EĞİTİM

SBS’de yeni kavşak: Başa mı dönüldü?

SBS’de yeni kavşak: Başa mı dönüldü?

İlköğretim’deki  üçlü SBS sisteminin ömrü de üç yıl sürdü. Önümüzdeki yıldan itibaren sınav sayısı düşürülecek ve plana göre dört yıl sonra bütün normal liseler Anadolu lisesi olacak. Bunun kararını da dönemin MEB’i verecek.

Millî Eğitim Bakanlığı üç yıl önce Ortaöğretim Kurumları Sınavı’nı (OKS) kaldırmış, yerine ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıflarda yapılacak üçlü SBS sistemini uygulamaya koymuştu. Üç sınavın ortak sonucuyla öğrenci yerleştirilmesi ilk olarak bu yıl hayata geçti. Bu ilk, aynı zamanda da bir sonun ilanı. İlk SBS’ciler sonuçlarını geçen hafta içinde öğrenirken, Millî Eğitim Bakanlığı birkaç gün öncesinde bir açıklama yaparak, üçlü sınav sisteminden ‘kademeli’ olarak vazgeçildiğini ve öğrencilerin yine eskisi gibi ilköğretim hayatının sonunda gireceği tek bir imtihanla liseye yerleştirileceğini duyurdu.

Tek sınavlı liselere öğrenci yerleştirme sistemi ‘kademeli’ olarak uygulanacak, demiştik. Yani bu yıl 6. sınıf olup da SBS’ye giren öğrenciler, gelecek yıl ve bir sonraki yıl da sınavlara girmek zorunda. 2011’de 6. sınıfta, 2012 yılında ise 6 ve 7. sınıflarda SBS olmayacak. Böylece üç yıl sonrasında sadece tek bir SBS kalmış olacak. Bakanlığın planları bununla sınırlı değil elbette. Bu üç yıllık süreç tamamlandığında sınav sisteminin yeniden değiştirilmesi planlanıyor. Çünkü bakanlık, önemli bir kısmını Anadolu, kalanını ise meslek lisesine çevirip genel liseleri kapatmayı hedefliyor. Bu hedefin hayata geçirilebilmesi hâlinde; öğrenciler Anadolu liselerine ilköğretimdeki başarısına göre yerleştirilecek. İlköğretim dönemi sonunda yapılacak sınav ise sadece fen, sosyal bilimler ve öğretmen liseleri için olacak. Bu planın 4 yıl sonra hayata geçirilip geçirilemeyeceğini o zamanki hükümet ve Millî Eğitim Bakanlığı takdir edecek. Bu arada fen, sosyal bilimler ve öğretmen lisesi sayısının her geçen gün arttığını hatırlatmakta yarar var.

Üç yıl önce sınav sisteminde ‘reform’ yapılarak tekli sınav üçe çıkarılmıştı. O günlerde kamuoyu ve basında yoğun bir şekilde ‘sınav, dershane ve öğrenci başarısının sınava daha fazla etki ettirilmesi’ konuları üzerine tartışmalar yaşanmıştı. ÖSS’ye atıf yapılarak ‘Hayat 180 dakika mı?’ kampanyaları düzenlenmiş; ÖSS’de öğrencilerin hatalarını sonraki yıl telafi etme imkânı varken, OKS’nin tekrarının olmadığı, tek sınavla yapılan seçimin öğrenci psikolojisini etkilediği ve stresi artırdığı üzerinde ittifak sağlanmıştı. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de yaşanan tartışmalar ve yapılan çalışmalar sonrasında ‘100 kiloluk sınav yükünü üçe bölecek, böylece öğrencilerin stresini azaltacak’ yeni sisteme karar vermişti. Bu sistemde 6, 7 ve 8. sınıflarda tamamen müfredata dayalı yani kolay soruların olacağı, öğrencilerin dershanelere ihtiyaç hissetmeyeceği ve ilköğretimdeki tüm derslerin notlarının hesaba katılacağı bir uygulama yapılacaktı. 6 ve 7. sınıflardaki SBS’ler uygulanırken ciddi anlamda bir tartışma yaşanmadı. Sorular OKS’ye göre daha müfredata dayalıydı. Ancak ‘dershane alerjisi’ olan basında sık sık öğrencilerin dershanelere akın ettiği haberleri yer aldı. Oysa bakanlığın resmî verilerinde öyle ciddi bir artış görünmüyor; öğrencilerin dershaneye ÖSS için mi SBS için mi gittiğine dair de hiçbir veri bulunmuyordu. Sınavda daha başarılı olmak isteyen öğrencilerin özel ders alması ve bu kapsamda da dershaneye gitmesinde bir ‘suç(!)’ da yoktu. Hüseyin Çelik yeni sistemin dershane gerektirmeyeceğini, sistemin oturmasından sonra bunun daha iyi anlaşılacağını sık sık dile getirse de öğrenci ve veli psikolojisi gereği dershanelere bir miktar yönelim olduğu da bir gerçekti. Ancak bu sayı sınava giren 3 milyondan fazla öğrencinin çok az bir miktarına denk geliyordu.

Nimet Çubukçu’nun bakanlığa gelmesiyle sınav sistemi üzerinde tartışmalar yoğunlaştı. Üç sınav insanlara fazla gelmeye başladı; haziran ayında üniversite sınavlarıyla birlikte her hafta sonu bir sınav yapılması göreceli olarak insanları rahatsız etti. Sınavları sevmediği bilinen Bakan Çubukçu da sistem üzerinde yeni araştırmalar yaptırmaya başladı. Öğrenci, veli ve vatandaşlar üzerinde anketler düzenledi, bakanlık bürokratlarına araştırmalar yaptırttı. Üç yıl önce SBS’yi getiren bürokratlar bu kez bakanın isteğini de dikkate alarak tek sınava geçilmesinin daha doğru olacağını rapor etti. İlk başta sınavın tamamen kaldırılması üzerine başlayan çalışmalar, ‘liselere nasıl girileceği ve sınavın yerine ne konulacağı’ tartışmaları üzerine sınavın teke indirilmesine kaydı. Bakan Çubukçu sınav sistemi üzerine Bakanlar Kurulu’nu da bilgilendirirken kuruldan yeni sistem hakkında onay aldı. Böylece aynı hükümet döneminde sınav sisteminin değiştirilecek olmasına Bakanlar Kurulu da onay vermiş oldu.

SİSTEMİN DEĞİŞMESİNİ

BAŞBAKAN İSTEDİ

Geçmiş yıllarda, dershanelere giden öğrenci sayısının azaltılması gerektiğine dair açıklamalar yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu kez dershanelere öğrencilerin gitmeyeceği bir sınav sistemi istedi. Aslında başbakan 6 ve 7. sınıflardaki SBS’nin kademeye gerek olmadan kaldırılmasını ve sadece 8. sınıfta sınav yapılmasını tercih ederken, bakanlık, yerleştirme tekniği ve hukuk açısından bunun sıkıntılı olacağını düşünerek kademeli sistemi tercih etti. Sonuçta tekli SBS’ye de tıpkı üçlü SBS gibi dershanelere öğrenci gidişini engellemek amacıyla geçilmiş oldu. Sınavda soruların okulda işlenen konulardan ve  sadece 8. sınıf konularından sorulacağı üzerinde ısrarla durulmasının sebebi de dershanelerdi. Ve hatta OKS’de yüzde 5-15, üçlü SBS’de yüzde 27 olan ilköğretim başarısının etkisi bile yeni sistemde yüzde 30’a çıkarıldı. Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz de sırf dershanelere öğrenci gitmesin diye iki sınavlı üniversiteye giriş sistemini (ÖSS, ÖYS) teke indirmiş, ancak dershanelerdeki öğrenci sayısı azalmamıştı. Şimdiki YÖK yönetimi ise dershanelere bakarak sınav sistemi değişikliği yapmayı bir kenara bırakıp üniversiteye yerleştirmede tek sınavdan çoklu ders sınavlarına geçmişti.

Yeni sistemi anlatan Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, sınava odaklı sistemin öğrenciler üzerindeki olumsuz etkisine vurgu yapıyor. Çubukçu, sınavların sistem üzerinde oluşturduğu baskının ortadan kaldırılmasının şart olduğu görüşünde. Ona göre, üç sınavlı SBS okul dışı kaynaklara yönelimi artırıyor ve çocukların sosyo-psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkiliyor. SBS’nin 11-14 yaş aralığındaki çocukları olumsuz etkilediği konusunda neredeyse herkes hemfikir.

SBS’nin olumsuz etkisine öğrencilerin sınav odaklı yaşamaktan sosyal etkinliklere vakit ayıramamalarını örnek gösteren Çubukçu, yeni sistemle birlikte öğrencilerin sınavdan değil ama sınav odaklı bir sistemden, aşırı stres ve kaygıdan uzaklaştırılacağı konusunda hayli ümitli. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocukların kendisinden ‘bayram hediyesi’ olarak SBS’nin kaldırılmasını istediklerini aktaran Çubukçu, yeni sistemin bir ‘geriye dönüş’ olarak algılanmamasını istiyor.

Çubukçu, ailelerin hayat memat meselesi saydığı üç aşamalı SBS’nin çocukları çok fazla strese soktuğunu belirtiyor ve “Getirdiğimiz sistemin dershanelere yönelimi minimuma indireceğini düşünüyorum.” diyor. ‘Aynı hükümet döneminde hem de 3 yıl önce getirilen sınav sisteminin yeniden değiştirilmesi’ eleştirisi üzerine Çubukçu, “Eğitim çok canlı bir süreç. Dünyada da bu böyle. Hızla değişen dünyada eğitimimizi çok dinamik bir şekilde, sürekli sorgulayan bir yönetim anlayışıyla yönetmek zorundayız.” cevabını veriyor. Bakan Çubukçu yeni sınav sistemiyle birlikte ders saatleri ve içeriklerine ilişkin de değişiklik yapılacağını belirtiyor. Bu çerçevede bazı derslerin saatlerinin azaltılması, okulda öğrencilerin sosyal aktiviteler yapacağı saatlerin konması bekleniyor.

MUHALEFETTEN

YENİ SİSTEME DESTEK!

Yeni sınav sistemine Hüseyin Çelik muhalifliği ile bilinen bazı basın yayın organları, MHP ve CHP ile Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen gibi sendikalar da destek verdi. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, SBS’de yapılan yeni düzenlemenin isabetli olduğunu belirtirken, çocukların ‘deneme tahtası olarak kullanılmasını şiddetle’ kınadı. CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce ise “Acaba kaç çocuk bunun mağduru oldu? Bunun hesabını kim verecek? Sayın Hüseyin Çelik mi, Sayın Recep Erdoğan mı verecek? Gömlek değiştirdiklerini biliyorduk, eğitimde de reformlarını sürekli değiştiren bir AKP ile karşı karşıyayız.’’ dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ise SBS uygulamasının kaldırılmasının son derece doğru bir karar olduğunu ifade ederek Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu tebrik etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ise, Seviye Belirleme Sınavları (SBS) uygulamasından vazgeçilmiş olmasını önemli bulduklarını belirtti.

 

Bu yılın yenilikleri ve tercih kolaylığı

 

Fen, Anadolu, sosyal bilimler ve bazı meslek liselerine öğrenci yerleştirmek amacıyla yapılan ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarına göre adayların tercih başvurusu 9 Temmuz’dan itibaren başladı. Tercih işlemlerine ilişkin kılavuz, MEB’in http://oges.meb. gov.tr adresli internet sitesinde yayımlanıyor. Yerleştirme sisteminde yapılan yeni düzenlemeyle bu yıldan itibaren adaylardan ikinci kez tercih alınacak, ayrıca yedek liste uygulaması yapılacak. Sınavı kazanan adayların 1. yerleştirme tercih başvuruları 20 Temmuz’a kadar alınacak. Adaylar en fazla 12 tercih başvurusunda bulunabilecek.

Bakanlık, bu yıl veli ve öğrencilerin tatil programlarının aksamaması için yeni bir uygulama başlattı. Buna göre, öğrenciler okul kayıtları dışında, tercih başvuruları ve benzeri işlemleri herhangi bir ilköğretim okulundan yapabilecek.

İlk yerleştirme sonuçlarına göre kayıtlar 26 Temmuz-4 Ağustos 2010 tarihleri arasında yapılacak. Bu kayıtlar sonrası boş kalan kontenjanlar ilan edilecek. Bu yıl yerleştirme sisteminde, okullarda kayıtlar sonrasında boş kalan kontenjanların sayısını en aza indirmek ve daha fazla sayıda öğrencinin bu okullara yerleşmesini sağlamak amacıyla ikinci tercih ve yedek liste uygulaması yapılıyor. 2. yerleştirme için tercih başvuruları 5-11 Ağustos 2010 tarihleri arasında kabul edilecek. Bu dönemde öğrenciler, en fazla 6 okul tercihinde bulunabilecek ve yeni bir yerleştirme gerçekleştirilecek. 2. yerleştirme sonuçları, 16 Ağustos 2010 tarihinde ilan edilecek. Bu ilanda öğrencinin asil olarak girmeye hak kazandığı okulla birlikte, yedek olarak kazandığı okul da yer alacak.

Öğrencilerin 2. yerleştirme döneminde, daha önce kayıt hakkı kazanarak kayıt yaptırdıkları okullarının dışında herhangi bir okula kayıt hakkı kazanmış olmaları hâlinde, önceki okullarındaki kayıtları silineceğinden mutlaka yeni kayıt hakkı kazandıkları okula kayıtlarını yaptırmaları gerekiyor. Aksi takdirde her iki okuldaki haklarını da kaybediyorlar. Yeni düzenleme ile bir öğrencinin herhangi bir okulu asil listeden kazanmasının yanı sıra aynı tercih listesinden başka bir okulu yedek olarak kazanması da mümkün. Öğrenciler, yedek listesinde yer aldıkları okuldaki kayıt sırasını, “e-okul” ve “www.meb.gov.tr” internet adresinden takip edebilecek.

 

1544 öğrenci 100 sorunun tamamını çözmüş 

 

SBS’lerin 8. sınıf sonuçları aynı zamanda bir rekoru da beraberinde getirdi. Sınavda tam 1544 öğrenci 100 sorunun tamamını da çözdü. Bunlardan 921 öğrenci özel okulda, 623 öğrenci devlet okulunda okuyor. Bütün soruları doğru cevaplayan öğrencilerin 868’inin sınıf puanı da 500, yani okulunun birincisi. 8. sınıfların SBS’sine bir milyon 19 bin öğrenci başvururken 11 bini sınava girmedi. Sınava giren öğrenci sayısı bir milyon 8 bin oldu. 588 test ise çeşitli sebeplerle iptal edildi. Tüm soruları çözen öğrenci istatistikinde ‘özel okul’ ağırlığı ilk 10 içinde daha belirgin. Üç yılın SBS ve okul başarıları dâhil edilerek belirlenen ilk 10 listesinin 9’unu özel okul, birini devlet okulu öğrencileri oluşturdu. İzmir Ödemiş İlköğretim Okulu öğrencisi Mustafa Sümer Türkiye 10.su olarak ilk 10’a bir devlet okulunun girmesini sağladı. İlk 10 okulun ikisi ise Özel Samanyolu Eğitim Kurumları’na ait.

 

Hattrick Mustafa  

 

İlköğretimin 6, 7 ve 8. sınıflarında yapılan SBS’lere okul başarıları da dâhil edildiğinde ise SBS’nin şampiyonu Antalya Manavgat’tan çıktı. Antalya Özel Manavgat İlköğretim Okulu öğrencisi Mustafa Kurucu, son üç yılın sınav ve okul başarı puanlarına göre 500 tam puan alarak birinci oldu. Mustafa, 6 ve 7. sınıflarda girdiği SBS’lerde de tüm soruları doğru cevaplamıştı. Mustafa bu başarısını düzenli ve planlı çalışarak yakaladığını söylüyor. İlk dönemde kendini fazla yormayan ancak ikinci dönemde daha çok gayret eden Mustafa, düzenli olarak kitap okumayı da ihmal etmemiş. Özellikle dünya klasiklerini okuyan Mustafa, “Gerektiğinde oyunumu oynadım, gerektiğinde dersimi çalıştım. Bu bana başarıyı getirdi.” diyor. Mustafa’nın babası Osman Kurucu, Titreyengöl mevkiindeki bir otelde kasap olarak çalışıyor, annesi Günay Kurucu ise ev hanımı.

ÖNERİLEN YAZILAR