Meclis’te Demokratik Açılım’ın tartışıldığı gün CHP’li Onur Öymen’in 1938 yılındaki Dersim katliamını övmesiyle bütün Türkiye devletin bir zamanlar burada neler yaptığını öğrendi. Şaşırdık. O şaşkınlıkla soluğu Tunceli’de aldık. İnsanlara 38’de yaşananları sorduk. Dinledikçe içimiz burkuldu. Dertlerini fotoğraflara yansıtmaya çalıştık. Tunceli’de yaşı büyük herkes o günleri hatırlıyor. O dönemdeki acılara şahitlik edenlerden biri de Hıdır Sakin. Kendisini tarlada çalışırken bulduk. 83 yaşında ama kazmayı toprağa öyle vuruyor ki… Çok konuşmak istemedi. Sadece “38 olayları acı vermiştir. Ama geride kalmıştır. Oysa 38’den sonra çektiğimiz daha korkunçtur.” dedi.
Günlerce askerlerden kaçtık
O acı günleri yaşayanlardan biri de Şadiye Yüksel. O günlerde 11-12 yaşlarındaydı. Şimdi 83 yaşında. “Biz o zaman çocuktuk.” diyor, “Herkesi topluyorlardı. Babam bizi ormana götürdü. Günlerce askerlerden kaçtık. Bizim aileden sadece amcam öldürüldü. Gerisi kurtuldu. Bir amcam daha vardı. O da hasta olduğu için kurtuldu. Yoksa onu da topladıkları insanların arasına katacaklardı.”
Açmayın o defterleri çocuklar!
“Çocuklar ağladığı zaman ağızlarını kapatıyorduk.” diyor şimdi 100 yaşında olan Yemuş Demir (en üstte). Mağaralarda saklanmışlar, kadınlar korkudan kendilerini suya atmış: “Kötü bir zamandı. Allah kimsenin başına vermesin. Çok acı çektik.” 105 yaşındaki Davut Sönmez (üstte) de benzer şeyler anlatıyor: “Bizim devlete bir zararımız olmadı. Biz silahları teslim etmiştik. Elimizde silahları teslim ettiğimize dair belge de vardı. Buna rağmen çok kişiyi kırdılar. Mareşal (Fevzi Çakmak’ı kastediyor) bölgeye 4-5 gün önce gelseydi bu kadar kırım olmazdı. Gidenleri geri getirmeyin çocuklar. Açmayın o defterleri.”