| SİYASET |
Mart 2009’daki yerel seçimlere kadar sadece İstanbul çevresindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tabanının tanıdığı Gürsel Tekin ismini artık bütün Türkiye biliyor. Ancak şu günlerde âdeta erken gelen şöhretin bedelini ödemekle meşgul.
Gürsel Tekin, CHP İstanbul İl Başkanı Şinasi Öktem’in 2007 seçimlerinde milletvekili seçilmesinden sonra Parti Meclisi (PM) tarafından il başkanlığına atandı. Belediye seçimlerine 19 ay vardı. Kısa sürede İstanbul örgütünü toparlayarak seçim çalışmalarına başladı. İl genelinde açtığı halk evleri, varoşlara yaptığı ziyaretler, derken ‘çarşaf açılımı’ ile yıldızını iyiden iyiye parlattı. Dışarıdan bakanlara göre CHP, İstanbul büyükşehir belediye başkan adayını bulmuştu. Fakat beklenen olmadı, Ankara’da ‘yolsuzluk’ dosyalarıyla ün yapan Kemal Kılıçdaroğlu aday gösterildi. Tekin küsmedi, bilakis siyasi fedakârlık örneği göstererek Kılıçdaroğlu’na rehberlik yaptı; onu çamurlu yollardan geçirdi, fakir-fukara evlerine götürdü. Neticesini de aldılar, CHP İstanbul’da oy patlaması yaşadı (yüzde 37). Seçim kazanılamamıştı ama hem Kılıçdaroğlu hem Tekin parti içinde kazanan taraf olarak görüldü. Bu iki isim artık birlikte anılıyor ve potansiyel lider adayları arasında gösteriliyordu. Hatta Kılıçdaroğlu öne çıksa bile Tekin mutlaka ona suflörlük yapar diye bekleniyordu. Bu manzara, 72 yaşına gelmiş Deniz Baykal sonrasını düşünenler, en azından CHP’nin sağduyulu kesimi için rahatlatıcı bir etki yapıyordu. Fakat Ankara’da siyaset oyunu İstanbul’daki kadar açıktan oynanmıyordu. Baykal’la ilgili kaset skandalı her şeyi değiştirdi. Kartlar yeni baştan karılsa da Kılıçdaroğlu ve Tekin’siz bir oyun düşünmek imkânsız gibiydi. Elbette Önder Sav gibi ‘kurt’ oyun kurucu hesaba katılmadığı sürece… 53 yıllık siyaset arkadaşı Deniz Baykal’ı bir kalemde silen Sav’ı hesaba katmamak ise Ankara siyasetini anlamamak olurdu. Nitekim Önder Sav devreye girdi ve Gürsel Tekin’in karşısında âdeta duvar oldu. Tekin önce Parti Meclisi (PM) seçiminde yarıştı Sav’la. Kendisi seçilse de istediği birçok ismi aldıramadı. Ardından Merkez Yönetim Kurulu (MYK) dışında bırakıldı, şimdi de İstanbul il başkanlığı tehlikede. MYK’nın bu hafta içinde İstanbul’a atayacağı isimin Gürsel Tekin olması cuma gününden bakıldığında sadece ihtimallerden biri olarak duruyor.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi? Filmi biraz geri sarıp, Baykal’ın skandal kasetinden itibaren bakalım. Kasetin ortaya çıkış sürecinde Önder Sav’ın ne kadar devrede olduğu hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz; ama kasetten sonra çevrilen bütün filmlerin senaryosunu Sav’ın yazdığı, CHP’yi takip edenler tarafından çok iyi biliniyor.
Sav başta bütün partililer gibi istifa eden Baykal’ın geri dönmesini isteyen tarafta görünüyordu. Fakat ne olduysa oldu, ani bir manevrayla, aday olmayacağını iki kez açıklayan Kılıçdaroğlu’nu ikna etti. Sonrasında milletvekilleri, il başkanları, hatta canlı yayında Baykal için gözyaşı döken partililer direksiyonu Kılıçdaroğlu’na çevirdi. Gözyaşlarını tutamayanlar arasında Gürsel Tekin de vardı ama onun Kılıçdaroğlu’nun yanında olması beklenen bir durumdu.
İddialara göre, İstanbul’daki 150’ye yakın delegeye güvenen Tekin, hedefini MYK üyeliği ve genel başkan yardımcılığı olarak belirlemişti. Kılıçdaroğlu’nun kendisine bu görevi vereceğinden de emindi. Ancak Tekin’in hedefleri Sav’ın kendisi hakkındaki düşünceleriyle çelişiyordu. Tekin’in İstanbul’da yaptığı açılımlardan rahatsız olan Sav, daha o günden ismine işaret koymuştu. Baykal’ın açılımları desteklemesi, hatta bizzat çarşaflı kadınlara rozet takması Sav’ın elini kolunu bağlıyordu. Kurultay sürecinde CHP’de en çok konuşulan konu Tekin’in hayalleri ile Sav’ın parti içi gücünün karşılaşmasıydı. Sav ile Tekin arasındaki mücadele ilk olarak PM seçimlerinde yaşandı. Sav’ın listesine karşı bir liste hazırlayan Tekin, kurultaydan bir gün önce krize sebep oldu. Kılıçdaroğlu’nun araya girmesiyle sabaha kadar süren görüşmeler sonucunda liste krizi uzlaşmayla atlatıldı. Ancak bu maçın galibi Sav oldu. Konuşulanlara göre, Sav, “Tekin’in etkin olması partide kutuplaşma meydana getirir. Bu da CHP’ye zarar verir.” gibi sözlerle Kılıçdaroğlu’nu ikna etmişti.
Tekin birkaç cılız isim dışında listeye hâkim olamadı. PM’ye sokabildiği kişiler İstanbul il başkan yardımcısı Didem Engin, Başakşehir belediye başkan adayı Mehmet Kaban, iletişimci Melda Onur ve Fox TV’den Korkmaz Karaca gibi isimlerle sınırlı kaldı. Süheyl Batum, Mehmet Faraç, Enver Aysever gibi ulusalcı isimlerin yönetime alınması konusunda bir ikna çabası olup olmadığı ise bilinmiyor.
İkinci kriz parti tüzüğünün hayata geçirilmesi konusunda çıkacaktı. Eski tüzükle birlikte gücünü korumak isteyen Sav, yeni tüzüğün iptal edilmesini sağladı. Bunun üzerine Tekin, “Değişim askıya alındı.” yorumunu yapacaktı. Sav-Tekin gerginliği kurultayla birlikte had safhaya ulaşmıştı. İlk gün yan yana oturan ikili PM listesi yüzünden bozuşunca, ertesi gün karşılıklı tribünlerde oturdu. İkili arasındaki asıl mücadele MYK seçimlerinde yaşanacaktı. PM listesinde Sav’a yenilen Tekin’in MYK’ya girmesi bekleniyordu. Fakat Sav yine ağırlığını koydu ve onu MYK’ya da almadı. Üstelik PM üyesi olduğu için yıldızının parladığı İstanbul il başkanlığı düşmüştü. Pirinçten olan Tekin, evdeki bulgurdan da olmak istemiyordu. Yeniden il başkanlığına dönmek için kulis faaliyetlerine başlamıştı. Lakin süreç yine aleyhine işliyordu. Bir şok da son İstanbul kongresinde il başkanı olmasını sağlayan ilçe başkanlarından geldi. Başkanların büyük bölümü Ankara’ya giderek Kılıçdaroğlu ve Sav’la görüşmüş ve Tekin’i İstanbul’da istemediklerini, genel merkezde kalması gerektiğini söylemişti. İstanbul İl yöneticileri ise karşı atak yaparak Tekin’in geri dönmesi için aynı gün Kılıçdaroğlu ile görüşmüştü. Tekin’in önündeki bir başka engel, arasının açık olduğu Baykal’ın kurmaylarından İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’di. İstanbul ilçe örgütlerinin önemli bir kesimine hâkim olan Sevigen’in Tekin’in il başkanlığına dönmemesi için çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Sevigen’e İstanbul milletvekili Çetin Soysal da katılınca Tekin iyice köşeye sıkışmış oldu.
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun cuma günkü Tekirdağ gezisi öncesinde İstanbul’da kendisini karşılayanların en önünde Gürsel Tekin vardı. İddialara göre Tekin karşılamanın ardından geziye iştirak etmek istiyordu. Ancak Önder Sav burada da devreye girdi ve Tekin ile İstanbul il yöneticilerinin otobüse binmesine izin vermedi. Tekin’in çevresi ise olayı farklı yorumluyordu: “Gürsel Bey randevuları olduğu için Genel Başkan’dan izin istedi.” Yerel seçimlerde imza attığı açılımlarla İstanbul’da partisini yükselişe geçiren Gürsel Tekin, büyük düşünmüş; ancak il başkanlığını da tehlikeye atmıştı. Siyaset yorumcularına göre, Tekin, Önder Sav’ı tanıyamamış, Sav’ın delege üzerindeki gücünü kestirememişti. Bir başka ifadeyle Ankara siyasetini anlayamayan Tekin aceleciliğinin kurbanı olmuştu.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||