|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
GÜNCEL

‘El birliğiyle’ facia

1 Mart 2010 / GÜRHAN SAVGI
Kömür ocaklarının ‘ekmeğini taştan çıkaranlara’ mezar olmamasının formülü; işveren, devlet, mühendis ve işçinin üzerine düşeni tam olarak yapması. Eğitimsizlik, kâr hırsı ve denetimsizlik ise en büyük problem.

Son aylarda üst üste gelen iki grizu patlaması sonucunda 32 maden işçisi hayatını kaybetti (Bursa-Mustafakemalpaşa’da 19, Balıkesir-Dursunbey’de 13), çok sayıda işçi de yaralandı. Metan gazı ile havanın karışımından oluşan grizu, baruttan 23 kat daha yanıcı. Dünyada ve Türkiye’de madencilik tarihi boyunca çok canlar yakan bu patlamaların önüne geçilemez mi? Konunun uzmanlarına göre, madencilik yapıldığı sürece patlamalar tamamen önlenemeyecek. Ancak en aza indirilmesi, alınacak tedbirler ve sektördeki herkesin tam bilinçlenmesiyle mümkün.

Şimdi, konunun uzmanlarının anlatımlarına göre, muhtemel bir patlamayı tasvir edelim. İşçiler çalışırken renksiz ve kokusuz bir gaz olan metan, ortama ani veya yavaş bir şekilde yayılıyor. Ortamdaki yüzde 12’den fazla oksijen, yüzde 4-15 arasındaki metanla karışıyor. Ancak bir de tutuşturucuya ihtiyaç var. Açık ateş, fazla ısınan yüzeyler, sürtünme veya elektrikle oluşan kıvılcımlar… Bunlardan biriyle maden âdeta cehenneme dönüyor. Sıcaklık 2 bin 650 dereceye çıkıyor.

İkinci ve üçüncü patlamaların ardından patlama noktasında yüksek bir basınç kuvveti ile ‘ileri şok’ olarak adlandırılan hava dalgası meydana geliyor. Gazların soğuması ve su buharının yoğunlaşması neticesinde düşen basınç ‘ters şok’ isimli ikincil bir etkiye yol açıyor. Bu ters şok, ileri şoktan daha zayıf olmasına rağmen daha yıkıcı etkiye sahip. Maden ocağı âdeta savaş alanına dönüyor ve yerin yüzlerce metre altında bir ölüm kalım savaşı başlıyor. Alevlere direkt maruz kalanlar feci şekilde can veriyor. Alevlerin ulaşamadığı bölümlerdekiler ise dışarı çıkma derdine düşüyor.

Böyle üzücü olayların yaşanmaması için öncelikle metan birikiminin önlenmesi, önlenemezse biriken metanın alev almasının engellenmesi ve son tedbir olarak da patlamanın yayılmasının sınırlandırılması gerekiyor. Bu üç başlık altında yapılacak çok sayıda iş bulunuyor.

Şüphesiz, maden ocağı faaliyete başlamadan önce yapılacak projenin kusursuz olması da çok önemli. Bu konuda devlete büyük görev düşüyor. İkinci aşamada ise projenin uygulamasının denetlenmesi geliyor.

Dünyada grizu patlamaları giderek azalırken, Türkiye’de 2000 yılından sonra bir artış gözleniyor. Devletin büyük ölçüde kömür üretiminden çekilmesi sonucu sektöre özel şirketler girdi. Öte yandan vatandaşa ücretsiz dağıtılan kömür sebebiyle özellikle 2002’den sonra kömür üretiminde artış oldu. Atıl durumdaki ocaklar tekrar çalışmaya başladı.

1995’te özel sektör madenlerinde çalışan işçi sayısı 10 bin 367 iken, bu rakam 2008’de 38 bin 492’ye çıktı. Aynı dönemde özel sektör işçilerinin sektördeki payı yüzde 40,5’ten yüzde 69,6’ya yükseldi. Kayıt dışı istihdam da hesaba katıldığında rakamların daha büyük olacağı muhakkak. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun istatistiklerine göre, Türkiye’de 2004-2008 dönemini kapsayan 5 yıllık sürede kömür madenciliği sektöründe toplam 30 bin 224 iş kazası meydana geldi. İşçiler arasında 2 bin 200 meslek hastalığı tespit edildi. Bu dönemde iş kazaları neticesinde 218 işçi öldü. 330 işçi de iş göremeyecek biçimde sakatlandı. Bu veriler, kömür madenciliği alanındaki iş kazası oranının, ülke genelindeki iş kazası oranından 10 ile 15 kat fazla olduğu anlamına geliyor.

Kömür madenciliği sektöründeki kazalarda dünyadaki yerimize baktığımızda ise karamsar bir tablo ortaya çıkıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, Avrupa kıtasında yer alan ülkelerde 2004-2006 yılları arasında iş kazasında hayatını kaybeden maden işçisi oranı yüz binde 20,15. Türkiye’de ise bu oran, yüz binde 92,47. Neredeyse Avrupa’nın beş katı… Türkiye’den sonra 2. sıradaki Portekiz’de bu oran yüz binde 43,67. Türkiye, 2000’li yıllar boyunca iş kazasında ölen maden işçisi oranının yüz binde 70’in altına hiç düşmediği tek ülke.

Dünyada madencilik sektöründe en önde gelen ülkeler ile Türkiye kıyaslandığında da benzer bir tablo görülüyor. Bu ülkeler arasında yer alan Kanada’da 2004-2006 ortalaması yüz binde 35, ABD’de yüz binde 27,33, Avustralya’da yüz binde 13,07.

Maden ocaklarında detaylı denetimi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapıyor. İş yeri güvenliği çerçevesinde yapılan denetimlerde yanmayan kablolar, kıvılcım atmayan motorlara kadar her türlü detay inceleniyor.

Madenlerle ilgili ilk elden yetkili kurum Enerji Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü. Genel Müdürlük’te, yer altı maden işletmeleri konusunda uzman denetim elemanı sıkıntısı yaşandığına dikkat çekiliyor. Daha önce Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK)’nda çalışmış az sayıda elemanla yer altı işletmelerinin denetiminin yapıldığını söyleyen üst düzey bir yetkili, bu elemanların da kurumlarından geçici bir statüyle görevlendirildiklerini anlatıyor.

GRİZU’YU EĞİTİM ÖNLER

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, çevreci kimliğinin yanı sıra tam bir kömür uzmanı. Editörlüğünü yaptığı Coal (Kömür) adlı kitapta, 61 ülkeden 52 yazar ve 157 bilim adamının yazıları yer aldı. 22 devlet veya hükûmet başkanı kitabın önsözünü yazdı. Coal kitabı bu özelliği ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Son grizu facialarını değerlendiren Prof. Dr. Kural, öncelikle kömürün yapısının her an sürprizle karşılaşmaya müsait olduğuna dikkat çekiyor: “Grizu, kömür madenciliğinde sorundur. Bir madende havadaki oranı yüzde 2’yi geçtiği zaman alarm çalmalıdır. Son kazanın yaşandığı Balıkesir’deki maden ocağı, ödül kazanmış bir yer olarak takdim edildi. O zaman bir yerde yanlış var. Acil metan çıkışına karşı da tedbirli olunmalıydı.”

Türkiye’de devletin kömür işletmelerini özel sektöre devrettiğine dikkat çeken Kural, görülen en büyük eksikliğin ise ucuz ve eğitimsiz işçilik olduğunu belirtiyor. Kural, “Biz dünyanın güçlü maden fakültelerinden biriyiz. Hizmete hazırız. Ancak madenlere eğitim için değil, kazalardan sonra bilirkişi olarak gidiyoruz. Tabii iş işten geçtikten sonra…” diyor.

Kural, özel sektördeki madenlerin sıkı denetlenmesi gerektiğini belirtiyor: “Bazı madenlerde mühendis isim olarak orada duruyor. İşçi çalışırken, meslektaşlarımız yukarıda çay, kahve içip televizyon seyretmemelidir. Çünkü her an bir sürpriz olabilir. Ani gaz çıkışına tedbir olarak çalışılacak yerde analiz yapılmalıdır. Yani kömüre kazma vurmadan yer altında ne var bilinmelidir. Bunun yöntemlerini meslektaşlarımız biliyor. Öte yandan yer altına giren işçilerden gelir vergisi alınmıyor. Onlar zor iş yapıyorlar, haklarıdır. Ama kurallara tam riayet etsinler.”

Orhan Kural, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın denetimlerde tavizsiz davranması ve yasal cezaları ertelemeden uygulaması gerektiğini de sözlerine ekliyor.

Türkiye’deki büyük grizu kazaları

 

Yıl       Yer                                         Ölü      Yaralı

1983    Zonguldak / Armutçuk          103      96

1990    Amasya / Yeniçeltek              68        2

1992    Zonguldak / Kozlu                 262      50

1995    Yozgat / Sorgun                     40        -