EKONOMİ

İş dünyası açılıma el versin

İş dünyası açılıma el versin

Hey Tekstil’in sahibi Aynur Bektaş, Batman’dan sonra Diyarbakır’a da yatırım kararı aldı. Açılım sürecinde artık iş dünyasının elini taşın altına koyması çağrısı yapan Bektaş, “Meslektaşlarımız Doğu’ya yatırım yapmaya korkuyorsa, yerel bir ortakla hareket etmek meseleyi çözer.” diyor.

 

Kürt sorunu, terör olayları ve açılım tartışmaları devam ederken, iş dünyasının Doğu ve Güneydoğu’ya yeteri kadar yatırım yapmadığı yolundaki eleştiriler de artıyor. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarını bir araya getiren Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) üyelerinin, bölgede neredeyse hiçbir yatırımının bulunmaması, son dönemde basının gündemine gelen konulardan. Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun  (TUSKON) bölgede düzenlediği yatırım köprülerinden sonra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu da iş dünyasının dikkatini Doğu ve Güneydoğu’ya çekmek için çalışmalarına hız verdi. Kurul Başkanı ve Hey Grup yönetim kurulu üyesi Aynur Bektaş, Batman’dan sonra Diyarbakır’a da yatırım kararı aldıklarını belirterek, iş dünyasının, ‘sorunları ben mi çözeceğim?’ demeden, elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyor.

     NEDEN DOĞU’YA YATIRIM YAPIYORSUN?

Sosyal girişimciliği sebebiyle geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden ‘üstün hizmet madalyası’ alan Aynur Bektaş, aslen Çankırı Çerkeşli. Ankara’da okumuş ve İstanbul’da sanayici olmuş bir isim. Ülkenin doğusunu ise Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) yönetim kuruluna girdikten sonra keşfettiğini itiraf ediyor. İlk Doğu ziyaretini Adıyaman’a yapan Bektaş, bölgenin kalkınmasında sanayicilere büyük iş düştüğünü de bu ziyarette fark eder. Gerek TGSD başkanı, gerekse Hey Tekstil Genel Müdürü olarak, dünya markalarının Türkiye’deki satın almacılarını Adıyaman’a götüren Bektaş, “İlk kez direkt  onların Doğu’yla temas etmesini sağladım. Sanayiciliğe başladıktan sonra işimiz çok büyümüştü ama sivil toplum faaliyetlerine başlayana kadar Nevşehir’den daha doğuya geçmemiştim. Oradaki sorunları fark etmem sivil toplum faaliyetleriyle oldu.” diyor.

TOBB kadın girişimciler kurulu başkanı olduktan sonra, bütün illerde yerel kadın kurulları oluşturduklarını belirten Bektaş, bu vesileyle daha fazla gezmeye başladığını söylüyor. Batman’da yatırım kararı alması da bu gezilerden sonra olmuş. ‘Ben mi kurtaracağım?’ demektense elini taşın altına koymaya karar vermiş. Batman’da bir tekstil atölyesi kurulması fikri gündeme geldikten sonra, bu işi yerel bir ortakla gerçekleştirir. Hey - Güneştekin ortaklığı da böylece başlar. Ortak iş yapmanın zorluklarına rağmen Batman’daki yatırım hayata geçirilir. Dünya markalarına üretim yapan fabrikada hâlen 300 kişi çalışıyor. Ancak onunla da yetinmiyor. Terör olaylarının artması ve özellikle Diyarbakır’daki işsizlik oranlarının yüksekliği, başarılı sanayiciyi bu şehre yatırım yapmaya yöneltmiş. “Batman’da başardıysak neden Diyarbakır’da da başarmayalım diye düşündüm” diyor. Konunun önce, kendisinin de üye olduğu GAP Platformu’nda gündeme geldiğini ve daha sonra Diyarbakır Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nezahat Barutçuoğlu’nun öncülüğünde ildeki bütün yerel yetkililer ile beyin fırtınası yaptıklarını anlatıyor.

Hey Tekstil’in yatırım için seçtiği bölge ise büyükşehre bağlı Bağlar Belediyesi. Burada genç nüfus yoğunlukta ve işsizlik oranı yüzde 40’ları buluyor. Yatırım için belediye ve kaymakamlık ile ilçedeki 13 muhtarlık ve sivil kuruluşların destek verdiğini belirten Bektaş, “Şimdi yatırım kararı aldık ve yer bakıyoruz. Orada bize bir yer gösterildiği andan itibaren işletmemiz faaliyete geçecek.” diyor. Diyarbakır’daki yatırımı, Hey Tekstil’in üretim yaptığı Esprit, Mango ve Best Seller gibi dünya markaları da destekliyor. Onlar Batman’daki üretim kalitesinden çok memnun. Bektaş, “Batman’daki çocuklar çok kaliteli üretim yapıyor. En güzel mal diken fabrikalarımdan biri oldu. Hey Tekstil’in Batman yatırımı, Doğu’dan da para kazanılabileceğinin ve bölgede yüksek kalitede üretim yapılabileceğinin ispatıdır.” diyor.

Aynur Bektaş’ın Doğu’daki yatırımları yabancı markalardan destek görürken, kendi çevresinde şaşkınlıkla karşılanıyor. Yakın çevresinden, ‘Hangi akla hizmet oralarda fabrika kuruyorsun’ diyenlerin çok olduğunu belirten Bektaş, “Sanki hiç bilinmeyen, bu ülkenin bir parçası olmayan yerlere yatırım yapıyormuşuz gibi tepkiler geliyor. Oysa o bölgede 20 milyon insanımız yaşıyor. Oradaki sorunlar çözülecekse artık iş dünyası elini taşın altına koymalıdır.” çağrısı yapıyor.  Doğu’daki sosyal problemlerin başında, Türkiye ortalamasının çok üzerine çıkan işsizlik ve özellikle de genç nüfus arasındaki işsizlik geliyor. Aynur Bektaş, bölgede istihdamın arttırılması için turizm, tekstil ve tarım gibi sektörlere ağırlık verilmesi gerektiğini belirterek, hükümete bir de öneride bulunuyor: “Artık İstanbul’da yeni tekstil fabrikasına izin vermesinler. Kuracaklar ya Doğu’da kursun, olmuyorsa geri kalmış ve teşvik kapsamındaki diğer bölgelerde yatırım yapsınlar.”

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanlığından önce Doğu’ya hiç gitmeyen Aynur Bektaş, şimdi bölgede ayak basmadık yer bırakmıyor. En son Şırnak gezisinde Cizre’ye uğradıklarında, polisle teröristler arasında çatışma yaşandığını belirtiyor. Buna rağmen bölge ziyaretlerinden vazgeçmiyor. Meslektaşlarının terör korkusuna da anlam veremediğini belirterek, “Terör İstanbul’da da var. Yine de çok korkuyorlarsa yerel ortaklarla birlikte hareket etsinler, ortak yatırımlara imza atsınlar. Orada fabrika kurmak, orada yaşamak anlamına gelmiyor. İşin tuhafı yabancı alıcılar bölgeden korkmuyor, her gün mallarını onaylamaya gidiyor ama bizim hâlâ korkularımız var. Bu mantıkla kimsenin evinden çıkmaması lazım” eleştirisini yapıyor.

Şırnak gezisinde gençlerle epey sohbet etme imkânı bulmuş Bektaş. Onlara “ne istiyorsunuz?” diye sorduğunda, öncelikle talebin hep iş ve aş olduğunu söylüyor. “Bu sorunun ekonomiyle alakası yok” diyenlere tepki gösteriyor. Doğu’daki problemlerin sadece ekonomik olmadığını ancak insanlara iş ve aş vermeden de hiçbir sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan Bektaş, ekonomik sorunları çözmeden, diğer problemlerin çözülemeyeceğini belirtiyor.

Aynur Bektaş, yıllardır gerek kadın girişimciliğini arttırma, gerekse kadın istihdamını yükseltmek için çaba sarf eden bir girişimci. Kadınların üretime katılmasını çok önemsiyor. Özellikle Doğu bölgesinde bu konunun büyük önem kazandığını belirterek, “Para kazanan kadın, çocuğuna sahip çıkar. Taş atan çocuklara ancak para kazanan kadınlar sahip çıkar. Çocuklar bu işi oyun olarak görüyor çünkü anneler sahip çıkamıyor.” diyor. Ailede çocukları asıl yönlendirenin anneler olduğunun altını çizen Bektaş, düşük de olsa bir geliri olan kadınların çocuklarıyla daha fazla ilgilenebileceğini düşünüyor.

Hükümetin Kürt sorununu çözmek için başlattığı açılım politikasına da tam destek veren Bektaş, süreçte kadınların rolünün daha fazla gündeme alınmasını öneriyor.

 

Tasarım ve ARGE’ye yatırım yapmayan ayakta kalamaz

 

Türkiye’nin en büyük hazır giyim ihracatçıları arasında yer alan Hey Tekstil bir süre önce, 16 yıldır çalıştığı dünya markası Esprit ile stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Geçen yılı 250 milyon dolar ciro ve yüzde 20 büyüme ile kapatan Hey Tekstil, bu anlaşma ile Esprit’in örme ve t-shirt gibi üst gruplarının tamamını üretme hakkı kazandı. Bu aynı zamanda bir yıl içinde 30 milyon Euro ihracatın garantilenmesi anlamına geliyor.

Hep sorunların konuşulduğu bir sektörde Hey Tekstil’in başarısının ardında yatan temel sebep, tasarım ve ARGE’ye verdiği önem. 2002 yılından bu yana Avrupa’da Milano, Barselona, Londra ve Paris gibi önemli moda merkezlerinde 4 tasarım ofisi bulunan şirketin aldığı siparişlerin yüzde 60’ı, Hey Trends adlı yan kuruluşlarından geliyor. Hey Trends, yurtdışına tasarım satan bir dış ticaret şirketi. Yurtdışı tasarım ofislerinin yanında, Hey Tekstil bünyesinde de, 25 tasarımcının ve 100’e yakın modelist ile stilistin çalıştığı bir tasarım merkezi bulunuyor. Türkiye’deki en büyük modelhaneyi işlettiklerini ve burasının şirketin en fazla para harcayan bölümü olduğunu belirten Bektaş, “Bu çalışmamız olmasaydı, bu kadar siparişi alamazdık. Tekstilde firmalar sürdürülebilir kârlılık istiyorlarsa, bu gibi modellerle ancak bu mümkün olabilir” diyor. Tasarım ve ARGE’nin yanı sıra, tekstil sektöründe kayıt içinde üretim ve işçi haklarına riayet etmenin de, yabancılardan sipariş alabilmek için çok önemli olduğunu belirten Bektaş, “Bugüne kadar merdiven altı üretim yaparak ayakta kalabilen firma görmedim. Biz kayıt dışına kaçsak ve piyasa koşullarına uyup işçimizin haklarını gözetmesek bugün bu seviyede olamazdık. Bu sektörden ekmek yemek isteyen şirket hem kendini geliştirmeli hem de işçi haklarına riayet etmeli. Bu şekilde para kazanılır mı? Evet kazanılır.” diyor. Türkiye’deki tekstilcilerin son yıllarda maliyetlerin düşük olduğu ülkelerde yatırım yaptıklarını belirten Bektaş, böyle bir düşüncesinin olmadığını ve yurtdışına yatırım yapmaya içinin elvermediğini söylüyor.