| KÜLTÜR |
Topkapı Sarayı, 380 yıl boyunca her biri tarihe not düşülen olaylara şahitlik etti. Cihanı etkileyen nice karar burada alındı. Bazen kanlı iktidar kavgaları ve iç çekişmeler yaşandı kanatlarının altında.
Osmanlı Devleti yıkılırken bile dimdik ayaktaydı ama Cumhuriyet döneminde siyasî ve bürokratik hoyratlıklardan bir türlü yakasını kurtaramadı. Müştemilattaki yapılar, okul, hastane, postane, askerî depo ve askerî yurt gibi alakasız amaçlarla kullanıldı. Yetmedi, lüzumsuz inşaatlarla kendine has mimarisine hançer indirildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı birkaç yıl önce Saray’da atılacak adımlara dair çalışma başlattı. Başta Topkapı’yı çevreleyen surların temizlenmesi, tüm binaların Bakanlık uhdesine alınması ve hâlihazırda 50 depoda muhafaza edilen 80 bine yakın eserin buralara yerleştirilmesi kararlaştırıldı.
Millî Eğitim, Sağlık, Ulaştırma bakanlıkları ve Tarih Vakfı kullandıkları yerleri boşalttı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) de aynı yönde bir hareket bekleniyor. Ancak TSK karara açıktan karşı çıkmasa da, aheste tavırlarıyla projeyi sekteye uğratıyor. Çalışmalar tamamlandığında ortaya muazzam bir tablo çıkacak.
İstanbul’un fethinden 25 yıl sonra, 1478’de inşa edilen Saray, Fatih Sultan Mehmed’den itibaren sultanların ikametgâhı ve devletin idare merkeziydi. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe’ye taşınana kadar da bu durum devam etti. Çoğu kişi için Topkapı, salt bugünkü ziyaret alanından ibarettir. Oysa bilinenden hayli geniş. Sur-u Sultanî diye adlandırılan duvarlar asıl hudutları belirler ki, kara bölümünde Gülhane Parkı, deniz tarafındaysa eski Zührevi Hastalıklar Hastanesi’ne uzanan hat ortaya çıkar. Ana giriş Ayasofya arkasındaki Sultan III. Ahmed Çeşmesi’nin karşısına denk gelen Bâb-ı Hümâyûn’dur (Saltanat Kapısı) ve Alay Meydanı isimli birinci avluya açılır. Diğer kapılar sırayla Divan Meydanı’na bakan Bâb’üs Selâm (Orta Kapı) ve Enderûn Avlusu’na girilen Bâb’üs Saade’dir.
Gelelim Sur-u Sultanî projesiyle hedeflenenlere… Zeynep Sultan Camii’ne bakan Gülhane Kapısı’ndan komplekse girince sol tarafta sizi Alay Köşkü karşılar. Padişahların resmî geçitleri izlerken kullandığı bina hâlihazırda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü makamı. Proje dâhilinde restorana dönüştürülmesi gündemde ancak nihai karar verilmedi. Birinci Avluya çıkan yokuşun sağ yanı Darphane-i Âmire yapıları. Yıllarca Tarih Vakfı ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nce kullanılmış. Çalışmalar sayesinde ilki taşınmış; ancak ikincisi hâlâ burada. Yolun sol tarafında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü var. Birinci avluya uzanan yolun üst kısmında 1987’de inşa edilen çarpık bina bulunuyor ki tarihî bir sarnıcın üzerinde. Süreç içinde yıkılacağı dillendiriliyor. Alay Meydanı’na vardığınızda Aya İrini’ye komşu vaktiyle lojman amacıyla değerlendirilen Dış Karakol binası mevcut. Geçirdiği tadilatın ardından şimdi restoran.
Tabir yerindeyse kurumlar arası çekişmeye yol açan yapılar ise deniz tarafında. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan devralınan Matbaa Meslek Lisesi güçlendirildikten sonra depo hâline getirilecek. Saraydaki malzemenin tamamı buraya taşınacak. İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, aktarımın ziyarete kapalı çoğu bölümün açılmasını sağlayacağını söylüyor: “Topkapı’nın kendi başlı başına ziyaret mekânı zaten.” Okulun karşısındaki üç katlı Matbaa-i Amire’yse teşhir alanına çevrilecek. Girişte padişah arabaları, ikinci katta silahlar yer alacak. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü son kata taşınmış bile. Bitişikteki tek katlı yapılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Konservasyon Müdürlüğü’ne tahsis edilecek. Daha aşağıdaki Gülhane Askerî Tıp Akademisi’ne (GATA) ismini veren hastane binalarının, restorasyon sonrası otele dönüştürülmesi planlanıyor. Denize yakın eski Zührevi Hastalıklar Hastanesi ve yanındaki deniz feneri içinse butik otellik dillendiriliyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nce kullanılan ‘Kimyahane’ adlı kısım da boşaltılacak. Bunlar çözüme kavuşan noktalar. Bir de askerin kontrolündeki alanlar var ki muğlaklık hâlen sürüyor.
Müştemilatta bölgeyi korumakla görevli askerler için Bâb-ı Hümâyûn girişinin sağında bölüm ayrılmış. Sonra MEB’in boşalttığı yerin aşağısında TSK Eğitim Vakfı’na ait Sarayburnu Öğrenci Yurdu var. Kız ve erkeklere ayrılan iki mekânın her biri 136’şar kişilik. Yine Gülhane Parkı’nda Birinci Ordu Komutanlığı’na bağlı Sarayburnu Askerî Gazinosu, Millî Savunma Bakanlığı İç Tedarik Komutanlığı Bölge Başkanlığı’na bağlı bot ve battaniyeyle dolu depolar var. Tahliyesi gereken bir başka noktaysa Sarayburnu’ndaki çay bahçesi. Ancak sahibi uyarılara rağmen çıkmak istemiyor.
Sur-u Sultanî projesinin bütçe sıkıntısı yok. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İstanbul Özel İdare Müdürlüğü kaynakları açmış durumda. Hâsılı sürecin sona ermesi için gereken, gün geçtikçe işgalci durumuna düşen kurumların Saray kompleksini en kısa sürede Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devretmesi.
Darphane-i Amire problemini ‘İmparatorluk müzesi’ çözer
Kamuoyuna yansıdığı üzere Tarih Vakfı’nın boşalttığı Darphane-i Amire binaları Topkapı Sarayı idarecileriyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nü karşı karşıya getiriyor. Saray Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya göre, mekân kendilerine verilmeli. Çünkü sarayın uzantısı. Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü ise depolarındaki doluluktan ve yer arayışından yakınıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da yapının Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne tahsisinden yana. Ona göre, burası sanayi arkeolojisine sahip. İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili’nin teklifiyse iki tarafı da uzlaştırabilecek nitelikte. Mevcut Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü binasının ‘İmparatorluk Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ ismiyle muhafaza edilmesi başka bir mekâna inşa edilecek yeni müze binasının da İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü adıyla çalışmalarını sürdürmesi: “Osman Hamdi Bey mevcut arkeoloji müzesini kurarken zamanın Osmanlı coğrafyasındaki tüm kazılardan çıkan parçaları buraya getirmiş. Şimdilerde de başta Marmaray şehrin birçok yerinde kazılar sürüyor ve yeni eserler bulunuyor. Depolar hâlâ doluyor. Zaten Darphane-i Amire binaları Arkeoloji Müzeleri’ne verilse dahi yeni bir alana ihtiyaç var. Kısacası mevcut Arkeoloji Müzeleri binası İmparatorluk Arkeoloji Müzeleri’ne dönüştürülsün ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri için de daha geniş ve kapsamlı depolara sahip yeni bir yer bulunsun ya da inşa edilsin.”
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||