|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
SİYASET

Uyumak yok, yola devam

26 Nisan 2010 / İBRAHİM DOĞAN
Meclis’te sinir harbine dönüşen anayasa değişikliği oylamalarında kritik süreç ikinci turda yaşanacak. AK Parti işi şimdiden sıkı tutuyor.

‘Yalnız bir kuvvet vardır, o da millî egemenliktir.’ sözü yazılı bir afiş Meclis’in köşesindeki direklerin arasında asılı. Atatürk’e ait bu söz, Meclis’i âdeta kuşatma altına almış askerî karargâhlardan Genelkurmay Başkanlığı’na bakıyor. Aslında mesaj sadece Genelkurmay’a ulaşmıyor; Meclis’in etrafını âdeta duvarlarla ören Jandarma, Deniz, Hava Kuvvetleri de mesajdan nasibini alıyor. Yıllarca askerî bürokrasi ve yargı bürokrasisinin kuşatması altında kalan millî egemenlik, bu karargâhların arasında bir tutukluyu andırıyor. Meclis şu günlerde 27 Mayıs’tan beri süren kuşatmayı kırmak için mücadele veriyor. 1961 Anayasa’sının ruhu, büyük hesaplaşmayla Anayasa’dan temizleniyor.

Anayasa her ne kadar 12 Eylül darbesinin ürünü olsa da, 27 Mayıs’ın ruhuna sahip. Kimi milletvekilleri bundan haberdar, kimi değil; ancak 50 yıllık kuşatmayı kırmak için geceli gündüzlü çalışıyorlar. Bu sürecin farkında olan vekillerden Ahmet İyimaya, Meclis bahçesinde ayaküstü sohbet ederken “Tarih yazılıyor.” dediğimizde, “Hayır, tarih kuruluyor.” cevabını veriyor. Haluk Özdalga, 12 Eylül’e en büyük darbeyi bu değişiklik paketinin vuracağını düşünüyor. AK Partili milletvekilleri, İyimaya ve Özdalga’nın sözlerine uygun şekilde hareket ediyor. 12 Eylül’den sonra 60’tan fazla maddesi değişikliğe uğrayan Anayasa’da en köklü değişiklik Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısının değişmesiyle şekillenecek. Bu iki kurum, Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözündeki gibi ‘kayıtsız şartsız’ millete bağlanacak, en azından beklentiler bu yönde.

AK Parti’nin önde gelen bakanlarından Cemil Çiçek paketin üzerinde çok çalışıldığını anlatıyor. “Bize ters olan maddeler de var.” diyerek Meclis’in HSYK’ya üye vermemesi gibi bazı maddelerin aslında eksik olduğunu anlatıyor. Muhalefetin değişiklikleri konuşmaya yanaşmamasına rağmen AK Parti’nin sadece kendi görüşlerini pakete dâhil etmediğini kaydediyor. Bu sebeple ‘uzlaşma’ sözüne karşı çıkıyor. Çünkü İç Tüzük’le ilgili değişikliğin partiler arası mutabakatla Meclis’e gelmesine rağmen hâlâ beklediğini söylüyor. CHP’nin 1993’ten beri Anayasa’nın değişmesini istediğini; fakat bir türlü harekete geçmediğini hatırlatıyor. “Siyasetçi bürokrattan daha mı az vatansever? Koskoca partinin kapatılmasını bir savcı isteyebilecek, milletin seçtiği vekiller bu konuda söz söyleyemeyecek mi?” diye soruyor.

Bu değişikliğe onay vermeyen iki çizgi dikkat çekiyor; biri CHP öteki MHP.  Meclis’te âdeta ittifak etmiş gibi çalışıyorlar. Önerge ve gensorular verip Meclis’in çalışmasını yavaşlatıyorlar, AK Parti milletvekillerine karşı zaman zaman birlikte mücadele ediyorlar. Oktay Vural’ın kürsüdeki konuşmaları CHP’den alkış alıyor. Vural, AK Parti’ye karşı CHP’li Hakkı Suha Okay’a taktik veriyor. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Demokratik Sol Parti (DSP) ise destek karşılığında yüzde 10’luk seçim barajının düşürülmesini talep ediyor. İkinci tur oylamaya geçilmeden bu partilerin desteğine ihtiyaç olup olmadığı belirsiz. İşin rengi ikinci turda ancak ortaya çıkacak.

BDP’nin anayasa paketine destek vermesi bekleniyordu; ancak onlar da CHP- MHP blokunun yanında mevzilendi. Bu tablo MHP’nin “AK Parti, PKK ile ittifak ediyor” propogandasını boşa düşürdü. AK Partililer BDP’nin oyuna ihtiyaç duymadan Anayasa maddelerinin Meclis’ten geçmesinden memnuniyet duyuyor. CHP ve BDP Anayasa değişikliklerinde yasak olmasına rağmen grup kararı almış gibi oylamalara katılmıyor, MHP ise katılıp ‘hayır’ oyu kullanıyor. AK Parti milletvekilleri, “Muhalefet oylamaya katılsa, onların içinden birçok milletvekili anayasa paketine destek verecek. Muhalefet bunu göze alamadığı için oylamaya katılmıyor.” yorumunu yapıyor.

Milletvekilleri sabah Meclis’teki çalışmalara 11 sularında başlıyor. Muhalefetin İç Tüzük’ten kaynaklanan engelleme (obstrüksiyon) taktiğinden dolayı milletvekilleri erken saatlerde Meclis’e gelseler de gece yarılarından önce ayrılamıyor. Anayasa değişikliğine geçilene kadar Meclis kulislerinde geçen bu süre ‘ölü vakit’ kabul ediliyor. Anayasa değişikliğine ilişkin görüşmelere öğleden sonra en erken üç sularında başlanıyor. Her maddenin kabulü üç saati buluyor. Milletvekilleri görüşmelerin başladığı 19 Nisan’da ertesi günün sabah yedisine kadar (20 saat) çalıştı. AK Parti, her maddeyi üçte iki çoğunluk kabul edilen 330’un üzerinde oy ile geçirdi. 335 milletvekili insicamı bozmadan, istisnalar hariç, oylamalara katıldı. Mevlüt Çavuşoğlu gibi yurt dışına çıkanlar, Taner Yıldız gibi hastaneden gidip gelenler, uyuyakalanlar vardı. Aslında farklı siyasi görüşlerden isimlerin bir araya geldiği AK Parti’nin her oylamada yeterli çoğunluğa tek başına ulaşması çok iyi konsantre olunduğunu gösteriyor.

Anayasa değişikliğinin görüşülüp görüşülmemesine ilişkin oylamada, AK Parti’den fireler çıkacağı konuşuluyordu. Ancak AK Parti muhalif milletvekillerini ikna edip oylamaya katılmalarını sağladı. 333 oy çıkması psikolojik sınırın aşılmasına sebep oldu. Kuliste konuştuğumuz AK Parti milletvekillerinden birisi “Tedirgindik, onu aştık.” diyordu. Partinin tecrübeli bir ismi “İlk oylamada çıkan sonuç genel tabloyu yansıtır.” deyip AK Parti blokunun oturduğunu söylüyordu. Sonraki maddelerde de sonuçlar 333-337 bandında seyretti.

AK Parti kurmayları paketin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi hâlinde bile sandıktan bunun karşılığını alacaklarını düşünüyor. Bu yüzden günlük 12 saat ile 20 saat arasında değişen çalışma temposundan şikâyet etmiyorlar.

AK Parti milletvekilleri her oylamaya âdeta bayram havasında giriyor. Oylamanın başladığı televizyon ekranlarından ve grup başkan vekilleri tarafından hemen iletiliyor, kulislerden uzaklaşanlara ise cep telefonlarından ulaşılıyor. Vekillerin her oylama sonrası yüzü gülüyor. Basın mensupları, milletvekili ve bakanlardan rahat bir şekilde anayasa paketine ilişkin değerlendirmeler alabiliyor. Muhalefet kulislerinde ise sakinlik dikkat çekiyor, bu sakinliğin içinde CHP milletvekili Nesrin Baytok’un doğum günü küçük bir milletvekili grubuyla sade bir şekilde kutlandı. Meclis’in içindeki gerilim kulislere pek yansımıyor.

Birinci tur oylamaların 330 oyun üzerinde geçmesinin kâğıt üzerinde bir önemi yok. ‘Evet’ oyları bu rakamın altında kalsa da madde anayasa paketinde kalıyor. Fakat ikinci tur oylamada 330’un altında kalan madde paketten düşüyor, bir yıl boyunca da gündeme getirilemiyor. Paketin geneliyle ilgili son oylamada da yeterli oy (330) alınamazsa paket düşüyor. Bu yüzden paketin ‘bıçak sırtında’ olduğu konuşuluyor. Ancak AK Parti kurmayları ipin ucunu sıkı tutuyor. Bütün planlarını ikinci tur üzerine yapıyor. AK Parti içinde bazı değişikliklere karşı çıkan muhalif bir ekibin olduğu biliniyor. Hatta parti kapatılması ile ilgili değişiklikte AK Parti’nin en az 5 fire verdiği ileri sürülüyor.

BDP, bu madde kendilerini de ilgilendirdiği için beş ‘evet’ oyu verdiğini ileri sürüyor. AK Partililer ise ilk defa oylamaya katılan BDP’lilerin çekimser kaldığı görüşünde. Sonuçta gerçekten 5 çekimser var, ama oylama gizli olduğu için kimin doğru söylediğini öğrenmek mümkün değil. 5 bağımsız milletvekili, Recai Birgün, Fevzi İşbaşaran, Yaşar Öztük, Seyyid Eyüpoğlu ve Zekâi Özcan’ın da pakete destek verdiği tahmin ediliyor. AK Parti içinde de muhalif isimlerin olduğu biliniyor. Partinin önemli kurmayları Ergenekon’un kimi milletvekilleriyle temasa geçip baskı yaptığını iddia ediyor, hatta şantaj yapılmış olabileceğini söylüyorlar. Kimi kurmaylar da “En çok bu maddede üzerimize geldiler.” yorumunu yapıyor. 5 çekimser oyun AK Parti’den çıkma ihtimali de düşük değil. BDP’lilerin oylamaya katılmasında, belki de  ‘evet’ oyu vermesinde AK Partili Mehdi Eker ile İhsan Arslan’ın rolü olduğu konuşuluyor. Meclis Başkanı hariç 335 milletvekili olan AK Parti’den bu maddeye 329 oy çıktığı tahmin ediliyor.

BDP’nin önemli isimlerinden biri parti kapatmaya ilişkin maddeye 5 arkadaşlarının destek vermesi kararını birlikte aldıklarını ima ediyor. Bu partili “Kuşatılmışız, konuşamıyoruz.” diyor. AK Parti’nin de aynı şekilde kuşatıldığını anlatıyor. Bu kuşatmayı kırmak için AK Parti’nin seçim barajını düşürmesi çağrısında bulunuyor. BDP’nin 30 Kürt, 30 Türk milletvekiliyle Meclis’e gelip Türkiye partisi olacağını, böylece muhalefet boşluğunun dolacağını savunuyor. “Bir ayağımız eksik.” sözünü bu nedenle kullanıyor. İkinci turda kritik maddelerde DTP’li bazı vekillerin Meclis’e girip pakete destek vermesi bekleniyor. Özellikle Ufuk Uras, pakete her ne olursa olsun destek vereceği kulislerde söylüyordu.

AK Parti milletvekilleri, fire verme riski taşıyan vekillerin etrafında âdeta bir çember oluşturdu. Muhalefet de AK Partililerin ‘hayır’ oyu vermesi için karşı ataklar yaptı. Reha Çamuroğlu, Başbakan ile görüşüp pakete destek vereceğini iletti. AK Parti milletvekillerinden Yusuf Ziya İrbeç, pakete karşı olduğu iddia edilen isimlerden biriydi. Parti yönetimi maddelerden birinde parti adına konuşma hakkı vererek İrbeç’in tutumunu olumluya çevirdi. Pakete ‘yamalı bohça’ benzetmesi yapan Zekai Özcan ise parti içinden ‘delikanlı ol’ gibi sözlerle tepki alınca istifa etti. Ancak Özcan, AK Partililere pakete ‘evet’ oyu verdiğini söylüyor. CHP’li Mehmet Sevigen ise parti içinde pakete destek vereceği konuşulan Eşref Erdem’i ikna etmek için sıkı markaj uygulayanlardan biriydi. Baykal’a yakın isimlerden Sevigen, DSP’li vekillerle de yakın temas içindeydi. Tayfun İçli de bağımsız milletvekillerine sıkı markaj uyguluyor.

CHP’nin paketin Meclis’ten geçmesi durumunda referandumdan önce Anayasa Mahkemesi’ne gitme yolu da belli oldu. CHP 110 imzayı bulabilmek için DSP’lilerden imza sözü aldı. Paketin ilk turu bu çarşamba tamamlanacak, ikinci tura ise cuma günü geçilecek. Bu tur Mayıs’ın 5’ine kadar tamamlanacak. Cumhurbaşkanı’nın bir hafta gibi bir sürede onaylaması hâlinde paket Temmuz’un 11 veya 18’inde (iptal edilmezse) halkın önüne konacak.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün mayıs ayındaki onayından sonra, değişiklik için bir sıra numarası verilecek. CHP bu sıra numarası ile Anayasa Mahkemesi’ne gidip paketin iptali için başvuracak. Ancak Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın “Kesinleşen bir değişiklik yok.” diyerek bu başvuruyu kabul etmeyeceği tahmin ediliyor. Şimdiden muhalefet başvurunun altyapısını oluşturmaya başladı. Usul açısından paketi iptal ettirmeye çalışan CHP, bunun için bir dosya hazırlıyor. Bazı AK Partili milletvekillerinin gizli oylamayı açık hâle getirip oyunun rengini belli ettiğini, bunun da usule aykırı olduğunu öne süren CHP, kamera kayıtlarını istedi. Meclis çalışmalarının duyurulmadığı iddiası da usul dosyasında kendine yer bulacak. CHP bu süreçten seçim stratejisini de çıkardı. Seçimi “Tayyip’i istiyor musunuz istemiyor musunuz?” oylamasına dönüştürecek.

Muhalefet başkanlık sistemi tartışmalarından yola çıkıp ‘tek adam diktası’ gibi eleştirilerle bunun zeminini hazırlıyor. MHP ise ‘AK Parti, PKK iş birliği’ iddiasını işlemeye hazırlanıyor. Seçmene sandıktan iktidar çıkmaları hâlinde AK Parti’den bunların hesabının sorulacağı mesajını verecekler. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Anayasa değişikliğinin konuşulduğu günlerde başkanlık tartışmalarını neden gündeme getirdiğini AK Parti’nin bazı kurmayları da anlayamamış, muhalefetin bunu kullanacağını düşünüyorlar.

Bazı AK Partililer Ahmet Türk ve Taner Yıldız’a yapılan yumruklu saldırı ile terör olaylarının yeniden baş göstermesinin de bu muhalefetin parçası olduğunu, bir yerden bu derin güçlerin harekete geçirildiğini konuşuyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bu saldırıların organize olabileceğine dair izler olduğunu söylüyor. Görünen o ki, anayasa değişikliğinin konuşulduğu her gün teyakkuzda beklenecek.