|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

MHP'de fetret devri

24 Mayıs 1997 / ERCAN YAVUZ
Coksesliliğe alışkın olmayan partilerde çıkan "aykırı" ilk sesler genelde yeni bir partinin de işareti olur. MHP'nin 1992'de yaşadığı gibi.
O tarihteki seslerin akort edilmesinden sonra şimdi aynı parti, çoksesliliği ilk denemesinde kaldıramadı.

MHP tarihi boyunca Alparslan Türkeş'e ciddi bir rakip çıkmadı. Arasıra yükselen cılız seslerse, Başbuğ'u karşısına almamak için büyük özen gösterdi. Ancak, l992 yılında yapılan Ankara İl Başkanlığı Kongresi'nde, öyle bir olay yaşandı ki, bu olay MHP tarihinin en ciddi muhalefeti olarak siyasi tarih sayfalarında yerini aldı. Kongrede Alparslan Türkeş, eski İl Başkanı Basri Erdem'in yeniden başkan seçilmesini istemiyordu. Bugün Büyük Birlik Partisi'nde siyasi hayatlarını sürdüren Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibi ise Basri Erdem'i destekliyordu. Divan Başkanlığı için yapılan seçimde Muhsin Yazıcıoğlu'nun adayı Mehmet Ekici'nin seçilmesinden sonra İl Başkanlığı'nı yeniden Basri Erdem kazandı. Ancak Türkeş, kongrenin feshedilmesini istiyordu. Bu karara karşı gelmek mümkün olmadığı için MHP Başkanlık Divanı'nda istifalar alındı. İş bununla kalsa kimsenin sesi çıkmayacaktı. Türkeş 15 dakika sonra Başkanlık Divanı'nı yeniden topladı. Türkeş fesih gerekçesini "Divan Başkanlığı'nda her türlü sahtekarlık" olarak açıklayınca Divan Başkanı Mehmet Ekici ve arkadaşları karara MHP tarihinin ilk muhalefet şerhini koydular. İl ve ilçeleri ile Ankara'nın bütün kongreleri feshedildi. Ancak ne hikmettir feshedilen kongrelerin hepsini yeniden eski başkanlar kazandı. Ama, bu hareket Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının MHP'den kopmalarına maloldu.

MHP'nin karizmatik lideri Alparslan Türkeş'in 4 Nisan akşamı vefatından sonra, Genel Başkanlık yarışı başladı. Başkan adaylarından Devlet Bahçeli, Ramiz Ongun, Muharrem Şemsek, İbrahim Çiftçi , Enis Öksüz, Yadigar Çortay ve Zekeriya Beyaz'ın Tuğrul Türkeş'e karşı birleşecekleri biliniyordu. Divan Başkanlığı için 49 il başkanının imzası ile Tuğrul Türkeş, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok'u aday gösterirken, diğer adaylar Erzincan Belediye Başkanı Talip Kaban üzerinde mutabakata vardı. Divan Başkanlığı seçimini Kaban kazandı.

Divan'daki ittifak Tuğrul Türkeş'in gözünü korkutmuştu. "Bindirilmiş kıtaların" desteğini arkasına alan Türkeş, ilk tur seçimlerinde tek başına en fazla oyu almıştı almasına ama diğer adayların ikinci turda da yapması muhtemel ittifaktan çekiniyordu. Zaten ilk turda Tuğrul Türkeş'in Divan Başkanlığı seçiminde Turgut Altınok'la elde ettiği 441 oyluk delege desteğini 412'ye düşürmesi karşı blokun gücünü ortaya koyuyordu. Türkeş, ilk tur seçimlerinden sonra yanına önce Muharrem Şemsek'i çekmeye çalıştı. Yapılan ikili görüşmede Türkeş, Şemsek'e teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini teklif edecekti ki pazarlığın yapıldığı odaya ilk önce İbrahim Çiftçi ardından Devlet Bahçeli girdi. Şemsek'in teklifi kabul etmesi mümkün değildi ama adaylar tedbiri elden bırakmak istemiyordu.

Tuğrul Türkeş, yaptığı konuşmada "Beşi birden üzerime geliyor" deyince, Genel Başkanlık seçimlerinde taraf tuttuğu için görevinden istifa eden Ülkü Ocakları eski Başkanı Azmi Karamahmutoğlu ve adamları devreye girdi. Karamahmutoğlu, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinden istifası pahasına daha kongreden günlerce önce Türkeş'i desteklediğini açıklamıştı. İkinci tur oylamaya geçilemeden arbede çıktı. Sandalyeler uçuştu, masalar devrildi, kabinler yıkıldı, kürsü indirildi, kısacası Karamahmutoğlu'nun deyimi ile "Hainler için illegalite" başladı. Salon gecenin bir yarısı savaş alanına döndü. Ancak Karamahmutoğlu ve arkadaşlarının kavgaya taraf olarak sandalyeleri ve masaları seçmeleri ilginçti. Çünkü diğer adayları destekleyen hiç kimse Karamahmutoğlu'nun karşısına çıkmamaya özen gösterdi.

Tuğrul Türkeş'e göre kavgaya "Türkeş'i toprağa gömdük, oğlunu da sandığa gömeceğiz, partiden Türkeş'in adını sileceğiz" sloganlarını atanlar sebep oldu. Ancak kongre salonunda buna benzer sloganların atılmadığı da gözlerden kaçmayacak bir ayrıntıydı. Diğer adaylar ise Tuğrul Türkeş'in kaybedeceğini anlaması üzerine olay çıkararak zaman kazanmaya çalıştığını iddia ediyorlar. Başkan adaylarından İbrahim Çiftçi yaptığı açıklamada, hiç kimsenin "Ben olmazsam MHP olmaz" fikrine kapılmaması gerektiğini belirterek, "Zorbalıkla siyasete başlamak ayıpların en büyüğüdür. Zorbalıkla siyaset yapmaya kalkanlara delegeler gerekli cevabı vermiştir" şeklinde konuşuyor.

Genel Başkan kim?

Kongrenin ertelenmesinden sonra siyasi partiler ve dernekler Kanunu, 6 Temmuz'a kadar parti genel başkanlığını geçici olarak Divan Başkanı'nın yürütmesini öngörüyor. Ancak Tuğrul Türkeş, kendisinin hâlâ genel başkan olduğunu iddia ediyor. Parti iç tüzüğünün 21 ve 29. maddelerine dayanarak genel başkanlık iddiasını sürdüren Türkeş'e karşı diğer adaylar tepki gösteriyor. Partinin işgal edildiğini ileri süren adaylar, 6 Temmuz'a kadar Divan Başkanı Talip Kaban'ı genel başkan olarak tanıyacaklarını belirtiyorlar. MHP'deki uzun vadeli genel başkanlık kavgasından öte 6 Temmuz'a kadar partiyi yönetecek genel başkan konusunda çıkan fikir ayrılığı, MHP'deki kavganın boyutlarını ele vermesi bakımından bir hayli ilginç. Türkeş'in genel başkanlık iddialarına tepki gösteren Devlet Bahçeli etrafındaki blokun bu tepkisini sertleştirmediği gözleniyor. Bahçeli ve ekibi, bir kaç gün içinde genel başkanlık konusundaki tartışmaya son verecek hazırlık yapıyorlar.

Ülkü Ocakları tavrını koydu

Olağanüstü Kongrede Ülkü Ocakları Eski Başkanı Azmi Karamahmutoğlu ve arkadaşlarının tutumuna, kongre esnasında cevap vermemeye özen gösteren Ramiz Ongun ve Devlet Bahçeli yandaşları da yavaş yavaş tavırlarını netleştirmeye başladılar. Karamahmutoğlu'ndan önce Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevini yürüten Alaaddin Aldemir, 300 kişiyi yanına alarak büyük bir gövde gösterisi yaptı. "Başbuğ'un mirası fikirleridir" sloganları ile başlayan bu tavır Aldemir tarafından seslendirildi: "Ülkücüleri legal zeminden ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Delegelere sesleniyoruz, hür iradelerinin sandığa yansımalarının garantisiyiz."

Aldemir, hiç bir adaydan yana olmadıklarına yönelik açıklamasına önümüzdeki günlerde diğer illerden de destek gelmesi bekleniyor. Eski ülkücüler, Karamahmutoğlu'nun çıkışını Ocak töresine aykırı buluyorlar.

Tuğrul Türkeş'in son kozları

Azmi Karamahmutoğlu'nun Olağanüstü Kongre'deki tutumunun Tuğrul Türkeş'i zor durumda bıraktığı da gerçek. Kongreden günlerce önce bir deklarasyonla kendisini destekleyeceklerini açıklayan 49 il başkanının verdiği destekten memnun kalmayan Tuğrul Türkeş'in, bu il başkanlarıyla birebir görüşmeler yapması dikkat çekiyor. Türkeş'in, başkanlardan beklediği desteğin az çıkmasının hesabını sorduğu iddia ediliyor.

Karamahmutoğlu'nun kongre salonundaki tutumunun kendisine puan kaybettirdiğini anlayan Türkeş, ilk açıklamalarında Karamahmutoğlu'nun "İllegalite..."sözlerini "maksadını aşan ifadeler" şeklinde yorumlamasından sonra, Karamahmutoğlu'nu çevresinden uzaklaştırmaya çalıştığı gözleniyor. 6 Temmuz'da yapılacak kongrede Karamahmutoğlu'nun salona dahi alınmayacağı söylentiler arasında.

Gizli lider Ramiz Ongun

Kongrede Tuğrul Türkeş ve Devlet Bahçeli'den sonra en fazla oy alan adaylardan Ramiz Ongun'un MHP'de yarım kalan kongrenin kahramanı olduğu iddia ediliyor. Bu iddiayı ortaya atanlar Ongun için "Üç ay önce partiye döndü ve bu kadar kısa sürede büyük bir destek aldı" yorumunda bulunuyorlar. Tuğrul Türkeş'in de kongrede rakibi olarak en fazla oya sahip Bahçeli'ye değil de Ramiz Ongun'a ağır eleştiriler yöneltmesi bu iddianın gücünü ortaya koyuyor. Devlet Bahçeli'nin genel başkanlığa seçilmesi durumunda, bir kaç yıl içinde Ongun'un partiyi kendisine göre şekillendireceği de aynı çevrelerce dile getiriliyor. Doğu'nun Başbuğ'u olarak anılan Erzurum İl Başkanı Yılma Durak'ı arkasına alan Ongun'un, Avrupa'daki ülkücü teşkilatlarla yakın ilişkisi de gücünü artırıyor.

6 Temmuz'da yapılacak kongrede Devlet Bahçeli ile Tuğrul Türkeş ellerindeki tüm kozlarını kullanacaklar. Tuğrul Türkeş'in karşısındaki blokun çatlamaması durumunda MHP'nin yeni genel başkanının Devlet Bahçeli olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak Tuğrul Türkeş 45 günlük bu süreyi en iyi şekilde değerlendirerek 18 Mayıs'ta aldığı 412 oyluk delege desteğini artırmak için her yolu deneyecek. Bunun için il başkanlarıyla görüşmelerini sürdüren Türkeş'in ilk tur seçimlerinden sonra paniğe kapılarak sertleşmesi "İlk turda aldığı oyu da alamayacak" yorumlarını da beraberinde getiriyor.

Bu arada Alparslan Türkeş'in eşi Seval Türkeş'in "Bir isim üstünde uzlaşma sağlansın" çağrısının her iki tarafça da sessiz karşılanması, bu önerinin ciddiye alınmadığı yorumlarına neden oluyor.