nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle toplu sözleşme hakkı getiriliyor. Bu haktan, 2 buçuk milyon memurdan sendikalı olan 1 milyonu faydalanacak. Sendikalı memurları üç konfederasyon temsil ediyor: Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK. Bu sendikaların tamamı, uzun yıllardır 'memura toplu sözleşme hakkı' talep ediyordu. Anayasa değişiklik paketi için Memur-Sen 'evet', Kamu-Sen ise 'hayır' diyor. Demokratik Anayasa mitingi düzenleyen KESK ise 'hayır' cephesine daha yakın duruyor. Sendika uzmanı Tarkan Zengin, "Toplu sözleşme hakkı olmadan masaya oturmayız" diyen sendikaların referandum için, hayır, dediğini hatırlatıyor; "Kimi sendikalar memurlara ne getirdiğine değil, yargı düzenlemelerine, HSYK'nın yapısına bakıyor."
Sendikaların paketin ne getirdiğini bilmemesi mümkün değil; zaten 15 Ağustos'ta hükümet ile memur sendikaları maaşlara yapılacak zamlar için toplu görüşme masasına oturdu. Ancak Anayasa paketine destek vermeyen KESK ve Kamu-Sen paketteki 'toplu sözleşme' hakkının bu yıl kullanılmasını talep etti. Hükümet adına görüşmeleri yürüten Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ise yasal olarak mümkün olmadığını söyleyip bu talebi reddetti. KESK Genel Başkanı Sami Evren ise masayı terk ederken, görüşmeleri diğer sendikalar yürütüyor.
Mevcut yapıya göre memurlarla toplu sözleşme değil, toplu görüşme yapılıyor. Toplu görüşmenin toplu sözleşmeden farkı şu: Memur sendikaları zam taleplerini iletiyor, hükümet ise verebileceği zam miktarını söylüyor. Orta noktada buluşulamazsa Uzlaştırma Kurulu'na gidiliyor ancak son sözü Bakanlar Kurulu söylüyor. 2009'da memurlar hükümetten yüzde 4+4 zam istemişti. Hükümet ise yüzde 2,5+2,5'te diretti. Sonuç çıkmayınca memurlar Uzlaştırma Kurulu'na başvurdu, oradan da memurların talebinin uygulanması istendi ancak hükümet kendi kararını uyguladı.
12 Eylül'de referandumdan 'evet' çıkması hâlinde, hükümetin yetkilileri ile memurlar aynı masaya oturacak; talepler tartışılacak. Memurlar önümüzdeki yıl için yüzde 5+5 zam istiyor. Hükümet bu talebi kabul etmezse Bakanlar Kurulu devreden çıkacak, Uzlaştırma Kurulu'na gidilecek. Bu kuruldan çıkan karar kesin olacak. Kurulun kararına memurlar ve hükümet uyacak.
Toplu sözleşmeden yararlanmak için normalde sendikalı olmak gerekiyor; 1 milyon sendikalı, yeni anayasanın getirdiği haklardan yararlanacak. Sendikasız bir buçuk milyon memurun ise önünde iki seçenek duruyor. Ya bir sendikaya üye olacaklar ya da hükümet, sendikalı memurlarla görüştükten sonra 'Diğerleri de sendikaya üye olmadan yararlansın' diyecek. Ancak ikinci durumda 'Üye olmadan nasıl olsa bu haklardan yararlanıyoruz' denilerek sendikalı memurların sayısı azalabilir. Sendika uzmanı Zengin, memura toplu sözleşme hakkının getirilmesiyle memur örgütlenme oranının artacağını düşünüyor: "Şu anda, sendika bana ne veriyor, diye düşünüyor. Toplu sözleşme hakkı olduğunda memurların üye olma eğilimi bu yönde değişecek. Dünyada da böyle."
Türkiye, bu değişiklikle dünyada memurlara ileri düzeyde hak veren ülkelerden biri hâline geliyor. Avrupa ülkelerinde değişiklik gösterse de birçoğunda memurlara toplu sözleşme hakkı verilmiş değil. İngiltere, Hollanda, Avusturya, Belçika gibi ülkelerde zam oranları hükümet onayına bağlı, araya başka kurum giremiyor. İtalya'da hükümetin yanı sıra Sayıştay onayı da aranıyor. Almanya'da tam toplu pazarlık varken Fransa'da 'hükümetin ahlaki ve siyasi sorumluluğu' olarak görülüyor. Finlandiya toplu sözleşme hakkı tanıyan ülkelerden biri. ABD'de de yöneticinin onayına bağlı zam oranları.
Görevdeki memurlara getirilen bu haklar, sayıları 10 milyona yaklaşan emeklileri de etkileyecek, toplu sözleşmede alınan kararlar memurlar gibi emeklilere de yansıtılacak. Tarkan Zengin, henüz Anayasa'ya girmeyen toplu sözleşmenin önümüzdeki yıl uygulanmasını memur sendikalarının performansına, hükümet üzerinde oluşturacakları baskıya bağlıyor.
Memurlar açısından devrim niteliği taşıyan bir değişiklik daha var. 2 milyonu aşan memura uyarı ve kınama cezası veriliyor, kişisel husumetlerden bile verilen bu cezalar memurun dosyasına giriyordu. Böyle durumlarda memurların terfisi, atamasının önü kapatılmış oluyordu. Buna sebebiyet veren uyarı ve kınama cezalarına karşı yargı yolu ise tıpkı Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararlarında olduğu gibi kapalıydı. Memurlarla ilgili uyarı ve kınama cezaları kurum arşivlerinde kaldığı için herhangi bir istatistik bulunmuyor. Anayasa'daki yeni düzenlemeye göre uyarı ve kınama cezalarına yargı yolu açılıyor, terfisinin önü kapatılan memurlar böylece bu engeli idare mahkemeleri üzerinden aşabilecek. Zengin, "Uyarma ve kınama, atmanın öncesinde sarı karttır. Memurun gelecekte ilerlemesini engelleyebilir. Bir memur 20 tane uyarı, 10 tane kınama alabiliyor. Bu, memuru işinden yıldırıyor, iş yerinde çalışma barışını yok ediyor." diye konuşuyor.
Anayasa'nın 54. maddesinde "siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz" hükmü yer alıyor; ancak yeni pakette bu hüküm de çıkartılıyor. Türkiye'de işçiler sadece 'hak grevi' yapıyordu. Avrupa'da insanların bireysel tepki göstermesi, treni çalıştırmaması grev kapsamında görülüyor. Türkiye'de ise bunlar grev olarak değerlendirilmiyor, eylem diye niteleniyor. Ancak yeni düzenlemeyle siyasi amaçlı, dayanışma ve genel grev işçiler için yasak listesinden düşürülüyor. Tarkan Zengin, "Yasal grev yapabilmek için geçilmesi gereken 9-10 tane süreç var; ancak son yıllarda maliyetten dolayı grev yapılmıyor. Çünkü işçiler grevde ücret almıyor. Artık diğer grevlerin de önü açılıyor." diyor.
Yeni anayasa paketine göre işçilere, birden fazla sendikaya üye olmanın önü de açılıyor. Aynı iş kolunda farklı sendikalara üye olmak artık mümkün olacak, yetkili sendikaya işçiler üye olmadan da toplu sözleşme için masada alınan haklara kavuşacak. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bunu yıllardır eleştiriyor, özgürlüğe aykırı buluyordu. İşçi sendikalarına üye sayısının 2 buçuk milyon olduğu resmî kayıtlarda görünüyor; ancak gerçek rakamın 700 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu değişiklikle işçi sendikalarının üye sayıları daha reel hâle gelecek.
Ahmet Gündoğdu*: “Fişlemeler tarih olacak”
12 Eylül 1980’de demokrasi üzerinde oluşturulan kirli vesayetin sona ermesi için 12 Eylül 2010’da sandığa gidip ‘evet’ diyeceğiz. Anayasa değişiklik paketini, çalışma hayatı ve günlük hayata getirdiği özgürlükler sebebiyle önemsiyor ve destekliyoruz. Bunlardan bizi ilgilendirenler şunlar: Toplu sözleşme hakkı, emeklilerin toplu sözleşme kazanımlarından faydalanması, Uzlaştırma Kurulu kararının bağlayıcılığı, uyarı ve kınama cezalarına yargı yolunun açılmasıyla Ekonomik Sosyal Konsey’in anayasal zemine oturması.
2009’da hükümetle görüşmelerimizde, kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkını elde etme kararlılığımızı ortaya koyduk. ‘Masa değil yasa sorunlu’ diyerek mevcut yasanın değişmesi için elimizden geleni yapacağımızı belirttik ve bu yasa değişmedikçe, bir daha bu yasayla masaya oturmayacağımızı dile getirdik. Pakette, kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı verilmesine karşın, grev hakkı verilmiyor, siyaset yasağı kaldırılmıyor. Bunların da en kısa sürede değişmesini istiyoruz. Değişiklik ayrıca, devlet memurları ve kamu görevlilerine verilen uyarı ve kınama cezalarına yargı yolunu açıyor. Kişisel veriler ancak kanunlarla öngörülen hâllerde açıklanabilecek. Fişlemeler tarih olacak.
*Memur-Sen Genel Başkanı
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||