|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
KÜLTÜR

Hazineler hazirede ziyaretçi bekliyor

31 Mayıs 2010 / SEDAT GÜLMEZ
Ayasofya tahminlerin çok ötesinde sırrı saklıyor. Bunlar gün be gün ortaya çıktıkça da 1500 yıllık mabedin değeri katlanıyor. Padişah Türbeleri’nde sergilenen nadide eserler de bu neviden.

Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara örtüleri, 5 asırlık hanım sultan entarisi, rahle, 16’ncı yüzyıldan kalma el yazması Kur’an-ı Kerim, minbere asılan sancak ve sanduka kılıfları… 29 Mayıs itibarıyla Ayasofya haziresindeki Sultan II. Selim Türbesi’nde açılan “Ayasofya’nın Hazinesi Ayasofya’nın Haziresi” isimli sergide yer alan tarihî eserlerden birkaçı. Müze Müdürü Doç. Dr. Haluk Dursun’un ifadesiyle Fatih Sultan Mehmed’in hatırasına düzenlenen etkinlik 1500 yıllık mabedin Osmanlı hâkimiyetindeki yüzünü yansıtıyor. Üstelik Padişah Türbeleri restorasyonu sırasında gün yüzüne çıkan parçalar teşhir edilen ilk materyaller de değil. Daha önce Sultan Abdülmecid devrindeki büyük onarım sonrası elde edilen Bizans mozaikleriyle hazırlanan padişahın tuğrası da ziyaretçilerin beğenisine sunulmuş. Hâlihazırda mabedin giriş kısmında yer alan mozaik tuğranın yanındaysa o zamanki çalışmalara iştirak edenleri ödüllendirmek için hazırlanan hatıra madalyon yer alıyor. Çalışmalar ilerledikçe sergilenebilecek düzeydeki tüm parçalar için benzer sergiler tertiplenecek.

İstanbul İl Özel İdaresi’nin katkılarıyla restore edilen ve 2009 sonunda ziyarete açılan Padişah Türbeleri, Ayasofya için yeni bir kapının kanatlarını araladı. Bakım ve onarım sırasında müze envanterine kayıtlı objelerin sayısı arttıkça parçaların özel bir günde kısa süreli de kalsa sergilenmesine karar verildi. Böylece fethin 557’nci yılının kutlandığı 29 Mayıs’ta 20’ye yakın tarihî eser gün yüzüne çıktı. Müze Müdürü Doç. Dr. Dursun söz konusu adımı Ayasofya’nın tarihi açısından farklı yorumluyor: “Burası hep Doğu Roma Kilise Müzesi olarak değerlendirildi ancak bu büyük bir yanlış ve eksik. Çünkü burada fetih sonrası Osmanlı İslam estetiğini yansıtan birçok unsur var. Türbeler de bunlardan biri.”

Çalışmalar sırasında topraktan lime lime olmuş örtü parçalarının çıktığını belirten Dursun araştırınca bunların Kâbe ve Ravza-i Mutahhara’da kullanıldığını tespit ettiklerini söylüyor: “Surre alayıyla İstanbul’dan Mekke ve Medine’ye gönderilen nadide kumaşlar her sene yenileniyor. Geçen yılkiler de İstanbul’a getirilip sultan türbelerinde kullanılıyor. Eskiyince de ayak altında kalmasın diye toprağa gömülüyor. Bulduklarımız da bunlara ait.”

Eserler arasındaki tarihî sancaklar ise Ayasofya minberine asılan ve aslen Kâbe örtüsü kumaşlar. Fakat çok eskidiklerinden asılacak durumda değil. Ancak camekân ardından ziyaretçilere gösterilebilecekler.

Sergi sebebiyle Ayasofya bahçesine 557 gül de dikildi ki gelenler evvela kokusuyla mest olsun ve türbelerdeki eşyaları gezerken farklı duygularla dolsun.