|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
DOSYALAR

Yitik kuşak 12 Eylül’le hesaplaşacak netekim!

22 Mart 2010 / MEHMET BAKİ
Türkiye, 12 Eylül’e yargı yolunun açılmasını tartışırken, yıllardır bunun için mücadele eden darbe mağdurları sessizliklerini bozdu netekim! Darbenin hem sağcı hem de solcu mağdurları, dokunulmazlık zırhının kaldırılması durumunda ihtilalci generallere dava açacaklarını söylüyor.

AK Parti hükûmetinin Meclis’e getirmek istediği Anayasa değişikliğinde ‘sürpriz bir düzenleme’ çıktı. İktidar partisi, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen Anayasa’nın geçici 15. maddesini kaldıran düzenlemeyi de pakete soktu. Aslında tam da muhalefetin istediği bir adım atıldı! Zira özellikle CHP lideri Deniz Baykal, Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) davası başladığından beri hükûmete yönelik eleştirilerinde ‘önce 12 Eylül’ü yargıla’ söylemiyle dikkat çekiyordu. MHP Genel Başkanı da benzer şeyleri dile getiriyordu. Ancak ne hikmetse her iki liderden de pakete destek vermeyecekleri mesajı geldi. İçine düştükleri bu siyasi çıkmaz ve çelişkiden nasıl kurtulacakları merak edilirken; 12 Eylül’ün mimarı Kenan Evren’in ‘Bu işi yargıya bırakmam, intihar ederim’ dediği ve ‘dokunulmazlık zırhı’ olarak görülen geçici 15. maddenin kaldırılması, aslında sadece iktidar partisi için değil, muhalefetin önünde de bir ‘demokrasi sınavı’ olarak duruyor.

Hükûmetle muhalefeti karşı karşıya getiren bu düzenleme, hukukçuları da böldü. Bazı hukukçulara göre 15. madde kaldırılsa bile zaman aşımından (20 yıl) dolayı darbecilere dava açmak mümkün değil. Bu iddiaya karşı çıkan ve 12 Eylül ihtilalcisi Kenan Evren’e dava açtığı için meslekten men edilen eski savcı Sacit Kayasu, darbenin bir insanlık suçu olduğu, bu tür suçlarda zaman aşımının söz konusu olmadığı fikrini savunuyor. Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı hukukçu Nejat Kandal da aynı görüşte: “TCK’da insanlık suçları için zaman aşımı söz konusu değil. Zaten AİHM’in de insanlık suçlarında zaman aşımı olamayacağına dair hükmü var.”

Anayasa’nın geçici 15. maddesinin kaldırılması, hukuki olarak bir anlam ifade etmese dahi toplumdaki karşılığı oldukça önemli. Zira 12 Eylül’de cezaevine düşen, insanlık dışı işkencelere maruz kalan binlerce insan, yıllardır ‘darbeciler yargılansın’ diye bağırıyor, bu beklenti ile her yıl sokaklara dökülüyor. Üstelik darbeye giden süreçte birbirine silah sıkan ülkücüler ve solcular, bugün ortak bir paydada buluşmuş durumda. Çünkü 12 Eylül mağduru olarak yıllardır aynı amaç için mücadele ediyorlar. Dolayısıyla geçici 15. maddenin kaldırılması ve darbecilere yargı yolunun açılması, şüphesiz en çok onları sevindirecek.

YARGI YOLU AÇILIRSA

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ

Celalettin Can, darbecilerin yargılanması için 10 yıldır mücadele eden isimlerden biri. 12 Eylül öncesi Dev-Yol’un liderliğini yapan Can, 19,5 yıl cezaevinde yattı. 1999 yılında cezasını tamamlayıp çıktığında ‘en çok işkence gören solcu’ unvanına sahipti. Gençliğini geçirdiği zindanlar ona birçok gerçeği gösterdi. Bu yüzden dışarı çıkar çıkmaz ilk yaptığı iş, kendi kuşağını bir platformda toplamak oldu. 78’liler Girişimi’ni kurarak onların haklarını geri almaya çalıştı. 2004’te kısmen bunu başardı. AK Parti Milletvekili Eyüp Fatsa’nın desteği ile 78’lilerin kamu yasakları kaldırıldı ve vatandaşlık hakları Meclis kararı ile iade edildi. Aslında bu süreçte etrafına topladığı sol kesimle sürekli meydanlardaydı. 78’liler Girişimi, 12 Eylül darbecilerinin yargılanması için her yıl mitingler, festivaller, seminer ve konferanslar düzenledi. Bu etkinlikler ciddi bir kamuoyu da oluşturdu.

Devrimci kuşağın önemli simalarından biri olan Can, yıllardır verdikleri mücadelenin artık sonuçlanmasını istiyor. Bu yüzden AK Parti’nin anayasa değişikliğine destek veriyor. Bu değişikliğe karşı çıkan CHP’nin tavrını normal karşılıyor. Ona göre CHP, sosyal demokrat değil, devletçi bir parti. 2004’te geçici 15. maddenin kaldırılması için CHP’li yöneticilerle görüştüklerini, ancak ‘sabıkalı’ muamelesi gördüklerini anlatıyor. Ana muhalefet partisinden bir destek görmediklerini ifade eden Can, AK Parti iktidarının bu ülke için çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyor. Bunun nedenini ise şöyle özetliyor: “Ergenekon operasyonu ile Türkiye’de darbe rejimleri sorgulanmaya başlandı. Darbelerle hesaplaşma talebi ortaya çıktı ve darbe rejimleri giderek ülkenin toplumsal ve siyasal hayatından siliniyor. Bunun yerine her alanda bir demokratikleşme çabası söz konusu.” 78’liler girişimi sözcüsü, bu görüşleri dile getirirken ilginç bir noktaya da dikkat çekiyor. AK Parti döneminde darbe yapmayı planlayanların bugün ETÖ kapsamında yargılandığını hatırlatan Can önemli gördüğü bu noktayı şöyle açıklıyor: “Bu durum sol kesimde  ‘AK Parti kendi darbecilerine tavır alıyor ama başkasının darbecilerine sessiz kalıyor.’ şeklinde bir algıya neden oluyor. Özellikle CHP’nin dile getirdiği bu iddia 12 Eylülcülere yargı yolunun açılması ile çürüyecek. Eğer 15. madde kaldırılırsa sol kesimden AK Parti’ye önemli bir destek de gelir.”

Can, Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi durumunda darbecilerin yargılanması için 78 kuşağı olarak suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ediyor. Ancak darbe rejimi ile hesaplaşmak için sadece 12 Eylülcülerin yargılanmasının yeterli olmadığı görüşünde. Ona göre Meclis çatısı altında da 12 Eylül Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu’nun kurulması gerekir. Bunun gerekçesini ise şöyle anlatıyor: “1970’li yıllarda dış güçlerin de etkisiyle sağ-sol çatışması altında Türkiye bir istikrarsızlaştırma sürecine sokuldu. Bunun bedeli de binlerce gencin ölümü, sakat kalması ve işkenceler oldu. Darbenin olgunlaşması için yapılan bütün provokatif olaylar araştırılmalı. 1 Mayıs, Maraş, Balgat ve Bahçelievler katliamları gibi o süreçte gerçekleştirilen kanlı eylemlerin gerçek yüzleri ortaya çıkarılmalı.”

Darbecilere yargı yolunun açılmasını isteyen diğer bir isim de Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Nejat Kandal. Federasyon olarak AK Parti’nin Anayasa değişikliğine destek verdiklerini söyleyen Kandal da 12 Eylül mağduru. İhtilal öncesi bacağına aldığı bir kurşunla sakat kaldı. O da birçok mağdur gibi cezaevinde işkence gördü. Ona göre 30 yıl sonra olsa bile Türkiye’nin darbecilerini yargılayacak bir noktaya gelmesi önemli bir gelişme. Kandal, sadece 12 Eylül’ün değil, 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın ve 28 Şubat’ın da yargılanması gerektiğini düşünüyor. Federasyon olarak taleplerini ise şöyle sıralıyor: “Darbe anayasası kaldırılsın. Darbe ve darbecileri övenler, suçu ve suçluyu övmekten yargılansın. Darbe marifetiyle seçilen Kenan Evren, Cemal Gürsel ve Cevdet Sunay’ın cumhurbaşkanı unvanları geri alınsın. Darbede görev alan bütün rütbelilerin rütbeleri geri alınsın. Darbecilerin mal varlıklarına el konulmalı, başta idam edilenler olmak üzere bütün mağdurlara tazminat ödenmeli. YÖK ve MGK gibi darbe kurumları kaldırılsın. Darbelere zemin hazırlayan TSK İç Hizmetler Kanunu’nun 35. maddesi kaldırılmalı.”

2004’ten beri darbecilerin yargılanması için mücadele ettiklerini anlatan Kandal, geçici 15. maddenin kaldırılması durumunda federasyon olarak 12 Eylülcülere dava açacaklarını söylüyor. Topluma karşı işlenen suçların cezasız kalmaması gerektiğini ifade ederek iktidar partisine şu mesajı veriyor: “Açılım konusunu çok önemsiyorum. Demokratikleşme sağlanamazsa darbeci zihniyet devam eder.”

ÜLKENİN BAŞINA BELA OLAN

DARBECİLER CEZASINI ÇEKMELİ

İhtilalcilerin yargılanmasını sadece sol kesim değil ülkücüler de istiyor. Özellikle BBP’nin Genel Başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, son yıllarda milliyetçi camiada ciddi bir 12 Eylül hesaplaşmasının başlamasına önayak olmuştu. Yazıcıoğlu gibi birçok arkadaşı da bu hesaplaşma içindeydi.

12 Eylül öncesi ülkü ocakları genel başkanlığını yapan Hasan Çağlayan, bu isimlerden biri. İhtilalden önce girdiği cezaevinden çıkınca Yazıcıoğlu ile birlikte ülkücü mağdurlara yardım etti. Daha sonra BBP’den milletvekili seçilerek Meclis’e girdi. Çağlayan, yarım asır geçmesine rağmen toplum vicdanında hâlâ darbe yaralarının olduğunu ve bunun giderilmediğini düşünüyor. Bu yüzden 12 Eylül’e yargı yolunun açılmasına destek veriyor: “Derin acılara neden olan, suçsuz insanları yargılayan ve zulmün başını çeken ihtilalcilerin hesap vermelerini istemek en tabii hakkımızdır. En azından adalet yerini bulacak ve mazlumların acıları bir nebze olsa da dinecek.”

1960’tan bu yana ülkenin başına bela olan darbe zihniyetinin mahkûm edilmesi gerektiğinin altını çiziyor Çağlayan. Demokratikleşme yolunda ilerleyen Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşerek düze çıkabileceğini söylüyor. ETÖ davasıyla böyle bir sürecin başladığını ifade ederek şöyle devam ediyor: “Bu milletin her dönemde çektiği sıkıntıları kendine dert edinen bir insanım. 12 Mart’ın sıkıntısını çektim, 12 Eylül’ü iliklerime kadar yaşadım. 28 Şubat sürecinde baskının en çok yaşandığı Meclis’te milletvekiliydim. Postmodern darbenin en çirkin yönlerine bizzat Meclis çatısı altında tanık oldum. Demokrasiyi askıya alan ve topluma büyük acılar yaşatan darbe aktörleri hak ettiği cezayı çekmeli.”

 

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİNDE NELER VAR?

 

AK Parti, mart sonuna kadar Meclis’e getirmeyi düşündüğü Anayasa değişikliği paketine son şeklini verdi. Hukukçu kurmayları ile bir araya gelen Başbakan Erdoğan’ın onayından sonra paket, muhalefet partilerine iletilecek. Değişiklikte HSYK’nın üye sayısının artırılması, parti kapatmanın zorlaştırılması, askerlere sivil yargı yolunun açılması gibi önemli düzenlemeler yer alıyor. Bazı rötuşların yapılabileceği pakette şu başlıklar var:

HSYK’NIN YAPISI DEĞİŞİYOR: Yargıdaki sorunların en önemli kaynağı olarak görülen HSYK’nın geniş tabanlı temsil esasına göre yeniden yapılandırılması sağlanacak. Buna göre kurulun üye sayısı 7’den 21’e çıkarılacak. Yargının tümünün temsili için birinci sınıf hâkim ve savcılar da üye olarak seçilebilecek. Ayrıca Danıştay ve Yargıtay’ın dışında cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi de üye atayabilecek. Üç daireden oluşması planlanan kurulda adalet bakanı ve müsteşarı üye olarak kalmaya devam edecek. Kurulun verdiği kararlara yargı yolu açık olacak.

ASKERE SİVİL YARGI YOLU AÇILIYOR: Askerî mahkemelerin görev tanımı yapılarak sadece görev suçlarına bakmaları sağlanacak. Askerler, görevi dışındaki suçlarda sivil mahkemelerde yargılanacak.

PARTİ KAPATMALARINDA VENEDİK KRİTERİ: Siyasi parti kapatma davalarında Venedik Kriterleri uygulanacak. Partilerin kapatılmaları için şiddete karışmış olmaları şartı aranacak.

YAŞ KARARLARINA YARGI YOLU: Yıllardır birçok mağduriyetin yaşanmasına neden olan YAŞ kararlarına yargı yolu açılacak. TSK’dan ihraç edilenler bu kararlara karşı dava açabilecek.

OMBUDSMANLIK: Kamu denetçiliği sistemi anayasaya girerek uygulamaya sokulacak.

KADINLAR İÇİN POZİTİF AYRIMCILIK: Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık öngörülürken, çocukların korunması için de bir düzenleme hayata geçirilecek.