|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
REFERANDUM

Peki, BDP vesayetten nasıl kurtulacak?

9 Ağustos 2010 / AZİZ İSTEGÜN
Duayen Kürt aydınlar ve siyasetçilerin yoğun eleştirilerine rağmen BDP boykotta ısrarcı. Zira biliyor ki insanlar sandığa gitse kahir ekseriyeti ‘evet’ diyecek. 

Darbenin yıldönümü olan 12 Eylül'deki referandum, Kürtler ve onlar adına siyaset yaptığını ileri sürenler açısından ilginç bir özellik sergiliyor. Halkın büyük bölümü, paketi, ‘darbe anayasasında açılan bir gedik' olarak görüyor. Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR), Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP), Kürt Demokratlar Hareketi ve Demokrat Kürtlerin Arayışı (LKD) gibi gruplar referanduma katılarak ‘evet' oyu kullanılması gerektiğini savunuyor. Burada en büyük zorluğu BDP yaşıyor. Zira 1989 yılında Halkın Emek Partisi'nin (HEP) kurulmasıyla başlayan bu siyasi geleneğin partileri, sürekli Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. HEP'in genel başkanı Fehmi Işıklar'dan, DTP'nin başındaki Ahmet Türk'e kadar bütün temsilciler, partilerinin kapatılmasından şikâyet etti. Bu propaganda halkta da kabul gördü. Milletvekillerine siyaset yasağı getirilmesi eleştirildi. Yargıdaki zihniyet sebebiyle haksızlılarla maruz kaldıklarını, 10 yıllarca hapis cezalarına çarptırıldıklarını anlattılar. 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yapılan işkenceler dilden dile dolaştı. Terörle mücadele adı altında maruz kalınan haksızlıklara karşı AİHM'nin yolu tutuldu.

Yıllarca bu ve benzeri şikâyetleri dinleyenler şimdi şaşkın. Zira parti kapatmayı zorlaştıran madde, BDP oylamaya katılmadığı için paketten düştü. Üstelik BDP, 12 Eylül darbecilerine yargılama yolu açan, işkencecilere hesap sorma imkânı getiren, yüksek yargının yapısını demokratikleştiren, milletvekilliğinin düşmesine son veren anayasa değişikliğini de boykot ediyor. Bu çelişkili durum, BDP ile tabanı arasında uçuruma yol açıyor. Halk bu tavrı onaylamıyor. Diyarbakır'da yapılan anketlere göre, bir önceki seçimde DTP'ye oy verenlerin yarısı, BDP'nin bugünkü tavrını tasvip etmiyor.

Duayen Kürt aydın ve siyasetçiler, BDP'nin vesayet altında olduğu görüşünde. İsveç'te sürgünde yaşayan Kürdistan Sosyalist Partisi'nin kurucusu Kemal Burkay, dağdakilerin ‘çok etkili, ürkütücü ve kontrol edici' olduğunun altını çiziyor. Kürt Demokratlar Hareketi sözcüsü Ahmet Acar, BDP'nin tavrının demokratikleşme talebiyle taban tabana çeliştiği kanaatinde. Antidemokratik uygulamalardan yıllarca canı yanan Kürtlerin Ergenekon'la aynı safta yer almasının düşünülemeyeceğini kaydediyor. Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) Genel Başkanı Şerafettin Elçi, BDP'nin boykota başvurmasının sebebini “Halka güvenemiyorlar.” cümlesiyle açıklıyor.

Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlara göre, BDP'nin tabanıyla çelişmesindeki en büyük etken, terör örgütünün baskısından kurtulamaması. PKK, Kürt sorununun çözümünde muhatap olarak Abdullah Öcalan'ı dayatınca BDP'liler de âdeta kendilerini yok sayarak ‘muhatap Öcalan' diyor. İmralı, ‘demokratik özerklik geliştirilsin' talimatı verince bütün BDP'liler, özerkliğin ne kadar haklı bir talep olduğunu anlatmaya başlıyor. Öcalan, ‘ekoloji' konusunda avukatlarına beyanatlar verince ‘ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü yönetim' temel misyon oluyor.

Açılım sürecine gereken desteği vermeyen BDP, şimdi de pakete muhalefet ediyor. MHP, CHP, Ergenekon ve YARSAV gibi bugüne kadar karşısına alarak mücadele ettiği gruplarla aynı safa düşen BDP, inandırıcılık sorunu yaşıyor. Partili birçok isim, ‘sandığa gitsem evet oyu veririm' diyor. Bugünkü tabloya göre, sandığa giden Kürtlerin ezici çoğunluğu ‘evet' oyu verecek. Örgüt korkusu ve hainlikle suçlanma endişesi sebebiyle BDP tabanının bir bölümü sandığa gitmeyecek. Ancak her şeye rağmen oyunu kullanacağını belirtenlerin sayısı da az değil. Sandığa gidenleri kontrol etmek zor olacağı için, halkın iradesine ipotek koyma, insanların demokratik haklarını kullanmalarına engel olma pahasına BDP boykotta ısrar ediyor. Zira görüyor ki insanlar sandığa gitse kahir ekseriyeti vicdanının sesini dinleyip ‘evet' diyecek.