|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
GÜNCEL

Hakiki Volkan Turizm!

26 Nisan 2010 / HASAN CÜCÜK
İzlanda’da patlayan volkan, en çok kara, demir ve deniz yolu ulaşımını etkiledi. Taksiler ülkeler arası çalıştı. Bir Türk taksici, Odense-Madrid (5 bin km) arasında yolcu taşıyıp rekor kırdı.

Atlas Okyanusu’nun kuzeyindeki İzlanda, son iki yıldır dünyanın gündeminden düşmüyor. 320 bin nüfuslu bu ada ülkesi, 2007’ye kadar dünyanın en refah ülkesi olarak kayıtlara geçiyordu. İşsizlik oranı yüzde 1 olan İzlanda, 2008’de tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizle âdeta iflasın eşiğine geldi. Finans kuruluşlarının işgali altındaki ülkenin, 12 milyar doları aşan gelirine karşılık 100 milyar dolardan fazla iç ve dış borcu vardı. Başbakan Haarde’nin vatandaşlarına hitap ettiği televizyon konuşmasında, finans kuruluşlarının kâr etmek için ülkeyi iflasın eşiğine getirdiğini söylemesi, halkta panik havası oluşturdu. Marketlere akın eden halk, gıda ürünleri stoklamaya başladı. Ülkenin para birimi İzlanda Kronu devalüasyona uğrayıp yüzde 35 değer kaybetti. Halk, parasını çekmek için bankalarda kuyruk oluşturdu. Bu güvensizlik ortamında ülkenin üç büyük bankası iflas etti. İflasların devlete maliyeti tam 14 milyar dolar. ‘Ateşin buzla dans ettiği’ bu refah ülkesi, sadece iki yıl içinde eski günlerini mumla arar bir pozisyona düştü.

Küresel mali krizin yaralarını yavaş da olsa sarmaya çalışan İzlanda, 14 Nisan’da dünyanın gündemine tekrar geldi. Bu kez kriz, mali değildi. Eyyafyallayöküll buzulunun altındaki volkanın 190 yıl aradan sonra tekrar harekete geçmesinin tüm dünyayı etkileyeceği pek tahmin edilmiyordu. 1821’den sonra 20 Mart’ta tekrar aktif hâle gelen yanardağda belirli aralıklarla patlamalar oldu. 14 Nisan’da gerçekleşen büyük patlamadan sonra ortaya çıkan kül bulutunun ‘görüş mesafesini engellemesi ve uçak motorları için büyük tehlike oluşturması’ üzerine ilk olarak uçuşların İzlanda üzerinden yapılması askıya alındı. Ardından İngiltere, İskoçya, Norveç ve İrlanda’nın hava sahaları uçuşlara kapatıldı. Kısa sürede bu ülkelere Danimarka, İsveç, Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda eklendi. Ülkelerine ya da şehirlerine dönemeyen on binlerce yolcu mağdur oldu. Avrupa’da günlük 28 bin uçuş yapıldığı hesaplandığında olayın boyutu daha net ortaya çıkıyor.

Telaffuzunun zorluğu ve yazılışının karmaşıklığından dolayı haberlerde Eyyafyallayöküll adı pek geçmedi. Bunun yerine “İzlanda’da patlayan volkan” ibaresi daha uygun görüldü. Eyyafyallayöküll, Adadağları Buzulu demek. İzlanda’nın en tehlikeli volkanı kabul edilen Katla’dan 10 kat küçük olan Eyyafyallayöküll bölgesi, tarıma ve hayvancılığa elverişli olmasıyla biliniyor. Bölgenin nüfusu 1703’te 1100 civarındayken, bugün sadece 300. Çiftçiler yanardağın harekete geçmesiyle zararı en aza indirmek için hayvanları kapalı yerlere aldı. Her yıl havaların ısınmaya başladığı bugünlerde çayırlar hayvan ve çan sesleriyle dolarken, yanardağın faaliyete geçmesi üzerine bölge sessizliğe büründü. Televizyonların bölgeden son kaydettiği görüntü ise beyaz yünlü koyunların yerini kül renkli koyunların almasıydı.

Eyyafyallayöküll, en büyük zararı İskandinav ülkeleri Danimarka, İsveç ve Norveç’e verdi. Volkanın kül bulutları, rüzgârın etkisiyle kısa sürede bu ülkelerin hava trafiğini felç etti. Kül bulutlarının 15 Nisan’da İskandinavya’nın hava sahasına ulaşmasıyla bu ülkelerde panik başladı. Kül bulutundan dolayı uçuşlar yavaş yavaş askıya alınırken, uçmak için havaalanına gelen yolcular saatlerce beklemek zorunda kaldı. Elinde biletiyle saatlerce bekleyen yolculara kötü haber akşam saatlerinde geldi. Danimarka, İsveç ve Norveç, hava sahasını uçuşa kapattı. Ümidin yerini çaresizlik alırken, check-in yaptırmış yolcular biletlerini tehir ettirmek için hava yolları bürolarında uzun kuyruklar oluşturdu. Asıl zorluğu ise turistler yaşadı. İskandinavlar evlerinin yolunu tutarken, turistler için otel seçeneğinden başkası yoktu. Uçuşların iptal edilmesiyle talep patlaması yaşayan oteller ise tam bir karaborsa kurnazlığı yapıp ücretleri 4-5 katına yükseltti. Kopenhag, Oslo ve Stockholm’deki oteller talep patlaması karşısında tarihlerinin en kârlı dönemini yaşadı. Yakın ülkelere gidecek turistler tren ve deniz yolunu tercih ederken, uzak ülkelerden gelenlerin imdadına taksiler yetişti. Trenlerde yer bulmak imkânsız hâle geldi, feribotlar normal zamanların 10 katı fazla taleple karşılaştı.

Kül bulutlarının etkisinin birkaç günde geçmeyeceğinin ortaya çıkmasıyla havaalanları terk edilmiş bölgeye dönüştü. Sadece güvenlik elemanlarının bulunduğu havaalanlarında neredeyse elektrik düğmelerinin üzerine ‘son çıkan ışıkları söndürsün’ yazılması kalmıştı. Havaalanlarının ‘ıssız binalar’ görüntüsüne bürünmesinde idarelerin işini iyi yapması önemli rol oynadı. Hava meydanlarının idaresi, ‘uçuşlar şu saate kadar ertelenmiştir’ açıklamasını yaptıktan sonra, son veriler ışığında, daha önce belirtilen sürenin bitimine saatler kala yeni ertelemeyi de vaktinde duyurdu. Düzenli bilgi akışı sayesinde hiçbir yolcu havaalanına gidip gereksiz yere bekleme durumunda kalmadı. Tabii her yeni erteleme, hava yolu şirketleri için milyonlarca dolarlık zarar anlamına geliyordu. Son yıllarda sürekli zarar ederek iflasın eşiğine gelen İskandinavya Hava Yolları SAS’ın zararının günlük 20 milyon avro olduğu açıklanırken, şirket hükûmete baskı yaparak uçuş yasağının kaldırılmasını istedi. Ancak ‘önce insan’ faktörü devreye girince SAS ve diğer şirketlerin bu baskısı kabul görmedi.

Uçaktan ümidini kesen zengin iş adamları, cüzdanlarına güvenip yüzlerce kilometreyi taksi ile katetmeyi tercih etti. İlk günler Kopenhag’dan 700 kilometre uzaklıktaki Stockholm’e ve 450 kilometre uzaklıktaki Hamburg’a yolcu taşıyarak hayatlarının volisini vuran taksiciler basına yansıdı. İlerleyen günlerde bu şehirlere Brüksel, Köln, Milano, Roma ve Berlin eklendi. En uzun mesafeye yolcu taşıma ise bir Türk taksiciye nasip oldu.

Danimarka’nın dünyaca ünlü masalcısı Hans Christian Andersen’in şehri Odense’de taksicilik yapan Mustafa Çorap, meslekte henüz bir buçuk yılını doldurmuş. Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Kozanlı beldesinden olan Çorap, Danimarka’da geçimini taksicikle sağlayan yüzlerce Türk’ten biri. Mustafa Çorap, 17 Nisan Cumartesi gününün ilk saatlerinde, yani gece bir sularında iki Amerikalının kendilerini İspanya’nın başkenti Madrid’e götürmesini istediğinde önce tereddüt etmiş. Yıllarca tır şoförü olarak Avrupa’nın değişik ülkelerine giden Çorap, Madrid denince hemen Türkiye ile kıyaslamış. Yolun uzunluğunun 2 bin 300 kilometre olduğunu duyunca ‘ürperdim’ diyen Çorap, hemen en yakın arkadaşlarından Nihat Özkan’ı aramış: “Çünkü tek şoförle bu yolu katetmek çok zordu.”

Peki, bu kadar uzun yolculuğun ücreti nasıl belirlenmiş? Pazarlık yapılmış mı? Yoksa taksimetre ne yazarsa razı mı olunmuş? Mustafa Çorap’ın bağlı bulunduğu taksi şirketi, gün içinde Köln’e kilometresi 7 krondan bir yolcu göndermiştir. Çorap, hem gecenin ilerleyen saati hem de yolun uzunluğu nedeniyle 7 kron yerine 10 kron talep etmiş. Amerikalı yolcular itiraz etmemiş ve uzun yolculuk başlamış. Yolda sadece benzin almak ve yemek için mola vermişler. İki şoförle hiç durmadan 25 saat süren yolculuk sonunda Amerikalılar Madrid’e ulaştırılmış. Yol ise 2 bin 300 değil, 2 bin 500 kilometre çıkınca taksi ücreti olarak 25 bin kron (yaklaşık 6 bin 600 TL) almışlar. Gece saat ikide de otele gidip yatmışlar.

Mustafa Çorap’ın Madrid’e yolcu götürdüğü haberi, Odense’de yayımlanan yerel Fyens Stiftstidende gazetesine çoktan ulaşmış. Gazetenin editörlerinden biri ise kül bulutu engelinden dolayı Hawaii’den Kopenhag’a dönemeyince Portekiz’in başkenti Lizbon’a uçmak zorunda kalmış. Gazete, Çorap’la irtibata geçerek dönüşte editörü de getirmesini istemiş. Lizbon’dan Madrid’e taksiyle gelen gazeteciyle buluşan Mustafa Çorap, Madrid Havaalanı’na da uğrayarak “Danimarka, Danimarka!” diye bağırmış. Şili’den gelen bir Danimarkalı bu çağrıya karşılık verince yeniden yola düşmüşler. 5 bin kilometrelik gidiş-geliş yolunu tam 52 saatte alarak yeniden Odense’ye dönmüşler. Bir buçuk yıllık taksici Mustafa Çorap’ın daha önceki en uzun turu, Odense’den Kopenhag Havaalanı’naymış (160 km). Çorap’ın Madrid Havaalanı’nda gördüğü manzara ise yürek burkucudur. Parası biten turistler acınacak bir hâlde çaresizce havaalanında beklemektedir.

Danimarka basını, bir iş adamının İstanbul’a taksi ile gitmek için 4X35 adlı taksi şirketini aradığını, ücretin 50 bin kron olduğunu duyunca ‘ben sizi ararım’ dediğini yazmasına karşılık, ilerleyen günlerde bu yolculukla ilgili herhangi bir gelişme olmadı. Hâl böyle olunca, volkan sayesinde en uzun mesafeye yolcu taşıyan taksi şoförü, Mustafa Çorap oldu.

Kül bulutlarının çaresiz bıraktığı isimlerden biri de Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg’di. Washington’da yapılan Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılan Stoltenberg, New York üzerinden ülkesine dönmeyi planlıyordu. Teknolojiyle arası oldukça iyi olan Stoltenberg, Apple’ın yeni piyasaya sürdüğü tablet bilgisayar İPad’den almayı ihmal etmedi. Ancak kül bulutlarından dolayı Norveç hava sahası uçuşlara kapatılınca çaresizce otelde beklemeye başlayan Norveç Başbakanı, ülkeyi iki gün otel odasından yönetti. New York’tan Madrid’e uçmak için geldiği havaalanında İPad’iyle görüntülenince adı kısa sürede ‘İPad Jens’e çıktı. New York’tan Madrid’e, Madrid’den Zürih’e uçan Stoltenberg, Oslo’ya 20 saat süren bir yolculuktan sonra ulaştı. Yol boyunca Facebook ve Twitter’deki arkadaşlarıyla yazışan, bakanlarıyla irtibat kuran Stoltenberg’in bu davranışı ‘ülke güvenliğini tehlikeye atıyor’ eleştirilerini getirdi.

Kül bulutlarından etkilenip kara yolunu tercih eden bir başka isim ise NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’di. Ülkesine birkaç günlüğüne gelen Rasmussen, uçuşların iptaliyle pazartesi günü mesaisine yetişmek için Kopenhag’dan Brüksel’e kara yoluyla gitti.

16 Nisan’da 70 yaşına giren Danimarka Kraliçesi Margrethe’nin masalımsı doğum günü kutlamasına da volkanın gölgesi düştü. Birçok ülkenin kralı, kraliçesi, prensi ve prensesi kül bulutundan dolayı Kraliçe’nin doğum gününe iştirak edemedi. Yakın akrabası İsveç ve Norveç hanedanı üyeleri ise Kopenhag’a kara yoluyla geldi. Hollanda Kraliçesi Beatrix, Veliaht Prens Willem Alexander ve eşi Prenses Maksima ise Kopenhag’a trenle ulaştı.