|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
DOSYALAR

Balyoz’da istikamet Silivri

26 Temmuz 2010 / HIDIR ALA
Balyoz Darbe Davası’nda önemli gelişmeler yaşandı. Mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra 102 sanık hakkında tutuklama kararı verdi. Aralarında 25 muvazzaf generalin de bulunduğu sanıklar, aralık ayından itibaren Silivri’de hakim karşısına çıkacak.

Balyoz soruşturması çerçevesinde üçüncü kez tutuklanma emri çıkarılan emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın sinirleri hayli gerilmiş olacak ki, kararın hemen ardından “Bu bir kara lekedir, hukuk cinayetidir. Biz her şeye dayanmaya hazırız!” diye açıklama yaptı. Elbette aynı soruşturma sürecinde iki kez serbest kaldığı halde üçüncü kez tutuklanmak insanın psikolojisini hırpalayabilir. Doğan’ın karara verdiği tepki bu yüzden çok sert. İkinci kez tahliye edildiğinde cezaevinden çıkarken de sert ifadeler kullanmıştı: “Bu Balyoz birilerinin başına düşecek.” Doğan’ın tepkisi muhtemel ki, tutuklama kararı verenlere yönelik. Aslında kızması gereken merci belki de kendisini tahliye edenler olmalı. İlk tahliyeyi gerçekleştiren hâkim Oktay Kuban ile ikinciye imza atan Tuncay Aslan ve Yılmaz Alp, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun tartışmalı kararnameleri ile söz konusu mahkemelere atanmıştı. Zaten, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Karşılaştığımız en ciddi olay” dediği ve önemli deliller gösterilen Balyoz darbe planı soruşturmasında tek bir tutuklu bile kalmaması hukuk camiasında şaşkınlıkla karşılanıyordu.

Geçen hafta yaşananlar bir kez daha tahliye edenleri değil tutuklama kararı verenleri haklı çıkaracak nitelikte. İki önemli gelişme yaşandı. Önce İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Balyoz İddianamesi’ni kabul etti. Ardından, daha önce tutuklanıp serbest bırakılanların da aralarında bulunduğu 102 sanık hakkında oybirliği ile tutuklama kararı çıkarıldı. Bunlardan 25’i emekli asker (17’si general), 77’si ise muvazzaf (25’i general). Daha önce savcılık tarafından sorgulanan eski kuvvet komutanlarının da aralarında bulunduğu birçok sanık mahkemeye sevk edilmeden salıverilmişti. Hatta muvazzaf generaller sorguya bile alınmadan soruşturmaya uzunca ara verilmiş, bu arada savcılar değişmişti. Dosyaya bakmakla görevli mahkeme bu şüphelilerin tamamı için tutuklama kararı verdi.

İlk duruşma tarihi 16 Aralık 2010 olarak belirlendi. Davalar, Ergenekon mahkemesinin sürdüğü Silivri’de görülecek. Mahkeme heyetinin yakalama kararına ilişkin tutanağında ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığı’ gerekçe gösteriliyor. Sanıkların en kısa zamanda mesai saatleri içerisinde mahkemede hazır edilmesi isteniyor. Tutanakta iddianamede ismi geçen sanıklar hakkında kamu davası açıldığı ve yakalama kararı çıkarıldığı hususunun bir yazı ile Genelkurmay Başkanlığı’na bildirileceği vurgulanıyor. Ayrıca, dava dosyasında yer almayan Balyoz isimli darbe planının görüşüldüğü iddia edilen (Mart 2003, İstanbul 1. Ordu Komutanlığı) plan seminerine ait sonuç raporunun gönderilmesi için Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yazı yazılması kararlaştırıldı.

Yakalama emri çıkarılanlar arasında Balyoz İddianamesi’nin bir numaralı sanığı eski I. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın yanı sıra eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, Tuğamiral Mehmet Fatih İlgar, Korgeneral Yurdaer Olcan, tümgeneraller Abdullah Dalay, İhsan Balabanlı, Ali Semih Çetin, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü, emekli Korgeneral Engin Alan ve ‘Islak imzalı kaos planı’ hazırlamaktan yargılanan Albay Dursun Çiçek de yer alıyor.

Ağustos başındaki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında terfisi gündeme gelecek olan 12 general de tutuklanması istenen isimler arasında. Bazı medya organlarında bir süredir bu generallerle ilgili spekülatif haberler yayınlanıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Personel Kanunu’nun 65. maddesindeki açık hükme rağmen haberlerde terfilerin gerçekleşeceği, Başbakan ve Milli Savunma Bakanı’nın bu tasarrufun altına şerh düşmekle yetineceği iddia ediliyor. Hatta tutukluluk hâli bulunmadığı için şerhlerin bile rahatsızlık oluşturacağı görüşü seslendiriliyordu. 65. maddeye göre açığa alınanlar, TSK’dan atılmayı gerektirmeyen hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanlar, açıkları kaldırılmış olup da henüz hükümleri kesinleşmemiş olanlar, tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanlar terfi ettirilemiyor. Zaten hem Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, hem de Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, bu konudaki iddialara açıklık getirdi. Gönül, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, “Davaları devam ettiği için bu kişilerin terfisi mümkün olamıyor. Ama emekli de edilmeyecekler. O rütbedeki son bekleme yılı olsa dahi emekli edilmeyecekler. Personel Kanunu’muzda bu konudaki kurallar uygulanacak” dedi. Gürak da haftalık bilgilendirme toplantısında basındaki haberlerin gayri ciddi olduğunu belirterek, 65. maddenin uygulanacağını kaydetti.

196 sanığın yer aldığı iddianamede ise önemli ayrıntılar var. İlk kez emekli kuvvet komutanları darbeye teşebbüs suçundan yargılanacak. Yine ilk kez 25 muvazzaf general aynı suçtan hâkim karşısına çıkacak. Darbeye teşebbüs suçunun cezası aslında ağırlaştırılmış müebbet hapis; fakat savcılar eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle 15 ila 20 yıl arasında hapis talep ediyor.

İddianameye göre, sanıklar, darbeye zemin hazırlamak için terör örgütleriyle işbirliği yapmak ve söz konusu örgütlerin birlikte hareket etmesini sağlamak için planlar hazırlamış.

Bu bilgi Bugün gazetesinin 15 Temmuz’da ortaya çıkardığı çarpıcı olayla da örtüşüyor. Habere göre, 2007’de bir üsteğmen PKK’lılar hakkında ‘bizim adamlar’ ifadesini kullanıyor ve onları takip eden Heronlar için telefondaki yarbaya ‘Ya düşürün ya da koordinatlarını değiştirin’ diyor.  Çetin Doğan liderliğindeki cunta, PKK’nın yanı sıra aşırı sol ve komünist terör örgütlerinden de yararlanmayı düşünmüş. Bu konuda 12 Mart 1971 muhtırası ile 12 Eylül 1980 darbesi öncesindeki iç karışıklık taktiği örnek alınmış. Terör eylemleriyle ülkede kaos çıkarılacak, sonrasında sıkıyönetim ilan edilecekti. Vahim plan, sanıklardan emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’den ele geçirilen el yazısı notlarında yer alıyor.

Doğan’ın 12 Eylül darbesini nasıl örnek aldığı iddianamede şu ifadelerle anlatılıyor: “…Seminerde ise şüpheli Çetin Doğan’ın 1980 askerî darbesinden de örnekler vererek, o tarihte personel görevlendirmesi konusunda eksikliklerin bulunduğu, bu nedenle sivil kurumların askerler tarafından yönetilip yönlendirilmesinde zorluklar yaşandığı, bu defa çalışmaların daha sıkı tutulup, kurumlara yerleştirilecek askerî personelin seçimi, görevlendirilmesi, atandığı kurumda kalıcı olabilmesi için görevlendirme konusunda detaylı çalışmaları gerektiğini, aksi takdirde işlerin planlandığı şekilde yürümeyeceğini vurguladığı görülmektedir.”

Balyoz cuntası, tutuklamayı düşündükleri binlerce insanı nereye koyacakları üzerine ciddi kafa yormuş. Düşünülen tedbirlerden biri kışlaların ceza ve tutukevleri olarak kullanılması. ‘Oraj Hava Harekât Planı’ isimli klasörlerde, şüpheli Metin Yavuz Yalçın, şu sunumu yapıyor: “Sayın komutanım. İstanbul’da bulunan askerî ve sivil cezaevleri kapasite doluluk oranları perdede sunulmuştur. Çevre illerde bulunan F tipi ceza ve tutukevleri durumu da perdede sunulmuştur. Bu cezaevlerinde hâlen 605 kişilik boş kapasite mevcuttur. İstanbul’da bulunan toplam 12 cezaevinin kapasitesi 5.048 kişidir. Hâlen tutuklu sayısı ise 6.389 kişidir. Bu durum ile İstanbul’da yeni tutuk ve cezaevlerine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle sıkıyönetimin ilanı ile birlikte Metris Cezaevi’ndeki tutukluların Trakya’daki cezaevlerine nakledilerek boş kapasite yaratılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”

İddianamede cuntacıların tüyler ürperten suikast planlarına yer veriliyor. Altında Harekât Asayiş ve Eğitim Şube Müdürlüğü Jandarma Kurmay Binbaşı Hanifi Yıldırım’ın imzası bulunan belgeye göre 8 farklı suikast timi oluşturulmuş. Döküm, Sakal, Tırpan, Orak, Yumruk, Kürek, Testere ve Urgan gibi isimlerin verildiği operasyonlarda görev alacak kişiler ve hedefler tek tek belirlenmiş. Listede sivil toplum örgütlerinden azınlıklara, akademisyenlerden gazetecilere birçok isim var. İşte suikast timlerinin hedefindeki bazı kişiler: “Etyen Mahçupyan, Hrant Dink, Sevan Nişanyan, Mehmet Altan, Ali Bayramoğlu, Mehmet Barlas, Taha Akyol, Nazlı Ilıcak, Ahmet Taşgetiren, Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak, Fehmi Koru, Bartholomeos, Marovitch, Mutafyan, Toktamış Ateş, Hasan Cemal, Cüneyt Ülsever.”

 

Haklarında yakalama emri çıkarılan sanıklar* 

 

“Ali Deniz Kutluk, Cemal Temizöz, Turgay Erdağ, Taylan Çakır, Ahmet Türkmen, Cem Aziz Çakmak, Muharrem Nuri Alacalı, Utku Arslan, Fatih Uluç Yeğin, Levent Erkek, Levent Çehreli, Hakan İsmail Çelikcan, Ertuğrul Uçar, Ali Türkşen, Tayfun Duman, Nihat Altunbulak, Ercan İrençin, Bora Serdar, Levent Görgeç, İbrahim Koray Özyurt, Dora Sungunay, Soner Polat, Meftun Hıraca, Yaşar Barbaros Büyüksağnak, Hasan Gülkaya, Faruk Doğan, Mücahit Erakyol, Abdullah Gavrimolu, Kıvanç Kırmacı, Yusuf Ziya Toker, Cengiz Köylü, Hanifi Yıldırım, Bulut Ömer Mirmiroğlu, Hakan Sargın, Hüseyin Özçoban, Yusuf Kelleli, Hüseyin Topuz, Murat Özçelik, Mustafa Önsel, Ali Aydın, Ahmet Tuner, Gökhan Çiloğlu, Halil Helvacıoğlu, Suat Aytın, Nejat Bek, Mustafa Korkut Özarslan, Ayhan Taş, Ramazan Cem Gürdeniz, İzzet Ocak, Süha Tanyeli, Bülent Tunçay, Nuri Ali Karababa, Gürbüz Kaya, Mustafa Çalış, Nurettin Işık, Hasan Basri Aslan, Ali Rıza Sözen, İlkay Nerat, Veli Murat Tulga, Behsat Balta, Halil Kalkanlı, Tuncay Çakan, Hasan Fehmi Canan, Salim Erkal Bektaş, Ahmet Yavuz, Ahmet Küçükşahin, Recai Elmas, Ahmet Şentürk, Mümtaz Can, Fatih Altun, Mehmet Kaya Varol, Recep Yıldız, Bekir Memiş, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Mehmet Yoleri, Metin Yavuz Yalçın, Emin Küçükkılıç, Hakan Akkoç, İkrami Özturan, Burhan Göhce, Doğan Fatih Küçük, Gökhan Gökay, Nihat Özkan, Hasan Nurgören, Sırrı Yılmaz, Abdullah Zafer Arısoy, Özer Karabulut.”

(*) Ana metinde ismi geçmeyenler.